Preoperatif anksiyete, cerrahi girişim öncesinde hastaların yaşadığı endişe, korku ve gerginlik durumunu ifade eden yaygın bir klinik tablodur. Cerrahi planlanan hastaların %60-80'inde değişen derecelerde preoperatif anksiyete geliştiği bildirilmektedir. Bu oran kadınlarda, genç erişkinlerde ve daha önce cerrahi deneyimi olmayan bireylerde daha yüksektir.
Preoperatif anksiyete yalnızca psikolojik bir rahatsızlık olmayıp perioperatif süreçte çok boyutlu olumsuz etkilere sahiptir. Artmış anestezik gereksinim, yüksek postoperatif ağrı skorları, uzamış derlenme süresi, artmış bulantı-kusma insidansı, yara iyileşmesinde gecikme ve uzamış hastane yatışı ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle preoperatif anksiyetenin tanınması ve yönetimi, modern anesteziyoloji pratiğinin önemli bir bileşenidir.
Epidemiyolojik verilere göre preoperatif anksiyete prevalansı cerrahi tipine göre farklılık gösterir: kardiyak cerrahide %40-70, kanser cerrahisinde %50-80, günübirlik cerrahide %40-60 ve pediatrik cerrahide (ebeveyn anksiyetesi dahil) %50-75 arasında bildirilmiştir. Preoperatif değerlendirme polikliniklerinde sistematik anksiyete taraması yapılan merkezlerde bu oranlar daha doğru biçimde tespit edilmektedir.
Tanım ve Patofizyoloji
Preoperatif anksiyete, cerrahi girişim ve anestezi ile ilgili bilinen veya bilinmeyen tehditlere karşı gelişen, bilişsel, duygusal, davranışsal ve fizyolojik bileşenleri olan bir stres yanıtıdır. Durumluk anksiyete (state anxiety) ve sürekli anksiyete (trait anxiety) olmak üzere iki boyutu vardır. Preoperatif bağlamda durumluk anksiyete, cerrahi duruma özgü geçici endişeyi ifade ederken, sürekli anksiyete bireyin genel anksiyete eğilimini yansıtır.
Patofizyolojik Mekanizmalar
Preoperatif anksiyete, nörobiiyolojik ve nöroendokrin düzeyde karmaşık bir stres yanıtını tetikler:
- Hipotalamik-pitüiter-adrenal (HPA) eksen aktivasyonu: Kortikotropin salgılatıcı hormon (CRH) salınımı → ACTH artışı → kortizol yükselmesi. Kronik kortizol yüksekliği immün supresyon, yara iyileşmesinde gecikme ve hiperglisemi ile ilişkilidir.
- Sempatoadrenal aktivasyon: Adrenal medulladan epinefrin ve norepinefrin salınımı taşikardi, hipertansiyon, terleme, tremor ve miyokardiyal oksijen tüketiminde artışa neden olur. Bu durum özellikle koroner arter hastalığı olan bireylerde perioperatif kardiyak riski artırır.
- Nörotransmitter dengesizliği: GABAerjik inhibitör tonusta azalma, serotonerjik ve noradrenerjik aktivitede artış anksiyetenin nörokimyasal temelini oluşturur.
- İmmün modülasyon: Anksiyetenin proinflamatuvar sitokin (IL-6, TNF-α) düzeylerini artırdığı, NK hücre aktivitesini azalttığı ve T lenfosit fonksiyonunu baskıladığı gösterilmiştir.
- Ağrı algısı üzerine etki: Anksiyete, desandan inhibitör yolları baskılayarak ve katastrofik düşünce paternlerini tetikleyerek ağrı algısını artırır. Bu durum postoperatif opioid tüketimini yükseltir.
Nedenler ve Risk Faktörleri
Preoperatif anksiyete multifaktöriyel bir klinik tablodur.
Anksiyetenin Kaynakları
- Anestezi korkusu: Anestezi altında uyanma (intraoperatif farkındalık), anesteziden uyanamama, bulantı-kusma ve anestezik komplikasyon korkusu en sık bildirilen endişeler arasındadır.
- Cerrahi korkusu: Ameliyat sırasında ağrı duyma, cerrahi komplikasyon, kanama, organ kaybı ve ölüm korkusu.
- Bilinmezlik korkusu: Ameliyathane ortamı, prosedür süreci ve sonuçları hakkında bilgi eksikliği.
- Kontrol kaybı korkusu: Bilinç ve beden kontrolünün geçici olarak kaybedilmesi endişesi.
- Postoperatif süreç endişeleri: Ağrı, işlevsel kayıp, iyileşme süresi, iş gücü kaybı ve kozmetik sonuçlarla ilgili kaygılar.
