Genel Cerrahi

Ülser

Mide veya bağırsak mukozasında oluşan yaralarla kendini gösteren sindirim sistemi hastalığıdır. Ülserin belirtilerini sunulmaktadır.

Ülser, mide veya ince bağırsağın ilk bölümü olan duodenumun (oniki parmak bağırsağı) iç yüzeyini kaplayan koruyucu mukoza tabakasının zedelenmesi sonucu ortaya çıkan açık yaralara verilen genel addır. Sindirim sistemi normalde mide asidine karşı kendini koruyacak şekilde yapılanmıştır; ancak bu denge bozulduğunda, asit ve sindirim enzimleri doku yüzeyini aşındırmaya başlar. Söz konusu aşınma yüzeysel kalabileceği gibi, zamanla derinleşerek kas tabakasına kadar inebilir ve ciddi rahatsızlıklara yol açabilir.

Toplumda sıklıkla "mide yarası" olarak bilinen bu rahatsızlık, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın bir sindirim sistemi hastalığıdır. Geçmişte stres ve beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilendirilen ülserin günümüzde büyük ölçüde Helicobacter pylori adlı bakteri ve bazı ağrı kesici ilaçların kullanımına bağlı geliştiği bilinmektedir. Erken dönemde fark edildiğinde yönetimi nispeten kolay olan ülser, ihmal edildiğinde kanama, delinme ve darlık gibi ciddi sorunlara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle belirtilerin doğru yorumlanması ve zamanında hekime başvurulması büyük önem taşır.

Kimlerde Görülür?

Ülser her yaş grubunda görülebilen bir rahatsızlık olmakla birlikte, belirli risk faktörleri taşıyan bireylerde sıklığı belirgin biçimde artmaktadır. Genel olarak orta yaş ve üzeri erişkinlerde daha sık karşılaşılsa da, son yıllarda genç yetişkinlerde ve hatta çocuklarda da olgu sayılarının arttığı dikkat çekmektedir. Mide ülseri genellikle 50 yaş üzerinde, duodenum ülseri ise 30-50 yaş aralığında daha sık görülme eğilimindedir. Erkeklerde duodenum ülseri kadınlara göre yaklaşık iki kat daha fazla saptanırken, mide ülseri her iki cinsiyette benzer oranlarda gözlenmektedir.

Helicobacter pylori (mide mukozasına yerleşen spiral şekilli bakteri) taşıyıcılığı bu hastalığın gelişiminde en belirleyici unsurdur. Ülkemizde yetişkin nüfusun önemli bir kısmı bu bakteriyi taşımakta, ancak hepsinde ülser gelişmemektedir. Bunun yanı sıra düzenli olarak nonsteroid antiinflamatuar ilaç (iltihap önleyici ağrı kesici) kullanan kronik ağrı hastaları, romatizmal rahatsızlığı bulunan bireyler ve kalp koruyucu amaçlı aspirin kullanan kişiler risk grubunda yer alır. Kortizon türü ilaçların antiinflamatuarlarla birlikte kullanıldığı tedavi protokolleri riski daha da artırmaktadır.

Sigara içen bireylerde hem ülser oluşma riski hem de mevcut yaranın iyileşmesinde gecikme belirgin biçimde artmaktadır. Aşırı alkol tüketimi, düzensiz beslenme alışkanlıkları, uzun süreli açlık dönemleri ve yoğun stres altında çalışan meslek gruplarında da sıklık daha yüksektir. Vardiyalı çalışanlar, uzun yol şoförleri ve öğün düzeni bozulan sağlık çalışanları bu açıdan dikkat çeken meslek grupları arasındadır. Ailesinde ülser öyküsü bulunan kişilerde genetik yatkınlık nedeniyle hastalığın görülme olasılığı artmakta, kan grubu O olan bireylerde duodenum ülserine yatkınlığın bir miktar yüksek olduğu bildirilmektedir.

