Kadın Hastalıkları ve Doğum

Kapalı Miyom Alma Ameliyatı

Kapalı Miyom Alma Ameliyatı öncesi değerlendirme ve sonrası iyileşme sürecine ilişkin bilgilendirici içerik.

Kapalı miyom alma ameliyatı, tıp literatüründeki karşılığıyla histeroskopik miyomektomi, rahim iç boşluğuna doğru büyümüş submukozal yerleşimli miyomların vajinal yol üzerinden yerleştirilen özel bir endoskopik cihaz aracılığıyla, karın duvarında herhangi bir kesi açılmadan uzaklaştırılmasını amaçlayan minimal invaziv bir jinekolojik cerrahi girişimdir. Bu yöntem; menoraji, dismenore, infertilite ve tekrarlayan gebelik kaybı gibi çok geniş bir semptom yelpazesine yol açabilen intrakaviter miyomların tedavisinde günümüzde altın standart olarak kabul edilmektedir. Karın duvarına yönelik hiçbir insizyon içermemesi, yatış süresinin kısalığı ve fertilite koruyucu doğası sayesinde özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda öncelikli tercih hâline gelmiştir. Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğinde, submukozal miyomların tanısı ileri görüntüleme yöntemleriyle netleştirildikten sonra hastaya özel cerrahi planlama yapılmakta ve deneyimli endoskopik cerrahi ekipleri tarafından gerçekleştirilmektedir. AAGL, ESGE, FIGO ve ACOG gibi uluslararası jinekolojik endoskopi kuruluşlarının güncel kılavuzlarında histeroskopik miyomektomi, kavite deformasyonuna neden olan submukozal miyomlar için tercih edilecek ilk basamak cerrahi yöntem olarak tanımlanmaktadır. Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Kalite Standartları çerçevesinde yürütülen kliniklerde her hasta bireysel klinik durumuna göre çok yönlü olarak değerlendirilmekte, gerektiğinde radyoloji, üreme endokrinolojisi, anestezi ve reprodüktif tıp ekipleri ile ortak konsültasyon yapılmakta ve tedavi süreci multidisipliner bir yaklaşımla planlanmaktadır.

Histeroskopik Miyomektomi (Rahim İçi Miyom Cerrahisi) Ne Anlama Gelir?

Histeroskopik miyomektomi terimi, kelime anlamıyla rahim boşluğunun görüntülenmesi anlamına gelen histeroskopi ile miyomun cerrahi olarak çıkarılması anlamına gelen miyomektomi kavramlarının birleşiminden oluşmaktadır. Uygulamada bu prosedür, servikal kanaldan geçirilen ince çaplı, ışıklı ve optik bir cihaz olan histeroskop yardımıyla rahim iç boşluğunun doğrudan gözle değerlendirilmesi ve endometrial kaviteye yerleşmiş miyomatöz yapıların, dokular arasında karın duvarına ait herhangi bir kesi açılmaksızın uzaklaştırılmasını kapsamaktadır. Vajinal yol üzerinden servikse ulaşılması, ardından servikal kanalın nazikçe dilate edilmesi ve rezektoskop ya da doku morselatör sistemlerinin uterus içine yerleştirilmesi ile prosedür başlar. Sıvı distansiyon medium adı verilen özel bir irrigasyon sıvısı, rahim boşluğunu genişleterek cerrahi alanın net şekilde görülmesini ve manipülasyona uygun mesafenin oluşmasını sağlar.

Bu tekniğin diğer miyomektomi yöntemlerinden temel farkı, cerrahi girişimin tamamen doğal orifis üzerinden yani vajen ve serviks yoluyla gerçekleştirilmesidir. Abdominal miyomektomide klasik Pfannenstiel insizyon açılırken, laparoskopik miyomektomide karın duvarına 5-12 mm çapında birkaç trokar giriş noktası oluşturulmaktadır. Histeroskopik yaklaşımda ise cilt, kas ya da peritona ait hiçbir insizyon yapılmadığı için hasta cerrahi travmayı en düşük düzeyde yaşamakta; postoperatif ağrı belirgin biçimde azalmakta ve iyileşme süreci son derece hızlı ilerlemektedir. Tarihsel süreç içerisinde 1970'lerden itibaren geliştirilen bu teknik, günümüzde bipolar enerji sistemleri, mekanik doku morselatörleri ve yüksek çözünürlüklü optik teknolojiler sayesinde çok daha güvenli, kısa süreli ve etkin bir uygulamaya dönüşmüştür.

