Tıbbi Onkoloji

Hodgkin Lenfoma

Nın tanımı, klasik ve nodüler lenfosit baskın alt tiplerin özellikleri hakkında hematoloji uzmanları olarak detaylı bilgi sunulmaktadır.

Hodgkin lenfoma, lenf sistemi hücrelerinden köken alan ve genellikle boyun, koltuk altı ya da kasık bölgesindeki lenf bezlerinde büyüme ile kendini gösteren bir kan kanseri türüdür. Hastalığın temel özelliği, mikroskop altında görülebilen ve Reed-Sternberg adı verilen büyük, anormal hücrelerin bulunmasıdır. Bu hücrelerin varlığı, hastalığı diğer lenfoma türlerinden (Hodgkin dışı lenfomalardan) ayıran en önemli işarettir. Hodgkin lenfoma, kanserler arasında yanıt oranı en yüksek tablolardan biri olarak kabul edilir ve doğru zamanda başlanan yaklaşımlarla kontrol altına alınma şansı oldukça yüksektir.

Hastalığın seyri genellikle yavaştır ve önce tek bir lenf bezi grubunda başlar, ardından komşu lenf bezlerine ilerler. Bu nedenle erken dönemde fark edilen olgularda süreç çok daha ılımlı ilerler. Gündelik yaşamda boyunda ele gelen, ağrısız, hareketli olmayan ve haftalarca küçülmeyen bir şişlik, çoğu hastanın doktora başvurma nedeni olur. Yorgunluk, gece terlemeleri ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler ise hastalığın sistemik etkilerini yansıtır. Tıbbi onkoloji uzmanları, hastalığın evresine, hastanın yaşına ve genel durumuna göre kişiselleştirilmiş yaklaşımlar geliştirerek süreci yönetir.

Kimlerde Görülür?

Hodgkin lenfoma, diğer pek çok kanser türünden farklı olarak iki ayrı yaş grubunda daha sık ortaya çıkar. Birinci grup 15-35 yaş arası genç erişkinlerdir; özellikle üniversite çağındaki gençlerde ve genç profesyonellerde görülen tablolar dikkat çeker. İkinci yaş grubu ise 55 yaş üzerindeki bireylerdir. Bu iki tepe noktası, hastalığın altında yatan biyolojik mekanizmaların farklılığı ile açıklanır. Erkeklerde kadınlara oranla bir miktar daha sık görülmesi de bilinen bir bulgudur.

Bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, hastalık açısından daha fazla risk altındadır. Organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı tedavi alanlar, doğuştan bağışıklık yetmezliği bulunan çocuklar ve HIV ile yaşayan bireyler bu grupta yer alır. Geçirilmiş Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonu, özellikle ergenlik döneminde geçirilen enfeksiyöz mononükleoz (öpücük hastalığı) öyküsü, hastalığın gelişiminde belirleyici bir etken olarak öne çıkar. Bu kişilerde sürecin daha dikkatli izlenmesi önerilir.

Aile öyküsünün de belirli ölçüde etkisi vardır. Birinci derece akrabalarında Hodgkin lenfoma bulunan kişilerde hastalığın görülme sıklığı, genel topluma kıyasla birkaç kat daha fazladır. Özellikle ikiz kardeşlerden birinde tanı konulduğunda diğerinde risk belirgin şekilde artar. Sigara kullanımı, uzun süre kimyasal maddelere maruz kalma ve bazı tarım ilaçları ile temas da literatürde tartışılan faktörler arasındadır. Sosyoekonomik düzeyi yüksek bölgelerde genç erişkin tipinin daha sık görüldüğü, gelişmekte olan ülkelerde ise çocukluk çağı tipinin öne çıktığı bilinmektedir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Hodgkin lenfomanın en sık görülen belirtisi, vücudun çeşitli bölgelerinde ağrısız lenf bezi büyümeleridir. Bu büyüme genellikle boyun, köprücük kemiği üstü, koltuk altı ya da kasık bölgesinde elle hissedilen bir şişlik şeklinde başlar. Şişlik genellikle sert kıvamlı, hareketli ve ağrısızdır. Birçok hasta, traş olurken, duş alırken ya da boyun bölgesini elleyerek bu şişliği tesadüfen fark eder. Lenf bezinin haftalar içinde küçülmemesi, aksine yavaş yavaş büyümesi tipik bir bulgu olarak değerlendirilir.

