Odyoloji

Çift Taraflı Derin İşitme Kaybı

Çift Taraflı Derin İşitme Kaybı, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Belirtiler ve değerlendirme süreci hakkında detaylı bilgi alın.

Çift taraflı derin işitme kaybı, her iki kulakta da seslerin algılanma seviyesinin ileri derecede düşük olduğu veya işitme cihazlarının sağladığı desteğin günlük iletişimi sürdürmeye yetmediği ciddi bir işitme bozukluğu türüdür. Bu durum, iç kulaktaki sesleri algılayan sinir uçlarının veya tüylü hücrelerin görevini tam olarak yerine getirememesi neticesinde ortaya çıkar. İşitme duyusunun bu derece kaybı, sadece sesleri duyamamak anlamına gelmez; aynı zamanda konuşmaların ayırt edilememesi ve seslerin anlamlandırılmasında yaşanan güçlükleri de kapsar. İletişim, insan yaşamının temel taşlarından biri olduğundan, bu durum bireyin çevresiyle olan bağlarını doğrudan etkileyebilir. Derin işitme kaybı, doğuştan gelebileceği gibi yaşamın ilerleyen dönemlerinde de çeşitli faktörlere bağlı olarak gelişebilir. Klinik tabloda, özellikle koklear implant gibi ileri tıbbi teknolojilerin uygulanması, dış dünyadan gelen ses sinyallerinin doğrudan işitme sinirine iletilmesi açısından bir seçenek olarak değerlendirilir. Bu süreç, sadece cerrahi bir müdahale değil, aynı zamanda uzun süreli bir rehabilitasyon ve adaptasyon dönemi gerektirir. Hastaların hayat kalitesini artırmak amacıyla gerçekleştirilen bu yaklaşımlarda, bireyin işitme sağlığına yönelik kapsamlı bir değerlendirme yapılması temel ilkedir.

Kimlerde Görülür?

Çift taraflı derin işitme kaybı, yaş farkı gözetmeksizin her bireyde ortaya çıkabilen bir durumdur. Doğuştan gelen vakalarda, genetik faktörler veya hamilelik döneminde geçirilen bazı enfeksiyonlar işitme sinirlerinin gelişimini etkileyebilir. Bu tür durumlar genellikle bebeklik döneminde, dil ve konuşma becerileri henüz gelişmeden önce fark edilir ve erken dönemde müdahale edilmesi, çocuğun gelişimsel süreci için önem taşır.

Yetişkinlerde ise durum daha farklı dinamiklere dayanabilir. İlerleyen yaşa bağlı olarak gelişen işitme kayıpları, genellikle iç kulaktaki hücrelerin zamanla yıpranmasıyla karakterizedir. Bunun yanı sıra, sürekli olarak yüksek şiddetli gürültüye maruz kalan meslek gruplarında çalışanlar, işitme sinirlerinin uzun süreli hasar görmesi riski altındadır. Bu durum, özellikle endüstriyel alanlarda çalışan bireylerde zamanla derinleşebilir.

Bazı sistemik hastalıklar veya kullanılan bazı ilaçların yan etkileri de işitme kaybını tetikleyebilir. Özellikle ototoksik (kulağa zarar verebilen) ilaçların kullanımı, iç kulak yapısında geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir. Bu ilaçların kullanımı sırasında hastaların işitme fonksiyonlarının düzenli olarak takip edilmesi, olası kayıpların erken fark edilmesi açısından değerlidir.

Türkiye genelinde yapılan sağlık taramaları, işitme kayıplarının toplumun her kesiminde benzer oranlarda görülebildiğini göstermektedir. Cinsiyet, coğrafi bölge veya sosyoekonomik durum, doğrudan bir neden oluşturmasa da, koruyucu sağlık hizmetlerine ulaşım ve düzenli işitme testleri yaptırma alışkanlığı, durumun yönetilmesinde rol oynayan faktörlerdir.

