Beyin ve Sinir Cerrahisi

Hipofiz Tümörü

Hipofiz tümörü hormonal dengesizliklere ve görme sorunlarına neden olabilir. Koru Hastanesi olarak tümörün belirtilerini, tanı sürecini ve hormonal etkilerini kapsamlı şekilde değerlendiriyoruz.

Hipofiz tümörü, beynin alt tarafında yer alan ve vücudun ana hormonal düzenleyici merkezi olarak işlev gören hipofiz bezinde gelişen kitle oluşumlarıdır. Hipofiz bezi, sphenoid kemikteki sella turcica adı verilen küçük bir kemik çukurda yerleşmiş, yaklaşık bir nohut büyüklüğünde olan bir endokrin organdır. Bu bez, ön (adenohipofiz) ve arka (nörohipofiz) olmak üzere iki ana bölümden oluşur ve büyüme hormonu, prolaktin, ACTH (adrenokortikotropik hormon), TSH (tiroid uyarıcı hormon), FSH ve LH (gonadotropinler), antidiüretik hormon ve oksitosin gibi pek çok hayati hormonun üretiminden sorumludur. Hipofiz tümörlerinin neredeyse tamamı (%95'in üzerinde) iyi huylu (benign) adenom yapısındadır; kanser nitelikli karsinomalar son derece nadirdir.

Hipofiz tümörleri, klinik tablo ve hormonal aktivite açısından geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Hormon üreten (fonksiyonel) adenomlar ürettikleri hormona göre özgün klinik tablolarla seyrederken, hormon üretmeyen (nonfonksiyonel) adenomlar genellikle baskıya bağlı bulgularla, en sık olarak görme alanı kayıpları ve baş ağrısı ile ortaya çıkar. Tümörler büyüklüklerine göre de sınıflandırılır: 1 santimetreden küçük olanlar mikroadenom, 1 santimetre ve üzerindekiler makroadenom olarak adlandırılır. Modern endokrinoloji, beyin ve sinir cerrahisi, radyasyon onkolojisi ve oftalmoloji bölümleri arasındaki iş birliği, hipofiz tümörlerinin değerlendirilmesi, izlemi ve uygun yöntemlerle yönetimi konusunda kapsamlı olanaklar sunar.

Kimlerde Daha Sık Görülür?

Hipofiz tümörleri her yaşta görülebilen tablolardır, ancak farklı tipleri farklı yaş gruplarında daha sık karşımıza çıkar. Prolaktinoma (prolaktin üreten adenom), en sık görülen fonksiyonel hipofiz tümörüdür ve özellikle genç yetişkin kadınlarda (20-40 yaş arası) belirgin biçimde yaygındır. Büyüme hormonu üreten adenomlar (akromegali ve gigantizm), sıklıkla 30-50 yaş arası bireylerde tanı alır. ACTH üreten adenomlar (Cushing hastalığı), 25-45 yaş arası bireylerde, özellikle kadınlarda daha sık karşımıza çıkar. Nonfonksiyonel adenomlar ise sıklıkla ileri yaş grubunda (50-70 yaş) ve genellikle erkeklerde tanı alır.

Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde, prolaktinoma kadınlarda erkeklere göre belirgin biçimde daha sık tanı alır. Bu farkın altında yatan nedenlerden biri, kadınlarda menstrüel siklus düzensizlikleri ve süt salgısı (galaktore) gibi belirtilerin daha erken klinik dikkati çekmesidir. Erkeklerde ise prolaktinoma sıklıkla daha geç dönemde, cinsel işlev bozukluğu veya kitle etkisi bulgularıyla tanı alır. Cushing hastalığı kadınlarda erkeklere göre 3-5 kat daha sık görülürken, akromegali her iki cinsiyette benzer sıklıkta karşımıza çıkar. Nonfonksiyonel adenomlar erkeklerde biraz daha sık görülebilir.

Aile öyküsünde multipl endokrin neoplazi sendromları (MEN-1, MEN-4), Carney kompleksi, ailesel izole hipofiz adenomu (FIPA), McCune-Albright sendromu gibi nadir genetik tablolar bulunan bireyler hipofiz tümörü açısından risk grubunda yer alır. Bu sendromlar otozomal dominant ya da diğer kalıtım modelleriyle aktarılabilir ve birden fazla endokrin bezi tümörünün bir arada bulunmasıyla seyredebilir. Birinci derece yakınlarında erken yaşta hipofiz tümörü tanısı olan bireylerin kapsamlı endokrinolojik değerlendirmeden geçmesi seçilmiş durumlarda önerilebilir.