Histeroskopik miyomektominin en önemli avantajlarından biri, aynı seansta hem tanısal hem tedavi edici bir işlem olarak konumlandırılabilmesidir. Cerrah, işlem sırasında endometriyum kalitesini, kaviter deformasyonların büyüklüğünü, tubal ostiumların açıklığını ve eş zamanlı intrakaviter patolojileri değerlendirebilir; polip, septum ya da adezyon gibi ek durumlara tek seansta müdahale edebilir. Uzun dönemli çalışmalar bu yaklaşımın anormal uterin kanama şikâyetlerini %70-90 oranında düzelttiğini, submukozal miyoma bağlı infertilite olgularında ise gebelik oranlarını belirgin şekilde artırdığını göstermektedir. Bu nedenle histeroskopik miyomektomi, doğru endikasyonla seçilmiş hastalarda hem yaşam kalitesini yükselten hem de üreme potansiyelini koruyan güçlü bir cerrahi tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır.

Histeroskopi Yöntemiyle Hangi Miyom Türleri Çıkarılabilir?

Histeroskopik yaklaşımla güvenli ve etkin biçimde tedavi edilebilecek miyom tipleri, uluslararası kabul görmüş FIGO 2011 sınıflandırma sistemine göre çok net biçimde tanımlanmıştır. Bu sınıflandırmada 0 numaralı miyomlar, tamamen intrakaviter yerleşimli, sap üzerinden endometriyuma tutunan ve miyometriuma hiçbir uzanımı bulunmayan submukozal miyomları ifade eder ve histeroskopik cerrahi için ideal adaydırlar. FIGO Tip 1 miyomlar, %50'den fazlası rahim boşluğu içinde yer alan ve %50'den azı miyometriuma uzanan miyomlardır; bunlar da genellikle tek seansta histeroskopik yolla çıkarılabilirler. Tip 2 miyomlarda ise miyomun büyük bölümü miyometriyum içerisinde bulunmakla birlikte küçük bir kısmı endometrial kaviteye protrüde olur; bu durumda cerrahi teknik zorlaşabilir ve deneyimli bir ekip gerektirir.

FIGO sınıflandırmasında Tip 3 ve üzeri miyomlar, tamamen intramural veya subseröz yerleşimli olduklarından histeroskopik yaklaşımla ulaşılabilir değildir ve bu olgularda laparoskopik ya da açık miyomektomi yöntemleri tercih edilir. Ayrıca 5 santimetreden büyük submukozal miyomlar, tek seansta tam rezeksiyonun teknik olarak güçleşmesi, sıvı yükünün artması ve komplikasyon oranlarının yükselmesi nedeniyle çoğunlukla iki basamaklı cerrahi planlamayı gerektirir. Serviks obliterasyonu bulunan olgularda, aktif üriner sistem enfeksiyonu ya da pelvik inflamatuar hastalık varlığında, gebelikte ve endometrium kanseri şüphesi taşıyan durumlarda ise histeroskopik miyomektomi kontrendikedir. Hasta seçiminin doğru yapılması, cerrahi başarı ve komplikasyon oranları üzerinde belirleyici etkiye sahiptir.

