Masif pulmoner emboli, pulmoner arteriyel sistemin geniş bir bölümünün tıkanması sonucu hemodinamik instabilite ve sağ kalp yetmezliği ile karakterize ciddi ve hayatı tehdit eden bir klinik tablodur. Yoğun bakım koşullarında izlenen kritik hastalarda ve acil tıbbi durumlarda karşılaşılan bu tablo, hızlı tanı ve uygun müdahale gerektirir. Mortalite oranı belirgin biçimde yüksek seyreder.
Pulmoner emboli, sistolik kan basıncı 90 mmHg altında olan veya 15 dakikadan uzun süreyle 40 mmHg üzeri kan basıncı düşüşü gösteren olgular masif pulmoner emboli olarak tanımlanır. Multidisipliner ekip yaklaşımı süreç yönetiminde belirleyici bir rol üstlenir.
Masif Pulmoner Emboli Kimlerde Daha Sık Görülür?
Masif pulmoner emboli açısından bazı klinik durumlar belirgin risk taşır.
Venöz tromboembolizm (VTE) risk faktörleri süreçte temel başlıktır. Virchow triadı (venöz staz, endotel hasarı, hiperkoagülabilite) süreçte rol oynar.
Uzun süreli yatak istirahati, immobilizasyon, uzun süreli yolculuk, hastane yatışı ve yoğun bakım yatışı süreçte risk artışı oluşturur.
Cerrahi sonrası dönem (özellikle ortopedik cerrahi, kalça/diz protezi, abdominal-pelvik cerrahi, beyin cerrahi, kanser cerrahisi) süreçte risk taşır.
Travma süreçte risk taşır. Kırıklar (özellikle uzun kemik), pelvik kırıklar, omurilik yaralanması, kafa travması ve ağır yaralanmalar süreçte yer alır.
Aktif malignite süreçte yüksek risk taşır. Pankreas, mide, beyin, akciğer, kolon ve böbrek kanserleri özellikle yüksek VTE riski gösterir.
Hiperkoagülabilite durumları (kalıtsal trombofili - faktör V Leiden, protrombin G20210A mutasyonu, protein C/S eksikliği, antitrombin eksikliği, hiperhomosisteinemi; antifosfolipid sendromu) süreçte yer alır.
Gebelik ve postpartum dönem süreçte risk taşır.
Oral kontraseptif kullanımı, hormon replasman tedavisi, östrojen tedavisi süreçte yer alır.
Önceki VTE öyküsü süreçte yüksek tekrar riski oluşturur.
Konjestif kalp yetmezliği ve kronik solunum yetmezliği süreçte yer alır.
Akut tıbbi durumlar (kalp yetmezliği, KOAH alevlenmesi, akut enfeksiyonlar) süreçte yer alır.
İleri yaş (özellikle 60 yaş üzeri) süreçte risk taşır.
Obezite, sigara kullanımı, dehidratasyon ve eşlik eden kronik hastalıklar süreçte risk artışı oluşturur.
Santral venöz kateterler süreçte yer alabilir.
Sepsis ve septik şok süreçte risk taşır.
İnflamatuar hastalıklar (inflamatuar bağırsak hastalığı, sistemik lupus eritematozus, nefrotik sendrom) süreçte yer alır.
COVID-19 enfeksiyonu son yıllarda dikkat çeken VTE riskini artıran bir durum olarak değerlendirilmektedir.
Yoğun bakım hastaları süreçte yüksek risk taşır. Uzun süreli immobilizasyon, sedasyon, mekanik ventilasyon, santral venöz kateter, akut hastalık ve diğer risk faktörleri süreçte yer alır.
Masif Pulmoner Emboli Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Masif pulmoner emboli klasik bulguları hızlı gelişen kardiyovasküler ve solunum sistem bulgularıdır.
Kardiyovasküler bulgular süreçte temel önem taşır. Hipotansiyon (sistolik <90 mmHg), şok, taşikardi (>100/dakika), bilinç değişiklikleri, soluk renk değişikliği, soğuk ve nemli cilt, juguler venöz dolgunluk, S3 ve S4 gallop, P2 sertleşmesi, sağ ventrikül yüklenme bulguları ve sistemik perfüzyon bozukluğu süreçte yer alır.
Solunum bulguları süreçte temel önem taşır. Ani başlangıçlı nefes darlığı, takipne (>30/dakika), siyanoz, hipoksemi, hipokapni (erken dönem) veya hiperkapni (geç dönem), göğüs ağrısı (özellikle pleuritik), öksürük, hemoptizi, akciğer dinleme bulgularında değişiklikler ve solunum yetmezliği süreçte yer alır.
