Nefroloji

Akut İnterstisyel Nefrit

Akut interstisyel nefritte ilaç ilişkili böbrek hasarını doğru tanılıyor, sorumlu ilacın kesilmesi ve gerektiğinde steroid yaklaşımıyla iyileşmeyi.

Akut interstisyel nefrit, böbreklerin süzme birimleri arasında kalan destek dokusunun (interstisyum) ani biçimde iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Bu durumda böbreklerin idrarı süzme ve atık maddeleri uzaklaştırma görevi belirgin biçimde aksar. Çoğu zaman ilaç kullanımı, enfeksiyonlar veya bağışıklık sisteminin aşırı tepkisi nedeniyle gelişir. Belirtiler bazen sessiz seyredebilir, bazen de halsizlik, ateş, döküntü ve idrar miktarında değişiklik gibi belirgin şikayetlerle kendini gösterir.

Hastalık erken fark edildiğinde ve tetikleyici etken kısa sürede ortadan kaldırıldığında böbrek fonksiyonları büyük ölçüde geri kazanılabilir. Ancak tanı geciktiğinde kalıcı böbrek hasarı riski belirgin biçimde artar. Bu nedenle özellikle uzun süreli ilaç kullanan, kronik hastalığı bulunan veya açıklanamayan halsizlik ve ateş yaşayan kişilerde böbrek sağlığının düzenli kontrolü önemlidir. Aşağıdaki bölümlerde akut interstisyel nefritin görülme sıklığı, belirtileri, nedenleri, tanı yöntemleri ve olası komplikasyonları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kimlerde Görülür?

Akut interstisyel nefrit, her yaş grubunda ortaya çıkabilen bir tablodur. Ancak belirli risk faktörlerine sahip kişilerde görülme sıklığı belirgin biçimde artar. Özellikle çok sayıda ilaç kullanan ileri yaştaki bireyler, bağışıklık sistemini etkileyen romatolojik hastalığı bulunanlar ve sık enfeksiyon geçiren kişiler bu açıdan öne çıkar. Hastanede yatan ve geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi alan hastalarda da bu tablonun gelişme olasılığı yüksektir.

Kronik ağrı nedeniyle uzun süre ağrı kesici kullanan kişiler, mide koruyucu ilaçları yıllarca kesintisiz alanlar ve diüretik (idrar söktürücü) tedavi gören hastalar risk grubunda yer alır. Bunun yanında lupus, sjögren sendromu veya sarkoidoz gibi sistemik hastalıkları olan bireylerde interstisyel nefrit zaman zaman tabloya eşlik edebilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda virüs ve bakteri kaynaklı tetikleyiciler daha sık karşımıza çıkar.

Çocuklarda ise akut interstisyel nefrit daha çok enfeksiyonlar veya antibiyotik kullanımı sonrasında gelişir. Erişkinlerle karşılaştırıldığında çocuklarda tablo genellikle daha hızlı düzelir, fakat erken tanı yine kritik bir basamaktır. Hamilelik döneminde ilaç kullanımı sınırlı tutulduğu için bu grupta görülme sıklığı düşüktür; ancak gebelikte gelişen idrar yolu enfeksiyonları nadiren tabloyu tetikleyebilir.

Aile öyküsünde böbrek hastalığı bulunan, diyabet veya yüksek tansiyon nedeniyle böbrek rezervi azalmış kişilerde akut interstisyel nefrit daha ağır seyredebilir. Bu nedenle risk taşıyan bireylerin yeni bir ilaca başlandığında veya açıklanamayan şikayetler ortaya çıktığında kan ve idrar tetkiklerini ihmal etmemesi önerilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Akut interstisyel nefritin belirtileri kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Bazı hastalarda tablo neredeyse sessiz seyrederken, bazılarında belirgin sistemik bulgular ortaya çıkar. En sık karşılaşılan şikayetler arasında halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve genel bir kırgınlık hissi yer alır. Bu belirtiler çoğu zaman grip benzeri bir tablo gibi algılandığı için tanıda gecikmelere yol açabilir.

