Acil Servis

Atriyal Fibrilasyon

Koru Hastanesi olarak atriyal fibrilasyon yaklaşımda hız kontrolü, ritim kontrolü ve antikoagülan yaklaşım yönetimini uzman kardiyoloji ve aritmi ekibimizle uyguluyoruz.

Atriyal fibrilasyon (AF), atriumların düzensiz ve hızlı elektriksel aktivitesi sonucu gelişen, kalp ritm bozukluklarının yaygın klinik formudur. Atriumlar düzenli kasılma yapamaz, ventriküllere düzensiz uyaranlar iletilir ve sonuçta nabız düzensizliği gelişir. AF, inme, kalp yetersizliği, demans ve mortalite riski açısından önemli sonuçlar doğurur.

Atriyal fibrilasyon ileri yaşlı bireylerde belirgin biçimde sık karşılaşılır ve insidans yaşla artar. Erken tanı, semptom kontrolü (hız kontrolü veya ritm kontrolü), inme önleme (antikoagülasyon), altta yatan etyolojinin değerlendirilmesi ve uzun dönem yönetim AF yönetiminin temel basamaklarıdır. Modern medikal tedavi (DOAC, beta blokerler, kalsiyum kanal blokerleri, antiaritmik ilaçlar) ve girişimsel tedaviler (kateter ablasyonu, sol atriyal apendiks kapatma) ile sonuçlar belirgin biçimde olumlu yöne gelişmiştir.

Kimlerde Daha Sık Görülür?

Atriyal fibrilasyon ileri yaşlı bireylerde yaygındır; 80 yaş üzeri bireylerin önemli kısmında AF görülebilir. Yaşam boyu riski %25 civarındadır. Erkek ve kadınlarda yaşa göre farklı dağılım gösterir.

Risk grupları arasında ileri yaş, hipertansiyon, kalp yetersizliği, koroner kalp hastalığı, kapak hastalıkları (özellikle mitral kapak hastalığı), kardiyomiyopatiler, doğuştan kalp hastalıkları, diabetes mellitus, obezite, obstrüktif uyku apnesi, hipertiroidizm, alkol kullanımı (özellikle binge drinking - "holiday heart" sendromu), sigara, kronik böbrek yetersizliği, kronik akciğer hastalıkları (KOAH), pulmoner hipertansiyon, sepsis, ciddi enfeksiyonlar, postoperatif (özellikle kardiyak cerrahi sonrası), elektrolit bozuklukları (özellikle hipokalemi, hipomagnezemi), aşırı egzersiz (özellikle uzun dayanıklılık sporları), genetik faktörler, ailesel öykü, otoimmün hastalıklar yer alır.

AF tiplendirmesi süreye göre yapılır: paroksismal AF (7 gün içinde kendiliğinden geri döner), persistan AF (7 günden uzun süren, müdahale ile geri döner), uzun süreli persistan AF (12 aydan uzun süren), permanent AF (ritm kontrolüne yönelik tedavi terk edilmiş). Klinik klasifikasyon yönetim açısından önemli.

Subklinik AF (asemptomatik, sürekli kalp izlem cihazları ile saptanan) son yıllarda artan oranlarda tanınmakta; klinik önemi araştırılmakta. Genç AF (60 yaş altı) genellikle altta yatan başka bir tetikleyici (hipertiroidizm, alkol, uyku apnesi) ile ilişkili.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Atriyal fibrilasyonun klinik bulguları değişkendir; bazı hastalar asemptomatik iken bazıları belirgin semptomlardan etkilenir. Klasik bulgular: palpitasyon (düzensiz, hızlı kalp atımı hissi), yorgunluk, nefes darlığı (özellikle eforla), halsizlik, baş dönmesi, bayılma hissi (presenkop), göğüs ağrısı veya rahatsızlık, anksiyete, fiziksel kapasite azalması.

Vital bulgular: düzensiz nabız (klasik bulgu), genellikle hızlı (>100/dakika), kan basıncı değişken olabilir, hipotansiyon (hemodinamik instabilite varsa). Auskültasyonda düzensiz kalp ritmi, pulsus deficit (apikal nabız ile periferik nabız arasında fark - periferik nabız daha az), kalp seslerinin değişken yoğunluğu.