Eşlik eden tıbbi durumlar arasında nadir görülen genetik sendromlar dışında belirgin sistemik bir risk faktörü tanımlanmamıştır. Çoğu hipofiz tümörü herhangi bir altta yatan tetikleyici saptanmadan ortaya çıkar. Bununla birlikte, daha önce kafa bölgesine radyoterapi almış bireylerde yıllar sonra hipofiz tümörü gelişme olasılığı artabilir. Ayrıca bazı kronik hastalıklara eşlik eden hormonal değişiklikler (uzun süreli birincil hipotiroidi gibi) hipofiz bezinde adaptif büyümeye yol açabilir ve görüntüleme yöntemlerinde tümör olarak değerlendirilebilir; bu nedenle tanı süreci dikkatli bir endokrinolojik değerlendirme gerektirir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Hipofiz tümörlerinin belirtileri, tümörün hormon üretip üretmediğine, üretilen hormonun türüne, tümörün boyutuna ve komşu yapılara olan basısına göre büyük farklılık gösterir. Hormon üreten tümörler özgün hormonal sendromlarla karşımıza çıkar. Prolaktinomada kadınlarda menstrüel siklus düzensizliği, adet kesilmesi (amenore), kısırlık, süt salgısı (galaktore), erkeklerde ise libido azalması, ereksiyon sorunları, kısırlık, jinekomasti (göğüs büyümesi) ve nadiren süt salgısı görülebilir. Bu belirtiler kadınlarda sıklıkla erken dönemde dikkat çekerken, erkeklerde daha geç farkına varılabilir.

Büyüme hormonu üreten adenomlarda klinik tablo, büyüme plakası kapanmamış çocuklarda gigantizm (devasa büyüme), kapanmış erişkinlerde ise akromegali olarak adlandırılır. Akromegalide eller ve ayakların büyümesi, yüz hatlarının kabalaşması, çene ilerlemesi, dişler arasında aralıkların açılması, dilin büyümesi (makroglossi), ses kalınlaşması, eklem ağrıları, terleme artışı, deride kalınlaşma, yüzük ve ayakkabı boyutlarının değişmesi tipiktir. Bu hastalarda diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, kalp yetmezliği ve kalın bağırsak poliplerinin sıklığı artar.

ACTH üreten adenomlar Cushing hastalığı tablosuyla seyreder. Bu hastalarda yüzde dolgunluk (ay yüzü), boyun arka tarafında yağ birikimi (manda hörgücü), gövdesel obezite, ince kollar ve bacaklar, ciltte morluk eğilimi, mor renkli derin çatlaklar (stria), kas zayıflığı, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz, kadınlarda hirsutizm (erkek tipi tüylenme), menstrüel düzensizlikler ve psikolojik değişiklikler (depresyon, kaygı bozukluğu) görülebilir. TSH üreten adenomlar nadirdir ve hipertiroidi bulgularıyla karşımıza çıkabilir.

Nonfonksiyonel adenomlar hormonal belirti vermediğinden sıklıkla kitle etkisi bulgularıyla tanı alır. Bu hastalarda en sık karşılaşılan yakınmalar baş ağrısı ve görme alanı kayıplarıdır. Hipofiz tümörünün yukarı doğru büyüyerek optik kiazma (görme sinirlerinin çapraz yaptığı yapı) üzerine bası yapması, klasik olarak iki tarafta da görme alanının dış kısımlarının kaybedildiği bitemporal hemianopsi tablosuna yol açar. Hastalar yan görüşlerinin azaldığını, karşıdan gelen araç veya kişileri geç fark ettiklerini ifade edebilir. Tümörün büyümesi optik sinire bası yaparak görme keskinliğinde azalmaya da neden olabilir.

Hipofiz bezinde tümöre bağlı baskı nedeniyle normal hormon üretiminin azalması (hipopituitarizm) hipogonadizm, hipotiroidi, adrenal yetmezlik ve büyüme hormonu eksikliği gibi tablolarla seyredebilir. Hastalarda halsizlik, soğuğa intolerans, kilo değişiklikleri, libido azalması, kuru cilt ve adet düzensizlikleri görülebilir. Tümörün kavernöz sinüse uzanması sonucu kranial sinir tutulumlarına bağlı çift görme, göz hareketlerinde kısıtlılık, göz kapağı düşüklüğü ve yüzde uyuşma gözlenebilir. Hipofiz apopleksisi olarak adlandırılan ani başlangıçlı tablo, tümör içinde gelişen kanama veya enfarktüse bağlıdır; ani şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu, bilinç değişikliği ve akut hormonal yetmezlik belirtileri ile karşımıza çıkar; nöroşirürjikal acil bir durumdur.