Klasik üçlü olarak bilinen ateş, deri döküntüsü ve eklem ağrısı her hastada görülmez; ancak bu belirtilerin birlikte ortaya çıkması akut interstisyel nefrit şüphesini güçlendirir. Döküntüler genellikle gövde ve kollarda kırmızı, kabarık ve kaşıntılı lekeler şeklinde belirir. Ateş çoğunlukla hafif veya orta düzeydedir ve birkaç gün boyunca devam edebilir. Eklem ağrıları ise belirli bir eklemde sabit kalmak yerine farklı bölgelerde dolaşan tarzda olabilir.

İdrarla ilgili değişiklikler de önemli ipuçları sunar. İdrar miktarında azalma, idrar renginde koyulaşma veya idrarda köpürme görülebilir. Bazı hastalarda gözle görülür kanama olmasa da laboratuvar tetkiklerinde mikroskobik düzeyde kan hücreleri ve iltihap hücreleri tespit edilir. Bel bölgesinde, kaburgaların hemen altında künt bir ağrı hissi de tabloya eşlik edebilir.

İleri evrelerde böbrek fonksiyonlarının belirgin biçimde bozulmasıyla birlikte el ve ayaklarda şişlik, yüksek tansiyon, nefes darlığı ve konsantrasyon güçlüğü ortaya çıkabilir. Kanda üre ve kreatinin değerlerinin yükselmesi, kemik iliğinin etkilenmesine bağlı hafif kansızlık ve elektrolit dengesizlikleri laboratuvar bulguları arasında öne çıkar.

  • Halsizlik, iştahsızlık ve genel kırgınlık hissi
  • Hafif veya orta düzeyde seyreden ateş atakları
  • Kaşıntılı, kabarık deri döküntüleri
  • Eklem ve kas ağrıları
  • İdrar miktarında azalma ve renginde koyulaşma
  • Bel bölgesinde künt karakterli ağrı hissi

Nedenleri Nelerdir?

Akut interstisyel nefritin en sık nedeni ilaçlardır. Bu tablonun yaklaşık üçte ikisinden fazlası ilaç kaynaklı aşırı duyarlılık reaksiyonlarına bağlı olarak gelişir. Penisilin grubu antibiyotikler, sefalosporinler, sülfonamidler, rifampisin ve siprofloksasin gibi pek çok antibiyotik bu tabloyu tetikleyebilir. Bunun yanında ibuprofen, naproksen ve diklofenak gibi nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar da önemli bir grup oluşturur.

Mide asidini azaltan proton pompa inhibitörlerinin uzun süreli kullanımı son yıllarda dikkat çeken bir neden olarak öne çıkmaktadır. Furosemid ve tiazid grubu idrar söktürücüler, allopurinol, fenitoin ve bazı kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar da tabloyu başlatabilir. Önemli bir nokta, ilaç kaynaklı interstisyel nefritin doz bağımlı olmamasıdır; düşük dozda bile gelişebilir ve genellikle ilaç başlandıktan birkaç gün ile birkaç hafta sonra ortaya çıkar.

Enfeksiyonlar ikinci sıradaki neden grubudur. Streptokok, stafilokok, brusella, leptospira ve lejyonella gibi bakteriyel etkenler tabloyu tetikleyebilir. Virüsler arasında ebstein-barr virüsü, sitomegalovirüs, hantavirüs ve hiv sayılabilir. Tüberküloz ve bazı mantar enfeksiyonları da nadir nedenler arasında yer alır. Bu enfeksiyonlar böbrek dokusuna doğrudan zarar verebileceği gibi bağışıklık sistemini uyararak da iltihaplanmaya yol açabilir.

Bağışıklık sistemiyle ilişkili hastalıklar üçüncü önemli grup olarak değerlendirilir. Sistemik lupus eritematozus, sjögren sendromu, sarkoidoz ve IgG4 ilişkili hastalık akut interstisyel nefrite eşlik edebilir. Bunların dışında ağır metal zehirlenmeleri, bazı bitkisel ürünler ve idrar yolu tıkanıklığına bağlı geri basınç da nadiren tabloyu başlatabilir. Bir kısım hastada ise tüm araştırmalara rağmen belirli bir neden saptanamaz; bu durum idiyopatik akut interstisyel nefrit olarak adlandırılır.

