Kadın Hastalıkları ve Doğum

Rahim İçi Polip Alma Ameliyatı

Rahim İçi Polip Alma Ameliyatı için uygulama yöntemi, hazırlık süreci ve iyileşme dönemine dair bilgilendirme.

Rahim iç yüzeyini örten endometrium tabakasından köken alan yumuşak dokulu çıkıntılar olan endometrial polipler, kadınların üreme çağından menopoz sonrasına uzanan geniş bir yaş aralığında karşımıza çıkabilen, tanısı görüntüleme ile şüphelenilen ancak kalıcı çözümü doğrudan görerek yapılan cerrahi ile mümkün olan lezyonlardır; histeroskopik polipektomi, uterin kavite içine ince optik sistem yerleştirilerek polibin doğrudan izlenmesi ve kaide dokusuyla birlikte hedefli biçimde çıkarılmasına dayanan minimal invaziv bir cerrahi tekniktir ve günümüzde altın standart olarak kabul görmektedir. Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniklerde, ofis tipi mini histeroskopla poliklinik ortamında uygulanabilen see-and-treat yaklaşımından, ameliyathane şartlarında rezektoskop veya mekanik morselatör sistemleriyle gerçekleştirilen ileri histeroskopik cerrahi seçeneklerine kadar geniş bir teknik yelpaze sunulmakta, her hastanın polip boyutu, sayısı, lokalizasyonu, semptom durumu ve fertilite planları gözetilerek en uygun cerrahi strateji planlanmaktadır.

Endometrial Polip (Rahim Polibi) Nasıl Tanımlanır?

Endometrial polip, uterus iç duvarını döşeyen endometrium tabakasının fokal olarak büyümesiyle oluşan, saplı ya da geniş tabanlı, tek veya birden fazla sayıda olabilen benign lezyonlardır; histolojik olarak endometriyal glandüler yapılar, fibröz stroma ve merkezinde besleyici damarlanma içeren bir çekirdek yapıya sahiptir ve genellikle östrojenik uyarıya duyarlı bir doku özelliği taşırlar. Boyutları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar uzanabilir, bazen tek bir dominant polip biçiminde görülürken bazı hastalarda uterin kavitede çok sayıda küçük polip odağı eş zamanlı olarak bulunabilir ve bu durum tedavi planını belirgin biçimde etkiler.

Polipler en sık uterin fundus ve kornual bölgelerde yerleşim gösterirler; ancak korpus ön ve arka duvarları, alt uterin segment ve nadiren servikal kanal içine sarkan biçimde de karşımıza çıkabilirler. Yerleşim yeri klinik önem taşır çünkü kornual bölgeye yakın polipler tubal ostiumları tıkayarak infertilite nedeni olabilir, alt segmente uzananlar servikal kanaldan görüntülenebilir ve serviksten dışarı sarkan tipi ile karışabilir. Doku yapısı incelendiğinde bezel elemanların yoğunluğu, stromal fibröz oranı ve damarlanma paterni farklılık gösterir; hiperplastik zeminde gelişen, atipili veya adenomatöz karakterde poliplere daha az sıklıkla rastlanmakla birlikte bu alt gruplar özellikle postmenopozal dönemde titiz bir histopatolojik değerlendirme gerektirir.

Sınıflandırma açısından polipler saplı (pediküllü) ve geniş tabanlı (sesil) olarak ikiye ayrılır; saplı olanlar çıkarılırken kaide daha net görülür ve rekurrens riski görece düşüktür, geniş tabanlı polipler ise endometriyum dokusundan daha zor ayırt edilir ve inkomplet rezeksiyon halinde tekrarlama olasılığı yükselir. Ayrıca sayı yönünden tek (soliter) polip ve çoklu polip formu ayırt edilir; çoklu polip varlığı daha çok kronik endometrial uyarı, tamoksifen kullanımı veya belirli hormonal dengesizliklere işaret eden bir bulgu olarak değerlendirilir ve tanı planlaması buna göre şekillendirilir. Endometrial polip patogenezinde temel mekanizma monoklonal endometriyal proliferasyondur; östrojen reseptör ekspresyonunun artmış olması, progesteron reseptör yoğunluğunun azalması ve HMGA2 gen ekspresyonu gibi moleküler değişiklikler polip dokusunun kendine özgü fenotipini oluşturur. Bu moleküler zemin, poliplerin neden hormonal uyarıya duyarlı olduğunu ve neden bazı hastalarda tekrarlayıcı seyir gösterdiğini açıklar.