Hastalığın sistemik belirtileri arasında en dikkat çekici olanlar gece terlemeleri, açıklanamayan ateş ve kilo kaybıdır. Gece terlemeleri öyle yoğundur ki hastanın pijamalarını ve yatak çarşaflarını değiştirmek zorunda kaldığı tablolar görülür. Ateş genellikle 38 dereceyi aşan, nedeni bulunamayan ve dönem dönem tekrarlayan bir karakterdedir. Altı aydan kısa sürede vücut ağırlığının yüzde onundan fazlasının kaybedilmesi de önemli bir uyarı işaretidir. Bu üç belirti tıp dilinde "B semptomları" olarak adlandırılır ve hastalığın evrelemesinde belirleyici rol oynar.

Bazı hastalarda alkol alımının ardından lenf bezlerinde belirgin ağrı ortaya çıkar; bu bulgu Hodgkin lenfomaya oldukça özgüdür. Sürekli yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık ve cildin yaygın bölgelerinde inatçı kaşıntı diğer önemli şikayetlerdir. Göğüs kafesinde büyümüş lenf bezleri varsa nefes darlığı, kuru öksürük ve göğüs ağrısı tabloya eklenebilir. Karın bölgesindeki tutulumlarda ise karında dolgunluk hissi, erken doyma ve hafif ağrılar görülebilir.

  • Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız, sert lenf bezi büyümeleri
  • Gece terlemeleri ve açıklanamayan tekrarlayan ateş
  • Altı ayda yüzde on üzerinde kilo kaybı
  • Uzun süreli yorgunluk ve halsizlik
  • Ciltte yaygın ve inatçı kaşıntı
  • Alkol alımıyla artan lenf bezi ağrısı

Nedenleri Nelerdir?

Hodgkin lenfomanın kesin nedeni hâlâ tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, hastalığın gelişiminde birden fazla etkenin bir arada rol oynadığını ortaya koymuştur. Temelde olay, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan B lenfositlerinin genetik yapısında meydana gelen bozulmalardır. Bu bozulmalar sonucunda normalde belirli bir yaşam döngüsü olan hücreler kontrolsüz biçimde çoğalmaya başlar ve karakteristik Reed-Sternberg hücrelerine dönüşür.

Viral enfeksiyonların hastalığın gelişimindeki rolü oldukça önemlidir. Epstein-Barr virüsü, Hodgkin lenfoma olgularının yaklaşık yüzde kırkında saptanır ve hastalığın oluşumunda tetikleyici bir etken olarak kabul edilir. Bu virüs, özellikle ergenlik döneminde geçirilen enfeksiyöz mononükleoz tablosunun ardından vücutta sessizce kalır ve yıllar sonra bağışıklık sisteminin baskılandığı dönemlerde sorunlara yol açabilir. HIV enfeksiyonu olan kişilerde hastalığın görülme sıklığının artması da virüs-bağışıklık ilişkisinin bir göstergesidir.

Genetik yatkınlık da göz ardı edilemeyecek bir faktördür. Bazı doku uyum antijenleri (HLA tipleri) hastalığa yatkınlığı artırırken bazıları koruyucu rol üstlenir. Ailesel kümelenmeler özellikle genç erişkin tipinde dikkat çeker. Çevresel etkenler arasında ise uzun süreli benzen maruziyeti, bazı tarım ilaçları, ağaç işleme sektöründe kullanılan kimyasallar ve iyonlaştırıcı radyasyon sayılabilir. Otoimmün hastalığı bulunan kişilerde, romatoid artrit ya da sistemik lupus eritematozus gibi tablolarda risk bir miktar yüksektir. Tüm bu etkenlerin bir araya gelmesi ve uygun zeminin oluşması hastalığın ortaya çıkmasına yol açar.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci genellikle hastanın doktora başvurmasıyla ve ayrıntılı bir hikaye alınmasıyla başlar. Hekim öncelikle şişliğin ne zaman fark edildiğini, eşlik eden belirtilerin varlığını ve kişinin genel sağlık durumunu sorgular. Fizik muayenede tüm lenf bezi bölgeleri sistematik olarak değerlendirilir; karaciğer ve dalağın büyüklüğü kontrol edilir. Bu aşamada şüphe uyandıran bulgular varsa laboratuvar incelemeleri ve görüntüleme yöntemleri devreye girer. Tam kan sayımı, sedimantasyon hızı, laktat dehidrogenaz ve karaciğer-böbrek fonksiyon testleri rutin olarak istenir.