Komplikasyon belirtileri: inme bulguları (motor kayıp, konuşma değişikliği, görme değişikliği - akut tromboembolik olay), kalp yetersizliği bulguları (ödem, nefes darlığı, ortopne, paroksismal noktürnal dispne), göğüs ağrısı (koroner iskemi ile birlikte), bilinç değişikliği (ciddi hemodinamik instabilite).

Asemptomatik AF: rutin EKG, Holter izlem, taşınabilir cihazlar (akıllı saat, mobil EKG cihazları) ile tesadüfen saptanır. Subklinik AF kavramı son yıllarda gelişmekte; klinik önemi araştırılmakta.

Hemodinamik instabilite belirtileri (hipotansiyon, mental durum değişikliği, akut kalp yetersizliği, koroner iskemi) acil kardiyoversiyon gerektirir. Stabil olgular planlı yönetim yapılır.

Nedenleri Nelerdir?

Atriyal fibrilasyonun patofizyolojisi karmaşıktır; reentry mekanizmaları, ektopik aktiviteler (özellikle pulmoner venlerden kaynaklı), yapısal değişiklikler (atriyal fibroz, dilatasyon) rol oynar. Çok kanallı reentry teorisi temel açıklamadır.

Kardiyak nedenler: hipertansiyon (uzun süreli artmış basınç atriyal yeniden şekillenme), koroner kalp hastalığı (iskemi atriyal aritmojeniti artırır), kalp yetersizliği (her yönlü yeniden şekillenme), kapak hastalıkları (özellikle mitral darlık ve yetmezliği - sol atriyal dilatasyon), kardiyomiyopatiler (hipertrofik, dilate), doğuştan kalp hastalıkları, perikardiyal hastalıklar.

Sistemik nedenler: hipertiroidizm (tiroid hormonları atriyal aritmojeniti artırır), diabetes mellitus (mikrovasküler komplikasyonlar), obezite (epikardiyal yağ dokusu inflamasyonu), obstrüktif uyku apnesi (intermitan hipoksi, otonom değişiklikler), elektrolit bozuklukları (hipokalemi, hipomagnezemi), alkol (akut etki - "holiday heart" ve kronik etki), sigara, kafein (tartışmalı), uyuşturucular (kokain, amfetamin), kronik böbrek yetersizliği, KOAH ve hipoksi, pulmoner emboli.

Postoperatif AF: özellikle kardiyak cerrahi sonrası sık görülür; geçici olabilir veya kalıcı olabilir. Genel cerrahi sonrası, sepsis, ciddi hastalıklar sırasında da görülebilir.

Genetik faktörler: ailesel öyküde artmış risk var; çeşitli gen polimorfizmleri tanımlanmış. Genç başlangıçlı AF olgularında genetik değerlendirme düşünülebilir.

Otoimmün hastalıklar: tirotoksikoz, sarkoidoz, otoimmün kardit AF ile ilişkilidir.

Tanısı Nasıl Konulur?

Atriyal fibrilasyon tanısı EKG ile konur. Klasik EKG bulguları: düzensiz R-R aralıkları (atriyumdan ventriküle düzensiz iletim), P dalgalarının yokluğu (atriyumların organize aktivitesi yok), izoelektrik çizgide ince fibrillasyon dalgaları (f dalgaları, V1'de belirgin biçimde görülür).

EKG çekimi: 12 derivasyonlu standart EKG. Paroksismal AF için Holter (24-48 saat) veya event recorder (semptomları olduğunda kayıt), uzun süreli izlem (implante edilebilir loop recorder), giyilebilir cihazlar (akıllı saatler) yararlıdır.

Ek değerlendirme: ekokardiyografi (sol atrium büyüklüğü, kapak hastalıkları, sol ventrikül fonksiyonu, kardiyak trombüs - özellikle kardiyoversiyon öncesi), transözofagal ekokardiyografi (sol atriyal apendiks trombüsü değerlendirmesi), tiroid fonksiyon testleri (TSH), tam kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, elektrolitler, kardiyak biyobelirteçler (troponin - akut koroner sendrom dışlama; BNP/NT-proBNP - kalp yetersizliği), göğüs grafisi (akciğer hastalığı, kalp boyutu).