Nedenleri Nelerdir?

Hipofiz tümörlerinin altında yatan nedenler büyük ölçüde tek bir hücreden köken alan klonal değişikliklerle açıklanır. Hipofiz adenomları, ön hipofiz bezindeki belirli bir hücre tipinin (örneğin prolaktin üreten laktotrop hücreler) kontrolsüz çoğalmasıyla gelişir. Bu kontrolsüz çoğalmanın altında yatan moleküler mekanizmalar arasında belirli onkogenlerin aktivasyonu (özellikle GNAS, USP8 gibi), tümör baskılayıcı genlerin işlev kaybı ve hücre döngüsünü düzenleyen genlerdeki değişiklikler yer alır. Çoğu hipofiz adenomu sporadik (kendiliğinden) olarak gelişir ve altında yatan kalıtsal bir neden saptanmaz.

Kalıtsal hipofiz tümörü sendromları, vakaların yaklaşık %5'inde söz konusudur. Multipl endokrin neoplazi tip 1 (MEN-1), MEN1 geninin mutasyonu sonucu gelişen otozomal dominant geçişli bir sendromdur; hipofiz adenomları yanında paratiroid bezi ve pankreas adacık hücre tümörleri görülebilir. MEN-4, CDKN1B geni mutasyonuyla ilişkilidir ve benzer klinik özellikler gösterebilir. Carney kompleksi, PRKAR1A geni mutasyonu sonucu gelişir ve cilt pigmentasyonu, ciltteki miksomalar ve hipofiz adenomları gibi çoklu tümörlerle seyredebilir. Ailesel izole hipofiz adenomu (FIPA) ailelerinde AIP geni mutasyonu sıklıkla saptanır ve genç yaşta agresif büyüme gösteren adenomlara yol açabilir.

McCune-Albright sendromu, GNAS geni mozaik mutasyonu sonucu gelişen ve cilt lekeleri, kemik displazisi ve endokrinopatilerle seyreden bir tablodur; hipofizden büyüme hormonu üreten adenomlar bu sendromda görülebilir. Daha önce kafa bölgesine radyoterapi öyküsü olan bireylerde, yıllar sonra hipofiz adenomu gelişme olasılığı arttığı bildirilmiştir. Bu nedenle çocukluk döneminde kafa radyoterapisi alan bireylerin uzun dönem hormonal izlemleri büyük önem taşır.

Hipotalamustan salgılanan düzenleyici hormonların aşırı uyarı yapması, hipofiz hücrelerinin uzun süreli aşırı uyarımı sonucu adenom gelişimine katkıda bulunabilir. Birincil hipotiroidi gibi tablolarda TRH artışı, hipofizdeki TSH üreten hücrelerin sürekli uyarılmasına ve sekonder olarak hipofiz bezinin büyümesine yol açabilir; bu durum görüntülemede tümör olarak değerlendirilebilir. Uygun tedavi sonrasında bu büyüme gerileyebilir. Bu nedenle hipofiz görüntüleme bulgularının her zaman klinik ve laboratuvar verilerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Çoğu vakada bireysel düzeyde belirli bir neden saptanamaz; yaşa, cinsiyete ve genel sağlık durumuna ek olarak rastlantısal genetik değişikliklerin etkili olduğu kabul edilmektedir. Tümörlerin biyolojik davranışı, büyüme hızı, invazif özellikleri ve hormonal aktiviteleri kişiden kişiye büyük farklılık gösterir; bu özellikler uygun yönetim planının oluşturulmasında belirleyici rol oynar.

Tanısı Nasıl Konulur?

Hipofiz tümörlerinin tanısı, klinik şüphenin uyanmasıyla başlar ve hormonal değerlendirmeler ile görüntüleme yöntemlerinin birlikte ele alınmasıyla şekillenir. Tıbbi öyküde menstrüel düzensizlikler, kısırlık, süt salgısı, libido değişiklikleri, ele ve ayakta büyüme, yüz hatlarında değişme, kilo ve görünüm değişiklikleri, baş ağrısı ve görme bozuklukları sistemli olarak sorgulanır. Aile öyküsü, daha önce alınan kafa radyoterapisi ve kullanılan ilaçlar (özellikle prolaktin düzeylerini etkileyebilen ilaçlar: bazı antidepresanlar, antipsikotikler, bulantı kesiciler) değerlendirilir.

