Ağız ve Diş Sağlığı

Diş Taşı Temizliği ve Kök Yüzeyi Düzleştirme

Diş Taşı Temizliği ve Kök Yüzeyi Düzleştirme ile ilgili uygulama ve takip sürecine dair genel bilgiler.

Diş taşı temizliği, ağız ve diş sağlığının korunmasında en temel koruyucu işlemlerin başında gelir. Dişlerin üzerinde ve diş etinin altında zamanla biriken sert tabakaların uzaklaştırılması, yalnızca gülüşün daha temiz görünmesini sağlamakla kalmaz; aynı zamanda diş eti hastalıklarının ilerlemesini, diş kaybını ve buna bağlı pek çok sorunu önleyen kritik bir müdahaledir. Birçok kişi düzenli fırçalama yaptığını düşünse de, ağzın belirli bölgelerinde biriken plak ve mineraller ev bakımıyla tamamen uzaklaştırılamaz.

Bu içerik, diş taşı temizliği (detartraj) ve kök yüzeyi düzleştirme (küretaj) işlemlerinin ne olduğunu, nasıl uygulandığını, ne kadar sürdüğünü, ağrılı olup olmadığını ve işlem sonrası dönemde nelere dikkat edilmesi gerektiğini kapsamlı biçimde açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Amaç, işlem öncesinde ve sonrasında aklınıza gelebilecek soruların büyük kısmına yanıt vererek süreci daha anlaşılır kılmaktır.

İlerleyen bölümlerde diş taşının neden oluştuğu, fırçalamayla neden çıkmadığı, hassasiyetin neden ortaya çıktığı ve temizlik sonrasında diş etlerinin nasıl iyileştiği gibi konular tek tek ele alınacaktır. Bu bilgiler, işlemi daha bilinçli bir şekilde deneyimlemenize yardımcı olacaktır.

Diş Taşı Temizliği (Detartraj) Nedir ve Neden Gereklidir?

Detartraj, dişlerin görünen yüzeylerinde ve diş eti sınırında biriken sertleşmiş plak tabakalarının, yani diş taşının özel aletlerle uzaklaştırılması işlemidir. Ağız içinde sürekli olarak bakteri, tükürük ve besin artıklarından oluşan yumuşak bir plak tabakası birikir. Bu plak zamanında temizlenmezse tükürükteki minerallerle etkileşime girerek sertleşir ve fırçayla çıkarılamayacak kadar sıkı bir şekilde diş yüzeyine yapışır. İşte bu sertleşmiş yapıya diş taşı denir.

Diş taşının varlığı yalnızca estetik bir sorun değildir. Sert yüzeyi bakteriler için ideal bir tutunma alanı oluşturur ve bu bakteriler diş etinde iltihaba, kızarıklığa, kanamaya ve zamanla diş etinin dişten ayrılmasına yol açar. Tedavi edilmediğinde bu süreç, dişi çevreleyen kemik dokusunun erimesine ve dişlerin sallanmaya başlamasına kadar ilerleyebilir. Bu nedenle detartraj, hem mevcut iltihabı azaltmak hem de daha ciddi diş eti hastalıklarının önüne geçmek için gereklidir.

Düzenli aralıklarla yapılan diş taşı temizliği, diş etlerinin sağlıklı bir renk ve sıkılığa kavuşmasını, ağız kokusunun azalmasını ve dişlerin doğal parlaklığının ortaya çıkmasını sağlar. Özellikle diş eti kanaması, ağızda sürekli bir kötü tat ya da diş etlerinde şişlik gibi belirtiler yaşayan kişilerde temizlik ihtiyacı daha da belirgindir.

Detartraj koruyucu diş hekimliğinin temel taşlarından biridir. Çürük tedavisi ya da kaplama gibi işlemler mevcut bir hasarı onarırken, diş taşı temizliği henüz oluşmamış hasarların önlenmesine odaklanır. Bu yönüyle, ağız sağlığını uzun vadede korumanın en ekonomik ve etkili yollarından biridir.

Diş Taşı Neden Oluşur, Fırçalamayla Neden Çıkmaz?