İnme risk değerlendirmesi: CHA2DS2-VASc skoru (kalp yetersizliği, hipertansiyon, yaş ≥75 yıl - 2 puan, diabetes mellitus, önceki inme/TIA - 2 puan, vasküler hastalık, yaş 65-74 - 1 puan, kadın cinsiyet - 1 puan). Skor ≥1 erkeklerde, ≥2 kadınlarda antikoagülasyon düşünülmesi için kriter; pek çok rehber skor ≥2 (kadınlarda 3) için antikoagülasyon öneriyor.

Kanama risk değerlendirmesi: HAS-BLED skoru (hipertansiyon, anormal böbrek-karaciğer fonksiyonu, inme öyküsü, kanama öyküsü, labil INR, yaş >65, ilaçlar/alkol). Yüksek skor (≥3) kanama riski artmış ancak antikoagülan kontrendikasyonu değil; ayarlanabilir risk faktörleri yönetilir.

Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?

Atriyal fibrilasyon yönetimi üç temel ayağa dayalıdır: inme önleme (antikoagülasyon), hız kontrolü, ritm kontrolü.

İnme önleme - antikoagülasyon: CHA2DS2-VASc skoru ≥2 (kadınlarda) veya ≥1 (erkeklerde) olan hastalarda antikoagülan tedavi önerilir. Modern tercih DOAC'lar (direkt oral antikoagülanlar): apiksaban (5 mg iki kez/gün), rivaroksaban (20 mg/gün), dabigatran (150 mg iki kez/gün), edoksaban (60 mg/gün). DOAC'lar warfarine göre daha az intrakranial kanama, daha az ilaç etkileşimi, monitörizasyon gerektirmiyor. Warfarin (INR 2-3 hedef) hala mekanik kapak protezi ve mitral darlık zemininde tercih edilir.

Sol atriyal apendiks kapatma (Watchman, Amulet cihazları): antikoagülasyon kontrendikasyonu olan veya yüksek kanama riski olan hastalarda alternatif. Cerrahi sol atriyal apendiks kapama da kardiyak cerrahi sırasında düşünülebilir.

Hız kontrolü: ventrikül hızını kontrol altına almak. Beta blokerler (metoprolol, bisoprolol, karvedilol), kalsiyum kanal blokerleri (diltiazem, verapamil), digoksin (özellikle kalp yetersizliği zemininde), amiodaron (refrakter olgularda). Hedef istirahat hızı genellikle <110/dakika ("hız kontrolü için 110 hedefi" - RACE II çalışması); semptomatik hastalarda <80/dakika hedeflenir.

Ritm kontrolü: sinüs ritmine geri dönüş. Kardiyoversiyon: farmakolojik (amiodaron, flekainid, propafenon, ibutilid, vernakalant) veya elektriksel (DC kardiyoversiyon). 48 saat üzerindeki AF için kardiyoversiyon öncesi 3 hafta antikoagülasyon veya TEE ile trombüs ekartasyonu yapılır; sonra antikoagülasyon 4 hafta sürdürülür.

Antiaritmik ilaçlar (sürekli ritm kontrolü): amiodaron (etkin ancak yan etkiler), sotalol, flekainid, propafenon, dronedaron. İlaç seçimi altta yatan kalp hastalığına göre değişir.

Kateter ablasyonu (pulmoner ven izolasyonu, PVI): paroksismal AF için ilk basamak tedavi olarak da düşünülebilir; persistan AF için tekrarlayan ablasyon gerekebilir. Modern teknikler (cryoablation, pulsed field ablation) belirgin biçimde gelişmiş.

Cerrahi maze prosedürü: kardiyak cerrahi sırasında ek olarak yapılabilir; AF için altın standart cerrahi tedavi.

Altta yatan nedenlerin yönetimi: hipertansiyon kontrolü, hipertiroidizm tedavisi, kapak cerrahisi (uygun olgularda), uyku apnesi tedavisi (CPAP), kilo verme, alkol kısıtlama, sigara bırakma, egzersiz programları.

Yaşam tarzı modifikasyonu: orta düzey alkol tüketimi, sigara bırakma, kilo verme (BMI hedefi <27), düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, stres yönetimi, uyku apnesi tedavisi.

Komplikasyonları Nelerdir?