  • 50 yaş üzerindeki erişkinler ve sigara kullananlar
  • Helicobacter pylori bakterisi taşıyıcıları
  • Düzenli ağrı kesici veya aspirin kullanan kronik hastalar
  • Aşırı alkol tüketen ve düzensiz beslenenler
  • Ailesinde ülser öyküsü bulunan bireyler

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Ülserin en karakteristik belirtisi, üst karın bölgesinde göğüs kemiğinin alt ucu ile göbek arasında hissedilen yanıcı, kemirici ya da delici nitelikte ağrıdır. Bu ağrı genellikle ataklar halinde gelir, dakikalar ile saatler arasında sürebilir ve haftalar boyunca tekrarlayan dönemler şeklinde seyredebilir. Hastaların önemli bir kısmı ağrının özellikle gece yarısı ile sabahın erken saatleri arasında belirginleştiğini ifade etmektedir. Ağrı zaman zaman sırta doğru yayılabilir ve bu durum yanlışlıkla kalp veya safra kesesi rahatsızlığı şüphesi uyandırabilir.

Ülserin türüne göre ağrının yemekle ilişkisi değişkenlik gösterir. Duodenum ülserinde ağrı genellikle açlık döneminde, yemek yedikten yaklaşık iki üç saat sonra ortaya çıkar ve bir şeyler yenildiğinde ya da süt içildiğinde geçici olarak hafifler. Mide ülserinde ise tam tersine, yemek yedikten kısa süre sonra ağrı belirginleşebilir ve hastalar bu nedenle yemekten kaçınabilir. Bu durum zaman içinde istemsiz kilo kaybına neden olabilir.

Ağrı dışında pek çok eşlik eden bulgu da gözlenebilir. Mide bulantısı, özellikle sabah saatlerinde belirginleşen ağız sulanması, geğirme, ekşi su gelmesi ve göğüs arkasında yanma hissi sıkça görülür. Bazı hastalarda iştah azalması, şişkinlik, gaz şikayetleri ve erken doyma hissi ön planda olabilir. Bu bulguların birçoğu hazımsızlık olarak değerlendirilip göz ardı edildiğinden, ülser tanısı zaman zaman gecikebilmektedir. Yaşlı bireylerde ve uzun süredir ağrı kesici kullanan hastalarda klinik tablonun daha siliklik göstermesi tanıyı zorlaştıran bir etmendir.

Ciddi seyirli olgularda kahve telvesi görünümünde kusma, dışkıda siyah katran kıvamında değişiklik, halsizlik, çarpıntı ve baş dönmesi gibi iç kanamayı işaret eden bulgular ortaya çıkabilir. Bu tür belirtilerin varlığı, ülsere bağlı bir komplikasyonun geliştiğini düşündürür ve acil değerlendirme gerektirir. Belirtilerin şiddeti her hastada aynı düzeyde olmayabilir; bazı bireylerde ülser sessiz seyredip ilk kez kanama ya da delinme tablosuyla kendini gösterebilir.

Nedenleri Nelerdir?

Ülser oluşumunda en sık karşılaşılan iki temel neden Helicobacter pylori enfeksiyonu ve nonsteroid antiinflamatuar ilaç kullanımıdır. Helicobacter pylori, mide iç yüzeyini örten koruyucu mukus tabakasının altına yerleşerek burada kronik bir iltihaplanmaya yol açan spiral şekilli bir bakteridir. Bu bakteri mide asidine karşı kendisini koruyabilen özel bir yapıya sahiptir ve uzun yıllar boyunca farkına varılmadan mide mukozasında hasar oluşturabilir. Bulaş genellikle kirli su, paylaşılan kaplar ve hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlar üzerinden çocukluk döneminde gerçekleşmektedir.

Ağrı kesici ve iltihap önleyici amaçla yaygın olarak kullanılan ibuprofen, naproksen, diklofenak gibi ilaçlar mide mukozasını koruyan prostaglandin adlı maddenin üretimini baskılayarak doku hasarına zemin hazırlar. Aspirinin düşük dozlarda dahi uzun süreli kullanımı benzer riski beraberinde getirir. Bu ilaçların aç karnına alınması, birden fazla ağrı kesicinin birlikte kullanılması veya kortizon türü ilaçlarla birleştirilmesi riski katlanarak artırmaktadır. İleri yaş, geçirilmiş ülser öyküsü ve kan sulandırıcı kullanımı da ilaca bağlı ülser olasılığını yükselten ek etmenlerdir.

