Çocuklarda kabızlık, dışkılama sıklığının azalması, dışkının sert ve kuru kıvamlı olması, dışkılama sırasında zorlanma ve ağrı ile karakterli, çocukluk döneminde sık karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Çocuklarda dışkılama düzeni yaşa göre değişiklik gösterir; bebeklerde ve küçük çocuklarda kabızlık tanımı yaş ve beslenme şekline göre farklılaşır. Kabızlık tek başına bir hastalık değil, çoğu olguda fonksiyonel bir sorun olarak değerlendirilir.
Kabızlık çocukluk döneminde sıklıkla karşılaşılan ve uygun yaklaşımla yönetilebilen bir sorundur. Olguların büyük bölümünde altta yatan organik bir neden bulunmaz; fonksiyonel kabızlık tablosu söz konusudur. Erken tanı ve uygun yönetim ile dışkılama düzeni sağlanabilir ve uzun dönem komplikasyonlar önlenebilir. Çocukların yaşam kalitesi, beslenme alışkanlıkları ve psikolojik durumları kabızlık nedeniyle etkilenebilir. Bu yazıda hastalığın görüldüğü kesimler, belirtileri, nedenleri, tanı yöntemleri, yönetim yaklaşımları, olası komplikasyonları ve hangi durumlarda hekime başvurulması gerektiği ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Kimlerde Daha Sık Görülür?
Çocuklarda kabızlık her yaş grubunda görülebilir; ancak belirli yaş geçişleri risk dönemleridir. Anne sütünden ek gıdaya geçiş, tuvalet eğitimi dönemi, kreş ve anaokulu başlangıcı, ilkokul başlangıcı çocukluk döneminin kabızlık açısından belirgin geçiş evreleridir. Bu dönemlerde çocuğun beslenme alışkanlıkları, günlük rutini ve psikososyal etmenler değişir.
Bebeklerde kabızlık emzirme şekline göre değişen sıklıkta görülür. Anne sütü ile beslenen bebeklerde kabızlık nadirdir; bebek günde bir-birkaç kez dışkı yapabilir ya da haftalarca düşük sıklıkta yumuşak dışkı yapabilir (her ikisi de normal kabul edilir). Mama ile beslenen bebeklerde kabızlık daha sık görülür; formül mama içeriği ve yetersiz su alımı etkili olabilir. Ek gıdaya geçişle birlikte kabızlık sıklığı belirgin biçimde artar.
Tuvalet eğitimi dönemi (genellikle 2-4 yaş arası) kabızlık açısından önemli bir risk dönemidir. Çocuğun dışkılama refleksini kontrol etmeyi öğrenmesi sırasında dışkılamayı erteleme, korkma ya da uygun olmayan ortamlarda dışkılamayı reddetme örüntüleri gelişebilir. Olumsuz tuvalet eğitimi deneyimleri uzun süreli kabızlığa zemin hazırlayabilir. Bu dönemde sabırlı ve teşvik edici yaklaşım önemlidir.
Okul başlangıcı çocuklarda kabızlık riskini artırır. Çocuk okulda dışkılamak istemeyebilir; tuvalet utangaçlığı, akran zorbalığı korkusu, okul tuvaletlerinin hijyenik koşullarından kaynaklanan rahatsızlık nedeniyle dışkılamayı erteler. Bu durum zamanla dışkı birikimine, sert dışkı oluşmasına ve dışkılama korkusuna yol açar. Korku-ağrı-erteleme döngüsü oluşur.
Bazı tıbbi tablolar çocuklarda kabızlığa yol açabilir. Hirschsprung hastalığı (kalın bağırsağın belli bir bölümünde sinir hücresi olmaması), anorektal anomaliler, çölyak hastalığı, hipotiroidi, kistik fibrozis, çinko eksikliği, kurşun zehirlenmesi, nörolojik hastalıklar, omurilik anomalileri organik nedenlerdir. Otizm spektrum bozukluğu ve gelişim geriliği olan çocuklarda kabızlık daha sık görülür. Bazı ilaçların (antikolinerjikler, opioidler, demir preparatları) kullanımı kabızlığa yol açabilir.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Çocuklarda kabızlığın belirtileri yaşa göre değişiklik gösterir. Dışkılama sıklığında azalma temel belirtilerden biridir. Bebeklerde günde bir-birkaç kez dışkılama normal kabul edilirken, dört yaş üstü çocuklarda haftada üç ya da daha az dışkılama kabızlık olarak değerlendirilir. Ancak dışkılama sıklığı tek başına yeterli kriter değildir; dışkının kıvamı ve dışkılama deneyimi de değerlendirilir.