Atriyal fibrilasyon komplikasyonları arasında tromboembolik olaylar (inme, TIA, sistemik emboli - bağırsak, böbrek, ekstremite iskemisi), kalp yetersizliği (taşikardiyomiyopati, sol atriyal disfonksiyon), miyokardiyal iskemi, mortalite artışı, demans (kronik hipoperfüzyon), depresyon, anksiyete, yaşam niteliğinde azalma, anti­koagülan ilişkili kanama (intrakraniyal, gastrointestinal), kateter ablasyon komplikasyonları (perikard tamponadı, atriyoözofagal fistül - nadir ama ciddi, pulmoner ven darlığı, frenik sinir hasarı), kardiyoversiyon ilişkili komplikasyonlar (kardiyak arrest, asistoli, ventriküler aritmiler), ilaç yan etkileri yer alır.

İnme AF'nin ciddi komplikasyonudur; antikoagülasyon olmayan AF hastalarında yıllık inme riski belirgin biçimde yüksektir. Modern DOAC'lar ile risk belirgin biçimde azaltılmıştır. Sol atriyal apendiks trombüsü ana embolisi kaynağıdır.

Atriyal fibrilasyona bağlı kalp yetersizliği iki yönlüdür: AF mevcut kalp yetersizliğini kötüleştirir ve uzun süreli hızlı AF taşikardiyomiyopatiye yol açabilir. Hız kontrolü ve uygun yönetim ile ventrikül fonksiyonu belirgin biçimde olumlu yöne gelişebilir.

Demans riski: AF olan hastalarda vasküler ve Alzheimer tip demans riski belirgin biçimde yüksek; özellikle inme geçirmemiş olgularda da risk vardır. Kronik hipoperfüzyon ve mikroembolizasyon mekanizmaları rol oynar.

Nasıl Gelişir?

Atriyal fibrilasyon ilerleyici bir hastalıktır; paroksismal AF zamanla persistan ve permanent AF'ye dönüşebilir. Erken müdahale ve altta yatan etyolojinin yönetimi bu progresyonu yavaşlatabilir.

Modern medikal tedavi (DOAC'lar, beta blokerler, antiaritmik ilaçlar) ve girişimsel tedaviler (kateter ablasyonu, sol atriyal apendiks kapatma) ile sonuçlar belirgin biçimde olumlu yöne gelişmiştir. Mortalite ve inme riski belirgin biçimde azaltılabilir.

Yaşam tarzı modifikasyonu (kilo verme, alkol kısıtlaması, egzersiz) AF burden azaltır; pek çok hastada AF sıklığı ve süresi belirgin biçimde olumlu yöne etkilenir. Obstrüktif uyku apnesi tedavisi belirgin biçimde yararlı.

Kateter ablasyonu özellikle paroksismal AF olgularında belirgin biçimde olumlu sonuçlar sağlar; persistan AF için tekrarlayan ablasyon gerekebilir. Sol atriyal apendiks kapatma cihazları antikoagülasyon kontrendikasyonu olanlarda inme önleme sağlar.

Uzun dönem maternal etkiler önemli; kalp yetersizliği, demans, yaşam niteliği etkileri uzun dönem multidisipliner yönetim gerektirir. Düzenli kardiyoloji takibi, semptom takibi, ilaç tedavisine uyum kritik öneme sahiptir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Düzensiz nabız, palpitasyon, halsizlik, nefes darlığı, baş dönmesi, bayılma hissi, göğüs ağrısı yaşayan kişiler değerlendirilmelidir. İnme belirtileri (ani başlangıçlı motor kayıp, konuşma değişikliği, görme değişikliği) acil servise başvurma gerektirir; 112 acil sağlık hizmetleri devreye alınmalıdır.

Hipertansiyon, diabetes mellitus, hipertiroidizm, kalp yetersizliği, kapak hastalıkları, koroner kalp hastalığı, kronik akciğer hastalığı, uyku apnesi olan kişiler düzenli kardiyovasküler değerlendirmede AF açısından izlenmelidir. Yaşam tarzı modifikasyonu (kilo verme, alkol kısıtlama, sigara bırakma, egzersiz) önemli.

AF tanılı hastalar düzenli kardiyoloji takibinde olmalı; antikoagülan tedavinin sürdürülmesi, hız veya ritm kontrolü, altta yatan etyolojinin yönetimi takip edilmelidir. DOAC kullananlar böbrek fonksiyon testleri ile yıllık değerlendirme yapılmalı; ilaç dozları gerektiğinde ayarlanır. Warfarin kullananlar düzenli INR takibi (her 4-6 hafta).

Kateter ablasyonu, sol atriyal apendiks kapatma cihazı olan hastalar uzman merkezde takipte tutulmalı. Yeni başlangıçlı belirtiler veya komplikasyon şüphesi durumunda derhal başvuru.