Klinik pratikte hasta seçiminin daha objektif hâle getirilmesi amacıyla FIGO Tip 1 ve Tip 2 miyomlarda STEP-W skorlama sistemi rutin biçimde kullanılmaktadır. Bu skorlama; miyomun boyutunu, kavite içindeki topografik konumunu, tabanın genişliğini, miyometriuma penetrasyon derecesini ve lateral duvar tutulumunu ayrı ayrı puanlayarak toplam bir skor oluşturur. Skoru 0-4 olan olgular tek seans histeroskopik miyomektomi için ideal aday kabul edilirken 5-6 puan alanlar deneyimli cerrahlar tarafından yönetilmeli, 7 ve üzeri puan alanlar ise başka cerrahi yaklaşımlara yönlendirilmelidir. Bu skorlama sisteminin kullanımı yalnızca cerrahi başarıyı öngörmekle kalmaz, aynı zamanda hastanın bilgilendirilmesi ve olası ikinci seans gereksinimi konusunda önceden şeffaf bir iletişim kurulmasına da olanak tanır.

Histeroskopik Miyom Operasyonunda Hangi Teknikler Uygulanır?

Histeroskopik miyomektomide günümüzde birden fazla teknik seçenek bulunmakta ve bu teknikler cihaz tipine, kullanılan enerji formuna ve rezeksiyon şekline göre farklılaşmaktadır. Klasik teknik olan monopolar rezektoskopi, cutting loop adı verilen kesici tel elektrot ve koaguletür ile miyomun parça parça çıkarılmasını sağlar. Bu yöntemde distansiyon medium olarak hipotonik ve non-elektrolit sıvılar, örneğin %1.5 glisin, %5 mannitol ya da %3 sorbitol kullanılır; bu sıvıların büyük miktarda emilmesi durumunda hiponatremi ve beyin ödemi ile karakterize TUR sendromu gelişebilir. Bu nedenle monopolar sistemlerde intraoperatif sıvı deficit takibi kritik önem taşır ve 1000-1500 mililitreyi aşan defisitlerde işlemin sonlandırılması önerilir. Uzun yıllar altın standart olarak kabul edilen bu teknik, güncel kılavuzlarda hâlâ önemli bir yere sahiptir.

Bipolar rezektoskopi teknikleri, Versapoint ve Gynecare gibi ticari sistemlerle birlikte gelişmiş ve monopolar sistemlerin sıvı kaynaklı komplikasyon risklerini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Bu tekniklerde izotonik %0.9 sodyum klorür yani fizyolojik salin distansiyon medium olarak kullanılır; hiponatremi riski minimuma iner, ancak yüksek miktarda salin emiliminde volume overload ve pulmoner ödem tablosu gelişebileceğinden 2500 mililitre üzerindeki defisitlerde işlem sonlandırılmalıdır. Bipolar enerjinin dokuya daha odaklı iletilmesi, çevre endometriyum ve miyometriumda termal hasarı azaltarak postoperatif adezyon riskini de düşürür. Doku çıkarımı klasik rezektoskop mantığıyla yürütülse de enerji güvenliği açısından bipolar sistemler günümüzde daha yaygın tercih edilmektedir.

Son yıllarda öne çıkan bir başka teknik ise mekanik doku morselatör sistemleridir. MyoSure, Truclear, Symphion ve IBS gibi sistemler, miyom dokusunu rotasyonel bir bıçak yardımıyla küçük parçalara ayırırken eş zamanlı aspirasyon ile uterus boşluğundan uzaklaştırır. Bu sistemler salin kullanmaya olanak tanır, elektrik enerjisi içermez, öğrenme eğrisi kısadır ve prosedür süresini belirgin şekilde kısaltır. İntramural komponentin belirgin olduğu Tip 2 miyomlarda ise cold loop tekniği, Mazzon tarafından tanımlandığı biçimde soğuk yani enerjisiz bir loop ile miyomun psödokapsül planından ayrılmasını sağlar ve çevre miyometriuma termal hasarı minimuma indirir. Teknik seçimi; miyomun tipi, boyutu, cerrahın deneyimi ve merkezin donanımı göz önünde bulundurularak hastaya özel olarak yapılır.

Miyom Cerrahisi Ardından Gebelik ve Üreme Sağlığı Nasıl Etkilenir?