Görüntüleme yöntemleri arasında en sık başvurulanlar bilgisayarlı tomografi (BT) ve pozitron emisyon tomografisi (PET-BT) taramalarıdır. PET-BT, hem hastalığın yaygınlığını gösterir hem de hastalıklı bölgelerin metabolik aktivitesini değerlendirme imkânı sunar. Bu sayede tutulmuş tüm lenf bezleri ve organ tutulumları net biçimde haritalanır. Göğüs röntgeni ve ultrason incelemeleri de yardımcı yöntemler arasındadır. Bazı durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) tercih edilebilir.

Hastalığın kesin tanısının konulması için büyümüş lenf bezinden parça alınması (eksizyonel biyopsi) şarttır. İğne biyopsisi yerine lenf bezinin bütününün çıkarılması, patolojik incelemenin doğru yapılabilmesi açısından temel bir gereklilik olarak kabul edilir. Patolog, alınan dokuyu özel boyalarla inceler ve Reed-Sternberg hücrelerini araştırır. İmmünohistokimyasal incelemeler ile hücrelerin yüzeyindeki belirteçler değerlendirilir; bu inceleme alt tip belirlenmesinde belirleyici unsurdur. Gerektiğinde kemik iliği biyopsisi ile hastalığın kemik iliğine yayılıp yayılmadığı araştırılır. Tüm bu bilgiler bir araya getirilerek hastalığın evresi belirlenir ve buna uygun yönetim planı oluşturulur.

  • Ayrıntılı hikaye alma ve sistematik fizik muayene
  • Tam kan sayımı, sedimantasyon ve biyokimya testleri
  • PET-BT ve bilgisayarlı tomografi taramaları
  • Büyümüş lenf bezinin tamamının çıkarılarak biyopsisi
  • İmmünohistokimyasal patoloji incelemesi
  • Gerektiğinde kemik iliği biyopsisi

Komplikasyonlar Nelerdir?

Hodgkin lenfoma, zamanında fark edilip uygun şekilde yönetilmediğinde çeşitli sorunlara yol açabilir. Hastalığın doğrudan kendisi ile ilişkili komplikasyonların başında bağışıklık sisteminin zayıflaması gelir. Lenf bezlerindeki anormal hücreler, normal savunma hücrelerinin görevini aksatır; bu nedenle hastalar bakteriyel, viral ve mantar enfeksiyonlarına daha açık hale gelir. Sık tekrarlayan zatürre, idrar yolu enfeksiyonları ve cilt enfeksiyonları bu durumun sık görülen yansımalarıdır. Büyümüş lenf bezleri çevre yapılara bası yaparak ek sorunlara neden olabilir.

Göğüs kafesi içindeki lenf bezi büyümeleri, üst toplardamarda (vena kava süperior) bası oluşturarak yüzde şişme, boyun damarlarında belirginleşme ve nefes darlığına yol açabilir. Bu tablo acil değerlendirme gerektiren bir durumdur. Karın içi tutulumlarda dalakta belirgin büyüme ve buna bağlı erken doyma, karın ağrısı ortaya çıkabilir. Omurga yakınındaki kitle, sinir köklerine bası yaparak ağrı ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Kemik iliği tutulumu olan olgularda kansızlık, kanama eğilimi ve enfeksiyonlara yatkınlık görülür.