Akıllı saatler ve giyilebilir cihazlar tarafından AF saptanan hastalar mutlaka resmi EKG ile değerlendirilmelidir. Bu cihazlar sahte pozitif veya negatif olabilir; klinik değerlendirme gereklidir.

Son Değerlendirme

Atriyal fibrilasyon, dünyanın önde gelen kardiyovasküler hastalıklarından biri olan ve inme, kalp yetersizliği, demans gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilen ancak modern tedavi yaklaşımları ile sonuçların belirgin biçimde olumlu yöne geliştiği bir tablodur. EKG tabanlı tanı, CHA2DS2-VASc inme risk değerlendirmesi, modern direkt oral antikoagülanlar (DOAC'lar) ile inme önleme, hız kontrolü (beta bloker, kalsiyum kanal blokeri, digoksin), ritm kontrolü (kardiyoversiyon, antiaritmikler), kateter ablasyonu (özellikle paroksismal AF için), sol atriyal apendiks kapatma cihazları (antikoagülasyon kontrendikasyonu olanlarda), altta yatan etyolojinin yönetimi, yaşam tarzı modifikasyonu (kilo verme, alkol kısıtlama, uyku apnesi tedavisi, egzersiz), düzenli takip tedavi sürecinin temel bileşenleridir. Önleyici stratejiler arasında risk faktörlerinin yönetimi (hipertansiyon, diyabet, kapak hastalıkları, obezite), yaşam tarzı modifikasyonu, düzenli kardiyovasküler değerlendirme yer alır.

Koru Hastanesi Kardiyoloji, Elektrofizyoloji, Kalp ve Damar Cerrahisi, Acil Servis, Yoğun Bakım, Nöroloji (inme yönetimi), İç Hastalıkları, Endokrinoloji ve Göğüs Hastalıkları bölümlerinde uzman hekimlerimiz, atriyal fibrilasyon ve ilişkili tabloların tanı, ayırıcı tanı, EKG ve uzun süreli izlem, antikoagülan tedavi optimizasyonu, hız ve ritm kontrolü, kateter ablasyonu, sol atriyal apendiks kapatma cihazları, kardiyoversiyon, altta yatan etyolojinin yönetimi, yaşam tarzı danışmanlığı, inme önleme ve uzun süreli takip süreçlerinde bütüncül bir yaklaşım sunar; tanı ve tedavi yolculuğunun her aşamasında hastalarımızın yanında durmaktadır.