Histeroskopik miyomektominin fertilite üzerindeki olumlu etkileri, uzun yıllardır yapılan çok sayıda klinik çalışma ile net biçimde ortaya konmuştur. Submukozal miyomlar, endometrial kaviteyi mekanik olarak deforme etmelerinin yanı sıra endometriyumun reseptivitesini bozarak, tubal ostiumları kısmen tıkayarak ve lokal inflamatuar-vasküler değişikliklere yol açarak embriyo implantasyonunu olumsuz etkiler. Ayrıca kavite içindeki kanamalar spermin oosite ulaşmasını güçleştirebilir. Rezeksiyon sonrası uterin kavite anatomisinin normale dönmesi, endometriyumun düzgün yapıya kavuşması ve moleküler düzeyde reseptivitenin iyileşmesi sayesinde infertilite tedavisi açısından ciddi bir kazanım elde edilir. Kavite deformasyonuna neden olan miyomların çıkarılmasının gebelik oranlarını iki-üç kat artırdığı gösterilmiştir.

Klinik çalışmalar, submukozal miyoma bağlı infertilite tanısı almış hastalarda histeroskopik miyomektomi sonrası spontan gebelik oranlarının %40-60 aralığına yükseldiğini; yardımcı üreme teknikleri planlanan olgularda ise implantasyon başarısının belirgin şekilde arttığını göstermektedir. Bunun yanı sıra tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü olan kadınlarda kavitenin normalizasyonu ile canlı doğum oranlarında ciddi artışlar bildirilmektedir. Ancak cerrahi sonrasında gebelik denemesine başlamadan önce endometriyumun tam iyileşme sağlaması amacıyla 3-6 aylık bir bekleme dönemi önerilir; bu süre miyomun büyüklüğüne, rezeksiyon derinliğine ve intraoperatif bulgulara göre bireyselleştirilir. Bekleme sürecinde kontrol amaçlı ofis histeroskopisi ile kavite tekrar değerlendirilebilir.

Histeroskopik miyomektomi sonrası gebelik takibi de titizlikle yürütülmelidir. Endometriyum bütünlüğünü koruyan ve miyometriuma minimum hasar veren cerrahilerde uterus rüptürü riski oldukça düşüktür; bu nedenle histeroskopik miyomektomi sonrası gebe kalan kadınların büyük çoğunluğunda vajinal doğum güvenle planlanabilir. Ancak derin miyometriyal rezeksiyon yapılan, uterin perforasyon geçirilmiş veya iki basamaklı cerrahi uygulanmış olgularda sezaryen tercih edilebilir. Gebeliğin erken döneminde plasenta yerleşiminin değerlendirilmesi ve doğuma yakın dönemde miyometriuma ait bulguların gözlenmesi önemlidir. Doğru endikasyonla, doğru teknikle ve deneyimli merkezlerde gerçekleştirilen histeroskopik miyomektomi, üreme sağlığı üzerinde son derece olumlu ve kalıcı katkılar sağlayan bir müdahale olarak öne çıkmaktadır.

Histeroskopik Miyomektomi Ardından Toparlanma Dönemi Ne Kadar Sürer?

Histeroskopik miyomektomi, karın duvarında hiçbir kesi içermediği ve yalnızca doğal orifis üzerinden gerçekleştirildiği için postoperatif iyileşme süreci diğer miyomektomi yöntemlerine kıyasla belirgin şekilde kısadır. Operasyon çoğunlukla günübirlik cerrahi olarak planlanır ve hasta işlemin ardından birkaç saatlik gözlem sonrasında taburcu edilebilir. İlk 24 saat içerisinde hafif alt karın ağrısı, hafif düzeyde vajinal kanama ya da lekelenme, geçici üriner semptomlar ve yorgunluk hissi görülebilir; ancak bu şikâyetlerin büyük çoğunluğu standart analjezikler ile kolayca kontrol altına alınır. Hastaların çoğunluğu ertesi gün günlük rutinlerine dönebilir, birkaç gün içinde ise iş hayatına yeniden başlayabilir. Bu hızlı iyileşme süreci, histeroskopik yaklaşımın en belirgin avantajlarındandır.