Senkop ve presenkop süreçte yer alabilir.
Ani ölüm süreçte yer alabilen ciddi bir komplikasyondur.
Eşlik eden derin ven trombozu (DVT) bulguları süreçte yer alabilir. Tek taraflı bacak şişliği, ağrı, kızarıklık, sıcaklık artışı ve Homan bulgusu süreçte yer alır.
Kardiyak arrest süreçte yer alabilen ciddi bir tablodur. PEA (pulseless electrical activity) veya asistol süreçte yer alabilir.
Wells skoru ve Geneva skoru klinik olasılık değerlendirmesinde kullanılır.
EKG bulguları süreçte yer alır. Sinüs taşikardisi, sağ aks deviasyonu, S1Q3T3 paterni (klasik bulgu; düşük duyarlılık), sağ dal bloku, sağ ventrikül yüklenme bulguları (T inversiyonu V1-V4), aritmiler ve diğer EKG değişiklikleri süreçte yer alır.
Laboratuvar bulguları süreç değerlendirmesinde değerli bilgi sağlar. Tam kan sayımı, biyokimya panel, kan gazı analizi (hipoksemi, hipokapni), D-dimer (yüksek duyarlılık, düşük özgüllük), troponin (sağ ventrikül hasarı), BNP/NT-proBNP (sağ ventrikül stresi), laktat, böbrek fonksiyon testleri ve koagülasyon parametreleri değerlendirilir.
D-dimer normal değer ekarte için kullanılabilir; yüksek değer tanı koydurmaz.
Troponin ve BNP yüksekliği sağ ventrikül stresi ve daha yüksek mortalite riskini gösterir.
Görüntüleme yöntemleri süreçte temel önemdedir. BT pulmoner anjiyografi (CTPA) altın standart tanı yöntemidir. Hızlı uygulanabilir, yüksek duyarlılık ve özgüllük gösterir.
Ventilasyon/perfüzyon (V/Q) sintigrafisi alternatif olabilir. Kontrast madde kullanımının uygun olmadığı durumlarda tercih edilir.
Pulmoner anjiyografi (DSA) altın standart olmakla birlikte invaziv olduğu için rutin olarak kullanılmaz.
Yatak başı ekokardiyografi süreçte değerli olabilir. Sağ ventrikül dilatasyonu, sağ ventrikül disfonksiyonu, sağ ventrikül duvar hareket anomalileri (McConnell bulgusu - apikal segmentin korunması ile orta serbest duvar hipokinezisi), pulmoner hipertansiyon, septal düzleşme, sistemik hipotansiyon değerlendirilir.
Sağ ventrikül disfonksiyonu yüksek mortalite riskini gösterir.
Vena cava inferior dolum durumu değerlendirilir.
Alt ekstremite Doppler ultrasonografi derin ven trombozu değerlendirmesinde kullanılır.
Risk sınıflandırması süreç yönetiminde temel başlıktır. ESC (European Society of Cardiology) kriterleri süreçte kullanılır:
Yüksek risk (masif): Hemodinamik instabilite (şok veya hipotansiyon). Mortalite >15%.
Orta-yüksek risk (submasif): Sağ ventrikül disfonksiyonu + miyokard hasarı belirteçleri (troponin yüksekliği). Mortalite 3-15%.
Orta-düşük risk: Sağ ventrikül disfonksiyonu veya troponin yüksekliği (ikisi birden değil).
Düşük risk: Stabil hemodinami, normal sağ ventrikül fonksiyonu, normal troponin. Mortalite <1%.
Masif Pulmoner Emboli Nedenleri Nelerdir?
Masif pulmoner embolinin temel nedeni venöz tromboembolizm (VTE) sürecinde gelişen derin ven trombozudur.
Derin ven trombozu (DVT) genellikle alt ekstremite derin venlerinde (femoral, popliteal, iliak) gelişir.
Trombüs koparak pulmoner arteriyel sisteme ulaşır.
Büyük trombüsler veya çok sayıda trombüs pulmoner arteriyel sistemin geniş bölümünü tıkayabilir.
Geniş tıkanıklık ani sağ kalp yüklenmesine yol açar.
Sağ ventrikül dilatasyonu ve disfonksiyonu süreçte gelişir.
Septal düzleşme sol ventrikül dolumunu olumsuz etkiler. Kardiyak çıkış azalır.
Sistemik hipotansiyon ve şok süreçte gelişir.