Rahim Polibinde Tanı Aşamaları Nelerdir ve Hangi Şikayetler Görülür?

Endometrial polibin klinik tablosu son derece değişkendir; hastaların bir kısmı hiçbir şikayet göstermezken önemli bir bölümü anormal uterin kanama tablosuyla başvurur. En sık karşılaşılan yakınmalar menstrüel sikluslar arasında görülen ara kanamalar, menoraji olarak adlandırılan aşırı ve uzun süreli adet kanamaları, ilişki sonrası ortaya çıkan postkoital lekelenmeler ve premenopozal dönemde düzensiz kanama epizotlarıdır. Postmenopozal dönemde ise en dikkat çekici tablo, herhangi bir kanama bulunmasıdır; bu grup hastada polip düşünülse bile öncelikli hedef malignitenin dışlanmasıdır ve tanı süreci bu yaklaşımla yürütülür.

Tanı algoritmasında ilk basamak transvajinal ultrasonografidir; adetin bittiği ilk günlerde, endometrium ince iken yapılan inceleme polipin kavite içi ekojen odak olarak görüntülenmesini kolaylaştırır. Sonografide fokal endometrial kalınlaşma, feeder damar bulgusu (Doppler ile besleyici tek damar tespiti) ve ekojen kitle görüntüsü polip lehine yorumlanır. Ancak transvajinal ultrasonografi tek başına polibi submuköz miyomdan ya da fokal hiperplaziden ayırt etmede yeterli olmayabilir; bu nedenle tanının bir sonraki basamağı olarak salin infüzyon sonohisterografi (SIS) uygulanır. Bu yöntemde kaviteye steril salin verilerek endometriyum duvarları birbirinden ayrıştırılır ve polip belirgin bir kontur içinde görüntülenir.

Kesin tanı ve aynı zamanda etkili tedavi ise ofis histeroskopisiyle sağlanır; ince kalibreli optik sistem servikal kanaldan içeri gönderilir, kavite doğrudan izlenir ve polibin lokalizasyonu, boyutu, kaidesi net biçimde tanımlanır. Bu yöntemin en büyük avantajı, gerektiğinde aynı seansta polibin çıkarılabilmesidir ki bu see-and-treat yaklaşımının temelini oluşturur. Postmenopozal kanaması olan hastalarda ya da tamoksifen kullanıcılarında ek olarak endometrial biyopsi de mutlaka planlanır; bu grup için pipelle biyopsi veya histeroskopi eşliğinde alınan hedefli örnekleme, malignite tarama açısından belirleyici öneme sahiptir.

Histeroskopik Polipektomi Hangi Aşamalarla ve Nasıl Bir Teknikle Uygulanır?

Histeroskopik polipektomi, uygulama ortamına göre iki temel modelde gerçekleştirilir. Ofis histeroskopisi yaklaşımında 3 milimetre çapındaki mini histeroskop, vajinoskopik teknikle spekulum kullanılmaksızın servikal kanaldan içeri ilerletilir; lokal anestezi genellikle gereksizdir ve işlem 10-20 dakika içinde tamamlanır. Ameliyathane şartlarında yapılan klasik histeroskopik polipektomide ise hasta litotomi pozisyonuna alınır, servikal dilatasyon Hegar bujiler ile 8-10 milimetreye kadar genişletilir ve rezektoskop veya doku morselatör sistemi kavite içine yerleştirilir. Postmenopozal hastalarda serviks rijit olduğu için işlemden dört-altı saat önce vajinal 400 mikrogram misoprostol uygulanması dilatasyonu belirgin biçimde kolaylaştırır.

Kavitenin görüntülenebilmesi için distansiyon medyumu kullanılır; bipolar rezektoskop veya mekanik morselatör sistemleri ile izotonik salin tercih edilirken monopolar rezektoskop uygulamasında %1.5 glisin ya da %5 mannitol gibi elektrolitten yoksun solüsyonlar kullanılır. Kavite basıncı 70-100 mmHg aralığında tutulur; bu basınç aralığı hem uterusun yeterli distansiyonunu sağlar hem de intravazasyon riskini kontrol altında tutar. İşlem boyunca giren ve çıkan sıvı miktarları anestezi ekibiyle koordineli biçimde takip edilir; monopolar sistemlerde 1000 mililitre, bipolar ve salin sistemlerinde 2500 mililitre sıvı deficiti kritik eşik olarak kabul edilir ve bu değerlere ulaşıldığında işlem sonlandırılır.