Sigara kullanımı hem mideye giden kan akımını azaltarak hem de asit salgısını artırarak ülser oluşumunu kolaylaştırır. Aşırı alkol tüketimi mide iç yüzeyini doğrudan tahriş ederek mukoza bütünlüğünü bozar. Yoğun ve süreğen stres, kortizol gibi hormonların artışına yol açarak asit üretimini etkileyebilir. Yoğun bakım yatışı, büyük cerrahi girişimler ve geniş yanıklar gibi ağır fiziksel stres tabloları stres ülseri adı verilen özel bir biçimin oluşmasına neden olabilir. Düzensiz öğünler, uzun açlık dönemleri, çok yağlı ve baharatlı yiyeceklerin sık tüketimi ülser gelişimine doğrudan neden olmasa da mevcut yakınmaları belirgin biçimde ağırlaştırabilir.

  • Helicobacter pylori bakteri enfeksiyonu
  • Uzun süreli ağrı kesici ve aspirin kullanımı
  • Sigara ve aşırı alkol tüketimi
  • Süreğen stres ve düzensiz beslenme alışkanlıkları
  • Nadir durumlarda aşırı asit salgısına yol açan tümörler

Tanı Nasıl Konulur?

Ülser tanısı, hastanın yakınmalarının ayrıntılı sorgulanması ve fizik muayene ile başlar. Hekim, ağrının niteliği, yemekle ilişkisi, süresi, eşlik eden bulgular ve hastanın kullandığı ilaçlar hakkında bilgi alır. Sigara, alkol ve stres gibi yaşam tarzı etmenleri de değerlendirme sürecinin önemli bir parçasıdır. Aile öyküsü ve daha önce geçirilmiş sindirim sistemi rahatsızlıkları da göz önünde bulundurulur.

Kesin tanı için günümüzde en güvenilir yöntem üst sindirim sistemi endoskopisidir. Ağız yoluyla ilerletilen ince, ucunda kamera bulunan esnek bir cihaz ile yemek borusu, mide ve duodenumun iç yüzeyi doğrudan görüntülenir. İşlem genellikle hafif sedasyon eşliğinde uygulanır ve ortalama on beş ile yirmi dakika sürer. Bu yöntem hem ülserin yerini ve büyüklüğünü belirlemeyi hem de gerekli görüldüğünde doku örneği alınmasını mümkün kılar. Alınan biyopsi örneklerinde hem Helicobacter pylori varlığı araştırılır hem de özellikle mide ülserlerinde habis bir hücre değişikliği olup olmadığı incelenir.

Helicobacter pylori varlığını saptamak için endoskopi dışında da yöntemler kullanılır. Nefes testi, dışkıda antijen araması ve kan tahlilleri bakterinin tespitinde yardımcıdır. Üre nefes testi, hastanın aldığı özel bir sıvının ardından nefesindeki karbondioksit miktarının ölçülmesi esasına dayanır ve oldukça duyarlı bir yöntemdir. Test öncesi belirli bir süre antibiyotik ve mide asidi baskılayıcı ilaç kullanılmamış olması doğru sonuç için önemlidir. Bazı durumlarda baryumlu mide grafisi tercih edilebilse de günümüzde endoskopiye göre daha az başvurulan bir tetkiktir. Kanama şüphesi varsa kan sayımı ile gizli kanama testleri tabloyu netleştirmede yol gösterici olur.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Tanı konulmamış ya da yeterince izlenmemiş ülserler zaman içinde ciddi sorunlara yol açabilir. En sık karşılaşılan komplikasyon kanamadır. Ülserin altındaki bir damarın aşınması sonucu gelişen kanama, hafif sızıntılardan hayatı tehdit eden büyük kanamalara kadar değişen şiddette olabilir. Yavaş seyirli kanamalar uzun süre fark edilmeyip kansızlık tablosuyla ortaya çıkarken, ani ve şiddetli kanamalar kahve telvesi görünümünde kusma ya da katran rengi dışkı ile kendini belli eder. Endoskopik girişimle kanayan damarın durdurulması çoğu olguda mümkün olmakla birlikte, dirençli olgularda cerrahi gerekebilir.