Diş taşının oluşumu, ağız içindeki doğal bir sürecin sonucudur. Yemek yedikten sonra dişlerin üzerinde ince, yapışkan ve gözle kolayca fark edilmeyen bir bakteri filmi oluşur. Plak adı verilen bu tabaka, düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımıyla henüz yumuşakken temizlenebilir. Ancak plak yeterince uzaklaştırılmazsa, tükürükte bulunan kalsiyum ve fosfat gibi mineraller bu tabakaya çökerek onu sertleştirir. Bu mineralizasyon süreci genellikle birkaç gün içinde başlar ve zamanla plak, tebeşir sertliğinde bir yapıya dönüşür.

Diş taşı bir kez oluştuğunda, fırçanın kıllarıyla ya da diş ipiyle çıkarılamaz. Çünkü artık yumuşak bir birikinti değil, diş yüzeyine kimyasal ve fiziksel olarak sıkıca bağlanmış sert bir tabakadır. Fırçalama en fazla yeni oluşan plağı temizler ve diş taşının büyümesini yavaşlatır; ancak var olan diş taşını ortadan kaldıramaz. Bu yapının uzaklaştırılması için titreşimli veya elle kullanılan özel aletlere ihtiyaç vardır.

Diş taşının en yoğun biriktiği bölgeler, tükürük bezlerinin ağza açıldığı alanlara yakın yerlerdir. Alt ön dişlerin arka yüzeyleri ve üst arka dişlerin yanak tarafı, bu birikimin en çok görüldüğü noktalardır. Bu bölgeler aynı zamanda fırçayla ulaşılması güç alanlar olduğu için diş taşı burada daha hızlı gelişir. Dişlerin sık ya da eğri dizildiği ağızlarda da temizliğin zorlaştığı köşelerde birikim artar.

Ağız içi asitliği, tükürüğün yoğunluğu, beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı ve bireysel farklılıklar diş taşı oluşum hızını etkiler. Bazı kişilerde titiz bir fırçalamaya rağmen diş taşı hızlı birikirken, bazılarında bu süreç daha yavaş ilerler. Bu nedenle temizlik sıklığı kişiden kişiye değişebilir ve tamamen bireysel yapıya göre belirlenir.

Detartraj ile Küretaj Arasındaki Fark Nedir?

Detartraj ve küretaj sıklıkla birlikte anılsa da farklı hedeflere yönelik iki ayrı işlemdir. Detartraj, dişin gözle görülebilen kron yüzeyinde ve diş eti sınırının hemen üzerinde biriken diş taşlarının temizlenmesini kapsar. Bu işlem daha yüzeysel bir müdahaledir ve genellikle diş eti henüz ciddi biçimde etkilenmemiş kişilerde koruyucu amaçla uygulanır.

Küretaj ise diş etinin altına, yani dişin kök yüzeyine doğru inen daha derin bir temizliktir. Diş eti iltihabı ilerlediğinde, diş ile diş eti arasında cep adı verilen boşluklar oluşur ve bu ceplerin içinde diş taşı, bakteri ve iltihaplı doku birikir. Küretaj işleminde bu derin bölgelerdeki birikintiler uzaklaştırılır ve iltihaplı yumuşak doku temizlenir. Böylece diş etinin tekrar sağlıklı bir şekilde köke yapışması hedeflenir.

Kök yüzeyi düzleştirme, küretajın bir parçası olarak kök yüzeyindeki pürüzlü ve enfekte tabakanın düzeltilmesini içerir. Kök yüzeyi pürüzlü kaldığında bakteriler kolayca tutunur; yüzey düzleştirildiğinde ise iyileşme kolaylaşır ve diş etinin yeniden sıkı bir şekilde kapanması sağlanır. Bu nedenle küretaj, ilerlemiş diş eti hastalıklarında tedavinin önemli bir aşamasını oluşturur.

Özetle detartraj daha çok koruyucu ve yüzeysel bir temizlikken, küretaj ilerlemiş diş eti sorunlarında uygulanan tedavi edici bir işlemdir. Bir kişide yalnızca detartraj yeterli olabilirken, diş eti çekilmesi ve derin cep oluşumu bulunan bir başkasında küretaj ve kök yüzeyi düzleştirme gerekebilir. Hangi işlemin uygulanacağı, diş etinin durumu ve cep derinliği değerlendirilerek belirlenir.

Diş Taşı Temizliği Nasıl Yapılır, İşlem Ne Kadar Sürer?