Hipoksemi ve hiperkapni süreçte gelişir.
Koroner perfüzyon azalır. Miyokard iskemisi ve sağ ventrikül infarktüsü gelişebilir.
Aritmiler süreçte yer alabilir.
Ani ölüm süreçte yer alabilir.
Diğer pulmoner emboli nedenleri arasında yağ embolisi (kemik kırıkları sonrası), hava embolisi (santral venöz kateter manipülasyonu, dalış), amniyon sıvı embolisi (gebelik komplikasyonu), tümör embolisi, septik emboliler (endokardit), parazit embolisi ve diğerleri yer alır.
Virchow triadı patogenezde temel rol oynar. Venöz staz (immobilizasyon, kalp yetmezliği), endotel hasarı (travma, cerrahi, kateter) ve hiperkoagülabilite (kanser, genetik trombofili, ilaçlar) süreçte yer alır.
Masif Pulmoner Emboli Tanısı Nasıl Konulur?
Tanı klinik değerlendirme, klinik olasılık skorlaması, laboratuvar incelemeleri ve görüntüleme yöntemleri ile konulur.
Klinik değerlendirmede vital bulgular, fizik muayene, eşlik eden bulgular, risk faktörleri, başlangıç zamanı ve klinik şiddet değerlendirilir.
Wells skoru ve Geneva skoru klinik olasılık değerlendirmesinde kullanılır. Klinik şüphe yüksekse görüntüleme planlanır.
Masif pulmoner emboli tanısı klinik olarak hemodinamik instabilite (şok veya hipotansiyon) varlığı ile konulur.
Hızlı stabilizasyon ve hızlı tanı süreç yönetiminde temel başlıktır.
BT pulmoner anjiyografi (CTPA) altın standart tanı yöntemidir. Hızlı uygulanabilir, yüksek duyarlılık (>%95) ve özgüllük (>%95) gösterir.
Pulmoner arteriyel sistemde dolma defektleri, trombüs varlığı, embolinin yeri ve seviyesi değerlendirilir.
Sağ ventrikül/sol ventrikül çapı oranı >0.9 sağ ventrikül disfonksiyonunu işaret eder.
BT eşlik eden patolojiler (akciğer infarktı, plevral effüzyon, akciğer ödemi) değerlendirmede de değerlidir.
Kontrast madde alımı uygun olmayan hastalarda ventilasyon/perfüzyon (V/Q) sintigrafisi alternatif olabilir.
Pulmoner anjiyografi (DSA) invaziv olduğu için rutin değildir; ancak girişim planlanan olgularda kullanılır.
Yatak başı ekokardiyografi hemodinamik instabilite olan hastalarda hızlı değerlendirme sağlar.
Sağ ventrikül disfonksiyonu, sağ ventrikül dilatasyonu, McConnell bulgusu, pulmoner hipertansiyon, septal düzleşme ve sistemik etkiler değerlendirilir.
Transözofageal ekokardiyografi seçilmiş olgularda santral trombüs (sağ kalp veya pulmoner arter trombüsü) görüntülenmesinde değerli olabilir.
Alt ekstremite Doppler ultrasonografi DVT değerlendirmesinde kullanılır.
Laboratuvar incelemelerinde D-dimer (yüksek negatif prediktif değer), troponin (sağ ventrikül hasarı), BNP/NT-proBNP (sağ ventrikül stresi), kan gazı analizi, laktat, koagülasyon parametreleri, böbrek fonksiyon testleri ve diğer parametreler değerlendirilir.
EKG temel önemdedir. Sinüs taşikardisi yaygın bulgudur. S1Q3T3 paterni klasik ancak az duyarlıdır.
Akciğer grafisi nonspesifiktir; ancak diğer nedenleri (pnömoni, pnömotoraks, kalp yetmezliği) ekarte etmede değerlidir.
Ayırıcı tanıda akut miyokard infarktüsü, akut sağ kalp yetmezliği, kardiyak tamponad, gerilim pnömotoraksı, akut akciğer ödemi, septik şok, hemorajik şok, anafilaksi, aort diseksiyonu ve diğer akut klinik tablolar değerlendirilir.
Masif Pulmoner Emboli Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?
Masif pulmoner emboli yönetimi multidisipliner ekip yaklaşımı, hızlı tanı, hemodinamik stabilizasyon, reperfüzyon tedavisi ve eşlik eden komplikasyonların yönetimi gerektirir.
İlk müdahale aşamasında hava yolu, solunum ve dolaşım stabilizasyonu sağlanır.