Fizik muayene; vücut yapısının değerlendirilmesi (Cushing hastalığı bulgularını araştırmak), el ve ayak büyüklüğü, yüz hatları, cilt değişiklikleri, görme alanı muayenesi (konfrontasyon yöntemiyle), kranial sinir muayenesi, kan basıncı ölçümü ve genel endokrinolojik değerlendirmeyi içerir. Hormonal değerlendirmeler tanının önemli bir basamağıdır. Prolaktin, IGF-1 (akromegali değerlendirmesi için), kortizol ve ACTH (Cushing değerlendirmesi için), TSH, serbest T4, FSH, LH, östradiol/testosteron, gerektiğinde dinamik testler (deksametazon supresyon testi, oral glikoz tolerans testi ile büyüme hormonu süpresyonu, dehidroepiandrosteron sülfat ölçümleri) hekim önerisiyle planlanır.

Manyetik rezonans görüntüleme (MR), hipofiz bezinin değerlendirilmesinde altın değerli yöntemdir. Hipofize özgü ince kesitli, kontrastlı MR protokolleri ile mikroadenomlar (1 santimetreden küçük tümörler) dahi gösterilebilir. Tümörün boyutu, optik kiazmaya basısı, kavernöz sinüse uzanımı, hemorajik bileşeni ve eşlik eden bulgular bu yöntemle değerlendirilir. Görme alanı muayenesi (perimetri), özellikle 1 santimetreden büyük adenomlarda zorunludur; optik kiazma basısı olan hastalarda klasik olarak bitemporal hemianopsi tablosu saptanır. Görme keskinliği değerlendirmesi, optik koherens tomografi gibi ileri oftalmolojik tetkikler tamamlayıcı bilgi sağlayabilir.

Görüntülemede tesadüfen saptanan ve belirti vermeyen hipofiz lezyonları "hipofiz insidentaloması" olarak adlandırılır ve giderek artan sıklıkta tanı alır. Bu lezyonların tamamı tümör olmayabilir; kistler (Rathke kleft kisti), enflamatuvar tablolar (lenfositik hipofizit), kraniofarenjiom, meningiom, kordoma ve diğer sella bölgesi kitleleri ile ayırıcı tanı yapılır. İnsidentalomalı hastalarda hormonal aktivite olup olmadığının değerlendirilmesi ve uygun izlem planı oluşturulması büyük önem taşır.

İleri durumlarda inferior petrosal sinüs örneklemesi gibi invaziv testler, ACTH üreten kaynağın hipofiz mi yoksa ektopik mi olduğunu ayırt etmek için planlanabilir. Genetik testler, kalıtsal sendrom şüphesi olan ya da ailede erken yaşta hipofiz tümörü öyküsü bulunan hastalarda değerlendirilebilir. Ayırıcı tanı süreci ve uygun değerlendirme planı, endokrinoloji, nöroşirürji, radyoloji ve oftalmoloji bölümleri arasındaki iş birliği ile yürütülür.

Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?

Hipofiz tümörlerinin yönetimi, tümörün tipine, boyutuna, hormonal aktivitesine, klinik tabloya ve hastanın genel durumuna göre bireysel olarak planlanır. Prolaktinoma yönetiminin temelini ilaç yaklaşımı oluşturur. Dopamin agonistleri (kabergolin, bromokriptin), prolaktin düzeylerini düşürmede ve tümör boyutunu küçültmede oldukça etkili olabilen ilaçlar olarak değerlendirilir; pek çok hastada cerrahi gereksinim doğmadan yönetim sağlanabilir. İlaçlara yetersiz yanıt veren, ilaç yan etkilerini tolere edemeyen ya da ilaç altında bile büyüme gösteren hastalarda cerrahi seçenek değerlendirilir.

Diğer fonksiyonel adenomlarda cerrahi yaklaşım sıklıkla birinci basamak olarak planlanır. Transsfenoidal cerrahi, burun yoluyla sfenoid sinüsten geçilerek sella turcica'ya ulaşılan, mikroskobik veya endoskopik tekniklerle uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem, deneyimli ellerde düşük komplikasyon oranı ile etkili sonuçlar sağlayabilir. Geniş, supraseller uzanımı belirgin olan veya transsfenoidal yaklaşımla ulaşılamayan tümörlerde transkraniyal cerrahi yaklaşım gerekebilir. Cerrahi planlama, beyin ve sinir cerrahı tarafından multidisipliner ekip yaklaşımıyla yapılır.

Akromegali ve Cushing hastalığı yönetiminde cerrahi başarı oranı, tümörün boyutu ve invazivlik derecesiyle yakından ilişkilidir. Cerrahi sonrası kalıcı veya rezidüel hastalık olan vakalarda ilaç yaklaşımları planlanır. Akromegalide somatostatin analogları (oktreotid, lanreotid), büyüme hormonu reseptör antagonisti (pegvisomant) ve dopamin agonistleri farklı stratejiler olarak kullanılabilir. Cushing hastalığında kortizol üretimini ya da etkisini bloke eden ilaçlar (ketokonazol, metirapon, mifepriston, pasireotid, osilodrostat) değerlendirilir. TSH üreten adenomlarda somatostatin analogları etkili olabilir.