Diş taşı temizliği genellikle ultrasonik cihazlar ve el aletleri kullanılarak yapılır. Ultrasonik cihazın ucu yüksek frekanslı titreşimler üreterek diş taşını yerinden ayırır. Aynı anda cihazdan çıkan su, hem çalışma alanını serinletir hem de yerinden kopan diş taşı parçacıklarını ve bakterileri temizler. Bu titreşim, diş yüzeyine zarar vermeyecek şekilde ayarlanmıştır ve esas olarak sertleşmiş birikintiyi hedef alır.

Ultrasonik temizlikten sonra, ulaşılması güç bölgelerde ve ince detaylarda el aletleri kullanılır. Bu aletlerle diş eti sınırındaki ve dişler arasındaki kalıntılar dikkatlice uzaklaştırılır. İşlemin son aşamasında dişler genellikle özel bir macun ve fırça yardımıyla parlatılır. Parlatma, diş yüzeyini pürüzsüz hale getirerek yeni plak birikimini zorlaştırır ve dişlere doğal parlaklığını kazandırır.

İşlemin süresi, diş taşının miktarına ve sertliğine göre değişir. Düzenli bakım yapan ve az miktarda diş taşı bulunan bir kişide temizlik yarım saatten kısa sürebilir. Buna karşılık uzun süredir temizlik yaptırmamış ve yoğun diş taşı biriktirmiş bir ağızda işlem daha uzun sürer ve bazen birden fazla seansa yayılabilir. Diş eti hastalığı ileri düzeydeyse ve küretaj gerekiyorsa, ağız bölgelere ayrılarak farklı seanslarda tedavi edilir.

Temizlik sırasında hasta koltukta rahatça oturur; işlem boyunca ara ara ağzını çalkalaması istenebilir. İşlem tamamlandığında dişlerin daha temiz ve pürüzsüz hissedilmesi, diş eti sınırlarının daha net görünmesi tipiktir. Yoğun birikim uzaklaştırıldığında dişlerin arasında daha önce fark edilmeyen boşluk hissi ortaya çıkabilir; bu durum ilerleyen bölümlerde ayrıca ele alınmaktadır.

Diş Taşı Temizliği Ağrılı mıdır, Anestezi Gerekir mi?Diş eti sağlıklı ve diş taşı yüzeyel olan kişilerde detartraj genellikle ağrı kontrollü bir işlemdir. Ultrasonik cihazın titreşimi ve suyun soğukluğu bazı kişilerde hafif bir rahatsızlık ya da gıdıklanma hissi yaratabilir, ancak bu genellikle katlanılabilir düzeydedir ve anesteziye ihtiyaç duyulmaz. İşlem boyunca hissedilen his, çoğunlukla acıdan çok titreşim ve basınç şeklindedir.

Bununla birlikte, diş etlerinde belirgin iltihap bulunan kişilerde temizlik sırasında hassasiyet artabilir. İltihaplı diş etleri daha kolay kanar ve dokunmaya daha duyarlıdır; bu durumda işlem biraz daha rahatsız edici hissedilebilir. Ayrıca diş eti çekilmesi nedeniyle kök yüzeyleri açığa çıkmış kişilerde soğuk suya ve titreşime karşı geçici bir hassasiyet ortaya çıkabilir.

Kök yüzeyi düzleştirme, yani derin küretaj işlemi diş etinin altına inildiği için yüzeysel temizliğe göre daha hassastır. Bu tür derin temizliklerde bölgesel uyuşturma tercih edilebilir. Anestezi, işlem sırasında hastanın rahat olmasını sağlar ve derin bölgelerdeki temizliğin daha titiz yapılabilmesine imkan tanır. Hangi durumda anestezi kullanılacağı, diş etinin durumu ve işlemin derinliği değerlendirilerek karara bağlanır.

Genel olarak yüzeysel diş taşı temizliği, çoğu kişi için korkulacak bir işlem değildir. İşlem öncesinde yaşanan endişe genellikle işlem sırasındaki gerçek deneyimden daha fazladır. Hassasiyet endişesi taşıyanların bu durumu işlem öncesinde belirtmesi, sürecin daha konforlu geçmesini sağlar.

Temizlik Dişlere Zarar Verir mi, Minesini Aşındırır mı?

