Hematoloji

Aferez

Aferez hakkında merak edilenler ve sürece dair genel bilgilendirme.

Kan ayrıştırma işlemi olarak Türkçe literatüre yerleşen aferez, Yunanca kökenli "ayırmak, uzaklaştırmak" anlamındaki apheiresis sözcüğünden türetilmiş, günümüz hematoloji ve transfüzyon tıbbının en incelikli girişimsel uygulamalarından biridir. Tam kan içinde yer alan eritrosit, lökosit, trombosit ve plazma bileşenlerinin santrifüj veya membran filtrasyon prensipleriyle birbirinden ayrıştırılıp hedef bileşenin uzaklaştırıldığı ya da alıcıya transfüzyona hazırlandığı bu işlem, hem sağlıklı vericilerden istenen tek bir bileşenin toplanmasını hem de hastalık sürecine katkı sağlayan patolojik moleküllerin ekstrakorporeal dolaşım aracılığıyla ortadan kaldırılmasını mümkün kılar. Yirmi beş yıllık hematoloji ve transfüzyon pratiğim boyunca aferez teknolojisinin dördüncü nesil sürekli akışlı cihazlara evrildiğine, endikasyon listesinin ASFA kılavuzlarıyla kanıta dayalı zemine oturduğuna ve trombotik trombositopenik purpuradan Guillain-Barré sendromuna, orak hücreli anemi akut inme atağından hiperviskozite sendromuna kadar pek çok tabloda hayat kurtarıcı role sahip olduğuna tanıklık ettim. Bu rehberde aferezin biyofiziksel temellerini, cihaz mühendisliğini, terapötik ve donör endikasyonlarını, komplikasyon profilini ve seans yönetimini kapsamlı biçimde ele alıyor, sağlık kuruluşu çatısı altında yürütülen aferez uygulamalarının klinik çerçevesini paylaşıyorum.

Aferez (Aferiz) Nasıl Tanımlanır? Kanın Bileşenlerine Ayrılması Süreci Nasıl İşler?

Aferez terimi, tıbbi literatürde bir bireyden alınan tam kanın özel bir cihaz aracılığıyla bileşenlerine ayrıştırılması, hedeflenen bileşenin toplanması veya uzaklaştırılması ve geri kalan bileşenlerin aynı bireye ya da uygun alıcıya geri döndürülmesi işlemini tanımlar. Halk arasında zaman zaman aferiz olarak da telaffuz edilen bu kavram, esasen tek bir uygulamadan çok, ekstrakorporeal kan işleme teknolojisinin bütününe verilen genel isimdir ve altında donör aferezi ile terapötik aferez olmak üzere iki büyük başlık barındırır. İşlemin temel biyofiziksel prensibi, kanın farklı yoğunluk ve boyutlardaki hücresel elemanlarının fiziksel bir kuvvet altında birbirinden ayrıştırılabilir olmasına dayanır. Eritrositler yaklaşık 1,10 gram/mililitre yoğunluğuyla en ağır bileşen olarak en dış tabakayı, plazma yaklaşık 1,026 gram/mililitre yoğunluğuyla en hafif bileşen olarak en iç tabakayı, trombositler ve lökositler ise ara katmanlarda buffy coat adı verilen ince bir bant halinde yerleşir.

Modern aferez cihazları bu ayrıştırmayı iki temel yöntemle gerçekleştirir. Birincisi santrifüjasyon yöntemidir; kan, dakikada birkaç bin devir dönen bir rotor içinde yüksek yerçekimi kuvvetine maruz bırakılır ve yoğunluk farkına göre katmanlar oluşur, optik veya arayüz sensörleri hedef katmanı algılayarak hasta toplama hattına yönlendirir. İkincisi membran filtrasyonu yöntemidir; kan, gözenek çapı yaklaşık 0,2-0,6 mikrometre arasında değişen özel bir membranın yüzeyinden geçirilir, plazma proteinleri gözeneklerden süzülürken hücresel elemanlar geri dolaşıma verilir. Süreç, hastanın veya vericinin bir venöz erişim hattından alınan kanın antikoagülan bir madde ile karıştırılmasıyla başlar, cihaz içinde ayrıştırılır, istenen bileşen toplama torbasına aktarılır ve geri kalan kısım aynı bireye ikinci bir hat üzerinden döndürülür. Tüm bu döngü boyunca hastanın hemodinamik parametreleri sürekli izlenir, ekstrakorporeal hacim yaklaşık 200 mililitrede tutulur ve döngü tamamlanana kadar toplam işlenmiş kan hacmi kişinin toplam kan hacminin 1,5-2 katına ulaşır.