  • İlaçlar: antibiyotikler, ağrı kesiciler, mide koruyucular, idrar söktürücüler
  • Bakteriyel ve viral enfeksiyonlar
  • Otoimmün ve sistemik hastalıklar
  • Ağır metal ve toksin maruziyetleri
  • İdrar yolu tıkanıklığına bağlı geri basınç

Tanı Nasıl Konulur?

Akut interstisyel nefrit tanısı, ayrıntılı bir hikaye, fizik muayene ve laboratuvar tetkiklerinin birleştirilmesiyle konulur. Hekim öncelikle son haftalarda kullanılan ilaçları, geçirilmiş enfeksiyonları ve eşlik eden hastalıkları sorgular. İlaç kullanım öyküsünün ayrıntılı şekilde alınması, çoğu zaman tanıya giden yolda en önemli basamak olarak öne çıkar. Bitkisel ürünler ve reçetesiz alınan ilaçlar da bu sorgulamaya dahil edilir.

Kan tetkiklerinde böbrek fonksiyonlarını gösteren üre ve kreatinin değerlerinin yükseldiği görülür. Tam kan sayımında bazı hastalarda eozinofil adı verilen bir tür beyaz kan hücresinin sayısı artmış olabilir. Elektrolit düzeylerinde, özellikle potasyum ve sodyumda dengesizlikler saptanabilir. Sedimentasyon ve C-reaktif protein gibi iltihap belirteçleri de yükselebilir.

İdrar tetkiki tanı sürecinin temel parçalarından biridir. İdrarda iltihap hücreleri, az miktarda protein ve bazen mikroskobik düzeyde kan hücreleri görülür. İdrarda eozinofil hücrelerinin saptanması destekleyici bir bulgu olarak değerlendirilir; ancak tek başına kesin tanı sağlamaz. Görüntüleme yöntemleri arasında ultrason ilk tercih edilen incelemedir. Böbreklerin boyutu, yapısı ve idrar yollarındaki olası tıkanıklıklar bu yöntemle değerlendirilir.

Tanıda altın standart böbrek biyopsisidir. Özellikle tablonun nedeni net olmayan, tedaviye yanıt vermeyen veya hızlı ilerleyen olgularda biyopsi gerekli olabilir. Mikroskobik incelemede interstisyel dokuda iltihap hücrelerinin yoğun biçimde birikmesi, tübül hücrelerinde hasar ve bazen granülom adı verilen iltihabi yapılar görülür. Biyopsi hem kesin tanı sağlar hem de hastalığın şiddetini ve uygulanacak yaklaşımı belirlemede yol gösterir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Akut interstisyel nefrit erken tanı konulup tetikleyici etken ortadan kaldırıldığında çoğu hastada belirgin biçimde iyileşir. Ancak tanı geciktiğinde veya hastalık ağır seyrettiğinde çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Bu komplikasyonların başında akut böbrek yetmezliği gelir. Böbreklerin süzme işlevinin hızla azalması nedeniyle kanda atık maddeler birikir, elektrolit dengesi bozulur ve vücutta sıvı yüklenmesi ortaya çıkar.

Bazı hastalarda iltihaplanma süreci tam olarak gerilemez ve böbrek dokusunda kalıcı izler bırakır. Bu durum kronik böbrek hastalığına zemin hazırlar. Özellikle ileri yaşta olan, daha önce böbrek rezervi azalmış veya diyabet, yüksek tansiyon gibi eşlik eden hastalığı bulunan kişilerde kalıcı hasar riski belirgin biçimde artar. Kronik dönemde böbrek fonksiyonları yıllar içinde yavaş yavaş azalabilir.