Dışkı kıvamında değişiklik belirgin bir bulgudur. Dışkı sert, kuru, küçük yuvarlak parçalar (keçi pisliği benzeri) ya da çok büyük çaplı sert kütle şeklinde olabilir. Dışkılama sırasında zorlanma, ıkınma, ağrı ve gözlerde yaşarma görülür. Dışkı ağrı yaratacak boyutta sert olabilir. Bebeklerde yüzde kızarma, bacakları karna doğru çekme, ağlama dışkılama zorlanmasının belirtileridir.
Dışkılama korkusu önemli bir bulgu olabilir. Çocuk önceki dışkılama sırasında ağrı yaşadıysa, sonraki dışkılama gereksinimini erteleyebilir. Dışkıyı tutmak için belirli pozisyonlar (bacaklarını kasma, yere uzanma, ayak ucunda durma, sıkı bir köşeye saklanma) alabilir. Bu örtüşme davranışları sıklıkla ailelerce "dışkılama denemesi" olarak yanlış yorumlanır; aslında çocuk dışkılamayı engellemeye çalışmaktadır.
Karın ağrısı sıklıkla eşlik eden bir bulgudur. Tekrarlayan karın ağrısı, özellikle göbek çevresinde, kabızlık olan çocuklarda yaygındır. Karında dolgunluk hissi, şişkinlik, gaz problemleri görülebilir. Yemek sonrası ağrı belirginleşebilir. Karın muayenesinde sıklıkla sol alt karında ele gelen sert dışkı kütleleri saptanabilir.
Diğer belirtiler arasında iştahsızlık, halsizlik, sinirlilik, davranış değişiklikleri, idrar yolu enfeksiyonu (kız çocuklarda), enkomprezis (gaita kaçırma - kabızlığa ikincil) yer alır. Enkomprezis, dışkı sıvılaşmasının sert dışkı kütlesinin etrafından sızması nedeniyle gelişir; bazen ailelerce ishal olarak yanlış yorumlanır. Dışkıda kan görülmesi (anal fissüre bağlı), anal bölgede çatlaklar, hemoroid (özellikle ergenlerde) eşlik edebilir.
Nedenleri Nelerdir?
Çocuklarda kabızlığın nedenleri fonksiyonel ve organik olmak üzere iki ana grupta incelenir. Olguların önemli bir bölümünü fonksiyonel kabızlık oluşturur; belirgin bir tıbbi neden bulunmaz. Organik nedenler daha az sıklıkta görülmekle birlikte özel değerlendirme ve tedavi gerektirir.
Fonksiyonel kabızlık çoğu olguda çocuğun dışkılamayı erteleme örüntüsü ile ilişkilidir. Bir kez sert ve ağrılı dışkılama deneyimi yaşayan çocuk, sonraki dışkılamayı erteleyebilir. Dışkı bağırsakta birikir; daha fazla su emilir ve dışkı daha sert hale gelir. Bu durum yeni bir ağrılı dışkılama deneyimine yol açar ve kısır döngü oluşur. Korku-ağrı-erteleme döngüsü olarak adlandırılan bu süreç fonksiyonel kabızlığın temel mekanizmasıdır.
Beslenme alışkanlıkları kabızlık gelişiminde belirleyici rol oynar. Lifli besinlerin (sebze, meyve, tam tahıllar, kuru baklagiller) yetersiz tüketimi, yetersiz sıvı alımı, aşırı süt ve süt ürünleri tüketimi, hızlı ve düzensiz yeme alışkanlıkları kabızlık riskini artırır. Mama ile beslenen bebeklerde mama içeriği ve yetersiz su alımı önemli olabilir. Ek gıdaya geçiş döneminde uygun olmayan ya da ani değişiklikler kabızlığa yol açabilir.