Diş taşı temizliğiyle ilgili en yaygın endişelerden biri, işlemin dişlere zarar vereceği ya da mine tabakasını aşındıracağı düşüncesidir. Doğru şekilde uygulanan detartraj dişlerin minesine zarar vermez. Kullanılan ultrasonik cihazlar diş taşını hedef alacak biçimde tasarlanmıştır; titreşim, sert diş yüzeyini aşındırmaktan çok, dişe göre daha gevşek bağlı olan diş taşını yerinden ayırmaya yöneliktir.

Bazı kişilerde temizlik sonrası ortaya çıkan pürüzlülük hissi, minenin zarar gördüğü yönünde yanlış bir izlenim oluşturabilir. Oysa bu his çoğunlukla, uzun süredir diş taşıyla kaplı kalan yüzeyin yeniden açığa çıkmasından kaynaklanır. İşlemin sonunda yapılan parlatma aşaması, yüzeyi pürüzsüzleştirerek bu hissi ortadan kaldırır ve dişlerin doğal düzgünlüğüne kavuşmasını sağlar.

Aslında diş taşının uzun süre temizlenmeden bırakılması, dişlere temizlik işleminden çok daha fazla zarar verir. Diş taşı altında biriken bakteriler diş etini ve dişi çevreleyen kemiği tahrip eder, çürük riskini artırır ve diş etinin çekilmesine yol açar. Bu yönüyle temizlik, dişleri zarardan koruyan bir işlemdir. Zarar korkusuyla temizlikten kaçınmak, uzun vadede çok daha ciddi sorunlara zemin hazırlar.

Diş taşı temizliğinin dişleri incelttiği ya da zamanla dişleri zayıflattığı yönündeki inanışlar bilimsel dayanaktan yoksundur. Düzenli ve uygun tekniklerle yapılan temizlik, diş ve diş eti sağlığını korur; herhangi bir aşınmaya ya da yıpranmaya neden olmaz. Önemli olan işlemin gerektiğinde ve doğru aletlerle yapılmasıdır.

İşlem Sonrası Diş Hassasiyeti Neden Olur, Ne Kadar Sürer?

Diş taşı temizliği sonrasında bazı kişilerde geçici bir hassasiyet gelişebilir. Bunun temel nedeni, uzun süre diş taşıyla örtülü kalan diş yüzeylerinin ve kök bölgelerinin yeniden dış ortama açılmasıdır. Diş taşı bir bakıma yalıtkan bir tabaka oluşturur; bu tabaka kaldırıldığında dişin altındaki yüzey, sıcak, soğuk ve tatlı uyaranlara karşı bir süre daha duyarlı hale gelir. Özellikle soğuk içeceklerde ve hava temasında hissedilen kısa süreli bir keskinlik tipiktir.

Bu hassasiyet çoğu kişide birkaç gün ile birkaç hafta arasında kendiliğinden azalır. Diş etleri iyileşip yeniden sıkılaştıkça ve kök yüzeyleri ortamla dengelendikçe duyarlılık geriler. Hassasiyetin şiddeti, diş taşının ne kadar süredir birikmiş olduğuna ve diş eti çekilmesinin derecesine bağlı olarak değişir. Yoğun diş taşı bulunan ve diş eti çekilmesi olan kişilerde bu his biraz daha belirgin ve uzun sürebilir.

Hassasiyet döneminde alınabilecek bazı basit önlemler süreci kolaylaştırır. Bu önlemler arasında şunlar sayılabilir:

  • Aşırı sıcak ve soğuk yiyecek ile içeceklerden ilk günlerde kaçınmak
  • Hassasiyet giderici içerikli diş macunlarını düzenli kullanmak
  • Yumuşak kıllı bir diş fırçasıyla nazikçe fırçalamak
  • Asitli ve çok tatlı gıdaların tüketimini geçici olarak azaltmak

Hassasiyet genellikle geçici bir durumdur ve zamanla tamamen kaybolur. Ancak duyarlılık uzun süre devam eder, giderek artar ya da belirli bir dişte yoğunlaşırsa, bu durumun ayrıca değerlendirilmesi uygun olur. Çünkü bu tabloda diş çürüğü ya da başka bir sorun da rol oynuyor olabilir.

Diş Taşı Temizliği Sonrası Dişlerde Boşluk Hissi Neden Olur?