Bilgilendirme: Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tedavi yerine geçmez. Atriyal fibrilasyon ile ilgili yakınmalarınız için bir hekime başvurmanız ve değerlendirmenizi uzman bir hekim ile yapmanız önerilir. Kişisel sağlık kararları için mutlaka hekiminize danışınız.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Atriyal fibrilasyon (kalp ritim bozukluğu) tam olarak nedir, kalbime ne oluyor?
Kalbin üst odacıklarının düzensiz ve çok hızlı kasılması durumudur. Kalp normal ritminde atamaz, bu yüzden kan vücuda düzgün pompalanmaz ve kalpte bir tür çırpınma hissi oluşur.
Bende atriyal fibrilasyon var mı, nasıl anlarım?
Genellikle göğüste kuş kanadı çırpınması gibi bir his, çarpıntı, nefes darlığı ve sebepsiz yere yorgunluk hissediyorsanız bu bir işaret olabilir. Nabzınızın düzensiz ve karmaşık attığını fark ediyorsanız bir doktora görünmenizde fayda var.
Kalbim çok hızlı çarpıyor, atriyal fibrilasyon (AF) olabilir mi?
Evet, çarpıntı bu durumun en yaygın belirtisidir. Ancak her çarpıntı AF değildir; bazen stres veya kafein de buna neden olabilir, bu yüzden bir EKG çekilerek ritmin kontrol edilmesi gerekir.
Atriyal fibrilasyon ölümcül bir hastalık mı?
Doğrudan ölümcül bir hastalık değildir ancak tedavi edilmezse felç veya kalp yetmezliği riskini artırabilir. Doğru takip ve tedavi ile çoğu insan normal bir yaşam sürmeye devam eder.
Atriyal fibrilasyon geçer mi, tamamen kurtulabilir miyim?
Bazı kişilerde ataklar kendiliğinden geçebilir veya tedaviyle ritim normale dönebilir. Ancak kronikleşmiş durumlarda genellikle odak noktası ritmi düzeltmekten ziyade, kan pıhtılaşmasını önleyerek komplikasyonları engellemek olur.
Bu hastalık bulaşıcı mı, başkasına geçer mi?
Hayır, atriyal fibrilasyon bulaşıcı bir hastalık değildir. Mikroplarla veya temasla geçmez, tamamen kalp yapısı ve çalışma sistemiyle ilgili bir durumdur.
Atriyal fibrilasyon kalıtsal mı, çocuğuma geçer mi?
Genetik bir yatkınlık olabilir ancak doğrudan çocuğa geçen bir hastalık değildir. Ailenizde kalp rahatsızlığı varsa sizin de riskiniz biraz daha yüksek olabilir, bu yüzden düzenli kontroller önemlidir.
Atriyal fibrilasyon ile normal bir yaşam sürebilir miyim?
Evet, çoğu hasta uygun tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle günlük aktivitelerine rahatça devam edebilir. Önemli olan doktorun verdiği ilaçları aksatmamak ve kontrolleri ihmal etmemektir.
Hangi durumda acile gitmeliyim?
Şiddetli göğüs ağrısı, ani gelişen nefes darlığı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma veya kolunuzda uyuşma gibi felç belirtileri hissederseniz vakit kaybetmeden acil servise başvurmalısınız.
Stres ve üzüntü bu ritim bozukluğunu tetikler mi?
Evet, aşırı stres, kaygı ve yoğun üzüntü vücutta adrenalin salgısını artırarak kalbin ritmini bozabilir. Stres yönetimi, bu rahatsızlığın yönetiminde oldukça önemli bir parçadır.
Atriyal fibrilasyon hastasıyım, ne yememeliyim?
Aşırı kafeinli içecekler, alkol ve bazı durumlarda yüksek oranda K vitamini içeren yeşil yapraklı sebzeler kullanılan kan sulandırıcı ilacın etkisini değiştirebilir. Beslenme düzeninizi doktorunuzla beraber planlamanız en doğrusudur.
Vitamin veya mineral eksikliği bu hastalığı yapar mı?
Magnezyum veya potasyum gibi elektrolitlerin eksikliği kalp ritmini etkileyebilir. Vücuttaki mineral dengesizlikleri bazen ritim bozukluklarını tetikleyebilir, bu yüzden kan değerlerine bakılması önemlidir.
Yaşlılarda bu durum nasıl seyrediyor?
Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Yaşlılarda bazen hiçbir belirti vermeyebilir, bu nedenle rutin kontrollerde fark edilmesi daha yaygındır; tedavi daha çok felç riskini önlemeye yöneliktir.
Spor yapabilir miyim, hayatımı kısıtlar mı?
Genellikle hafif ve orta tempolu egzersizler kalbe iyi gelir. Ancak ağır ve zorlayıcı sporlardan önce mutlaka kalp doktorunuzun onayı ve önerisi gerekir.
Doğal yöntemler veya bitkisel çaylar işe yarar mı?
Bitkisel çaylar veya doğal yöntemler tek başına bu hastalığı tedavi etmez. Hatta bazı bitkisel ürünler kullandığınız kalp ilaçlarıyla etkileşime girip tehlikeli olabilir, bu yüzden doktora danışmadan kullanmamalısınız.
Cinsel hayatım bu hastalıktan etkilenir mi?
Genel olarak hastalar normal bir cinsel hayata sahip olabilirler. Ancak kendinizi çok yorgun hissettiğiniz atak dönemlerinde vücudunuzu dinlendirmeniz daha doğru olur.
Hamilelikte atriyal fibrilasyon yaşanır mı?
Hamilelik kalbe ekstra yük bindirdiği için ritim bozuklukları tetiklenebilir. Bu durum hamilelikte özel bir takip gerektirir, mutlaka bir kardiyoloji uzmanı ile yakın iletişimde olunmalıdır.
Çocuklarda atriyal fibrilasyon görülür mü?
Çocuklarda çok nadir görülür. Eğer varsa genellikle doğuştan gelen bir kalp yapısı sorunuyla ilişkili olabilir ve mutlaka çocuk kardiyolojisi tarafından değerlendirilmelidir.
WhatsApp Online Randevu