Tıbbi Onkoloji

ALL

Akut lenfoblastik lösemi yaklaşımda indüksiyon, konsolidasyon ve idame kemoterapi protokollerini deneyimli uzman ekiple yönetilmektedir.

ALL, yani akut lenfoblastik lösemi, kemik iliğinde olgunlaşmamış lenfosit (bir tür akyuvar) hücrelerinin kontrolsüz biçimde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kan kanseri tablosudur. Hastalık, sağlıklı kan hücrelerinin üretimini hızla baskıladığı için kısa sürede belirti vermeye başlar. Çocukluk çağında en sık görülen kanser türü olarak bilinse de yetişkin yaşlarda da karşımıza çıkabilir ve seyri çocuklara göre genellikle daha karmaşık ilerler. Erken fark edilen vakalarda günümüz hematoloji-onkoloji yaklaşımları sayesinde uzun süreli kontrol şansı belirgin biçimde artmıştır.

Bu bilgilendirme yazısı, ALL adı verilen hastalığın kimlerde görüldüğünü, hangi belirtilerle kendini gösterdiğini, tanı sürecinde hangi adımların izlendiğini ve hangi komplikasyonların gelişebileceğini anlaşılır bir dille aktarmak için hazırlandı. Sağlık kaygısı taşıyan kişilerin ya da yakınında benzer şikayetler gözlemleyen okuyucuların süreci daha net kavraması, hekim kontrolüne başvurma kararını doğru zamanda vermesi açısından bu tür kaynaklar önemli bir başlangıç noktası oluşturur.

Kimlerde Görülür?

Akut lenfoblastik lösemi, en sık 2 ile 5 yaş arası çocuklarda karşımıza çıkar. Bu yaş grubunda görülen kanser olgularının önemli bir kısmını ALL oluşturur. Yetişkinlerde insidans çocuklara oranla daha düşük olmakla birlikte 50 yaş üzerinde yeniden bir artış eğilimi dikkat çeker. Yani hastalık, ağırlıklı olarak iki uçta, küçük çocuklarda ve ileri yaş erişkinlerde yoğunlaşır. Erkek çocuklarda görülme oranı kız çocuklara göre bir miktar daha yüksek seyreder, ancak bu fark hayatın ilerleyen dönemlerinde belirgin biçimde azalır.

Risk profilinin oluşumunda yalnızca yaş değil, genetik yatkınlık ve bazı doğumsal durumlar da rol oynar. Down sendromu, Li-Fraumeni sendromu, Fanconi anemisi gibi tanılarla doğan çocuklarda ALL gelişme olasılığı topluma kıyasla yüksek bulunmuştur. Ayrıca kardeş olgularda, özellikle tek yumurta ikizlerinden birinde ALL saptandığında diğer ikizde de risk artar. Bu nedenle aile öyküsü, hekimin değerlendirme sürecinde sorduğu temel başlıkların başında gelir.

Çevresel etkenler bağlamında yüksek doz iyonize radyasyona maruz kalmış kişiler, geçmişte radyoterapi veya kemoterapi almış hastalar ve bazı endüstriyel kimyasallarla uzun süre temas etmiş bireyler risk grubu içinde değerlendirilir. Yine de günlük yaşamdaki sıradan etkenlerin tek başına ALL'ye yol açtığını söylemek mümkün değildir. Hastalığın ortaya çıkışı, genellikle birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle açıklanır ve bireyden bireye farklı seyirler gösterir. İmmün sistemi baskılayıcı tedavi almış kişilerde, organ nakli sonrası uzun süre bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlarda da hematolojik habasetlerin görülme olasılığı toplum geneline kıyasla artar.

Coğrafi farklılıklar da dikkat çekici bir başlık oluşturur. Gelişmiş ülkelerde ALL insidansının görece daha yüksek raporlandığı, bu durumun kısmen tanı olanaklarının genişliğiyle, kısmen de çevresel etkenlerin farklı dağılımıyla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Sosyoekonomik koşulların erken çocukluk döneminde enfeksiyon profili üzerindeki etkisi, bağışıklık sisteminin olgunlaşma sürecini değiştirerek hastalık zeminini şekillendiren etkenler arasında sıralanır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

ALL'nin belirtileri, kemik iliğinin sağlıklı kan hücresi üretiminin baskılanmasıyla doğrudan ilgilidir. Eritrosit (alyuvar) yapımının azalmasına bağlı olarak halsizlik, çabuk yorulma, ciltte solukluk ve nefes darlığı görülebilir. Çocuklarda oyun süresinin kısalması, merdiven çıkarken zorlanma, okul performansında düşüş gibi gündelik yaşamı etkileyen değişiklikler ailelerin ilk fark ettiği işaretler arasında yer alır. Erişkinlerde ise iş gününün ortasında gelen aşırı bitkinlik dikkat çekici bir uyarı işareti olabilir.