Yaşam tarzı etmenleri etkilidir. Hareketsiz yaşam, yetersiz fiziksel aktivite, uzun süreli oturma, dışkılama refleksini ihmal etme kabızlığa zemin hazırlar. Modern yaşamda çocukların ekran karşısında geçirdiği sürenin artması ve fiziksel aktivite süresinin azalması da kabızlık sıklığını artıran etmenler arasındadır. Tuvalet alışkanlığının düzenli olmaması (örneğin sabahları acele gelişen rutin nedeniyle dışkılama gereksiniminin ertelenmesi) etkili olabilir.
Organik nedenler arasında Hirschsprung hastalığı (yenidoğan döneminde mekonyum çıkarmama, ileri kabızlık), anorektal anomaliler (anüs darlığı, anal stenoz), nörolojik tablolar (omurilik anomalileri, serebral palsi, omurilik tümörleri), endokrin hastalıklar (hipotiroidi, hiperparatiroidi), metabolik bozukluklar, çölyak hastalığı, inek sütü protein alerjisi, kistik fibrozis yer alır. Bazı ilaçlar (antikolinerjikler, opioidler, demir preparatları, bazı antiepileptikler) kabızlık yapabilir.
Tanısı Nasıl Konulur?
Çocuklarda kabızlık tanısı klinik değerlendirme ile konulur. Standart tanı kriterleri (Roma IV kriterleri) çocuklarda fonksiyonel kabızlık için tanımlanmıştır. Bu kriterlere göre dört yaş üstü çocuklarda son bir ay içinde haftada iki ya da daha az dışkılama, dışkılama sırasında zorlanma, sert ve büyük dışkı, dışkılama ağrısı, dışkı tutma davranışları, ele gelen geniş çaplı dışkı kütlesi, çamaşıra dışkı bulaşması belirtilerinden iki ya da daha fazlasının olması gereklidir.
Öyküde dışkılama sıklığı, dışkı kıvamı, dışkılama ağrısı, dışkılama korkusu, dışkı tutma davranışları, gaita kaçırma, anal kanama, beslenme alışkanlıkları (lifli besin alımı, sıvı tüketimi, süt alımı), fiziksel aktivite, tuvalet alışkanlıkları, tuvalet eğitimi süreci, son sağlık değerlendirmesi, kullanılan ilaçlar, aile öyküsü, aile içi stres etmenleri sorgulanır. Yenidoğan döneminde mekonyum çıkarma zamanı sorgulanır (Hirschsprung hastalığı şüphesi için).
Fizik muayenede genel görünüm, gelişim parametreleri (boy, kilo, vücut kitle indeksi), karın muayenesi (dolgunluk, distansiyon, kitle), anal bölgenin muayenesi (anüs konumu, anal fissür, hemoroid, deri tag, ciltte kızarıklık, akıntı), nörolojik muayene (özellikle alt ekstremiteler), omurga muayenesi (saklı omurilik açıklığı belirtileri için) yapılır. Bazen rektal muayene yapılır; ele gelen sert dışkı kütlesi ya da boş rektum saptanabilir.
Laboratuvar tetkikleri çoğu olguda gerekli değildir. Şüpheli organik nedenler için tam kan sayımı, tiroid fonksiyon testleri (TSH), çölyak antikorları, çinko düzeyi, kurşun düzeyi, idrar tetkiki ve gerektiğinde diğer testler yapılabilir. Bu testler özellikle kronik kabızlık, beslenme bozukluğu, gelişme geriliği eşlik ettiğinde değerlidir.
Görüntüleme yöntemleri seçilmiş olgularda kullanılır. Ayakta direkt karın grafisi dışkı birikimini gösterir; ancak rutin önerilmez. Anorektal manometri Hirschsprung hastalığı ve diğer fonksiyonel sorunların tanısında kullanılır. Rektal biyopsi Hirschsprung hastalığı şüphesinde altın standart tanısal yöntemdir. Defekografi seçilmiş olgularda kullanılır. Lumbosakral MRG, omurilik anomalisi şüphesinde değerlidir. Ayırıcı tanıda Hirschsprung hastalığı, anorektal anomaliler, endokrin hastalıklar, çölyak hastalığı, inek sütü protein alerjisi, nörolojik bozukluklar, ilaç ilişkili kabızlık değerlendirilir.
Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?