Oksijen desteği süreçte temel başlıktır. Hipoksemi düzeltilir.
Mekanik ventilasyon gerektiğinde uygulanır. Pozitif basınçlı ventilasyon sağ ventrikül üzerindeki yükü artırabileceği için dikkatli yönetilmesi gereklidir.
Sıvı resüsitasyonu dikkatli yapılır. Aşırı sıvı sağ ventrikül dilatasyonunu artırabilir ve klinik durumu kötüleştirebilir. Genellikle 500 mL kristaloid bolus ile başlanır.
Vazopresör tedavi sürecte temel başlıktır. Norepinefrin tercih edilen seçenektir. Sistemik vasküler direnci artırır ve koroner perfüzyonu destekler.
Dobutamin ve diğer inotrop ajanlar sağ ventrikül fonksiyonunu destekleyebilir.
Antikoagülan tedavi süreçte temel başlıktır. Heparin (fraksiyone olmayan) intravenöz başlangıç dozu (80 IU/kg bolus + 18 IU/kg/saat infüzyon) ile uygulanır. aPTT 1.5-2.5 kat hedef değerinde tutulur.
Düşük molekül ağırlıklı heparin alternatif olabilir; ancak masif pulmoner embolide ve reperfüzyon tedavisi planlanan olgularda fraksiyone olmayan heparin tercih edilir.
Reperfüzyon tedavisi süreç yönetiminin temel başlıklarındandır.
Sistemik trombolitik tedavi masif pulmoner embolide birinci basamak tedavidir. Alteplaz (rtPA), reteplaz, tenekteplaz veya ürokinaz süreçte kullanılır.
Alteplaz 100 mg IV 2 saat infüzyon olarak uygulanır. Alternatif olarak 0.6 mg/kg IV 15 dakika boyunca (maksimum 50 mg) uygulanabilir.
Kardiyak arrest durumunda 50 mg alteplaz bolus IV olarak uygulanabilir.
Trombolitik tedavi kontrendikasyonları arasında aktif kanama, son zamanlarda inme (3 ay içinde), son zamanlarda intrakraniyal cerrahi (3 hafta içinde), kafa travması, son zamanlarda majör cerrahi, kanama bozuklukları, ileri hipertansiyon (200/120 mmHg üzeri) ve gebelik yer alır.
Submasif pulmoner embolide trombolitik tedavi tartışmalıdır. Yüksek riskli orta-yüksek risk gruplarında düşünülebilir.
Kateter-yönlendirilmiş tromboliz süreçte alternatif bir seçenektir. Pulmoner arter içine direkt fibrinolitik ilaç uygulanır. Daha düşük doz fibrinolitik ile etkili reperfüzyon sağlar. Kanama riski daha düşük olabilir.
Mekanik trombektomi süreçte değerli bir seçenektir. Aspirasyon trombektomi, mekanik kırma ve aspirasyon ve diğer cihazlar süreçte kullanılır.
Cerrahi embolektomi seçilmiş olgularda uygulanır. Kardiyopulmoner bypass altında pulmoner arterdeki trombüs cerrahi olarak çıkarılır.
Cerrahi embolektomi endikasyonları arasında trombolitik tedavi kontrendike olan hastalar, trombolitik tedavi başarısız olan hastalar ve serbest yüzen sağ kalp trombüsü olan hastalar yer alır.
Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu (ECMO) refrakter kardiyovasküler kollaps durumunda seçilmiş olgularda uygulanır. Reperfüzyon tedavisine köprü olarak değerli olabilir.
Vena cava inferior (VCI) filtresi antikoagülan tedavi kontrendike olan ya da antikoagülasyona rağmen tekrarlayan PE olan hastalarda değerlendirilir.
Eşlik eden tabloların yönetimi süreçte temel başlıktır.
Kardiyak arrest yönetiminde standart ileri yaşam desteği protokolleri uygulanır. Hemen trombolitik tedavi ve uzun süreli CPR değerlendirilebilir.
Pulmoner emboli yanıt ekipleri (PERT) bazı merkezlerde aktif yönetim sağlar.
Uzun dönem antikoagülan tedavi süreç yönetiminin temel başlığıdır. Düşük molekül ağırlıklı heparin, oral antikoagülanlar (warfarin) veya direkt oral antikoagülanlar (apiksaban, rivaroksaban, edoksaban, dabigatran) kullanılır.
Tedavi süresi etiyolojiye göre planlanır. Geçici risk faktörü varlığında 3-6 ay, sebepsiz PE'de süresiz, kanser ilişkili VTE'de süresiz (en az 6 ay) önerilir.