Ayrıştırma sürecinin klinik değeri, sadece bileşen izolasyonuyla sınırlı değildir. Aynı zamanda plazma değişimi yapılırken çıkarılan plazmanın yerine albümin veya taze donmuş plazma gibi replasman sıvılarının verilmesi, eritrosit değişimi yapılırken hastanın anormal eritrositlerinin sağlıklı donör eritrositleriyle değiştirilmesi, fotoferez sırasında toplanan lökositlerin ultraviyole ışıkla muamele edilip geri verilmesi gibi ileri düzey uygulamalar da aferez çatısı altında değerlendirilir. Bu geniş yelpaze, aferezi yalnızca bir toplama işlemi olmaktan çıkarıp modern iç hastalıkları ve hematoloji pratiğinin çok yönlü bir tedavi platformu haline dönüştürür.

Trombosit Aferezi Nasıl Uygulanır? Hangi Durumlarda Öne Çıkar?

Trombosit aferezi, donör aferezinin en yaygın uygulanan biçimidir ve sağlıklı gönüllü bir vericiden yalnızca trombositlerin toplanmasını, geri kalan tüm bileşenlerin ise aynı seans içinde bağışçıya geri döndürülmesini içerir. Standart bir tam kan bağışından ayrıştırma yoluyla elde edilen trombosit süspansiyonu ortalama 5,5x10 üzeri 10 trombosit içerirken, tek bir aferez seansı yaklaşık 3-6x10 üzeri 11 trombosit içeren tek donörlü konsantre elde edilmesini sağlar. Bu miktar, klasik havuzlanmış trombositlerin yaklaşık altı-yedi ünitesine eşdeğerdir ve alıcı için tek bir vericiye maruz kalmak anlamına geldiğinden alloimmünizasyon riskini, febril non-hemolitik reaksiyon sıklığını ve viral bulaş olasılığını belirgin biçimde azaltır. Özellikle akut lösemi indüksiyon kemoterapisi alan, allojeneik kök hücre nakli sonrası ağır trombositopeni yaşayan, aplastik anemi tanılı ya da tekrarlayan trombosit refrakterliği gelişmiş hastalarda tek donörlü aferez trombositi klinik pratikte kritik bir üstünlük sağlar.

İşlem öncesinde vericinin trombosit sayısının en az 150.000/mikrolitre olması, hemoglobin değerinin kadınlarda 12,5 gram/desilitre erkeklerde 13,5 gram/desilitre üzerinde bulunması, son 48 saat içinde aspirin veya benzeri antiagregan almamış olması ve seans içinde kullanılacak sitrat antikoagülana karşı bilinen bir intoleransının olmaması aranır. Vericinin her iki kolundaki damarlar değerlendirilir ve kan akım hızını 50-80 mililitre/dakika seviyesinde tutabilecek büyüklükte iğneler yerleştirilir. Cihaz, kanı toplayıp santrifüj çemberine gönderirken sitrat çözeltisiyle karışım hazırlanır, ayrıştırılan trombositler toplama torbasına akıtılırken eritrositler ve plazma vericiye geri döndürülür. Seans süresi cihaz jenerasyonuna ve hedef trombosit miktarına göre 60-90 dakika arasında değişir ve bu sürede vericinin toplam kan hacmi yaklaşık iki katı işlenmiş olur.

Trombosit aferezinin öne çıktığı klinik durumların başında ateş, mukozal kanama veya intrakraniyal kanama riski taşıyan yoğun bakım hastaları, cerrahi öncesi çok düşük trombosit sayısı olan olgular ve HLA uyumlu ürün gereksinimi bulunan platelet refrakter hastalar gelir. Alıcıda HLA veya HPA antikorları geliştiğinde, verici havuzundan HLA taramasıyla belirlenmiş uyumlu donörlerden yapılan aferez, transfüzyon sonrası trombosit yükselişini anlamlı ölçüde artırır ve hemostaz sağlar. Terapötik açıdan trombositaferez, esansiyel trombositoz veya polisitemia vera zemininde trombosit sayısının 1,5 milyonun üzerine çıktığı, iskemik ya da kanamalı komplikasyonların tabloya eklendiği akut olgularda hızlı sitoredüksiyon amacıyla uygulanır. Kemoterapiye yanıt oluşana kadar geçen kritik saatlerde tromboembolik olay riskini düşürerek köprü tedavi işlevi görür ve hidroksiüre ile anagrelid gibi ilaç tedavilerinin etkisi ortaya çıkana kadar hastayı güvenli bir çizgide tutar.

Terapötik Aferez Ne Anlama Gelir? İyileştirici Etkisi Nasıldır?