Bir diğer önemli komplikasyon, ülserin tüm mide veya duodenum duvarını delerek karın boşluğuna açılmasıdır. Perforasyon adı verilen bu durumda hasta ani başlayan, çok şiddetli bir karın ağrısı tarif eder ve genellikle acil cerrahi girişim gerekir. Karın boşluğuna sızan mide içeriği yaygın iltihaplanmaya neden olabilir ve hızlı müdahale edilmediğinde hayatı tehdit eden bir tabloya dönüşür. Perforasyonun ilk altı saat içinde tanınması ve müdahale edilmesi sonuçları belirgin biçimde olumlu yönde etkilemektedir.

Uzun süre iyileşmeden tekrarlayan ülserlerde mide çıkışında darlık gelişebilir. Bu darlık, yenilen yiyeceklerin mideden ince bağırsağa geçişini engelleyerek sık kusma, kilo kaybı ve beslenme bozukluğuna yol açar. Mide ülserlerinin küçük bir bölümünde ise kanser gelişme riski söz konusu olduğundan, bu tür yaraların izlenmesi ve biyopsi ile değerlendirilmesi büyük önem taşır. Mide ülserlerinde iyileşme sürecinin endoskopik kontrol ile doğrulanması bu nedenle rutin bir uygulamadır. Düzenli takip ve önerilen ilaç tedavisine bağlılık, komplikasyon gelişme olasılığını belirgin biçimde azaltmaktadır.

  • Hafif ya da şiddetli sindirim sistemi kanamaları
  • Mide veya duodenum duvarının delinmesi (perforasyon)
  • Mide çıkışında darlık ve beslenme güçlüğü
  • Süreğen kansızlık ve halsizlik
  • Mide ülserlerinde habis hücre değişikliği olasılığı

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Üst karın bölgesinde haftalardır süren, zaman zaman şiddetlenip azalan yanıcı bir ağrınız varsa hekime başvurmanız önerilir. Özellikle ağrı geceleri sizi uykudan uyandırıyorsa, aç karnına belirginleşip yemekle hafifliyor ya da tam tersine yemekten sonra artıyorsa, bu yakınmaların ihmal edilmemesi gerekir. Reçetesiz alınan mide ilaçlarıyla geçici olarak hafifleyen şikayetler altta yatan bir ülseri gizleyebilir.

Kahve telvesi görünümünde kusma, kanlı kusma, dışkınızda siyah ve katran kıvamında değişiklik fark ettiğinizde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir. Aniden başlayan, dayanılmaz nitelikte, karnın tahta gibi sertleştiği şiddetli bir ağrı yaşıyorsanız bu tablo bir delinmenin işareti olabilir ve acil müdahale gerektirir. Açıklanamayan halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı ve solukluk da iç kanama açısından uyarıcı bulgulardır.

Düzenli olarak ağrı kesici kullanıyorsanız ve bu süreçte mide şikayetleriniz başladıysa, ilaçlarınızı kendi başınıza kesmek yerine hekiminize danışmanız uygun olur. Ailesinde mide kanseri öyküsü bulunan, elli yaşının üzerinde yeni başlayan hazımsızlık şikayeti olan, istemsiz kilo kaybı, yutma güçlüğü ya da iştahsızlık yaşayan bireylerin gecikmeden bir genel cerrahi ya da iç hastalıkları uzmanına başvurması önerilir.

Son Değerlendirme

Ülser, doğru tanı konulduğunda büyük çoğunlukla başarıyla yönetilebilen bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. Helicobacter pylori varlığının araştırılması, gereksiz ağrı kesici kullanımından kaçınılması, sigara ve aşırı alkolden uzak durulması ve düzenli beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi süreç içinde belirleyici unsurlardır. Yakınmaların erken dönemde değerlendirilmesi hem komplikasyon riskini azaltır hem de yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlar. Süreğen hazımsızlık olarak değerlendirilen bulguların ardında bazen ciddi tabloların yatabileceği unutulmamalıdır.

Ülser gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Peptik Ülser Hastalığıniddk.nih.gov/health-information/digestive-diseases/peptic-ulcers-stomach-ulcers
  2. StatPearls, National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Peptik Ülser Hastalığıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK534792
  3. MedlinePlus, U.S. National Library of Medicine — Peptik Ülsermedlineplus.gov/pepticulcer.html
  4. Mayo Clinic — Peptik Ülser (Mide Ülseri)mayoclinic.org/diseases-conditions/peptic-ulcer/symptoms-causes/syc-20354223

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

18 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.