Nonfonksiyonel makroadenomlarda, görme bulgularına yol açan ya da büyümeye devam eden tümörlerde cerrahi yaklaşım birinci basamak olarak değerlendirilir. Belirti vermeyen küçük adenomlar düzenli izlem ile takip edilebilir. Cerrahi sonrası rezidüel tümör kalan hastalarda izlem ve gerektiğinde radyoterapi planlanabilir. Stereotaktik radyocerrahi (gamma knife) ve fraksiyone radyoterapi, ilaç ve cerrahiye yanıt vermeyen rezidüel tümörlerde uygun seçenekler arasındadır. Radyoterapi sonrası uzun dönemde hipopituitarizm gelişme olasılığı bulunduğundan, dikkatli izlem gerekir.

Hormonal yetmezlik gelişen hastalarda eksik hormonların yerine konması (hormon replasman tedavisi) yönetimin önemli bir parçasıdır. Tiroid hormonu (levotiroksin), glukokortikoid (hidrokortizon), seks hormonları (östrojen/progesteron veya testosteron), büyüme hormonu ve gerektiğinde antidiüretik hormon (desmopressin) hekimin uygun gördüğü düzenleme ile kullanılır. Akut hipofiz apopleksisi durumunda hızlı endokrinolojik müdahale, uygun bulunan hastalarda acil cerrahi yaklaşım planlanır. Bu acil tabloda yüksek doz steroid uygulaması ve yakın izlem büyük önem taşır.

Komplikasyonları Nelerdir?

Hipofiz tümörlerinin komplikasyonları, tümör tipi ve uygulanan yaklaşımlara göre değişkenlik gösterir. Hormon üreten adenomlarda kronik hormonal aşırılığa bağlı sistemik komplikasyonlar gelişebilir. Akromegalide diyabet, hipertansiyon, kalp yetmezliği, uyku apnesi, eklem sorunları ve kalın bağırsak poliplerinin sıklığı artar. Cushing hastalığında diyabet, hipertansiyon, osteoporoz, kas zayıflığı, enfeksiyonlara yatkınlık, derin ven trombozu riski ve psikososyal sorunlar görülür. Prolaktinomada uzun süreli yüksek prolaktin osteoporoz ve kısırlık riskini artırır.

Kitle etkisine bağlı komplikasyonlar arasında görme alanı kayıpları (özellikle bitemporal hemianopsi), görme keskinliğinde azalma, kranial sinir tutulumları (çift görme, göz kapağı düşüklüğü, yüzde uyuşma), hipopituitarizm ve baş ağrısı yer alır. Tümörün hipotalamusa uzanması durumunda iştah, susuzluk, uyku düzeni ve duygu durumda değişiklikler gözlenebilir. İleri yerleşim gösteren tümörler beyin omurilik sıvısı akışını engelleyerek hidrosefali gelişimine yol açabilir.

Hipofiz apopleksisi, tümör içinde gelişen kanama veya enfarktüs sonucu ortaya çıkan akut tablodur. Ani başlangıçlı şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu, bilinç değişikliği, gözde hareket kısıtlılığı ve akut hormonal yetmezlik (özellikle akut adrenal yetmezlik) ile karşımıza çıkar. Bu tablo nörolojik bir acildir; zaman kaybetmeden yüksek doz steroid uygulaması ve uygun bulunan hastalarda acil cerrahi girişim büyük önem taşır. Tedavi edilmediğinde yaşamı tehdit eden sonuçlar doğurabilir.

Cerrahi yöntemler sonrası komplikasyonlar arasında diabetes insipidus (geçici veya kalıcı), beyin omurilik sıvısı kaçağı, menenjit, sinüzit, kanama, görme bozukluğu, kranial sinir yaralanması ve yeni gelişen hipopituitarizm yer alabilir. Bu komplikasyonların oranı deneyimli merkezlerde belirgin biçimde düşüktür. Radyoterapi sonrası uzun dönemde hipopituitarizm gelişme olasılığı bulunduğundan, hayat boyu hormonal izlem önerilir. Tümör tekrar etme riski tip ve uygulanan yöntemlere göre değişiklik gösterir; bu nedenle uzun dönem izlem planı oluşturulur.

Nasıl Gelişir?