Terapötik aferez, hastalık sürecine neden olan veya ona katkı sağlayan patolojik bir maddenin, otoantikorun, hücrenin ya da toksik metabolitin hastanın dolaşımından uzaklaştırılmasını hedefleyen tedavi edici bir uygulamadır. Amerikan Aferez Derneği ASFA'nın iki yılda bir güncellediği kılavuzlarda her endikasyon; kanıt kalitesi, klinik yanıt ve tedavi mantığı üzerinden Kategori bir dört arasında sınıflandırılır. Kategori bir birinci basamak kabul edilen ve bağımsız veya diğer tedavilere ek olarak kullanılması güçlü kanıtlarla desteklenen endikasyonları tanımlar. Kategori iki ikinci basamak destekleyici tedavi konumundaki hastalıkları, Kategori üç kanıtın yetersiz kaldığı ve karar vermenin bireysel değerlendirmeye bırakıldığı durumları, Kategori dört ise etkinlik gösterilememiş veya zararlı bulunmuş uygulamaları kapsar. Bu kategorizasyon, terapötik aferez kararının kişisel tercihe değil, sistematik derlemelere dayanan bir çerçeveye dayandırılmasını sağlar.

Terapötik plazma değişimi TPE veya plazmaferez, terapötik aferezin en sık uygulanan biçimidir. Hastanın plazması cihaz aracılığıyla ayrıştırılıp uzaklaştırılırken yerine yüzde beş albümin çözeltisi veya spesifik endikasyonlarda taze donmuş plazma verilir. Bir seansta genellikle plazma hacminin 1-1,5 katı değiştirilir ve bu, dolaşımdaki büyük moleküllü patojenik maddelerin yaklaşık yüzde altmış-yetmişinin uzaklaştırılmasını sağlar. Trombotik trombositopenik purpura TPE için Kategori bir endikasyonlar arasındadır ve ADAMTS13 enzim eksikliğine bağlı ultra büyük von Willebrand multimerlerinin ve bunlara yönelik otoantikorların uzaklaştırılması, aynı zamanda eksik enzimin taze donmuş plazma ile yerine konması sayesinde mortaliteyi yüzde doksanlardan yüzde on beş civarına indirmiştir. Guillain-Barré sendromunda plazmaferez, dolaşımdaki antigangliozid antikorların uzaklaştırılmasıyla motor sinir demiyelinizasyonunu yavaşlatır ve intravenöz immünglobulin ile eşdeğer klinik yanıt sağlar. Myastenia gravis krizinde asetilkolin reseptör antikorlarını hızla temizler ve solunum yetmezliğinin geri çevrilmesine katkı sunar. Goodpasture sendromu, ANCA ilişkili pauci-immün glomerülonefrit ve pulmoner-renal sendromlarda antibaz zar antikorlarını uzaklaştırarak böbrek fonksiyonunun korunmasını sağlar.

Eritrositaferez, terapötik aferezin bir başka önemli biçimidir. Orak hücreli hastalık zemininde akut iskemik inme, akut göğüs sendromu, multiorgan yetmezliği veya priapizm gelişen olgularda hastanın orak eritrositleri sağlıklı donör eritrositleriyle değiştirilerek hemoglobin S oranı hızla yüzde otuzun altına indirilir. Hemakromatoz refrakter olgularda flebotomi yerine eritrositaferez ile bir seansta 400-800 mililitre eritrosit çıkarılabilir. Ağır Plasmodium falciparum sıtmasında ve methemoglobinemide de eritrositaferez uygulanır. Lökositaferez, akut miyeloid veya lenfoblastik lösemi zemininde lökosit sayısının 100.000/mikrolitrenin üzerine çıktığı ve lökostaz belirtileri gelişen hastalarda hızlı hücre yükünü azaltmak amacıyla uygulanır. LDL-aferez, homozigot ailesel hiperkolesterolemi olgularında düşük yoğunluklu lipoprotein düzeylerini seans başına yüzde altmış-yetmiş oranında düşürerek kardiyovasküler hasarın ilerlemesini yavaşlatır. Ekstrakorporeal fotoferez ECP ise toplanan mononükleer hücrelerin metoksipsoralen ve ultraviyole A ışını ile muamele edilip geri verilmesini içerir ve kutanöz T hücreli lenfoma, kronik graft versus host hastalığı ile kardiyak transplantasyon rejeksiyonunda tercih edilir.

Aferez Cihazının Çalışma Prensibi Nedir? Santrifüj Yöntemi Nasıl İşler?