Multidisipliner ekip yaklaşımı süreç yönetiminin temel taşıdır. Pulmonoloji, kardiyoloji, yoğun bakım, girişimsel radyoloji, kalp ve damar cerrahisi, hematoloji, anesteziyoloji ve hemşirelik ekiplerinin koordineli çalışması süreç yönetimine katkı sağlar.
Masif Pulmoner Emboli Komplikasyonları Nelerdir?
Masif pulmoner emboli sürecinde çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Kardiyak arrest, sağ kalp yetmezliği, kardiyojenik şok, multipl organ disfonksiyonu sendromu, akciğer infarktüsü, kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon (CTEPH), kanama komplikasyonları, mortalite ve uzun dönem etkiler süreçte yer alabilen ciddi tablolardır.
Mortalite riski masif pulmoner embolide belirgin biçimde yüksek seyreder. Hospitalize edilen masif pulmoner embolide mortalite %25-65 düzeyinde olabilir. Tedavi edilmeyen olgularda mortalite %60-90'a ulaşabilir.
Kardiyak arrest süreçte yer alabilen ciddi bir komplikasyondur. PEA (pulseless electrical activity) veya asistol süreçte yer alır.
Sağ kalp yetmezliği ve kardiyojenik şok süreçte temel komplikasyonlardır.
Akciğer infarktüsü süreçte yer alabilir.
Tekrar emboli süreçte yer alabilir.
Kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon (CTEPH) süreçte yer alabilen uzun dönem komplikasyondur. CTEPH yaklaşık olgularda %2-4 oranında gelişir. Sürekli pulmoner hipertansiyon, sağ kalp yetmezliği ve egzersiz toleransında azalma ile karakterizedir.
Reperfüzyon tedavisine bağlı kanama komplikasyonları süreçte yer alır. İntrakraniyal kanama, gastrointestinal kanama, ekstrakraniyal kanama ve diğer kanamalar süreçte yer alabilir.
Trombolitik tedaviye bağlı kanama riski yaklaşık %10 düzeyindedir. İntrakraniyal kanama riski %1-3 düzeyindedir.
Antikoagülan tedaviye bağlı kanama komplikasyonları süreçte yer alır.
Sekonder enfeksiyonlar, derin ven trombozu post-trombotik sendrom, uzun süreli mekanik ventilasyon ihtiyacı ve diğer komplikasyonlar süreçte yer alabilir.
Cerrahi embolektomi sonrası komplikasyonlar süreçte yer alabilir.
Uzun dönemde post-PE sendromu (egzersiz toleransında azalma, dispne, anksiyete, depresyon), fonksiyonel kayıplar, yaşam kalitesinde değişiklikler ve sosyoekonomik etkiler değerlendirilen konulardır.
Masif Pulmoner Emboli Nasıl Gelişir?
Masif pulmoner emboli süreci derin ven trombozundan trombüs koparması ve pulmoner arteriyel sisteme ulaşması ile başlar.
Trombüs alt ekstremite derin venlerinden (femoral, popliteal, iliak) köken alır.
Pulmoner arteriyel sistemde geniş tıkanıklık gelişir. Ana pulmoner arter, sağ veya sol pulmoner arter veya çok sayıda dal etkilenebilir.
Pulmoner arteriyel direnç ani biçimde artar.
Sağ ventrikül akut basınç yüküne maruz kalır.
Sağ ventrikül dilatasyonu ve disfonksiyonu süreçte gelişir.
Septal düzleşme sol ventrikül dolumunu olumsuz etkiler.
Sol ventrikül preload azalır. Kardiyak çıkış düşer.
Sistemik hipotansiyon gelişir.
Koroner perfüzyon azalır. Miyokard iskemisi süreçte yer alabilir. Sağ ventrikül infarktüsü gelişebilir.
Aritmiler süreçte yer alabilir.
Hipoksemi ve hiperkapni süreçte gelişir. Ventilasyon-perfüzyon dengesizliği, ölü boşluk artışı ve şant süreçte yer alır.
İnflamatuar yanıt süreçte gelişebilir.
Çoklu organ disfonksiyonu sendromu (MODS) süreçte yer alabilir.
Kardiyak arrest ve ani ölüm süreçte yer alabilir.