Hipofiz tümörleri, hipofiz bezinde tek bir hücrenin kontrolsüz çoğalmasıyla başlayan klonal yapılar olarak gelişir. Hipofiz bezinde farklı hücre tipleri farklı hormonları üretir; her tümör tipi, belirli bir hücre tipinden köken alır. Prolaktinoma laktotrop hücrelerden, somatotrop adenomlar büyüme hormonu üreten hücrelerden, kortikotrop adenomlar ACTH üreten hücrelerden köken alır. Bu hücrelerdeki genetik veya epigenetik değişiklikler kontrolsüz çoğalmaya ve hücreye özgü hormonun aşırı üretimine yol açar.

Moleküler düzeyde değerlendirildiğinde, hipofiz tümörlerinde belirli sinyal yolaklarında bozulmalar saptanır. Büyüme hormonu üreten adenomların önemli bir bölümünde GNAS geni mutasyonu (gsp mutasyonu) bulunur; bu mutasyon hücre içi cAMP yolağının sürekli aktivasyonuna ve büyüme hormonu üretiminin kontrolsüz devam etmesine neden olur. Cushing hastalığına yol açan adenomların bir kısmında USP8 geni mutasyonu saptanır. Multipl endokrin neoplazi sendromlarında MEN1, CDKN1B, PRKAR1A ve AIP gibi tümör baskılayıcı genlerin işlev kaybı söz konusudur.

Tümörün büyüme hızı ve invazivlik derecesi, hipofiz tümörleri arasında büyük farklılık gösterir. Bazı adenomlar yıllar boyunca yavaş büyür ve klinik açıdan sessiz kalırken, bazıları daha hızlı büyüyerek komşu yapılara baskı yapabilir. Atipik adenomlar olarak adlandırılan grup, daha yüksek hücresel aktiviteye ve daha agresif klinik seyre sahip olabilir. Hipofiz karsinomu ise son derece nadirdir ve uzak metastaz varlığı ile tanımlanır; tüm hipofiz tümörlerinin %0.1'inden daha azını oluşturur.

Tümörün büyümesi sella turcica boşluğunu doldurur ve büyüklüğü arttıkça komşu yapılara basınç oluşturur. Yukarı doğru büyüyen tümörler diyafram selladan geçerek optik kiazmaya bası yapar; bu mekanizma görme alanı kayıplarının (klasik bitemporal hemianopsi) altında yatan nedendir. Yana doğru büyüme kavernöz sinüse uzanım ile sonuçlanabilir; bu durum kranial sinirlerin tutulumuna ve göz hareketlerinde bozulmaya yol açabilir. Aşağı doğru büyüme sfenoid sinüse ulaşabilir. Hipofiz apopleksisi, tümör hızlı büyüdüğünde kan akımının yetersiz kalması ve doku iskemisi sonucu gelişebilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Açıklanamayan menstrüel düzensizlikler, adet kesilmesi, süt salgısı, kısırlık, libido değişiklikleri, ereksiyon sorunları, ele ve ayakta beklenmeyen büyüme, yüzük ve ayakkabı boyutlarında değişiklik, yüz hatlarında kabalaşma, dişler arasında aralık açılması, baş ağrısı, görme bozuklukları (özellikle yan görüş kaybı), açıklanamayan kilo değişiklikleri, halsizlik, soğuğa intolerans, ciltte değişiklikler ve psikolojik değişiklikler hipofiz tümörü açısından değerlendirilmesi gereken belirtilerdir. Bu yakınmaların bir veya birkaçının varlığında endokrinoloji ve gerektiğinde beyin ve sinir cerrahisi değerlendirmesi planlanmalıdır.

Acil tıbbi değerlendirme gerektiren durumlar arasında ani başlangıçlı çok şiddetli baş ağrısı, hızla gelişen görme bozukluğu, çift görme, göz kapağı düşüklüğü, bilinç değişikliği, ani gelişen halsizlik ve şuur bulanıklığı yer alır. Bu tablolar hipofiz apopleksisi olasılığını akla getirir ve zaman kaybetmeden değerlendirme gerektirir. 112 acil sağlık hizmetinin aranması yaşamsal öneme sahip olabilir. Geçirilmiş hipofiz tümörü tanısı olan hastaların önerilen kontrolleri ve hormon replasman tedavilerini düzenli kullanması büyük önem taşır.