Modern aferez cihazlarının çalışma prensibi, birbirinden farklı biyofizik yasalarının bir araya getirildiği çok katmanlı bir mühendislik ürünüdür. Kliniklerde en yaygın kullanılan sistemler sürekli akışlı santrifüj temelli cihazlardır; COBE Spectra, Spectra Optia, Fenwal Amicus, Trima Accel ve Fresenius Comtec bu grubun öncüleridir. Sürekli akış prensibinde hastadan tek bir venöz erişim üzerinden çekilen kan, cihazın iç hattına girer girmez sitrat bazlı bir antikoagülan çözelti ile karıştırılır. Bu karışım, dakikada yaklaşık 2000-2500 devirle dönen bir santrifüj çemberine yönlendirilir. Çember içinde kan katmanlara ayrılır: en dışta eritrositler, ortada buffy coat ve iç yüzeyde plazma tabakası oluşur. Cihaza entegre optik dedektörler ve arayüz sensörleri, katmanların konumunu milimetre hassasiyetiyle algılar ve yazılım tarafından hesaplanan hedef bileşenin toplama hattına yönlendirilmesini sağlar.

Sürekli akışlı sistemlerin en önemli avantajı, ekstrakorporeal hacmi 200 mililitre gibi düşük bir seviyede tutabilmesi ve seans süresince kesintisiz bir kan akımı ve geri dönüş sağlayabilmesidir. Bu özellik hemodinamik olarak duyarlı, kalp yetmezliği, düşük vücut ağırlıklı pediatrik veya hipotansiyona yatkın hastalarda güvenlik payını artırır. Aksine kesintili akışlı sistemlerde kan önce bir hazneye toplanır, ayrıştırma yapılır ve ardından geri verilir; bu döngü daha büyük bir ekstrakorporeal hacim gerektirdiğinden özel durumlar dışında sürekli akış tercih edilmektedir. Membran filtrasyonu prensibiyle çalışan cihazlar, plazmaferez uygulamalarında santrifüje alternatif olarak kullanılır ve gözenek yapısı sayesinde plazma proteinlerinin süzülmesini sağlar, ancak trombosit ve lökosit toplama gibi hücresel işlemler için yeterli seçicilikte değildir.

Cihaz yazılımı, seans planlamasının en kritik bileşenlerinden biridir. Operatör hastanın boyunu, kilosunu, hematokritini ve cinsiyetini girer; sistem bu verilerden hastanın toplam kan hacmini ve toplam plazma hacmini otomatik olarak hesaplar. Ardından hedef değişim hacmi, hedef trombosit sayısı veya hedef hematokrit değeri belirlenir ve cihaz seansı bu parametrelere göre optimize eder. İşlem sırasında akım hızı, antikoagülan-kan oranı, dönüş basıncı, sitrat infüzyon hızı ve hacim dengesi sürekli izlenir. Herhangi bir sapma alarm oluşturur, gerekirse pompa durdurulur ve klinisyen müdahale eder. Bu düzeydeki teknolojik denetim, aferezin sadece bir bileşen ayrıştırma yöntemi değil, aynı zamanda hastanın hemodinamik dengesini gerçek zamanlı olarak koruyan bir yoğun bakım eşdeğeri işlem haline gelmesini sağlar.

Erişim yolları da çalışma prensibinin bir parçasıdır. Kısa süreli seanslarda antekübital bölgedeki büyük ven kullanılabilir, ancak damar kalitesi zayıf hastalarda, çok sayıda seans gerekecek olgularda veya orta-uzun süreli terapötik plazma değişimi programlarında santral venöz kateter yerleştirilir. Femoral, internal juguler veya subklavian ven yolu kullanılabilir, uzun dönem uygulamalarda tünelli kalıcı kateterler tercih edilir. Kateterin lümen çapı, cihazın istenilen akım hızını sağlaması için yeterli olmalıdır; standart aferez kateterleri 11-13 French kalınlığında ve iki lümenlidir. Bir lümen alım hattına, diğeri geri dönüş hattına bağlanır ve bu yapılanma resirkülasyonun asgariye indirilmesini mümkün kılar.

Aferez İşleminin Riskleri Nelerdir? Hangi Güvenlik Önlemleri Alınır?

Aferez işlemi, deneyimli merkezlerde son derece güvenli bir uygulama profiline sahip olmakla birlikte, tüm ekstrakorporeal dolaşım tekniklerinde olduğu gibi belirli komplikasyon kategorilerini içerir. En sık karşılaşılan istenmeyen etki, işlem sırasında antikoagülasyon amacıyla kullanılan sitrat çözeltisine bağlı sitrat toksisitesidir. Sitrat, kalsiyumu bağlayarak iyonize kalsiyum düzeyini düşürür; klinik olarak dudak çevresinde parestezi, el ve ayak parmaklarında karıncalanma, kas krampları, bulantı ve nadiren tetani veya kardiyak aritmi tablosu ortaya çıkar. Bu tablo genellikle sitrat infüzyon hızının azaltılması, işlem hızının yavaşlatılması, oral kalsiyum tabletleri veya intravenöz kalsiyum glukonat infüzyonu ile hızla geri döndürülür. Böbrek yetmezliği olan, karaciğer disfonksiyonu bulunan veya taze donmuş plazma replasmanı alan hastalarda sitrat metabolizması yavaşladığı için risk daha yüksektir ve profilaktik kalsiyum infüzyonu önerilir.