Postoperatif dönemde vajinal kanama genellikle 1-2 hafta içinde tamamen sonlanır; bu sürecin ilk günlerinde koyu kırmızı bir akıntı, ilerleyen günlerde ise açık pembe ya da kahverengi lekelenme şeklinde ilerleyebilir. Enfeksiyondan korunmak amacıyla ilk 1-2 hafta boyunca cinsel ilişki, havuz-deniz-küvet gibi ortak sulara girmek ve tampon kullanımı önerilmez. Hijyene özen gösterilmeli, hastanın kişisel bakım rutini normal biçimde sürdürülmelidir. Ağır fiziksel aktiviteler, yoğun egzersizler ve karın içi basıncı belirgin şekilde artıran hareketler ilk 1-2 hafta içinde kısıtlanmalıdır; ancak yürüyüş gibi hafif aktiviteler ilk günden itibaren serbestçe yapılabilir ve dolaşımı destekleyerek iyileşmeyi hızlandırır.

Cerrahi sonrası kontrollerde genellikle ilk hafta içinde telefonla bilgi alışverişi yapılır, iki-dört hafta arasında ise klinik muayene ile hastanın durumu değerlendirilir. Fertilite amacıyla operasyon planlanmış hastalarda 3 ila 6 ay sonra ofis histeroskopisi ya da salin infüzyon sonohisterografi ile uterin kavite tekrar değerlendirilebilir; olası bir Asherman sendromu erken dönemde tespit edilerek gerekirse cerrahi olarak yönetilebilir. Ateş yükselmesi, kötü kokulu akıntı, ilerleyici artan ağrı, aşırı kanama veya bilinç durumunda değişiklik gibi belirtiler acil değerlendirmeyi gerektirir. Genel olarak histeroskopik miyomektomi sonrası toparlanma dönemi son derece konforlu, kısa ve hasta uyumu yüksek bir süreç olarak yaşanmaktadır.

Histeroskopik Miyomektomi Öncesinde Hangi Tetkikler ve Hazırlıklar Gereklidir?

Histeroskopik miyomektomi öncesinde uygulanan preoperatif değerlendirme, cerrahi başarının en önemli belirleyicilerinden biridir. Bu süreç ayrıntılı bir anamnez alınması ile başlar; hastanın menstrüel siklus özellikleri, kanama paterni, dismenore düzeyi, obstetrik öykü, infertilite öyküsü, geçirilmiş jinekolojik operasyonlar, medikal komorbiditeler ve kullandığı ilaçlar sorgulanır. Fizik muayene, jinekolojik değerlendirme, servikal sitoloji ve endometrial patoloji şüphesi olan olgularda endometrial biyopsi ile devam eder. Postmenopozal kanama, düzensiz kanama veya risk faktörleri bulunan olgularda endometrium kanseri ayırıcı tanısı yapılmadan cerrahi planlaması yapılmamalıdır. Rutin preoperatif kan tetkikleri, koagülasyon profili, kan grubu ve tam idrar tahlili tamamlanır.

Görüntüleme yöntemleri, submukozal miyomun tanısında ve cerrahi planlanmasında kritik rol oynar. Transvajinal ultrasonografi ilk basamak değerlendirmedir; miyomun boyutu, konumu ve genel özellikleri hakkında değerli bilgiler sağlar. Ancak intrakaviter uzanım derecesinin tam olarak belirlenmesi amacıyla saline infüzyon sonohisterografi altın standart olarak kabul edilir; bu yöntem miyomun endometrial kavite ile ilişkisini ve miyometriyal penetrasyon derinliğini net biçimde ortaya koyar. Manyetik rezonans görüntüleme, karmaşık olgular, multipl miyomlar ve adenomyozis ayırıcı tanısında değerlidir. Ofis histeroskopisi ise hem tanı hem cerrahi planlamada eşsiz bir görsel değerlendirme sunar; kavite anatomisi, endometrium kalitesi ve tubal ostium açıklıkları doğrudan gözlenir. Bu değerlendirmelerin sonucunda cerrahi teknik ve seans sayısı planlanır.