Aile öyküsünde multipl endokrin neoplazi sendromu, ailesel izole hipofiz adenomu, McCune-Albright sendromu, Carney kompleksi olan bireylerin endokrinolojik değerlendirmeden geçmesi seçilmiş durumlarda önerilebilir. Çocukluk döneminde kafa radyoterapisi öyküsü olan bireylerin uzun dönem hormonal izlemi de gereklidir. Görüntülemede tesadüfen saptanan hipofiz lezyonu (insidentaloma) olan hastaların hormonal değerlendirme ile kapsamlı olarak değerlendirilmesi ve uygun izlem planının oluşturulması büyük önem taşır. Koru Hastanesi Endokrinoloji ve Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümleri, hipofiz tümörlerinin değerlendirilmesi, yönetimi ve uzun dönem izlemi konusunda hastalarımızın yanında yer almaktadır.

Son Değerlendirme

Hipofiz tümörleri, geniş bir klinik yelpazede karşımıza çıkan, çoğunlukla iyi huylu yapıda olan, ancak hormonal ve kitle etkisine bağlı önemli klinik sonuçlar doğurabilen bir tablo grubudur. Doğru tanı, tümör tipinin belirlenmesi, hormonal aktivitenin değerlendirilmesi, görüntüleme bulgularının yorumlanması ve klinik bağlamla bütünleştirilmesi süreciyle şekillenir. Yönetim planı; hastalığın tipine, şiddetine, hastanın yaşına, eşlik eden tablolara ve genel durumuna göre bireysel olarak oluşturulur. Endokrinoloji, beyin ve sinir cerrahisi, radyasyon onkolojisi ve oftalmoloji bölümleri arasındaki multidisipliner iş birliği yönetim başarısı açısından belirleyici rol oynar.

İlaç yaklaşımları, transsfenoidal cerrahi, transkraniyal cerrahi, stereotaktik radyocerrahi ve fraksiyone radyoterapi gibi farklı yöntemler bireysel olarak değerlendirilir ve uygun olan seçilir. Hormon replasman tedavileri, hipopituitarizmin uygun yönetiminde temel rol oynar. Düzenli izlem, hormonal değerlendirmelerin tekrarı, görme alanı muayenelerinin sürdürülmesi ve görüntüleme takibi uzun dönem yönetimin önemli parçalarıdır. Hastanın hastalığı hakkında bilgilendirilmesi, semptomlarındaki değişiklikleri fark etmesi ve sağlık ekibiyle düzenli iletişimde olması yönetim sürecini doğrudan etkiler.

Açıklanamayan hormonal değişiklikler, menstrüel düzensizlikler, baş ağrısı, görme bozukluğu, fiziksel görünümde değişiklikler ve diğer ipucu sayılabilecek belirtileri ihmal etmemek, uygun zamanda uzman görüşüne başvurmak hipofiz tümörlerinin erken tanınması açısından değerli adımlardandır. Koru Hastanesi Endokrinoloji ve Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümlerinde uzman hekimlerimiz, hipofiz tümörlerinin ayrıntılı değerlendirilmesi, kişiye özel yönetim planının oluşturulması ve uzun dönem izlem süreçlerinin yürütülmesinde hastalarımızın yanında durmaktadır.