Hipotansiyon, özellikle plazma değişiminde büyük hacim değişikliklerine bağlı olarak gelişebilen bir başka komplikasyondur. Ekstrakorporeal hacim, akım hızı ve replasman sıvısı seçimi hastanın hemodinamik profiline göre bireyselleştirilir. Kalp yetmezliği olan olgularda daha yavaş akım hızları ve hacim dengesinin sıkı takibi kritik önem taşır. Alerjik reaksiyonlar taze donmuş plazma kullanılan seanslarda görülebilir ve ürtiker, kaşıntı, bronkospazm veya hipotansiyon ile kendini gösterir; antihistaminik ön ilaç uygulaması, steroid profilaksisi ve replasman sıvısının albümine döndürülmesi gibi önlemler alınır. Kanama komplikasyonları, işlem sırasında kullanılan sitrat veya heparin antikoagülasyonu ile ilişkilidir; koagülasyon parametreleri seans öncesi ve sonrası kontrol edilir, gerekirse taze donmuş plazma veya fibrinojen konsantresi ile yerine koyma yapılır. Trombositopeni de sık plazmaferez uygulanan hastalarda görülebilir, seans sıklığı ve hacmi ayarlanarak yönetilir.

Kateter ilişkili komplikasyonlar, uzun dönem aferez programlarında dikkat edilmesi gereken bir başka başlıktır. Kateter enfeksiyonu, kateter ilişkili tromboz, pnömotoraks, damar duvarı hasarı ve santral ven darlığı bu grup içinde yer alır. Steril bakım, giriş yerinde günlük gözlem, kateter kilitleme çözeltilerinin doğru kullanımı ve gereksiz sürede kalışın önlenmesi bu komplikasyonları azaltır. Enfeksiyon şüphesi durumunda kan kültürleri alınır ve gerektiğinde kateter uzaklaştırılır. Nadir görülen ancak ciddi komplikasyonlar arasında hava embolisi, hemoliz, transfüzyon ilişkili akut akciğer hasarı ve kardiyak aritmiler bulunur. Modern cihazlar hava dedektörleri, basınç sensörleri ve kapalı sistem tasarımlarıyla bu risklerin çoğunu asgariye indirir.

Güvenlik önlemleri katmanlı bir yaklaşımla ele alınır. İşlem öncesinde ayrıntılı değerlendirme, elektrokardiyogram, tam kan sayımı, koagülasyon parametreleri, karaciğer ve böbrek fonksiyonları, kalsiyum, magnezyum ve elektrolit düzeyleri kontrol edilir. Seans sırasında sürekli kardiyak monitorizasyon, kan basıncı takibi, oksijen satürasyon ölçümü ve hasta konforu izlemi yapılır. Aferez ünitelerinde acil müdahale ekipmanı hazır bulundurulur, deneyimli hemşire ve teknisyen kadrosu sürekli yatak başındadır ve klinisyen aynı katta veya doğrudan çağrılabilir mesafede bulunur. İşlem sonrası hasta en az bir saat gözlem altında tutulur, kan basıncı stabilize olduktan sonra taburcu edilir veya servise transfer edilir. Bu çok katmanlı güvenlik ağı, aferezi kanıtlanmış etkinliği yanında son derece güvenli bir tedavi haline getirir.

Aferez İşlemi Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılmalı ve Nelere Dikkat Edilmelidir?

Aferez öncesi hazırlık, işlemin başarısını ve güvenliğini belirleyen kritik bir süreçtir. Hastanın ilk değerlendirmesinde ayrıntılı tıbbi öykü alınır; kardiyovasküler hastalık, kalp yetmezliği, aritmi, hipotansiyon eğilimi, kanama diyatezi, önceki alerjik reaksiyon öyküsü, mevcut ilaç tedavileri ve önceki aferez deneyimleri sorgulanır. Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri kullanan hastalarda, özellikle membran filtrasyonu tabanlı plazmaferezde bradikinin ilişkili hipotansiyon riski nedeniyle işlem öncesi 24 saat ilaç kesilir. Kanama riski taşıyan hastalarda antikoagülan ve antitrombosit ilaçların yönetimi bireyselleştirilir. Böbrek fonksiyon bozukluğu olan olgularda sitrat metabolizmasının yavaş olacağı öngörülür ve profilaktik kalsiyum planlaması yapılır.