Polip rezeksiyonu genel olarak üç teknikle uygulanır. Küçük ve saplı polipler grasping forseps veya makas ile avulsion yöntemiyle kaidesinden koparılır; rezektoskop kullanılıyorsa polip döngü elektrot ile ince dilimler halinde tıraşlanarak çıkarılır ve kaide bazal endometriyum düzeyinde koagüle edilir. Doku morselatör sistemleri (MyoSure, Truclear, Symphion gibi) ise dönen bıçak mekanizması ve eş zamanlı vakum aspirasyonu ile polibi parçalayıp aynı anda dışarı taşır; bu teknik hem daha kısa operasyon süresi hem de daha az sıvı deficiti avantajı sağlar. İşlem sonunda kavite yeniden gözden geçirilir, rezidü doku aranır, hemostaz kontrol edilir ve materyal patolojik incelemeye gönderilir.

Rahim Polibi Kısırlığa Yol Açar mı ve Gebelikle İlişkisi Nasıldır?

Endometrial polip, infertilite değerlendirmesinde sıklıkla saptanan yapısal bir bulgudur ve gebelik oluşumunu farklı mekanizmalar üzerinden olumsuz etkileyebilir. Öncelikle polip, kavite içinde mekanik bir engel oluşturarak embriyonun endometriyum ile temasını bozar; blastokist implantasyon penceresinde uygun temas bulamadığı için tutunma başarısız olabilir. İkinci olarak polip dokusundan salgılanan glikodelin ve benzeri moleküllerin implantasyon sürecini olumsuz etkilediği, lokal enflamatuar sitokin profilini bozduğu ve endometrial reseptiviteyi düşürdüğü gösterilmiştir. Ayrıca kornual bölge yerleşimli polipler tubal ostiumları kapatarak spermin fallop tüplerine ulaşmasını mekanik olarak engelleyebilir.

Klinik çalışmalar, infertilite tanısıyla başvuran ve rahim içinde polip saptanan hastalarda histeroskopik polipektomi sonrası spontan gebelik oranlarında belirgin artış olduğunu ortaya koymuştur. Randomize kontrollü araştırmalar, intrauterin inseminasyon planlanan çiftlerde işlem öncesi polibin çıkarılmasının gebelik oranlarını yaklaşık iki-üç kat artırdığını göstermektedir. Tüp bebek uygulaması öncesi ise embriyo transferi öncesinde polibin varlığı özellikle kritik önem taşır; polibin çıkarılması sonrası kümülatif canlı doğum oranları %43-63 aralığında artış gösterebilir. Bu nedenle yardımcı üreme teknikleri planlanan tüm hastalarda transfer öncesi kavite değerlendirmesi ve polip varsa histeroskopik olarak çıkarılması güncel kılavuzlarda önerilmektedir.

Doğal gebelikle histeroskopik polipektomi arasındaki ilişki incelendiğinde işlem sonrası ilk üç ay içinde spontan gebelik oranlarında pik yapan bir artış dikkat çekicidir; bu bulgu endometriyumun temiz kavite ortamında iyileşmesi ve reseptivite penceresinin normale dönmesiyle açıklanmaktadır. Rekürren gebelik kaybı öyküsü olan hastalarda da polip varlığı araştırılmalıdır; kavite içi lezyonların düzeltilmesi, düşük tekrarı riskini anlamlı ölçüde azaltabilir. Ancak polip tek başına infertilitenin tek nedeni olmayabilir; overyan rezerv, sperm parametreleri, tubal geçirgenlik ve tiroid fonksiyonları gibi diğer faktörlerin de eş zamanlı değerlendirilmesi gerekir ve bütünsel bir yaklaşım gebelik başarısını maksimize eder.

Polip Operasyonunun Ardından Toparlanma Dönemi Nasıl Geçer?