Trombosit (pıhtılaşma hücreleri) sayısının düşmesi, kanama eğilimini artırır. Dişeti kanaması, burun kanaması, ciltte küçük kırmızı noktalar (peteşi) ya da kolayca oluşan morluklar bu nedenle sık görülür. Kadınlarda adet kanamasının olağandan uzun ve yoğun seyretmesi de değerlendirilmesi gereken bulgular arasındadır. Tıraş sırasında oluşan küçük kesiklerin uzun süre kanaması veya hafif darbelerin geniş morluklar bırakması, dikkat çekmesi gereken günlük gözlemlerdir.

Bağışıklık sistemini düzenleyen sağlıklı akyuvar üretiminin azalmasıyla birlikte sık tekrarlayan enfeksiyonlar, uzun süren ateş ve antibiyotiklere rağmen geçmeyen boğaz iltihapları görülebilir. Bu noktada hastalar genellikle bir türlü iyileşemediklerinden yakınarak hekime başvurur. Bunlara ek olarak boyun, koltuk altı ve kasıkta ele gelen ağrısız lenf bezi büyümeleri, karın bölgesinde dolgunluk hissi, kemik ve eklem ağrıları, gece terlemeleri ve nedeni açıklanamayan kilo kaybı tabloya eşlik edebilir. Çocuklarda kemik ağrısı bazen aksamayla ya da bacağı kullanmak istememeyle kendini gösterir.

Daha az sıklıkta olmakla birlikte timus bezinin büyümesi nedeniyle göğüs ön duvarında baskı, öksürük, yutmada güçlük veya boyun damarlarında belirginleşme görülebilir. T hücreli ALL alt tipinde bu mediastinal kitle bulguları daha sık karşımıza çıkar. Erkek çocuklarda testislerde tek taraflı ağrısız büyüme, baş ağrısı, bulanık görme veya yüz felci gibi sinir sistemi tutulumu işaretleri de değerlendirilmesi gereken ipuçları arasında yer alır.

  • Solukluk, halsizlik ve çabuk yorulma
  • Sık burun ve dişeti kanaması, ciltte morarmalar
  • Tekrarlayan enfeksiyonlar ve uzun süren ateş
  • Ağrısız lenf bezi büyümesi ve karında dolgunluk
  • Kemik ve eklem ağrıları, gece terlemeleri

Nedenleri Nelerdir?

ALL'nin altında, lenfoid hücrelerin DNA'sında ortaya çıkan kazanılmış genetik değişiklikler yatar. Bu değişiklikler, hücrenin normal olgunlaşma sürecini engeller ve kontrolsüz biçimde çoğalmasına neden olur. Sonuçta kemik iliği, işlevsiz olgunlaşmamış hücrelerle (blastlarla) dolar ve sağlıklı kan hücresi üretimi geri plana itilir. Bu mekanizma, hastalığın hem hızlı ilerleyişini hem de geniş bulgu yelpazesini açıklar.

Genetik yatkınlık bu noktada önemli bir başlık oluşturur. Philadelphia kromozomu olarak bilinen yapısal değişiklik, özellikle erişkin ALL olgularının bir bölümünde saptanır ve tedavi planlamasını doğrudan etkiler. Bunun yanında doğumdan itibaren var olan bazı kromozom bozuklukları, lösemi gelişme riskini topluma kıyasla yükseltir. Ancak bu yatkınlıkların varlığı, hastalığın mutlaka gelişeceği anlamına gelmez; yalnızca olasılığın görece arttığı bir zemin sunar. TEL-AML1, MLL düzenlenmeleri, hipodiploidi ya da iAMP21 gibi sitogenetik değişiklikler de hastalığın seyrini ve tedaviye yanıtı etkileyen başlıca moleküler bulgular arasında sıralanır.

Çevresel etkenler arasında yüksek doz iyonize radyasyon, geçmişte alınan kemoterapi öyküsü ve bazı kimyasallara (özellikle benzen gibi maddelere) uzun süreli mesleki maruziyet sayılabilir. Bazı virüs enfeksiyonlarının bağışıklık sistemini değiştirerek dolaylı yoldan zemin hazırlayabileceği üzerinde durulmaktadır. Buna karşın gündelik elektronik cihaz kullanımı, cep telefonu ya da Wi-Fi gibi etkenlerin ALL'ye neden olduğunu gösteren güvenilir bir bulgu bulunmamaktadır. Hekimler değerlendirme yaparken yaşam öyküsünü ayrıntılı biçimde sorgulayarak bu etkenleri birlikte ele alır.