Laboratuvar hazırlığı işlemin temel taşlarındandır. Tam kan sayımı, periferik yayma, protrombin zamanı, aktive parsiyel tromboplastin zamanı, fibrinojen, D-dimer, karaciğer enzimleri, üre, kreatinin, elektrolitler, iyonize kalsiyum, magnezyum, fosfor, total protein, albümin ve LDH incelenir. Terapötik plazmaferez planlanan hastalarda hastalığa özgü belirteçler; trombotik trombositopenik purpurada ADAMTS13 aktivitesi ve inhibitör titresi, Guillain-Barré sendromunda antigangliozid antikor paneli, myasteniada asetilkolin reseptör antikoru, vaskülit tablolarında ANCA titresi kaydedilir. Bu belirteçler tedavi yanıtını objektif izlem için başlangıç değeri olarak arşivlenir. Enfeksiyon riski taşıyan hastalarda hepatit B, hepatit C, HIV ve sifiliz serolojisi güncellenir, kateter yerleştirilecekse antibiyotik profilaksisi düşünülür.

Venöz erişim planlaması ayrı bir titizlik gerektirir. Periferik damar kalitesi değerlendirilir; kalın, düz seyirli, damar duvarı sağlam antekübital venler tercih edilir. Yeterli bulunmadığında santral kateter kararı verilir ve yerleşim yeri seçilir. Ultrason eşliğinde kateter yerleşimi, komplikasyon oranlarını belirgin biçimde azaltır. Uzun süreli tedavi programı planlanıyorsa tünelli kalıcı kateter tercih edilir ve girişimsel radyoloji veya cerrahi ekiple koordinasyon sağlanır. Hasta ve yakınlarına kateter bakımı, giriş yerinin kuru ve temiz tutulması, ateş veya kızarıklık durumunda başvuru gerekliliği ayrıntılı biçimde anlatılır.

Hasta bilgilendirmesi hazırlığın en önemli bileşenlerinden biridir. İşlemin amacı, süresi, olası komplikasyonları, alternatif tedaviler ve beklenen yanıt açık ve anlaşılır dille aktarılır, aydınlatılmış onam formu imzalatılır. Hastadan seans öncesinde hafif bir öğün almış olması, aşırı tuzsuz veya susuz kalınmaması, seans sırasında kullanacağı rahat kıyafetleri tercih etmesi istenir. Kalsiyum dengesi için işlem öncesi ve sırasında oral kalsiyum tabletleri verilebilir, süt veya kalsiyumdan zengin bir kahvaltı yapılması önerilir. Aferez ünitesine seans günü zamanında gelinmesi, refakatçi eşliğinde bulunulması ve seans sonrası hemen araç kullanılmaması hastaya iletilir. Bu titiz hazırlık süreci, hem işlem güvenliğini artırır hem de hastanın deneyimini konforlu hale getirir.

Aferez Seansı Ne Kadar Sürer ve İşlem Sonrası İyileşme Süreci Nasıl İlerler?

Aferez seansının süresi, uygulanan işlemin türüne, hedef bileşene, hastanın vücut ağırlığına, damar erişim kalitesine ve cihaz jenerasyonuna göre değişir. Standart bir terapötik plazma değişimi seansı 1-1,5 plazma hacminin değiştirilmesini hedefler ve yetişkin bir hastada bu, ortalama 2,5-3,5 litre plazmanın işlenmesi anlamına gelir. Cihaz akım hızı 40-80 mililitre/dakika arasında ayarlandığında seans süresi genellikle 2-3 saat sürer. Trombosit aferezinde donör seansları 60-90 dakika arasında tamamlanırken, eritrosit değişimi orak hücreli hastalıkta 2-3 saat, LDL-aferez 2,5-3,5 saat, fotoferez ise mononükleer hücre toplama ve UV muamele bileşenleri ile birlikte 3-4 saat sürebilir. Seans planlaması yapılırken hastanın hemodinamik toleransı, kateter fonksiyonu ve klinik durumu göz önünde bulundurulur.