Bilgilendirme: Bu yazıda yer alan içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir uzman hekime danışınız.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Hipofiz bezi adenomu ne demek, bu bir kanser mi?
Hipofiz bezi adenomu, beynin alt kısmındaki küçük bir bezde oluşan iyi huylu tümörlerdir. Bunlar genellikle kanser değildir ve vücudun diğer bölgelerine yayılmazlar.
Bende hipofiz tümörü mü var, nasıl anlarım?
Hipofiz tümörleri genellikle şiddetli baş ağrısı, görme kaybı veya hormonal dengesizliklerle kendini belli eder. Eğer açıklanamayan kilo değişimi, adet düzensizliği veya sürekli yorgunluk yaşıyorsanız bir doktora görünmeniz iyi olur.
Hipofiz tümörü ölümcül mü, korkmalı mıyım?
Çoğu hipofiz adenomu yavaş büyür ve tedavi edilebilir durumdadır, bu yüzden hemen korkmanıza gerek yoktur. Ancak tedavi edilmezse hormon dengesini bozarak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir.
Hipofiz tümörü bulaşıcı mı, aileme geçer mi?
Hayır, hipofiz tümörü bulaşıcı bir hastalık değildir. Başka bir insana temasla veya ortak eşya kullanımıyla geçmesi mümkün değildir.
Hipofiz tümörü genetik mi, çocuğuma geçer mi?
Çok küçük bir kısmı genetik geçişlidir, ancak vakaların büyük çoğunluğu sonradan gelişen tesadüfi durumlardır. Çocuğunuza geçeceği konusunda endişelenmenize genellikle gerek yoktur.
Hipofiz tümörü olan biri normal hayatını yaşayabilir mi?
Evet, uygun tedavi ve takip ile çoğu kişi normal hayatına devam eder. Düzenli kontrollerinizi aksatmadığınız sürece iş ve sosyal yaşamınızda büyük bir kısıtlama yaşamazsınız.
Hipofiz tümörü geçer mi, tedavisi var mı?
Evet, ilaçla tedavi, cerrahi müdahale veya ışın tedavisi (radyoterapi) gibi yöntemlerle tümör kontrol altına alınabilir. Tedavi seçenekleri tümörün türüne ve hormon salgılayıp salgılamadığına göre belirlenir.
Hipofiz tümörü ameliyatı zor mu?
Günümüzde bu ameliyatlar genellikle burun içinden girilerek (endoskopik yöntemle) yapıldığı için dışarıdan bir kesi izi kalmaz. İyileşme süreci genellikle hızlı ilerler ancak her ameliyatta olduğu gibi dikkatli bir takip gerekir.
Hipofiz tümörü olunca ne yememeli, beslenme çok önemli mi?
Özel bir 'tümör diyeti' yoktur, ancak hormonal dengeyi korumak için sağlıklı ve dengeli beslenmek önemlidir. Aşırı şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak genel sağlık durumunuzu destekler.
Hangi durumda acile gitmeli?
Eğer aniden çok şiddetli baş ağrısı, ani görme kaybı, bilinç bulanıklığı veya çok yüksek ateş gibi durumlar yaşarsanız vakit kaybetmeden acile gitmelisiniz. Bu durumlar nadiren de olsa tümör kanaması gibi acil müdahale gerektiren hallere işaret edebilir.
Doğal yöntemler veya bitkisel çaylar tümörü küçültür mü?
Doğal yöntemlerin veya bitkisel takviyelerin hipofiz adenomunu küçülttüğüne dair bilimsel bir kanıt yoktur. Tıbbi tedaviyi aksatıp sadece bitkisel yollara başvurmak hastalığı ilerletebilir.
Hamilelikte hipofiz tümörü tehlikeli mi?
Hamilelik sırasında hipofiz bezi doğal olarak büyüdüğü için tümörün durumu değişebilir. Hamilelik planlıyorsanız veya hamileyseniz, doktorunuzun yakın takibinde olmanız oldukça önemlidir.
Çocuklarda hipofiz tümörü yetişkinlerden farklı mı?
Çocuklarda bu durum daha nadir görülür ve genellikle büyüme hormonu gibi gelişim süreçlerini etkiler. Çocuklarda görülen belirtiler genellikle boy kısalığı veya erken ergenlik gibi gelişimsel sorunlardır.
Hipofiz tümörü stresle ilgili mi, çok üzüldüğüm için mi oldu?
Stres, hipofiz tümörünün doğrudan sebebi değildir. Ancak stres vücuttaki hormon dengesini zaten etkilediği için, mevcut bir tümörün belirtilerini daha yoğun hissetmenize neden olabilir.
Cinsel hayatım bu durumdan etkilenir mi?
Evet, hipofiz bezi üreme hormonlarını yönettiği için tümör hormon dengesini bozarak cinsel istekte azalma veya üreme sorunlarına yol açabilir. Hormon tedavisi ile bu şikayetlerin çoğu düzelebilir.
Vitamin eksikliği hipofiz tümörüne yol açar mı?
Hayır, vitamin veya mineral eksikliği hipofiz tümörü yapmaz. Ancak tümör nedeniyle bozulan hormon dengesi, vücudun vitaminleri kullanma biçimini değiştirebilir.
Yaşlılarda hipofiz tümörü nasıl ilerler?
Yaşlılarda tümörler genellikle yavaş seyreder ancak başka kronik hastalıklarla birleştiğinde daha dikkatli takip gerektirir. Tedavi planı, kişinin genel sağlık durumuna göre kişiselleştirilir.
Spor yapmamda bir sakınca var mı?
Genel olarak hafif ve orta tempolu sporlar yapabilirsiniz. Ancak görme alanınızda daralma varsa veya hormon değerleriniz dengesizse, ağır sporlardan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Hipofiz tümörü olanlar iş hayatında zorlanır mı?
Eğer tümör hormon dengesizliğine bağlı aşırı yorgunluk veya baş ağrısı yapıyorsa iş veriminiz etkilenebilir. Tedavi ile hormonlar düzene girdiğinde çoğu kişi çalışma hayatına eski temposunda devam edebilir.
Bu tümörden nasıl korunurum, bir önlemi var mı?
Hipofiz adenomlarını engellemek için bilinen kesin bir yaşam tarzı değişikliği yoktur. Sağlıklı beslenmek ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak, herhangi bir sorunun erken yakalanmasını sağlar.
WhatsApp Online Randevu