Histeroskopik polipektomi minimal invaziv bir operasyon olduğu için toparlanma süreci genellikle hızlı ve konforludur. Ofis şartlarında yapılan işlemlerin ardından hasta bir-iki saatlik gözlemin sonrasında evine dönebilir; ameliyathane şartlarında genel anestezi altında yapılan işlemler için ise günübirlik yatış planlanır ve gece kalmaya gerek kalmaz. İşlem sonrası ilk saatlerde hafif alt karın ağrısı ve kramp benzeri hisler yaşanabilir; bu durum uterusun kavite içi manipülasyon ve distansiyona verdiği fizyolojik yanıt olarak yorumlanır ve basit ağrı kesicilerle rahatlıkla kontrol edilir. Bulantı hissi, anestezi türüne bağlı olarak bir-iki gün içinde tamamen kaybolur.

Vajinal kanama profili işlem sonrası dönemin en dikkat çekici bulgusudur; ilk günlerde adet kanamasına benzer ya da daha hafif bir akıntı beklenir ve genellikle bir-iki hafta içinde tamamen sonlanır. Kanama miktarının adetten belirgin biçimde fazla olması, aşırı pıhtı geçirmesi, kötü kokulu akıntı, 38 dereceyi aşan ateş ya da şiddetli karın ağrısı gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden başvuru yapılması gerektiği hastaya net biçimde açıklanır. İşlem sonrası enfeksiyon riski oldukça düşüktür ancak servikal florayı koruyabilmek için ilk iki hafta içinde tampon kullanımı, vajinal duş uygulaması ve cinsel ilişki kısıtlanır. Günlük hijyen için ılık duş serbesttir; küvet banyosu ise yara bölgesi tam iyileşene kadar tercih edilmez.

Fiziksel aktiviteye dönüş kademeli biçimde planlanır; masa başı çalışan hastalar 24-48 saat içinde işlerine dönebilirken ağır kaldırma, uzun süreli ayakta durma ve yorucu spor faaliyetleri ilk iki hafta ertelenir. Yoga, pilates ve yüzme gibi orta yoğunluklu aktiviteler ise iki hafta sonra kontrol muayenesinin ardından başlatılır. Gebelik planlayan hastalar için işlem sonrası bir sonraki adet döngüsünden itibaren deneme başlatılabilir; yardımcı üreme tedavisi planlananlarda ise embriyo transferi genellikle 4-8 hafta arasında programlanır. Kontrol muayenesi tipik olarak ilk adetten sonra ya da işlemin 4-6. Haftasında planlanır; bu ziyarette patoloji sonucu değerlendirilir, transvajinal ultrasonografi ile kavite kontrol edilir ve varsa ek tedavi kararları paylaşılır. Uzun vadede olası bir komplikasyon olarak Asherman sendromu, yani kavite içi yapışıklık gelişimi %5'in altında bir sıklıkla bildirilir; bu risk özellikle geniş kaide rezeksiyonu veya çoklu polip çıkarımı gerçekleştirilen olgularda hafif oranda artabilir ve gerektiğinde ikinci bir bakış histeroskopisiyle değerlendirme yapılabilir. Beslenme açısından bol sıvı alımı, lifli gıdaların önerilmesi ve demir eksikliği olan hastalarda demir replasmanı toparlanmayı hızlandırır ve genel iyilik halini destekler.

Histeroskopik Polipektomi Öncesinde Hangi Tetkikler İstenir ve Hasta Nasıl Hazırlanır?

Ameliyat öncesi değerlendirme, hem işlem güvenliğini artırmak hem de cerrahi planı optimize etmek amacıyla titizlikle yürütülür. Rutin laboratuvar panelinde tam kan sayımı, kanama profili (protrombin zamanı, aktive parsiyel tromboplastin zamanı), açlık glukozu, üre ve kreatinin, elektrolitler, karaciğer fonksiyon testleri, tiroid fonksiyonları ve HIV, HBV, HCV serolojisi istenir. İdrar tetkiki ve gerektiğinde idrar kültürü ile aktif üriner sistem enfeksiyonu dışlanır; çünkü aktif enfeksiyon varlığında işlem ertelenir ve önce enfeksiyon tedavisi tamamlanır. Servikal sitolojik değerlendirme için PAP smear güncel değilse yenilenir ve HPV testi eklenir; servikal patoloji varlığı işlem planını değiştirebilir.