Koklear implant adayları arasında, geleneksel işitme cihazlarından yeterli fayda göremeyen ve konuşma dilini anlama becerisi belirgin şekilde azalmış olan yetişkinler ile çocuklar yer alır. Bu bireyler, cihaz kullanımına rağmen sesleri duymakta veya kelimeleri birbirinden ayırmakta zorluk yaşarlar. Her yaş grubundan insan, uzman hekim değerlendirmesi sonucunda bu işleme uygun bir aday olup olmadığının belirlenmesi için detaylı testlere tabi tutulabilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Derin işitme kaybının en temel belirtisi, seslerin çok kısık gelmesi veya hiçbir şekilde işitilememesidir. Kişiler genellikle çevresindeki sesleri algılamakta güçlük çeker ve günlük konuşmaları takip etmek için yoğun bir çaba sarf ederler. Televizyon veya radyo gibi sesli cihazların sesini normalden çok daha fazla açma ihtiyacı, çevresindekiler tarafından fark edilen ilk belirtilerden biridir.

Kalabalık ortamlarda veya arka plan gürültüsünün yoğun olduğu yerlerde konuşmaları anlamak bu bireyler için neredeyse imkansız hale gelebilir. Seslerin varlığını hissetseler bile, kelimelerin birbirine karışması ve cümle bütünlüğünün kurulamaması, işitme sinirlerinin sesleri doğru bir şekilde beyne iletemediğini gösterir. Bu durum, sosyal ortamlardan uzaklaşmaya ve iletişim kopukluklarına neden olabilir.

Çocuklarda ise belirtiler daha farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Konuşmanın gecikmesi, ismine tepki vermeme veya sadece çok yüksek sesli uyaranlara karşı irkilme gibi durumlar, aileler için önemli bir işarettir. Çocuk, çevresindeki sesleri takip edemediği için dil gelişiminde akranlarının gerisinde kalabilir ve bu durum akademik süreçlerini de etkileyebilir.

Yetişkinlerde ise sosyal izolasyon, sürekli "efendim?" diye sorma veya toplantılarda konuşulanları kaçırma gibi durumlar sıkça gözlemlenir. İş hayatında verimliliğin düşmesi ve ikili ilişkilerde yaşanan yanlış anlaşılmalar, işitme kaybının psikososyal etkileri arasında yer alır. Birey, sürekli bir çaba içinde olduğu için gün sonunda ciddi bir zihinsel yorgunluk hissedebilir.

İşitme cihazı kullanan bazı kişilerde, cihazın varlığına rağmen seslerin "mekanik" gelmesi veya kelimelerin birbirine karışması, kaybın derinleştiğinin bir göstergesi olabilir. Bu durum, cihazın artık işitme sinirlerini uyarmakta yetersiz kaldığı veya iç kulaktaki hasarın ileri boyuta ulaştığı anlamına gelebilir. Bu aşamada, işitme kaybının derecesinin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.

Bazı vakalarda kulak çınlaması (tinnitus) veya denge sorunları da eşlik edebilir. Kulak çınlaması, işitme kaybı yaşayan kişilerde sessiz ortamlarda daha belirgin hale gelebilir. Denge bozuklukları ise iç kulaktaki işitme ve denge merkezinin birbirine yakın olması nedeniyle, işitme kaybına neden olan durumların denge sistemini de etkilemesiyle ortaya çıkabilir.

Tanısı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, detaylı bir kulak, burun ve boğaz muayenesi ile başlar. Uzman hekim, öncelikle hastanın özgeçmişini dinleyerek işitme kaybının ne zaman başladığını, ailede benzer bir durumun olup olmadığını ve kişiye özel diğer sağlık sorunlarını sorgular. Fizik muayene sırasında kulak zarı ve dış kulak yolu incelenerek, işitme kaybına yol açabilecek yapısal bir tıkanıklık veya enfeksiyon olup olmadığı kontrol edilir.

Odyoloji uzmanları, kişinin sesleri hangi seviyede duyduğunu belirlemek amacıyla saf ses odyometrisi adı verilen testleri uygular. Bu testlerde hastaya farklı frekanslarda sesler dinletilir ve hastanın bu seslere verdiği tepkiler kaydedilir. Ayrıca konuşmayı ayırt etme testleri yapılarak, kişinin duyduğu sesleri ne kadar anlayabildiği ve konuşma dilini ne kadar kavradığı ölçülür.

İç kulağın yapısını ve işitme sinirinin durumunu detaylı bir şekilde görmek için bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi radyolojik incelemelere başvurulur. Bu görüntüleme yöntemleri, özellikle koklear implantın uygulanıp uygulanamayacağını belirlemek için gereken anatomik detayları sağlar. İşitme sinirinin bütünlüğü, implantın başarısı için kritik bir faktördür.