Çocuklarda kabızlık yönetimi eğitim, davranış değişikliği, beslenme düzenlemesi ve ilaç tedavisini içeren kapsamlı bir yaklaşım gerektirir. Tedavi planı çocuğun yaşı, kabızlığın süresi, şiddeti ve eşlik eden durumlara göre planlanır. Tedavi yaklaşımı sıklıkla uzun süreli olabilir; sabırlı yaklaşım ve aile katılımı süreçte belirleyicidir.
Eğitim ve psikososyal destek tedavinin temel parçalarındandır. Aileye ve çocuğa kabızlığın doğası, korku-ağrı-erteleme döngüsü, dışkılamanın normal bir vücut ihtiyacı olduğu ve dışkıyı tutmanın zararlı olduğu açıklanır. Olumsuz tuvalet eğitimi deneyimleri, dışkılama korkusu ve davranışsal sorunlar değerlendirilir. Pozitif pekiştirme, ödüllendirme sistemleri, dışkılama sonrası rahatlama ve başarı duygusunun pekiştirilmesi yararlıdır.
Tuvalet düzeni oluşturma önemlidir. Her gün belirli zamanlarda (özellikle yemek sonrası, gastrokolik refleks aktif iken) tuvalete oturma alışkanlığı kazandırılır. Tuvalette çocuğun ayaklarının bir basamak ya da küçük bir tabure üzerinde düzgün konumlanması, dizlerin kalçanın üzerinde olması, çocuğun bacaklarını rahatça kullanabilmesi sağlanır. Tuvalette beş-on dakika kadar oturma önerilir; ancak çocuk dışkılamak istemiyorsa zorlamadan kalkmasına izin verilir. Stres ve baskıdan kaçınılır.
Beslenme düzenlemesi belirleyicidir. Lifli besinlerin (sebze, meyve, tam tahıllar, kuru baklagiller, kepekli ürünler) tüketiminin artırılması, yeterli sıvı alımı (özellikle su), aşırı süt ve süt ürünleri tüketiminin azaltılması (özellikle iki yaş üstü çocuklarda günlük süt alımı sınırlandırılır), şekerli ve işlenmiş gıdaların azaltılması önerilir. Erik suyu, armut suyu, üzüm gibi yumuşatıcı meyveler yararlı olabilir. Bebeklerde mama içeriği gözden geçirilebilir.
İlaç tedavisi ailesel önlemler yetersiz olduğunda kullanılır. Birikmiş dışkının temizlenmesi (disimpaksiyon) tedavinin ilk adımıdır; ağız yoluyla polietilen glikol (PEG), mineral yağ, magnezyum içerikli ilaçlar ya da rektal yöntemlerle (lavman, gliserin fitil) yapılır. Bakım tedavisi uzun süreli olabilir; PEG günlük olarak verilir ve doz dışkı kıvamına göre ayarlanır. Tedavi haftalar-aylar boyunca sürdürülür; erken kesilme nüks riskini artırır. Lifli besin takviyeleri, probiyotikler ve diğer ajanlar yardımcı olabilir. Cerrahi tedavi organik nedenler (Hirschsprung hastalığı, anorektal anomaliler) için planlanır. Dirençli olgularda biofeedback terapisi ve psikososyal destek yararlı olabilir.
Komplikasyonları Nelerdir?
Çocuklarda kabızlığın komplikasyonları yaşam kalitesini, beslenme alışkanlıklarını, sosyal yaşamı ve ruh sağlığını etkileyebilir. Anal fissür (anüs çevresinde çatlak), kabızlığın yaygın komplikasyonlarından biridir. Sert ve büyük dışkının geçişi sırasında oluşan çatlak ağrılı dışkılamaya yol açar; bu durum dışkılama korkusunu artırır ve kabızlığı pekiştirir. Dışkıda parlak kırmızı kan görülmesi anal fissür belirtisidir.
Enkomprezis (gaita kaçırma) kronik kabızlığın önemli komplikasyonlarından biridir. Birikmiş sert dışkı kütlesi rektumda kalır; üst seviyelerden gelen sıvı dışkı sert kütlenin etrafından sızar ve istemsiz olarak dışarı çıkar. Bu durum bazen ailelerce ishal olarak yanlış yorumlanır; ancak altta kabızlık vardır. Enkomprezis çocuğun yaşam kalitesini belirgin biçimde etkiler; sosyal ve psikolojik sorunlar yaşatabilir.