Anne karnındaki dönemde başlayan bazı genetik kurulumların doğumdan yıllar sonra hastalık tablosuyla birleşebileceği yönündeki veriler de güncel araştırma başlıklarındandır. Tek yumurta ikizlerinde yapılan moleküler izlem çalışmaları, bazı genetik değişikliklerin doğum öncesi dönemde oluştuğunu, ancak hastalığın klinik olarak ortaya çıkması için ek tetikleyici etkenlere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, hekimin ayrıntılı bir öykü alması ve fiziksel muayene ile başlar. Cilt rengindeki değişiklikler, ele gelen lenf bezleri, karın muayenesinde dalak ve karaciğer büyüklüğü, kemik hassasiyeti gibi bulgular değerlendirilir. Bunun ardından ilk basamak tetkik olarak tam kan sayımı (hemogram) ve periferik yayma istenir. Yayma incelemesinde olgunlaşmamış blast hücrelerinin görülmesi, hekimi doğrudan kemik iliği değerlendirmesine yönlendirir.

Kesin tanı için kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi gerçekleştirilir. Genellikle leğen kemiğinden alınan örnek, mikroskopik incelemeye, akış sitometrisine (flow sitometri) ve sitogenetik analizlere gönderilir. Bu testler, hücrelerin tipini, kökenini (B hücreli mi T hücreli mi olduğunu) ve taşıdığı genetik değişiklikleri ortaya koyar. Philadelphia kromozomu, MLL geni düzenlenmeleri gibi alt tipler bu aşamada belirlenir ve tedavi planı bu sonuçlara göre şekillendirilir.

Hastalığın merkezi sinir sistemine yayılıp yayılmadığını anlamak için bel bölgesinden yapılan lomber ponksiyon ile beyin omurilik sıvısı incelenir. Görüntüleme yöntemleri arasında akciğer grafisi, ultrasonografi, gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans (MR) incelemeleri yer alır. Eşlik eden enfeksiyonların değerlendirilmesi, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi tedaviye başlamadan önce yapılan rutin hazırlıkların bir parçasıdır. Bu kapsamlı değerlendirme, hekimin kişiye özel bir yol haritası çıkarmasına olanak tanır.

Son yıllarda minimal kalıntı hastalık (MRD) ölçümü, tanı anında saptanan blast hücrelerinin tedavi sürecinde ne kadarının geride kaldığını belirleyen hassas bir araç olarak kullanılmaktadır. Akış sitometrisi veya polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) temelli yöntemlerle yapılan bu ölçümler, hastanın tedaviye yanıtını oldukça duyarlı biçimde ortaya koyar ve sonraki basamakların planlanmasında yön gösterici olur.

  • Tam kan sayımı ve periferik yayma incelemesi
  • Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi
  • Akış sitometrisi ile hücre tipi belirlenmesi
  • Sitogenetik ve moleküler genetik analizler
  • Lomber ponksiyon ve görüntüleme tetkikleri

Komplikasyonlar Nelerdir?

ALL'de komplikasyonların bir kısmı hastalığın doğal seyrinden, bir kısmı ise uygulanan yoğun tedavi süreçlerinden kaynaklanır. Hastalığın kendisi nedeniyle ortaya çıkan kemik iliği baskılanması, ağır anemi, ciddi kanamalar ve hayatı tehdit edebilecek enfeksiyonlara zemin hazırlar. Özellikle nötropeni (nötrofil sayısının düşmesi) döneminde basit görünen bir üst solunum yolu enfeksiyonu bile hızlı seyirli bir tabloya dönüşebilir; bu yüzden ateş kontrolü ve hijyen kuralları büyük önem taşır.

Lösemi hücrelerinin merkezi sinir sistemine yayılması, baş ağrısı, bulantı, kusma, görme bozuklukları ve denge sorunları gibi belirtilere yol açabilir. Testis, dalak, karaciğer, lenf bezleri ve daha nadir olarak diğer organlarda da tutulum görülebilir. Tümör lizis sendromu olarak adlandırılan tablo, tedavi başlangıcında çok sayıda hücrenin aynı anda parçalanmasıyla ortaya çıkar; böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebileceği için yakın izlem gerektirir. Bu süreçte ürik asit, potasyum ve fosfor düzeylerinin sık aralıklarla ölçülmesi, gerektiğinde sıvı ve ilaç desteğiyle dengelenmesi sıkça başvurulan bir yaklaşımdır.