Seçilmiş olgularda medikal preoperatif hazırlık da önemli rol oynar. Büyük submukozal miyomlarda 2-3 ay süreyle GnRH agonist tedavisi, miyom hacmini %30-50 oranında azaltarak endometriyal atrofi sağlar; bu durum hem cerrahi görüş alanını iyileştirir hem de intraoperatif kanamayı azaltır ve preoperatif anemisi olan hastalarda hemoglobin değerlerinin düzeltilmesine olanak tanır. Serviks hazırlığı açısından işlemden 12 saat önce ağız yoluyla ya da vajinal olarak 400 mikrogram misoprostol uygulanması, servikal dilatasyonu kolaylaştırarak cerrahi travmayı ve laserasyon riskini azaltır. Bazı özel olgularda laminaria kullanımı da tercih edilebilir. Preoperatif bilgilendirme, yazılı onam formu, oral alım kısıtlamaları ve anestezi konsültasyonu ile hazırlık süreci tamamlanır.

Histeroskopik Miyomektomi Sırasında Hangi Anestezi Türü Tercih Edilir?

Histeroskopik miyomektomide anestezi seçimi; miyomun büyüklüğüne, öngörülen cerrahi süreye, hastanın yandaş hastalıklarına, tercihine ve merkezin standart protokollerine göre bireyselleştirilir. En sık tercih edilen yöntem genel anestezidir; bu yöntemde hastanın tam sedasyonu sağlanır, servikal dilatasyon ve rezeksiyon süreci konforlu şekilde yürütülür, ani hareketlerin önüne geçilir ve cerraha güvenli bir çalışma alanı sunulur. Genel anestezi özellikle uzun sürebilecek olgularda, büyük miyomların rezeksiyonunda ve iki basamaklı planlanan işlemlerde tercih edilir. Preoperatif değerlendirmede yaş, kardiyopulmoner rezerv, obezite, alerji öyküsü ve ilaç kullanımı gibi faktörler ayrıntılı olarak sorgulanır ve buna göre anestezi planı oluşturulur.

Rejyonel anestezi teknikleri arasında spinal anestezi, uygun olgularda güvenli ve etkin bir alternatif olarak kullanılabilir. Spinal anestezide alt vücut yarısında motor ve duyusal bloğun sağlanması, hastanın işlem boyunca uyanık ancak ağrı kontrollü kalmasına olanak tanır. Bu yöntemin avantajları arasında havayolu manipülasyonunun gerekmemesi, postoperatif bulantı-kusma insidansının düşük olması ve intraoperatif kan basıncı yönetiminin görece kolay olması yer alır. Ancak hastanın işlem sırasındaki pozisyonu ve olası sıvı yükü nedeniyle spinal anestezi kararı, anestezi ekibi ile yakın iş birliği içinde alınır. Kısa süreli ofis histeroskopisi ve küçük Tip 0 miyomlarda ise paraservikal blok ile lokal anestezi altında dahi işlem gerçekleştirilebilir.

Anestezi süresince hasta güvenliği, standart kardiyak monitörizasyon, pulse oksimetri, non-invaziv kan basıncı ölçümü ve gerektiğinde arteriyal kan gazı takibi ile sağlanır. Histeroskopik cerrahilerin en kritik anestezi konusu, distansiyon medium olarak kullanılan sıvıların intravasküler emilimine bağlı gelişebilecek TUR sendromu ve volume overload tablolarıdır. Bu nedenle anestezi ekibi, intraoperatif dönemde sıvı deficit takibini cerrahi ekiple birlikte sürdürür ve gerektiğinde işlemi sonlandırma kararı alır. Postoperatif dönemde ağrı kontrolü basit analjezik protokolleri ile sağlanır ve hasta konforu üst düzeyde tutulur. Ortalama 15-45 dakika süren işlemler genellikle günübirlik cerrahi kapsamında yönetilir.

Histeroskopik Miyomektomi Sonrası Miyomların Yeniden Oluşma Riski Var mıdır?