Megakolon (kalın bağırsağın geniş çaplı dilatasyonu) uzun süreli kabızlığın geç komplikasyonudur. Sürekli dışkı birikimi nedeniyle kalın bağırsak duvarında kalıcı genişleme görülür. Bu durum dışkılama refleksini ve bağırsak işlevini olumsuz etkiler; tedaviyi karmaşıklaştırır. Megakolon olgularında tedavi daha uzun süreli ve karmaşık olabilir.
İdrar yolu enfeksiyonu, özellikle kız çocuklarda, kronik kabızlık ile ilişkili olabilir. Birikmiş dışkı mesaneye bası yapar; idrar yolu boşaltımı etkilenir ve enfeksiyon riski artar. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları olan kız çocuklarda kabızlık değerlendirilmelidir. İdrar kaçırma (enürezis), özellikle gece idrar kaçırma, kabızlık olan çocuklarda daha sık görülür.
Karın ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı ve beslenme bozukluğu kronik kabızlığın yansımalarıdır. Çocuğun büyüme ve gelişimi etkilenebilir. Psikolojik sonuçlar arasında utanma, sosyal izolasyon, akran zorbalığı, depresyon, anksiyete, düşük öz değer ve davranışsal sorunlar yer alır. Aile içi stres, ebeveyn-çocuk ilişkisinde sorunlar gelişebilir. Ailenin tükenmesi sürecin bir sonucu olabilir. Çok seyrek olarak ileri klinik tablolarda bağırsak tıkanıklığı, perforasyon gibi ciddi komplikasyonlar görülebilir.
Nasıl Gelişir?
Çocuklarda kabızlığın gelişim süreci genellikle korku-ağrı-erteleme döngüsü ile ilişkilidir. Çocuk bir kez sert ve ağrılı bir dışkılama deneyimi yaşadığında, sonraki dışkılamayı erteleyebilir. Dışkı bağırsakta birikir; rektumda kalan dışkıdan su emilimi devam eder ve dışkı daha sert hale gelir. Bu durum yeni ağrılı dışkılamaya zemin hazırlar. Döngü tekrarlandıkça çocuğun dışkılama korkusu artar ve durum kronikleşir.
Bebeklik döneminde kabızlık geçişler ile ilişkili olabilir. Anne sütünden mamaya, sıvı diyetten katı gıdaya geçiş, ek gıdaların başlatılması bağırsak alışkanlıklarında değişikliklere yol açabilir. Bu dönemde yetersiz su alımı, lifli besin eksikliği etkilidir. Mama ile beslenen bebeklerde formül içeriği önemli olabilir.
Tuvalet eğitimi dönemi (2-4 yaş arası) kabızlık açısından kritik bir geçiş dönemidir. Çocuğun dışkılama refleksini kontrol etmeyi öğrenmesi sürecinde ertelemeler ve aşırı baskılar olabilir. Olumsuz tuvalet eğitimi deneyimleri (ebeveynin zorlayıcı tutumu, çocuğa baskı, dışkılama sırasında olumsuz tepki) kalıcı kabızlığa zemin hazırlayabilir. Bu dönemde sabırlı, teşvik edici ve destekleyici yaklaşım önemlidir.
Okul başlangıcı ile kabızlık örüntüsü pekiştirilebilir. Çocuk okulda dışkılamaktan kaçınır; sabah aceleyle hazırlanma sırasında dışkılama gereksinimini ihmal eder. Uzun saatler boyunca dışkıyı tutmak bağırsakta birikim ve sert dışkı oluşumuna yol açar. Bu durum yıllarca sürebilir ve tedavi gerektirir.
Tedavi başlandığında iyileşme süreci uzun soluklu olabilir. Disimpaksiyon (birikmiş dışkının temizlenmesi) ardından bakım tedavisi haftalar-aylar boyunca sürdürülür. Erken kesilme nüks riskini artırır. Davranışsal ve beslenmeyle ilgili değişikliklerin sürdürülmesi, düzenli tuvalet alışkanlığının kazanılması uzun dönem başarı için belirleyicidir. Çoğu çocuk uygun tedavi ile birkaç ay-bir yıl içinde belirgin iyileşme yaşar; bazı olgularda yıllarca süren tedavi gerekebilir. Erken müdahale ile kronikleşme önlenebilir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Çocuğunuzda haftada üçten az dışkılama, dışkılama sırasında belirgin zorlanma ve ağrı, dışkıda kan görülmesi, dışkılama korkusu, dışkı tutma davranışları, sürekli karın ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı durumlarında hekim değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken müdahale kronikleşmeyi önler ve tedavi sürecini kısaltır. Aileler "zamanla geçer" ya da "kendiliğinden düzelir" yaklaşımıyla başvuruyu geciktirmemelidir.