Tedavi sürecinde kullanılan ilaçlar; saç dökülmesi, ağız içi yaralar, bulantı, ishal, karaciğer enzimlerinde değişiklikler ve uzun dönemde kalp, böbrek, üreme sistemi üzerinde etkiler bırakabilir. Çocuk hastalarda büyüme-gelişme takibi, erişkinlerde ise kemik sağlığı, kardiyovasküler risk ve psikososyal destek hekimin gündeminde sürekli olarak yer alır. Uzun yıllar remisyonda kalan hastalarda dahi düzenli kontroller, geç dönem etkilerin erken yakalanması için sürdürülür. Çocukluk çağında tedavi görmüş bireylerde ileri yaşlarda ortaya çıkabilen ikincil maligniteler, endokrin işlev bozuklukları ve nörobilişsel değişiklikler de uzun soluklu izlem programlarının kapsamında değerlendirilir.

  • Ağır anemi, kanama eğilimi ve fırsatçı enfeksiyonlar
  • Merkezi sinir sistemi tutulumu ve mediastinal kitle
  • Tümör lizis sendromu ve böbrek işlev bozukluğu
  • Geç dönem kardiyak, endokrin ve nörobilişsel etkiler

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Açıklanamayan ve haftalarca süren halsizlik, sürekli tekrarlayan enfeksiyonlar, kolayca oluşan morluklar, sık burun ya da dişeti kanamaları yaşıyorsanız hekim değerlendirmesi almanız önerilir. Özellikle çocuğunuzda solukluk, iştahsızlık, oyuna karşı ilgisizlik, bacaklarda nedeni belli olmayan ağrı veya aksama dikkatinizi çekiyorsa, bunları geçici bir yorgunluk olarak görmek yerine bir hekime danışmanız doğru bir adım olur.

Boyun, koltuk altı veya kasık bölgenizde ele gelen ağrısız şişlikler, gece boyunca yatak çarşafını ıslatacak ölçüde terleme, üç haftadan uzun süren ateş ve istemsiz kilo kaybı gibi bulgular ihmal edilmemelidir. Tıraş sırasında küçük bir kesik beklediğinizden çok daha uzun süre kanıyorsa veya hafif bir darbeden sonra geniş morluklar oluşuyorsa, bu durumu kan tetkikleriyle değerlendirmek yararlı olacaktır.

Tanısı konmuş ve tedavi gören hastalar açısından yeni gelişen yüksek ateş, üşüme-titreme, nefes darlığı, şiddetli baş ağrısı, dengesizlik, durdurulamayan kanama veya ani genel durum bozukluğu acil değerlendirme gerektirir. Bu tür durumlarda erken müdahale, sürecin seyrini doğrudan etkiler. Tedaviye başlanmadan önce duyduğunuz endişeleri, beslenme-uyku düzeninizdeki değişiklikleri, kullandığınız ilaçları ve eşlik eden hastalıklarınızı hekiminizle açıkça paylaşmanız, kişiye özel planın daha güvenli yürütülmesine katkı sağlar.

Son Değerlendirme

Akut lenfoblastik lösemi, hızlı seyirli yapısı nedeniyle erken fark edilmesi gereken bir hastalıktır; ancak günümüzde gelişen tanı yöntemleri ve risk gruplarına göre kişiselleştirilen yaklaşımlar sayesinde uzun süreli kontrol şansı belirgin biçimde artmıştır. Belirtilerin geniş bir yelpazede olması, hastalığın bazen sıradan bir yorgunluk gibi başlayıp kısa sürede başka bulgularla birleşmesine yol açabilir. Bu nedenle dirençli şikayetlerin görmezden gelinmemesi ve düzenli kan tetkikleriyle takibi büyük önem taşır.

All gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute — Acute Lymphoblastic Leukemia Treatment (PDQ)www.cancer.gov/types/leukemia/patient/adult-all-treatment-pdq
  2. StatPearls / NCBI Bookshelf — Acute Lymphoblastic Leukemiawww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK459149/
  3. MedlinePlus — Acute Lymphocytic Leukemia (ALL)medlineplus.gov/ency/article/000541.htm
  4. American Cancer Society — Acute Lymphocytic Leukemia (ALL)www.cancer.org/cancer/types/acute-lymphocytic-leukemia.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Tıbbi Onkoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

18 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.