Uzun dönem komplikasyonlar arasında ikincil kanserlerin gelişme riski, kalp-damar hastalıkları, akciğer sorunları ve tiroid bezi işlev bozuklukları sayılabilir. Özellikle göğüs bölgesine yönelik radyoterapi alan kadınlarda yıllar sonra meme kanseri riski artabilir; bu nedenle bu hastaların düzenli aralıklarla taranması önemlidir. Üreme sağlığı da etkilenebilir; doğurganlık çağındaki hastalarda yumurta ya da sperm dondurma gibi koruyucu yaklaşımlar gündeme gelir. Yorgunluk sendromu, hastalık kontrol altına alındıktan sonra bile uzun süre devam edebilir ve gündelik yaşamı etkileyebilir. Bu nedenle hastalığın yönetimi kadar uzun dönem takip de büyük önem taşır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Boynunuzda, koltuk altınızda ya da kasığınızda iki haftadan uzun süredir devam eden, küçülmeyen, ağrısız bir şişlik fark ettiyseniz vakit kaybetmeden bir hekime başvurmanız önerilir. Özellikle bu şişlik sert kıvamlı, hareketli olmayan ve giderek büyüyen bir karakterdeyse değerlendirmenin gecikmemesi gerekir. Çoğu zaman bu tür şişlikler basit enfeksiyonlara bağlı olsa da Hodgkin lenfoma gibi tabloların erken tanınması açısından muayene değer taşır. Çocuğunuzda benzer bir bulgu fark ettiğinizde de aynı duyarlılığı göstermeniz uygun olur.

Açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemeleri ve istem dışı kilo kaybı gibi belirtiler bir aradaysa süreci ertelememek önemlidir. Pijamalarınızı değiştirmek zorunda bırakan terlemeler, son altı ayda diyet uygulamadığınız halde belirgin kilo kaybı yaşamanız ve dönem dönem tekrarlayan ateş yakınmanız varsa bir iç hastalıkları ya da hematoloji uzmanına başvurmanız yerinde olur. İnatçı yorgunluk, alışılmadık ciltteki kaşıntı ve alkol aldıktan sonra lenf bezinizde ağrı hissetmek de değerlendirme gerektiren bulgulardır.

Daha önce Hodgkin lenfoma yönünden takipte iseniz ve takip sürecinde yeni bir şişlik, yeniden ortaya çıkan ateş ya da terleme gibi belirtileriniz başladıysa kontrol randevunuzu beklemeden hekiminizle iletişime geçmeniz gerekir. Bağışıklık sisteminizi baskılayan bir tedavi alıyor ya da organ nakli olduysanız ortaya çıkan lenf bezi büyümelerini daha titiz takip etmeniz beklenir. Erken başvuru, sürecin daha kolay yönetilmesini sağlar ve uzun dönem sonuçları belirgin biçimde olumlu yönde etkiler.

Son Değerlendirme

Hodgkin lenfoma, bağışıklık sistemi hücrelerinden kaynaklanan ve günümüzde kontrol altına alınma oranı oldukça yüksek olan bir kan kanseri türüdür. Erken dönemde fark edilen, doğru evrelemesi yapılan ve uygun yaklaşımlarla yönetilen olgularda sonuçlar çok daha olumlu seyreder. Hastalığın belirtilerini bilmek, ağrısız lenf bezi büyümelerini ciddiye almak ve gece terlemeleri, kilo kaybı, açıklanamayan ateş gibi bulgular karşısında hekime başvurmak süreçte belirleyici bir rol üstlenir. Tanı sürecinin titiz yürütülmesi, tedavi planının kişiye özel hazırlanması ve uzun dönem takibin aksatılmaması, hastalığın yönetiminde temel basamaklardır.

Hodgkin lenfoma gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute — Adult Hodgkin Lymphoma Treatment (PDQ)www.cancer.gov/types/lymphoma/patient/adult-hodgkin-treatment-pdq
  2. MedlinePlus — Hodgkin Lymphomamedlineplus.gov/hodgkinlymphoma.html
  3. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Hodgkin Lymphomawww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK549940/
  4. American Cancer Society — About Hodgkin Lymphomawww.cancer.org/cancer/types/hodgkin-lymphoma/about.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Tıbbi Onkoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

20 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.