Yenidoğan döneminde mekonyum çıkarmama (ilk 48 saat içinde), ileri kabızlık, karında belirgin distansiyon, kusma, beslenme reddi durumunda acil değerlendirme gereklidir. Bu bulgular Hirschsprung hastalığı, anorektal anomali, bağırsak tıkanıklığı gibi ciddi tabloları düşündürür. Yaşa göre uygun olmayan kabızlık örüntüleri özel değerlendirme gerektirir.
Enkomprezis (gaita kaçırma) varlığında, kronik karın ağrısı sürdüğünde, sürekli idrar yolu enfeksiyonları yaşandığında, çocuk dışkılama korkusu nedeniyle stresliyse, davranışsal sorunlar gelişiyorsa hekim ile görüşülmelidir. Tedaviye yanıt vermeyen, dirençli kabızlık olgularında organik nedenlerin araştırılması gerekebilir.
Kabızlığın yanı sıra büyüme geriliği, kilo kaybı, gelişme geriliği, sürekli ishal-kabızlık geçişleri, kanlı dışkı (parlak kırmızı veya koyu), ileri karın şişkinliği, sürekli kusma, ateş, sürekli halsizlik durumlarında hekim değerlendirmesi yapılmalıdır. Bu bulgular eşlik eden tabloların habercisi olabilir. Çölyak hastalığı, inek sütü protein alerjisi, tiroid bozuklukları ve diğer tabloların değerlendirilmesi yararlıdır.
Tedavide olan çocukların düzenli izleme alınması belirleyicidir. Tedavi yanıtının değerlendirilmesi, doz ayarlamaları, davranışsal müdahalelerin sürdürülmesi, beslenme planının gözden geçirilmesi için kontrol görüşmelerine düzenli katılım önemlidir. Tedavi süresinin uzun olduğu, erken kesilmenin nüks riski yarattığı aileye anlatılmalıdır. Aile ile uyumlu çalışma süreçte yararlıdır.
Son Değerlendirme
Çocuklarda kabızlık, sık görülen ancak uygun yaklaşımla başarıyla yönetilebilen bir sorundur. Tanı klinik değerlendirme ile konulur ve organik nedenler dışlanır. Tedavi eğitim, davranış değişikliği, beslenme düzenlemesi ve ilaç tedavisini içerir. Korku-ağrı-erteleme döngüsünün anlaşılması ve kırılması başarılı yönetim için temeldir. Tedavi sürecinin uzun soluklu olabileceği ve sabırlı yaklaşım gerektireceği aileye anlatılmalıdır. Multidisipliner yaklaşım, hasta ve aile eğitimi başarılı yönetimin parçalarıdır.
Önleyici yaklaşımlar arasında dengeli beslenme alışkanlıklarının kazandırılması (lifli besinler, sebze, meyve, tam tahıllar, yeterli sıvı alımı), aşırı süt tüketiminden kaçınılması, düzenli fiziksel aktivitenin desteklenmesi, olumlu tuvalet eğitimi, düzenli tuvalet alışkanlığının kazandırılması, dışkılama gereksinimi ertelenmemesi, okul tuvaletlerinin uygun ve hijyenik olması yer alır. Sabırlı ve teşvik edici ebeveyn tutumu, çocuğun dışkılama deneyiminin olumlu olması uzun dönem yararlıdır.
Koru Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Çocuk Gastroenteroloji bölümlerinde uzman hekimlerimiz, çocuklarda kabızlık ve ilişkili tabloların tanı, ayırıcı tanı, yönetim ve uzun süreli takip süreçlerinde bütüncül bir yaklaşım sunar. Hastalarımızın bireysel özelliklerine, eşlik eden hastalıklarına ve klinik durumlarına uygun değerlendirme yapılır; süreç boyunca hastalarımızın ve ailelerinin yanında durmaktadır.