Bebeklerde ve uyum sağlayamayan çocuklarda ise objektif testler uygulanır. Beyin sapı odyometrisi (ABR) ve otoakustik emisyon testleri, hastanın aktif katılımına gerek duymadan işitme seviyesini belirlemeye yarar. Bu testler, özellikle uyku halindeyken yapılarak, iç kulağın ve işitme yollarının ses sinyallerine verdiği tepkiler ölçülür.

Ayırıcı tanı süreci, işitme kaybının nedeninin (genetik, enfeksiyon, travma veya yaşlılık) belirlenmesi için önemlidir. Gerekli durumlarda kan tahlilleri veya genetik testler istenebilir. Tüm bu veriler bir araya getirilerek, koklear implantın kişi için uygun bir seçenek olup olmadığına veya farklı bir tedavi yönteminin gerekip gerekmediğine karar verilir.

Tanı süreci, sadece işitme kaybının varlığını değil, aynı zamanda kaybın derecesini ve türünü de ortaya koyar. İletim tipi mi yoksa sensörinöral (sinirsel) tipte bir kayıp mı olduğunun belirlenmesi, uygulanacak tedavinin yönünü tayin eder. Derin işitme kaybı genellikle sinirsel kökenli olduğu için, bu türün teşhisi tedavi planı için temel oluşturur.

Tedavi Süreci Nasıl İşler?

Çift taraflı derin işitme kaybında tedavi süreci, hastanın genel sağlık durumu ve kaybın nedenine göre şekillenir. Eğer işitme cihazları artık fayda sağlamıyorsa, koklear implant cerrahisi gündeme gelir. Bu cerrahi işlem, iç kulaktaki hasarlı tüylü hücrelerin görevini üstlenen bir elektrot dizisinin kokleaya (iç kulak) yerleştirilmesini içerir. Cihaz, dışarıdan gelen sesleri elektrik sinyallerine dönüştürerek doğrudan işitme sinirini uyarır.

Cerrahi işlem öncesinde, hastanın genel anesteziye uygunluğu değerlendirilir. Ameliyat, uzman hekim tarafından titizlikle gerçekleştirilir ve cihazın elektrotları iç kulağa yerleştirilir. Ameliyat sonrası dönemde, yara iyileşmesi ve cihazın dış parçasının takılması için belirli bir süre beklenir. Bu süreçte enfeksiyon riskine karşı gerekli önlemler alınır ve hastanın genel durumu takip edilir.

Cihazın dış parçası takıldıktan sonra "aktivasyon" aşamasına geçilir. Bu aşamada, cihazın ses ayarları (programlanması) odyoloji uzmanı tarafından hastanın ihtiyaçlarına göre yapılır. İlk ses deneyimi, hastalar için oldukça farklı ve alışma gerektiren bir süreç olabilir. Seslerin ilk başta "mekanik" veya "farklı" gelmesi doğaldır ve bu durum zamanla beyin tarafından anlamlandırılmaya başlanır.

Rehabilitasyon süreci, tedavinin en önemli parçalarından biridir. Ameliyat sonrası dönemde işitme terapileri ve konuşma terapileri ile hastanın sesleri tanıması ve kelimeleri ayırt etmesi desteklenir. Bu süreç, kişinin yaşına ve öğrenme kapasitesine göre haftalar veya aylar sürebilir. Düzenli takip ziyaretleri ile cihazın ayarları güncellenerek işitme kalitesinin korunması hedeflenir.

İlaç tedavisi ise genellikle işitme kaybının altında yatan başka bir enfeksiyon veya inflamatuar (iltihabi) durum varsa uygulanır. Ancak derin işitme kaybı genellikle kalıcı bir hasara işaret ettiğinden, ilaç tedavisi kaybı geri döndürmek yerine süreci stabilize etmeye yardımcı olabilir. Her hasta için özel bir takip planı oluşturulur ve yaşam boyu sürecek kontrollerle cihazın performansı izlenir.

Destek tedavileri, özellikle çocuklarda dil gelişimini hızlandırmak için okul ve aile iş birliği ile yürütülür. Yetişkinlerde ise sosyal uyum süreçleri ve işitme eğitimleri, cihazdan alınan verimi artırmak için önerilir. Tedavi, sadece bir cihaz takmak değil, o cihazı günlük yaşamda etkili bir şekilde kullanabilme becerisini kazanmaktır.