Görüntüleme değerlendirmesi işlem stratejisinin belirlenmesinde belirleyicidir. Transvajinal ultrasonografi polibin boyutu, sayısı, lokalizasyonu ve endometriyum kalınlığı hakkında temel bilgileri sağlar; salin infüzyon sonohisterografi ise özellikle sesil polip ile submuköz miyom ayrımında değerlidir. Postmenopozal hastalarda ve tamoksifen kullanıcılarında ofis histeroskopi eşliğinde alınan hedefli endometrial biyopsi ile preoperatif dönemde malignite dışlaması yapılır; premalign lezyon saptanması durumunda cerrahi yaklaşım genişletilir. Anestezi konsültasyonu gerektiğinde eklenir; sistemik hastalığı olan, kardiyak öyküsü bulunan veya ileri yaş grubundaki hastalarda kardiyak değerlendirme, ekokardiyografi ve akciğer grafisi de talep edilir.

Cerrahi öncesi hazırlıkta hasta bilgilendirmesi kritik bir rol oynar; işlemin amacı, teknik detayları, olası komplikasyonlar, alternatif tedavi seçenekleri ve postoperatif dönemde beklenenler ayrıntılı biçimde paylaşılır ve aydınlatılmış onam alınır. İşlem tercihen menstrüel siklusun erken folliküler fazında (adetin bittiği ilk günlerde) planlanır; bu dönemde endometriyum ince olduğu için kavite görüntülenmesi ve polip demarkasyonu belirgin biçimde kolaylaşır. Antikoagülan kullanımı olan hastalarda ilaç yönetimi ilgili branşla koordineli biçimde yapılır; ameliyattan altı-sekiz saat öncesinden itibaren aç kalma önerilir. Postmenopozal hasta veya nulliparlarda servikal dilatasyonu kolaylaştırmak için işlemden dört saat önce 400 mikrogram vajinal misoprostol uygulanır ve rutin antibiyotik profilaksisi seçilmiş vakalarda tek doz olarak verilir.

Alınan Polibin Kanser Riski Taşıma İhtimali Nedir ve Patoloji Sonucu Nasıl Yorumlanır?

Endometrial poliplerin büyük çoğunluğu benign nitelikli lezyonlardır ancak malign veya premalign patoloji içerme olasılığı yaş grubuna, semptom durumuna ve risk faktörlerine göre değişkenlik gösterir. Genel popülasyonda alınan poliplerin malignite oranı %1-3 arasında bildirilirken postmenopozal dönemde bu oran %5-6, semptomatik postmenopozal kanamayla başvuran hastalarda ise %10-12 seviyelerine kadar yükselebilir. Bu istatistiksel eğilim, postmenopozal hastalarda saptanan tüm poliplerin çıkarılıp histopatolojik incelemeye gönderilmesi kuralının temel gerekçesini oluşturur. Premenopozal semptomatik kadınlarda risk daha düşük olsa da polibin çıkarılması hem semptom giderilmesi hem de kesin tanı için önerilir.

Malignite riskini artıran ek faktörler dikkatle değerlendirilir. Tamoksifen kullanımı, obezite, diyabet, hipertansiyon, nulliparite, geç menopoz, Lynch sendromu gibi kalıtsal onkogenetik yatkınlıklar ve postmenopozal kanama polibin kanserleşme riskini yükselten unsurlardır. Polibin boyutu da belirleyici bir parametredir; 1.5 santimetrenin üzerindeki polipler ve özellikle 2 santimetreyi aşan lezyonlar daha yüksek malignite potansiyeline sahip olarak değerlendirilir. Görüntülemedeki atipik özellikler (düzensiz vaskülarizasyon, hızlı büyüme, düzensiz kontur) da preoperatif olarak dikkat çekmesi gereken bulgulardır. Bu risk profiline sahip hastalarda cerrahi yaklaşım daha titiz planlanır ve tüm doku patolojik incelemeye eksiksiz gönderilir.

Patoloji raporu genellikle bir-iki hafta içinde tamamlanır ve bulgular kontrol muayenesinde hasta ile detaylı biçimde paylaşılır. Rapor tipik olarak benign endometrial polip, atipisiz hiperplazi zemininde polip, atipili hiperplazi zemininde polip veya karsinom olarak gruplandırılır. Benign polip sonucunda ek tedaviye gerek yoktur, hasta rutin takibe alınır. Atipisiz hiperplazi saptanan olgularda progesteron içeren hormonal tedavi veya levonorgestrel salınımlı rahim içi araç önerilir. Atipili hiperplazi veya karsinom saptanan olgularda ise multidisipliner konseyde jinekolojik onkoloji ekibiyle birlikte tedavi planı belirlenir; genç ve fertilite koruyucu tedavi istenen olgularda konservatif hormonal yaklaşım gündeme gelirken ileri yaş ve tamamlanmış fertilite durumunda histerektomi ve gerektiğinde onkolojik evreleme cerrahisi önerilir.