Diş taşı temizliğinden sonra bazı kişiler dişlerinin arasında daha önce fark etmedikleri boşluklar hisseder. Bu durum sıklıkla kaygı yaratır; çünkü temizliğin dişleri seyrelttiği ya da diş etini zarara uğrattığı düşünülür. Oysa bu boşluklar temizlikle oluşmaz; aslında zaten var olan ancak diş taşıyla dolu olduğu için fark edilmeyen alanların ortaya çıkmasıdır.

Uzun süre biriken diş taşı, dişlerin arasını ve diş eti sınırındaki çekilmiş bölgeleri doldurarak bir dolgu gibi davranır. Bu birikinti temizlendiğinde, altındaki gerçek durum açığa çıkar. Yani diş eti çekilmesi nedeniyle oluşmuş boşluklar ve diş araları, diş taşı kalktıktan sonra dille ya da gözle daha kolay hissedilir. Boşluğu oluşturan diş taşının kendisi değil, altındaki mevcut çekilmedir.

Bu his zamanla azalabilir. Diş etleri iltihaptan arınıp iyileştikçe hafifçe sıkılaşabilir ve boşluk hissi kısmen geriler. Ancak ilerlemiş diş eti çekilmelerinde tamamen eski görünüme dönmek her zaman mümkün olmaz. Bu nedenle boşluk hissi, temizliğin bir zararı değil, mevcut diş eti durumunun bir yansımasıdır.

Önemli olan, bu boşlukların yeniden diş taşıyla dolmasını önlemektir. Diş araları arayüz fırçaları ve diş ipiyle düzenli temizlendiğinde bu bölgeler sağlıklı kalır. Diş taşının tekrar birikmesine izin vermek, boşluğu kapatmaz; aksine altındaki dokulara zarar vermeye devam eder. Bu nedenle boşluk hissini rahatsız edici bulanların temizlikten kaçınmak yerine düzenli bakıma yönelmesi doğru yaklaşımdır.

Ne Sıklıkla Diş Taşı Temizliği Yaptırılmalı?

Diş taşı temizliğinin sıklığı kişiden kişiye değişir ve tek bir standart süre yoktur. Genel bir yaklaşım olarak çoğu kişide altı ayda bir kontrol ve gerektiğinde temizlik önerilir. Ancak bu süre, diş taşının birikim hızına, ağız bakımı alışkanlıklarına ve diş eti sağlığının durumuna göre kısalabilir ya da uzayabilir.

Diş taşı hızlı biriken, tükürük yapısı buna elverişli olan ya da diş eti hastalığı öyküsü bulunan kişilerde temizlik daha sık, örneğin üç ila dört ayda bir gerekebilir. Buna karşılık ağız bakımını titizlikle yapan, diş ipi kullanan ve az diş taşı biriktiren kişilerde bu aralık daha uzun tutulabilir. Sigara kullanımı, bazı sistemik hastalıklar ve düzensiz beslenme birikim hızını artırarak temizlik sıklığını değiştirebilir.

Düzenli temizlik alışkanlığı, her seferinde yapılan işlemi de kolaylaştırır. Sık aralıklarla temizlik yaptıranlarda diş taşı yoğun birikmeye olanak bulamaz; bu da işlemi daha kısa, daha konforlu ve diş etleri açısından daha az travmatik hale getirir. Uzun süre temizlik yaptırmayan kişilerde ise birikim yoğunlaştığı için işlem daha zorlu ve kanamalı olabilir.

Temizlik sıklığının belirlenmesinde bireysel değerlendirme esastır. Ağzın genel durumu, diş etlerinin sağlığı ve önceki temizliklerde gözlenen birikim hızı dikkate alınarak kişiye özel bir plan oluşturulur. Bu nedenle kesin bir takvimden çok, düzenli kontrollerle belirlenen kişiye özgü bir program izlenmesi en doğru yaklaşımdır.

Diş Taşı Temizliği Sonrası Kanama ve Bakım Nasıl Olmalı?

Diş etleri iltihaplı olan kişilerde temizlik sırasında ve sonrasında hafif kanama görülmesi beklenen bir durumdur. Bu kanama, işlemin bir hatası değil, iltihaplı ve hassaslaşmış diş etinin doğal bir tepkisidir. Sağlıklı diş etleri temizlik sırasında pek kanamazken, iltihaplı diş etleri dokunmaya çok daha duyarlıdır ve kolayca kanar. İyileşme ilerledikçe bu kanama eğilimi belirgin biçimde azalır.