Komplikasyonları Nelerdir?

Koklear implant cerrahisi, her cerrahi müdahalede olduğu gibi belirli riskler taşır. Ameliyat bölgesinde geçici şişlik, hafif ağrı veya kulak arkasında uyuşukluk hissi, operasyon sonrası dönemde görülebilen olağan durumlardır. Bu şikayetler genellikle kısa sürede kendiliğinden geriler ve uygun ağrı yönetimi ile hafifletilebilir.

Nadir durumlarda cerrahi alanda enfeksiyon gelişebilir veya yara iyileşmesinde gecikme yaşanabilir. Bu tür durumlar, hekimin yakın takibi ve uygun antibiyotik veya yara bakım tedavileri ile yönetilir. Cihazın yerleştirildiği bölgede, yüz sinirine yakınlık nedeniyle nadiren yüz hareketlerinde geçici bir zayıflık oluşabilir; ancak modern cerrahi tekniklerle bu risk oldukça düşük seviyededir.

Uzun vadede ise cihazın dış parçalarının bakımı veya teknik güncellemeleri gerekebilir. Elektronik bir cihaz olduğu için, pil değişimi veya kablo sorunları gibi teknik aksaklıklar yaşanabilir. Ayrıca, cihazın iç kısmındaki elektrotların zamanla yer değiştirmesi veya fonksiyonunu yitirmesi gibi durumlar çok nadir de olsa görülebilir ve bu durumda revizyon cerrahisi gerekebilir.

İşitme kaybı tedavi edilmediğinde ortaya çıkan komplikasyonlar, cerrahi risklerden daha ciddi boyutlara ulaşabilir. Sosyal hayattan kopma, depresyon ve özgüven eksikliği, işitme kaybı olan bireylerde sık görülen psikososyal sorunlardır. Özellikle çocuklarda, işitme kaybının erken tedavi edilmemesi, öğrenme güçlüğü ve sosyal uyum sorunlarına yol açabilir.

Bilişsel becerilerde azalma, özellikle yaşlı bireylerde işitme kaybının uzun süreli bir sonucu olarak karşımıza çıkabilir. Beynin sesleri işleyememesi, zamanla zihinsel aktivitelerin yavaşlamasına neden olabilir. Bu nedenle, işitme kaybının zamanında tespit edilmesi ve uygun tedavi yöntemlerinin uygulanması, uzun vadeli psikolojik ve zihinsel sağlığın korunması açısından önemli bir adımdır.

Nasıl Gelişir?

Çift taraflı derin işitme kaybı, bulaşıcı bir hastalık değildir. Bu durum, herhangi bir mikrop, virüs veya bakteri yoluyla insandan insana geçmez. Dolayısıyla bu durumla yaşayan birinin çevresindeki kişilere işitme kaybı "bulaştırması" mümkün değildir. İşitme kaybı, kulak yapısındaki biyolojik veya mekanik bir bozulmanın sonucudur.

Gelişim mekanizması genellikle iç kulaktaki koklea içerisinde bulunan tüylü hücrelerin kaybı veya işitme sinirinin iletim kapasitesinin azalması ile açıklanır. Bu hücreler, dış dünyadan gelen ses dalgalarını elektrik sinyallerine dönüştürerek işitme siniri aracılığıyla beyne iletmekle görevlidir. Bu hücrelerin sayısı azaldığında veya fonksiyonlarını yitirdiğinde, beyin ses sinyallerini alamaz hale gelir.

Genetik faktörler, işitme kaybının gelişiminde önemli bir rol oynar. Ailede işitme kaybı öyküsü olması, bireyin bu duruma yatkınlığını artırabilir. Ayrıca, anne karnında geçirilen enfeksiyonlar (kızamıkçık, sitomegalovirüs gibi) veya doğum sırasında yaşanan oksijensiz kalma durumları, işitme sisteminin gelişimini kalıcı olarak bozabilir.