Polip Alındıktan Sonra Tekrarlama (Nüks) Olasılığı Nedir ve Yeniden Oluşmasını Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

Histeroskopik polipektomi sonrası nüks olasılığı bir dizi bireysel değişkene bağlıdır ve genel literatürde beş yıllık takip döneminde %2-15 aralığında bildirilir. Nüks riskini artıran ana faktörler arasında çoklu polip varlığı, geniş tabanlı sesil polip yapısı, inkomplet rezeksiyon, tamoksifen kullanımına devam, obezite, kronik anovulasyon, polikistik over sendromu ve dışarıdan östrojen alımı sayılabilir. Uygun teknikle yapılan hedefli rezeksiyon ve kaide düzeyinde koagülasyon, rekurrens riskini belirgin biçimde düşürür; bu nedenle işlem kalitesi uzun vadeli sonuçları doğrudan etkileyen kritik bir unsurdur ve deneyimli cerrahın kavite değerlendirmesi son derece önemlidir.

Rekurrens önleme stratejilerinde birincil hedef, altta yatan hormonal ve metabolik faktörlerin düzenlenmesidir. Obez hastalarda kilo kontrolü sağlanması, adipoz dokunun periferik östrojen üretimini azaltarak endometriyumun kronik uyarımını sınırlar ve polip formasyonunu engeller. Polikistik over sendromu bulunan olgularda düzenli menstrüel siklus sağlanması için progesteron kürleri ya da kombine oral kontraseptifler önerilir; bu yaklaşım hem endometriyumu koruyucu progestasyonel etkiye ulaştırır hem de anovulatuar östrojen dominansını dengeler. Tamoksifen kullanımı zorunlu olan meme kanseri takipli hastalarda ise düzenli sonografik izlem ve semptom bazlı histeroskopik değerlendirme planlanır; tamoksifen tedavisi jinekoloji ve onkoloji ekibiyle koordineli biçimde sürdürülür.

Levonorgestrel salınımlı rahim içi araç (LNG-RİA), rekurrens önleme açısından etkinliği belgelenmiş bir yöntemdir; özellikle premenopozal dönemde ve tamoksifen kullanıcılarında endometriyum üzerinde kuvvetli antiproliferatif etki oluşturarak polip oluşumunu belirgin biçimde azaltır. Postmenopozal hormon replasman tedavisi alan olgularda ise sadece östrojen içeren rejimlerden kaçınılır; kombine östrojen-progesteron protokolleri tercih edilir. Rutin takip programı polip öyküsü olan tüm hastalar için özelleştirilir; ilk yıl altı ay aralıklarla, sonrasında yılda bir kez transvajinal ultrasonografi ile kavite kontrolü yapılır. Bilgilendirme açısından belirtmek gerekir ki bu içerik genel eğitim amaçlıdır ve kişiye özel tedavi kararı ancak muayene ve gerekli tetkiklerin ardından hekim tarafından verilebilir. Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniklerde histeroskopik polipektomi ve sonrasındaki koruyucu tedavi süreci, her hastanın klinik profiline özel olarak planlanmakta ve uzman ekip tarafından titizlikle yürütülmektedir. Rahim içi polip tanısıyla değerlendirilme ihtiyacı duyduğunuzda ya da mevcut poliplerinizin cerrahi tedavi sürecine dair bilgi almak istediğinizde, Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümüne başvurarak kişiye özel tedavi planınızı oluşturabilirsiniz.

Kaynakça

  1. American College of Obstetricians and Gynecologists (ACOG) — Anormal uterin kanama ve endometrial değerlendirmeacog.org/womens-health/faqs/abnormal-uterine-bleeding
  2. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Endometrial polipncbi.nlm.nih.gov/books/NBK557824
  3. National Health Service (NHS) — Histeroskopi işleminhs.uk/conditions/hysteroscopy
  4. Mayo Clinic — Uterin polipler: belirti ve tedavimayoclinic.org/diseases-conditions/uterine-polyps/symptoms-causes/syc-20378709

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.