Temizlik sonrasında diş etleri birkaç gün boyunca hafif hassas olabilir. Bu dönemde fırçalamayı bırakmak yerine, yumuşak bir fırçayla nazikçe devam etmek iyileşmeyi hızlandırır. Fırçalamanın kesilmesi, plağın yeniden birikmesine ve iltihabın sürmesine yol açar. Bu nedenle nazik ama düzenli bir bakım, iyileşme sürecinin en önemli parçasıdır.

İşlem sonrası ilk günlerde ılık tuzlu suyla ağız çalkalamak, diş etlerinin rahatlamasına ve iyileşmesine yardımcı olabilir. Çok sıcak, çok baharatlı ve sert yiyeceklerden kısa bir süre kaçınmak, hassas diş etlerinin tahriş olmasını önler. Diş ipi ve arayüz fırçalarının nazik bir şekilde kullanımına devam edilmesi, dişler arası bölgelerin temiz kalmasını sağlar.

Kanamanın birkaç gün içinde azalması ve diş etlerinin daha sağlıklı bir pembe renge dönüşmesi tipiktir. Ancak kanama günlerce sürer, giderek artar ya da diş etlerinde belirgin şişlik ve ağrı eşlik ederse, bu durumun yeniden değerlendirilmesi uygun olur. Düzenli ev bakımıyla desteklenen temizlik, kısa sürede sağlıklı diş etlerine kavuşmanın en etkili yoludur.

Diş Eti Kanaması ve Ağız Kokusuna Temizlik Çözüm Olur mu?

Diş eti kanaması ve ağız kokusu, çoğu zaman diş taşı ve plak birikimine bağlı iltihabın belirtileridir. Bu nedenle diş taşı temizliği, her iki soruna da doğrudan olumlu etki eder. Diş etinin altında biriken bakteriler ve iltihaplı doku uzaklaştırıldığında, diş etinin kanama eğilimi azalır ve zamanla kanama büyük ölçüde geriler. Sağlığına kavuşan diş etleri artık dokunmaya karşı bu kadar duyarlı olmaz.

Ağız kokusunun önemli bir bölümü, dişlerde ve diş etinde biriken bakterilerin ürettiği kükürtlü bileşiklerden kaynaklanır. Diş taşı ve plak bu bakteriler için uygun bir ortam oluşturur. Temizlikle bu birikim ortadan kaldırıldığında, kötü koku kaynağı da büyük ölçüde giderilir. Bu nedenle sürekli ağız kokusundan yakınan kişilerde diş taşı temizliği belirgin bir ferahlık sağlayabilir.

Bununla birlikte, temizliğin kalıcı çözüm olabilmesi için ev bakımının da desteklenmesi gerekir. Temizlik mevcut birikimi ortadan kaldırır; ancak günlük fırçalama ve diş ipi kullanımı ihmal edilirse plak yeniden birikir ve sorunlar tekrarlar. Bu yönüyle temizlik bir başlangıç noktasıdır; sonucun sürdürülmesi düzenli bakıma bağlıdır.

Ağız kokusu ya da kanamanın her zaman tek nedeni diş taşı olmayabilir. Bazı durumlarda çürükler, uygun olmayan eski dolgular, ağız kuruluğu ya da sindirim ve solunum sistemine ait etkenler de rol oynayabilir. Bu nedenle temizliğe rağmen şikayetler devam ediyorsa, altta yatan başka nedenlerin araştırılması yerinde olur. Yine de birçok kişide düzenli temizlik ve iyi ağız bakımı, kanama ve koku sorununu belirgin biçimde azaltır.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. National Institute of Dental and Craniofacial Research (NIDCR) — Diş eti hastalığı (periodontal hastalık) bilgilerinidcr.nih.gov/health-info/gum-disease
  2. MedlinePlus (U.S. National Library of Medicine) — Diş taşı, plak ve diş temizliğimedlineplus.gov/ency/article/002044.htm
  3. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) — Periodontal (diş eti) hastalığıcdc.gov/oral-health/about/periodontal-gum-disease.html
  4. National Center for Biotechnology Information - StatPearls (NCBI) — Kök yüzeyi düzleştirme ve subgingival küretajncbi.nlm.nih.gov/books/NBK585113

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Ağız ve Diş Sağlığı Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

13 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.