Yaşlılık sürecinde ise "presbiakuzi" denilen yaşa bağlı işitme kaybı, kulak yapısındaki doğal dejenerasyon sonucu gelişir. Yüksek sese maruz kalmak, kulak içindeki hassas yapıların zamanla yorulmasına ve kalıcı olarak hasar görmesine neden olur. Tüm bu süreçler, işitme duyusunun zamanla zayıflamasına ve derin bir kayba dönüşmesine zemin hazırlar.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Eğer siz veya bir yakınınız sesleri duymakta zorlanıyor, konuşulanları anlamak için sürekli çaba sarf ediyor veya işitme cihazlarından artık verim alamıyorsanız vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmalısınız. Özellikle çocuklarda dil ve konuşma gelişimi geri kalmışsa, hiç vakit kaybetmeden detaylı işitme testleri yaptırılmalıdır.

İşitme kaybının erken dönemde tespit edilmesi, özellikle koklear implant gibi teknolojilerden alınacak verimi doğrudan artırır. İşitme kaybının sosyal hayatınızı kısıtladığını, insanlarla iletişim kurarken çekingen davrandığınızı veya sürekli yanlış anlaşıldığınızı hissettiğiniz her an, profesyonel bir değerlendirme almak doğru bir adımdır.

Aniden gelişen işitme kayıpları, kulak çınlaması ile birlikte seyreden ani işitme kayıpları veya baş dönmesi ile birleşen işitme sorunları, acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir. Bu durumlar, kulağın kanlanması veya sinirsel iletim yolları ile ilgili acil müdahale edilmesi gereken durumların habercisi olabilir.

Koru Hastanesi Odyoloji bölümü, çift taraflı derin i̇şitme kaybı değerlendirmesi ve takibinde uzman ekibiyle yanınızdadır.

Son Değerlendirme

Çift taraflı derin işitme kaybı, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planları ile yönetilebilen bir durumdur. Günümüzde gelişen tıbbi teknolojiler, işitme duyusunu kaybetmiş bireylere dış dünya ile yeniden bağ kurma imkanı sunmaktadır. Koklear implant uygulamaları ve sonrasındaki rehabilitasyon süreçleri, bireylerin sosyal yaşamlarına aktif bir şekilde katılmalarını destekleyebilir.

Korunma aşamasında, özellikle gürültülü ortamlarda kulak koruyucu ekipman kullanmak, ototoksik ilaçlardan kaçınmak ve düzenli işitme kontrolleri yaptırmak, işitme sağlığını korumak adına atılabilecek adımlardır. İşitme kaybı belirtilerini fark ettiğiniz anda bir uzmana danışmak, sorunun ilerlemesini yavaşlatmak veya tedavi edilebilir aşamada müdahale etmek için gereklidir.

Düzenli takip, tedavi sürecinin başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Cihaz ayarlarının güncellenmesi ve rehabilitasyon terapilerinin aksatılmadan sürdürülmesi, bireyin işitme kalitesini en üst seviyede tutmasına yardımcı olur. Koru Hastanesi Odyoloji bölümü, çift taraflı derin i̇şitme kaybı değerlendirmesi ve takibinde uzman ekibiyle yanınızdadır.

Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

İki kulağımda da ağır işitme kaybı var, koklear implant bana uygun mudur?
Cihazlardan fayda göremiyorsanız ve işitme kaybınız çok ileri seviyedeyse doktorlar genellikle koklear implantı değerlendirir. İşitme testleriniz ve konuşmayı anlama puanlarınız bu kararda belirleyicidir.
Koklear implant için 'endikasyon' ne demek, tam olarak neyi kastediyorlar?
Endikasyon kısaca o tedavinin sizin durumunuz için uygun ve gerekli olduğu anlamına gelir. Yani doktorun, 'bu cihaz bu hastaya fayda sağlar' demesidir.
İşitme cihazı kullanıyorum ama yine de anlamıyorum, koklear implant için doğru zaman mı?
Güçlü işitme cihazlarına rağmen konuşmaları ayırt edemiyorsanız veya hiç fayda görmüyorsanız koklear implant bir seçenek olabilir. Uzmanlar genellikle cihazla konuşma anlama puanınızın düşük olduğu durumlarda bunu önerir.
Çocuğumda çift taraflı ileri derecede işitme kaybı var, ne zaman ameliyat olmalı?
Çocuklarda işitme kaybı erken fark edilirse gelişim için çok daha iyi olur. Genellikle 12 aylıktan itibaren, bazen daha erken yaşlarda bu ameliyatlar güvenle yapılabiliyor.
Koklear implant ameliyatı sonrası normal bir hayat sürebilir miyim?
Evet, çoğu kişi ameliyat ve rehabilitasyon sürecinden sonra günlük hayatına rahatlıkla dönebilir. Sesleri algılamaya başlamak biraz zaman ve alıştırma gerektirebilir.
Her iki kulağımda da duymuyorum, tek kulağa mı yoksa ikisine birden mi implant takılır?
Her iki kulağa implant takılması (çift taraflı implant) sesin yönünü bulmanızı ve gürültülü ortamlarda duymanızı ciddi oranda kolaylaştırır. Doktorlar genellikle durumunuza göre iki kulağı da değerlendirmeyi önerir.
Yaşlılarda koklear implant işe yarar mı, yaş sınırı var mı?
Koklear implantın bir üst yaş sınırı yoktur, genel sağlık durumunuz uygunsa her yaşta yapılabilir. Önemli olan beynin sesi işleme kapasitesi ve kişinin bu sürece uyum sağlama isteğidir.
Koklear implant ameliyatı çok mu riskli, tehlikeli bir durum olur mu?
Genel anestezi altında yapılan rutin bir kulak ameliyatıdır. Her ameliyatta olduğu gibi küçük riskler olsa da, günümüzde oldukça güvenli ve sık yapılan bir işlemdir.
Ameliyattan sonra hemen duymaya başlar mıyım?
Ameliyattan hemen sonra değil, cihaz dış parçası takılıp ayarları (mapping) yapıldıktan sonra duymaya başlarsınız. Beynin bu yeni sinyallere alışması için bir rehabilitasyon süreci gerekir.
İşitme kaybım genetikmiş, koklear implant buna çözüm olur mu?
İşitme kaybının sebebi ne olursa olsun, eğer iç kulaktaki sinir hücreleri (koklear sinir) sağlamsa implant işe yarayabilir. Genetik olması implantın başarısını doğrudan engellemez.
Koklear implant takıldıktan sonra spor yapabilir miyim?
İyileşme sürecinden sonra birçok sporu yapabilirsiniz. Ancak kafa darbesi alabileceğiniz sert sporlarda dikkatli olmanız veya koruyucu ekipman kullanmanız önerilir.
Dışarıdan bakınca cihaz çok belli olur mu, estetik olarak nasıl duruyor?
Cihazın dış parçası kulak arkasına yerleşir ve oldukça küçüktür. Saçlarınızla kolayca gizleyebilirsiniz, günümüzde oldukça estetik ve dikkat çekmeyen modelleri mevcuttur.
İşitme kaybı stresle mi ilgili, stres yapınca daha mı kötüleşir?
İşitme kaybı genellikle stresle doğrudan oluşmaz ancak stres var olan işitme sorunlarını daha fazla fark etmenize veya odaklanma güçlüğü çekmenize neden olabilir.
Doğal yöntemlerle veya bitkisel ürünlerle işitme kaybı düzelir mi?
İleri derecedeki işitme kayıpları maalesef doğal yöntemlerle veya bitkilerle düzelmez. Bu durum genellikle iç kulak yapısındaki fiziksel bir sorundan kaynaklanır ve tıbbi müdahale gerekir.
Koklear implantı taktırmak için işitme kaybının derecesi tam olarak ne olmalı?
Genellikle saf ses ortalamasının 70-90 desibel ve üzerindeki çok ileri derecedeki kayıplarda implant düşünülür. İşitme cihazından hiçbir fayda görülmemesi en önemli kriterdir.
İşitme kaybı olan biri olarak hamilelikte bir sorun yaşar mıyım?
İşitme kaybı veya koklear implant kullanıyor olmanız hamilelik sürecini doğrudan etkilemez. Ancak hamilelik öncesi veya sırasında doktorunuzla durumunuzu paylaşmanız her zaman daha sağlıklıdır.
Koklear implantlı biri MR cihazına girebilir mi?
Modern implantların çoğu belirli şartlar altında MR (manyetik rezonans) çekimine uygundur. Yine de hangi model implantı kullandığınızı ve MR öncesi doktorunuza danışmanız gerektiğini unutmayın.
İşitme kaybı aniden gelişti, bu durumda implant mı gerekir?
Ani işitme kayıplarında öncelikle acil tıbbi tedavi (ilaç tedavisi) uygulanır. Eğer bu tedavilere rağmen işitme kaybı düzelmez ve kalıcı hale gelirse, o zaman implant seçeneği değerlendirilir.
WhatsApp Online Randevu