Tedavi süreci ile hemodinamik stabilizasyon, antikoagülan tedavi, reperfüzyon tedavisi (sistemik trombolitik, kateter-yönlendirilmiş tromboliz, mekanik trombektomi, cerrahi embolektomi) ve eşlik eden komplikasyonların yönetimi sürdürülür. Erken müdahale prognoz açısından temel önemdedir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Masif pulmoner emboli şüphesi olan tüm durumlarda hemen tıbbi yardım gerekir. 112 acil servisi aranmalı ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Ani başlangıçlı şiddetli nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, senkop, presenkop, hemoptizi, takipne ve bilinç değişiklikleri durumunda acil değerlendirme gereklidir.
VTE risk faktörleri olan bireylerde (yakın zamanda cerrahi, immobilizasyon, uzun seyahat, gebelik, malignite, hormon tedavisi, önceki VTE öyküsü) benzer yakınmalar dikkatle değerlendirilmelidir.
VTE profilaksisi yüksek riskli hastalarda temel başlıktır. Düşük molekül ağırlıklı heparin, fondaparinuks, direkt oral antikoagülanlar ve mekanik profilaksi (kompresyon çorapları, intermitan pnömatik kompresyon) klinik gereksinime göre uygulanır.
Uzun süreli yatak istirahati, uzun seyahat ve immobilizasyon durumlarında önleyici stratejiler (sık hareket, sıvı alımı, kompresyon çorapları) süreçte değerlidir.
Erken mobilizasyon süreç önlemede temel başlıktır.
Sekonder önleme süreçte temel başlıktır. Uzun dönem antikoagülan tedavi (etiyolojiye göre), risk faktörlerinin yönetimi ve düzenli takip sürdürülür.
Antikoagülan tedavi reçete edilen hastalarda ilaç uyumu sürdürülmelidir.
Yoğun bakım sonrası taburculuk döneminde de süren nefes darlığı, çarpıntı, egzersiz toleransında azalma ve post-PE sendromu bulguları hekim değerlendirmesi gerektirir.
Düzenli pulmonoloji ve kardiyoloji takipleri sürdürülür.
CTEPH gelişimi açısından izlem süreçte değerlidir. Pulmoner hipertansiyon bulguları (nefes darlığı, egzersiz toleransında azalma, senkop) değerlendirilir.
Hasta ve aile eğitimi süreç hakkında bilgilendirme, sekonder olay belirtileri, ilaç uyumu, risk faktörlerinin yönetimi ve düzenli takip hakkında bilgi sağlar.
Son Değerlendirme
Masif pulmoner emboli, hızlı tanı ve uygun yönetim ile kontrol altına alınabilen ciddi ve hayatı tehdit eden bir klinik tablodur. Hemodinamik stabilizasyon, antikoagülan tedavi, reperfüzyon tedavisi (sistemik trombolitik, kateter-yönlendirilmiş tromboliz, mekanik trombektomi, cerrahi embolektomi), uzun dönem antikoagülan tedavi ve sekonder önleme süreç yönetiminin temel başlıklarını oluşturur.
Multidisipliner ekip yaklaşımı süreç yönetiminin temel taşıdır. Pulmonoloji, kardiyoloji, yoğun bakım, girişimsel radyoloji, kalp ve damar cerrahisi, hematoloji, anesteziyoloji ve hemşirelik ekiplerinin koordineli çalışması süreç yönetimine katkı sağlar.
Pulmoner emboli yanıt ekipleri (PERT) bazı merkezlerde aktif yönetim sağlar.
Önleyici stratejiler, VTE profilaksisi, erken mobilizasyon, risk faktörlerinin yönetimi ve düzenli takip masif pulmoner emboli sıklığının azaltılmasında temel başlıklardandır.
Koru Hastanesi Yoğun Bakım bölümünde uzman hekimlerimiz, pulmonoloji, kardiyoloji, girişimsel radyoloji, kalp ve damar cerrahisi, hematoloji ve anesteziyoloji ekipleri ile koordineli çalışarak masif pulmoner emboli yaşayan hastalarımızın yanında durmaktadır. Donanımlı ünitelerimiz, modern monitörizasyon sistemlerimiz ve titiz izlem süreçlerimiz ile hasta güvenliğinin sağlanması temel önceliğimizdir.
Bilgilendirme: Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hekim muayenesi, tanı ya da tedavi yerine geçmez. Kişisel sağlık durumunuza yönelik kararlar için mutlaka hekiminize danışınız. Yazıda yer alan bilgiler güncel tıbbi yaklaşımlara dayalı olsa da bireysel değerlendirme her zaman uzman hekim tarafından yapılmalıdır.