Tedavi sıklığı hastalık spesifiktir. Trombotik trombositopenik purpurada günlük plazmaferez ile başlanır ve trombosit sayısı iki gün üst üste 150.000/mikrolitrenin üzerinde stabilleşene, LDH normale dönene ve nörolojik bulgular gerileyene kadar sürdürülür; bu süreç ortalama 7-10 seansı kapsar. Guillain-Barré sendromunda 10-14 gün içinde 5-6 seans önerilir ve seanslar günaşırı yapılır. Myastenia gravis krizinde 5-7 seans yeterli olur ve klinik yanıt 24-48 saat içinde belirmeye başlar. ANCA vaskülit ve Goodpasture sendromu için 7-14 seans yapılan indüksiyon programı uygulanır. Homozigot ailesel hiperkolesterolemide LDL-aferez haftada bir veya iki haftada bir sürekli uygulama gerektirir. Fotoferez uygulamalarında bir aylık indüksiyon döneminde iki günlük ardışık seanslar haftada bir yapılır, ardından cevaba göre idame planı bireyselleştirilir.

İşlem sonrası iyileşme süreci, çoğu hastada oldukça hızlı seyreder. Seansın hemen ardından bazı hastalarda hafif yorgunluk, geçici hipotansiyon veya sitrat etkisine bağlı kalıntı parestezi görülebilir; bu tablolar birkaç saat içinde kendiliğinden düzelir. Sıvı ve elektrolit dengesi, kalsiyum ve magnezyum düzeyleri kontrol edilir, gerekirse takviye verilir. Plazma değişimi sonrası koagülasyon faktörlerinin bir kısmı geçici olarak azalır, fibrinojen düzeyi düşebilir; ancak karaciğerde protein sentezi devam ettiğinden 24 saat içinde faktör düzeyleri belirgin biçimde yenilenir. İmmünglobulin düzeyleri de plazmaferez sonrası düşer; bu düşüş enfeksiyon riskini artırabileceğinden özellikle immünsuprese hastalarda intravenöz immünglobulin desteği düşünülür.

Uzun dönem izlem hastalık zeminine göre şekillenir. Trombotik trombositopenik purpurada remisyon sağlandıktan sonra periyodik ADAMTS13 kontrolleri yapılır; enzim aktivitesinde belirgin düşüş relaps öncüsü olabileceğinden idame tedavisi düzenlenir. Otoimmün nörolojik hastalıklarda klinik izlem, elektromiyografi ve antikor titrelerinin izlemi ile tedavi başarısı değerlendirilir. Fotoferez uygulanan kutanöz T hücreli lenfoma olgularında deri bulguları, mycosis fungoides evre skoru ve dolaşan Sezary hücre sayısı takip edilir. Genel olarak aferez, doğru endikasyon ve deneyimli merkezlerde yürütüldüğünde hem hastalık aktivitesini hızla kontrol altına alan hem de hastanın günlük yaşam kalitesine kısa sürede dönmesini sağlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Seans sonrası iş ve okul gibi rutin faaliyetlere dönüş, hastanın altta yatan tanısına ve genel klinik durumuna göre bir-üç gün içinde mümkün olur.

Hangi Hastalıklarda Aferez Tedavisi Tercih Edilir ve Kimlere Uygulanamaz?

Aferez tedavisi, geniş bir hastalık yelpazesinde birinci basamak, destekleyici veya kurtarıcı seçenek olarak yerini almıştır. Hematolojik hastalıklarda trombotik trombositopenik purpura, hemolitik üremik sendromun bazı formları, orak hücreli anemide akut inme ve akut göğüs sendromu, hiperviskozite sendromuna yol açan Waldenström makroglobulinemisi ile IgM tipi multiple myeloma, akut hiperlökositoz zemininde lökostaz, tedaviye dirençli otoimmün hemolitik anemi, ABO uyumsuz allojeneik kök hücre nakli hazırlığı ve akut kriz halinde esansiyel trombositoz aferezin klasik endikasyonları arasında yer alır. Nörolojik hastalıklar başlığında Guillain-Barré sendromu, kronik inflamatuar demiyelinizan poliradikülonöropati, myastenia gravis krizi, Lambert-Eaton sendromu, NMOSD atakları, akut demiyelinizan ensefalomiyelit, otoimmün ensefalitler ve steroid dirençli multipl skleroz atakları önemli aferez göstergeleridir.

Böbrek ve romatolojik hastalıklarda ANCA ilişkili vaskülitler, Goodpasture sendromu, kompleman aracılı atipik hemolitik üremik sendrom, kriyoglobulinemik vaskülit, katastrofik antifosfolipid sendromu, renal transplantasyon öncesi antikor uzaklaştırma ve akut humoral rejeksiyon tabloları aferezle yönetilir. Metabolik hastalıklarda homozigot ailesel hiperkolesterolemi için LDL-aferez, refrakter hipertrigliseridemi kaynaklı akut pankreatit, ağır hipotiroid koma bazı özel olgularında düşünülür. Dermatolojik ve onkolojik alanda kutanöz T hücreli lenfoma, Sezary sendromu ve kronik graft versus host hastalığı fotoferezin ana endikasyonları arasındadır. Kardiyak transplantasyon sonrası akut ve kronik rejeksiyon, akciğer transplantasyon rejeksiyonu, ağır sepsis çerçevesinde selektif sitokin uzaklaştırma da genişleyen aferez uygulama alanları arasındadır.