Histeroskopik miyomektomi sonrası miyom rekürensinin varlığı, hastaların en sık merak ettiği konulardan biridir ve bu risk hem cerrahinin doğası hem de miyom biyolojisi ile doğrudan ilişkilidir. Miyomlar hormon bağımlı, çok merkezli yani birden fazla odak olarak ortaya çıkabilen benign düz kas tümörleridir. Cerrahi ile mevcut miyom uzaklaştırılsa da uterusun geri kalan bölgelerindeki miyometrial hücreler yeni miyom oluşturma potansiyelini korumaya devam eder. Klinik çalışmalar histeroskopik miyomektomi sonrası 5 yıllık dönemde semptomatik rekürens oranının %10-25 aralığında olduğunu göstermektedir; bu oran, hasta yaşına, östrojen düzeylerine, orijinal miyom sayısına ve tam rezeksiyon derecesine bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Rekürens açısından risk faktörlerinin başında hastanın yaşı ve reproduktif dönemde kalış süresi gelir. Genç hastalarda uzun premenopozal dönem boyunca hormonal uyarımın devam etmesi yeni miyom gelişimi riskini artırırken menopoza yaklaşmış hastalarda bu risk belirgin şekilde azalır. Cerrahide tam rezeksiyon sağlanamamış, intramural komponent tamamen çıkarılamamış veya iki basamaklı olarak planlanmış olgularda ikinci seansın öncesindeki dönemde rezidü miyom nedeniyle semptomlar sürebilir; bu durum gerçek anlamda rekürens değil rezidü olarak sınıflandırılır. Multipl miyomu bulunan hastalarda, aile öyküsü pozitif olan olgularda ve obezitede rekürens riskinin görece yüksek olduğu bilinmektedir. Bu nedenle uzun dönem takip önem taşır.

Rekürens riskinin azaltılması amacıyla mevcut miyomun mümkün olduğunca tam rezeksiyonu, cerrahi öncesi ayrıntılı görüntüleme ve gerektiğinde iki basamaklı cerrahi planlaması esastır. Postoperatif dönemde yıllık jinekolojik değerlendirmeler, ultrasonografik takip ve semptom sorgulaması ile olası rekürens erken dönemde tespit edilir. Yeni miyom saptandığında; hasta yaşı, semptom şiddeti, gebelik istemi ve miyom özellikleri değerlendirilerek gözlem, medikal tedavi ya da yeni bir cerrahi seçenek gündeme alınır. Bu takip sürecinin en etkin şekilde yürütülmesi ve fertilite koruyucu ilkelerin ödünsüz uygulanması amacıyla Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniği, bireysel risk profillerine uygun bir izlem programı sunmakta ve hastaların uzun vadeli sağlığını multidisipliner bir yaklaşımla korumayı öncelemektedir. Kadın Hastalıkları ve Doğum ekibi, histeroskopik miyomektomi kararı alınan her olguyu bilimsel kılavuzlar ışığında, güncel teknolojik olanaklarla ve deneyimli bir cerrahi ekiple değerlendirerek en yüksek başarı ve konforu hedeflemektedir.

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi kararları, hastaya özgü klinik değerlendirme sonucunda ilgili uzman hekim tarafından belirlenmelidir. Sayfada yer alan bilgiler güncel bilimsel literatür ve uluslararası kılavuzlar temel alınarak hazırlanmış olup her hastanın klinik durumuna göre uygulanacak yaklaşım farklılık gösterebilir.

Kaynakça

  1. American College of Obstetricians and Gynecologists (ACOG) — Rahim miyomları: tanı ve tedavi seçenekleriacog.org/womens-health/faqs/uterine-fibroids
  2. National Library of Medicine - StatPearls (NCBI) — Histeroskopi ve rahim içi cerrahincbi.nlm.nih.gov/books/NBK564345
  3. Office on Women's Health, U.S. Department of Health & Human Services (OWH) — Uterin miyomlar ve cerrahi tedaviwomenshealth.gov/a-z-topics/uterine-fibroids
  4. Mayo Clinic — Miyomektomi ameliyatı: hazırlık ve iyileşmemayoclinic.org/tests-procedures/myomectomy/about/pac-20384710

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.