Ağır olgularda diyaliz desteği gerekebilir. Genellikle geçici olarak uygulanan diyaliz, böbreklerin kendini toparlaması için zaman kazandırır. Ancak bir kısım hastada böbrek fonksiyonları yeterince geri kazanılamaz ve uzun süreli diyaliz ihtiyacı sürebilir. Bunun yanında yüksek tansiyon, kansızlık, kemik metabolizmasında bozulma ve elektrolit dengesizlikleri kronik dönemde sık karşılaşılan sorunlardır.

İlaç kaynaklı akut interstisyel nefrit geçiren hastalarda aynı veya benzer ilaca tekrar maruziyet, tablonun daha ağır biçimde yinelemesine neden olabilir. Bu nedenle hastanın geçirdiği reaksiyonun ayrıntılı şekilde kaydedilmesi ve gelecekte uygulanacak tedavilerde bu bilginin göz önünde bulundurulması önemlidir. Nadir olarak iltihaplanma sürecinin tetiklediği genel bağışıklık reaksiyonları, deri ve karaciğer gibi diğer organları da etkileyebilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

İdrar miktarınızda belirgin bir azalma, idrar renginizde koyulaşma, ayak bileklerinizde veya göz çevrenizde şişlik fark ediyorsanız mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmanız önerilir. Açıklanamayan halsizlik, iştahsızlık, sürekli devam eden bulantı ve genel bir kırgınlık hissi de göz ardı edilmemesi gereken belirtiler arasındadır. Bu şikayetler özellikle yeni başlanan bir ilaç sonrasında ortaya çıkıyorsa böbreklerle ilgili bir sürecin habercisi olabilir.

Antibiyotik, ağrı kesici veya mide koruyucu gibi ilaçları kullanırken vücudunuzda kaşıntılı döküntüler, hafif ateş veya eklem ağrıları gelişiyorsa bu durumu mutlaka hekiminize bildirmelisiniz. Söz konusu belirtiler bir aşırı duyarlılık reaksiyonunun parçası olabilir ve böbrekleri de etkileyebilir. Kendi başınıza ilaç kesmek yerine hekiminize danışarak güvenli bir yol izlemek daha doğru olacaktır.

Daha önce böbrek hastalığı geçirdiyseniz, diyabet veya yüksek tansiyon nedeniyle takipte iseniz ve son dönemde kan tetkiklerinizde böbrek değerlerinde bir bozulma fark ediliyorsa zaman kaybetmeden nefroloji değerlendirmesi almanız önerilir. Erken başvuru, hem tanının daha kısa sürede konulmasını hem de böbrek fonksiyonlarının korunmasını sağlar. Şikayetlerinizin günlük yaşamınızı etkilediğini hissettiğinizde bir uzmandan destek almanız doğru bir adım olur.

Son Değerlendirme

Akut interstisyel nefrit, çoğu zaman ilaçlar, enfeksiyonlar veya bağışıklık sisteminin tepkileri nedeniyle ortaya çıkan, böbreklerin destek dokusunda iltihaplanmaya yol açan önemli bir tablodur. Erken dönemde fark edilip tetikleyici etken ortadan kaldırıldığında böbrek fonksiyonları büyük ölçüde geri kazanılabilir. Ancak gecikmiş tanı kalıcı hasar ve kronik böbrek hastalığı riskini belirgin biçimde artırır. Bu nedenle ilaç kullanımı sırasında ortaya çıkan açıklanamayan halsizlik, döküntü, ateş ve idrar değişiklikleri ciddiye alınmalı, gerekli laboratuvar ve görüntüleme tetkikleri zamanında yapılmalıdır.

Akut i̇nterstisyel nefrit gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Interstitial Nephritisncbi.nlm.nih.gov/books/NBK507792/
  2. MedlinePlus — Interstitial nephritismedlineplus.gov/ency/article/000464.htm
  3. Merck Manual Professional — Tubulointerstitial Nephritismerckmanuals.com/professional/genitourinary-disorders/tubulointerstitial-diseases/tubulointerstitial-nephritis

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Nefroloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

18 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.