Bunun yanı sıra bazı klinik durumlar aferez için mutlak veya göreceli kontrendikasyon oluşturur. Hemodinamik olarak stabil olmayan, ağır hipotansif veya kardiyojenik şok tablosundaki hastalarda işlem güvenli biçimde yürütülemez ve dolaşımın stabilize edilmesi gerekir. Kontrolsüz aktif kanaması olan, ağır trombositopenisi veya koagülopatisi düzelmemiş, sitrata karşı bilinen ciddi alerjisi bulunan hastalarda işlem ertelenir. Damar erişimi mümkün olmayan olgularda kateter yerleştirilene kadar seans planlanamaz. Ağır kalp yetmezliği, ileri düzey aort veya mitral darlığı, ekstrakorporeal hacim değişimini tolere edemeyecek düzeyde düşük vücut ağırlığı bulunan pediatrik hastalarda risk-yarar dengesi bireyselleştirilir ve gerektiğinde eritrosit primingi ile hacim koruma stratejileri devreye alınır. Aktif sepsis, kontrolsüz enfeksiyon veya bakteriyemi durumlarında da santral kateter kullanımının riskleri artar ve seans zamanlaması yeniden değerlendirilir.

Gebelik döneminde aferez, endikasyonun aciliyeti ile risklerin dengelenmesi çerçevesinde uygulanabilir. Trombotik trombositopenik purpura, katastrofik antifosfolipid sendromu, gebelik ilişkili preeklampsi-HELLP zemininde geliştiğinde plazmaferez tedavisi hem anne hem bebek için hayat kurtarıcı olabilir. Bu olgularda sitrat toksisitesi, hipotansiyon ve fetal iyi olma haline karşı ek dikkat gösterilir, kadın-doğum ve neonatoloji ekipleriyle multidisipliner yaklaşım sağlanır. Pediatrik hastalarda ise ekstrakorporeal hacmin hastanın total kan hacminin yüzde onbeşini aşmaması, cihazın önceden eritrosit ile primingi ve daha küçük çemberli özel setlerin kullanımı gibi teknik ayarlamalar yapılır. Bu çerçevede aferez, doğru endikasyon seçimi, deneyimli ekip ve titiz güvenlik önlemleriyle birlikte modern hematoloji ve iç hastalıkları pratiğinin en değerli tedavi araçlarından biri olarak konumlanır.

Bu içerik, kan ayrıştırma işlemi olarak bilinen aferez ve terapötik aferez uygulamaları hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hekim muayenesi, bireysel tanı ya da tedavi planı yerine geçmez. Aferez endikasyon kararı, uygulanacak yöntem, seans sıklığı ve süresi her hastanın klinik tablosu, laboratuvar bulguları ve eşlik eden hastalıkları göz önünde bulundurularak deneyimli bir hematoloji ve transfüzyon tıbbı uzmanı tarafından bireyselleştirilerek belirlenmelidir. Trombotik trombositopenik purpura, Guillain-Barré sendromu, myastenia gravis krizi, orak hücre akut komplikasyonları veya lökostaz gibi hayatı tehdit eden tablolarda gecikmeksizin hematoloji birimine başvurmak, prognozu belirleyen en önemli etkendir. Hematoloji birimi, modern aferez cihazları, deneyimli kadrosu ve multidisipliner iş birliği çerçevesinde donör ve terapötik aferez uygulamalarını kanıta dayalı kılavuzlar eşliğinde yürütmektedir. Kan ayrıştırma tedavisi gerektiren tanısı bulunan ya da benzer bir endikasyon açısından değerlendirilmek isteyen hastalarımız, Hematoloji polikliniklerinden başvurarak ayrıntılı klinik değerlendirme, aferez planlaması ve takip hizmetlerinden yararlanabilirler.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Terapötik plazma değişimi ve aferezncbi.nlm.nih.gov/books/NBK560884
  2. National Cancer Institute (NCI) — Aferez tanımı ve klinik kullanımıcancer.gov/publications/dictionaries/cancer-terms/def/apheresis
  3. American Society of Hematology (ASH) — Kanın Yapısı ve Bileşenleri (Blood Basics)hematology.org/education/patients/blood-basics
  4. National Center for Biotechnology Information (NCBI/PMC) — Terapötik Aferez ve Klinik Uygulamalarıpmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3374102

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Hematoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.