Hasta ile İlişkili Risk Faktörleri
- Cinsiyet: Kadınlarda preoperatif anksiyete prevalansı erkeklere göre 1,5-2 kat daha yüksektir.
- Yaş: Genç erişkinler (18-40 yaş) ve çocuklar en riskli gruplardır. Yaşlı erişkinlerde anksiyete düzeyi göreceli olarak daha düşüktür.
- Anksiyete öyküsü: Generalize anksiyete bozukluğu, panik bozukluk veya sosyal fobi öyküsü olan bireylerde preoperatif anksiyete şiddeti artmıştır.
- Kişilik özellikleri: Nörotisizm, pesimizm ve düşük öz-yeterlilik anksiyete ile pozitif korelasyon gösterir.
- Önceki olumsuz cerrahi/anestezi deneyimi: Travmatik deneyimler kondisyonlanmış korku yanıtını tetikleyebilir.
- Bilgi düzeyi: Hem aşırı bilgi hem de yetersiz bilgi anksiyeteyi artırabilir; bireyselleştirilmiş bilgilendirme yaklaşımı gereklidir.
- Kanser tanısı: Malignansi endişesi eklendiğinde anksiyete düzeyi belirgin olarak yükselmektedir.
- ASA fiziksel durum sınıflaması: Yüksek ASA skorları artan komorbidite ve komplikasyon riski algısı nedeniyle anksiyeteyi artırabilir.
- Cerrahi tipi ve büyüklüğü: Major cerrahi, acil cerrahi ve kozmetik olmayan prosedürler daha yüksek anksiyete ile ilişkilidir.
Belirti ve Bulgular
Preoperatif anksiyetenin klinik prezentasyonu dört ana alanda değerlendirilir:
- Bilişsel belirtiler: Aşırı endişe, konsantrasyon güçlüğü, olumsuz beklentiler, felaketle ilgili düşünceler, kararsızlık ve bilgi arayışının artması.
- Duygusal belirtiler: Korku, gerginlik, sinirlilik, huzursuzluk, çaresizlik hissi ve ağlama eğilimi.
- Davranışsal belirtiler: Ameliyatı erteleme veya iptal etme girişimleri, tekrarlayan soru sorma, uyku bozukluğu, iştah kaybı, aşırı konuşma veya sessizleşme, psikomotor ajitasyon.
- Fizyolojik belirtiler: Taşikardi, hipertansiyon, terleme, ağız kuruluğu, midede rahatsızlık, bulantı, sık idrara çıkma, kas gerginliği, tremor, göğüste sıkışma hissi ve nefes darlığı. Bu semptomlar sempatoadrenal aktivasyonun klinik yansımalarıdır.
Pediatrik popülasyonda preoperatif anksiyete farklı davranışsal kalıplarla ortaya çıkabilir: ebeveynden ayrılma güçlüğü, ağlama, direnme, regresif davranışlar ve yabancı korkusu sık gözlenen bulgulardır.
Tanı Yöntemleri
Preoperatif anksiyetenin sistematik değerlendirmesi, validasyon görmüş ölçekler ve klinik gözlem ile gerçekleştirilir.
- State-Trait Anxiety Inventory (STAI): Spielberger tarafından geliştirilen 40 maddelik ölçek, durumluk ve sürekli anksiyeteyi ayrı ayrı değerlendirir. Preoperatif anksiyete araştırmalarında altın standart olarak kabul edilir.
- Görsel Analog Skala (VAS-Anksiyete): 0-100 mm'lik bir çizgi üzerinde hastanın kendi anksiyete düzeyini işaretlediği basit ve hızlı bir yöntemdir. ≥50 mm klinik olarak anlamlı anksiyeye işaret eder.
- Amsterdam Preoperative Anxiety and Information Scale (APAIS): 6 maddelik, anestezi ve cerrahi anksiyetesini ve bilgi gereksinimini ayrı ayrı değerlendiren, klinik uygulamaya pratik bir ölçektir.
- Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS): 14 maddelik ölçek, hastane ortamında anksiyete ve depresyonu tarar.
- Modified Yale Preoperative Anxiety Scale (m-YPAS): Pediatrik popülasyonda (2-12 yaş) gözlemsel anksiyete değerlendirmesi için kullanılır.
- Fizyolojik göstergeler: Kalp hızı değişkenliği (HRV), galvanik cilt yanıtı, tükürük kortizol düzeyi ve plazma katekolamin düzeyleri araştırma ortamında objektif anksiyete göstergeleri olarak kullanılmaktadır.
- Klinik değerlendirme: Preoperatif vizitte anestezistin sistematik anksiyete sorgulaması yapması, hastaların endişelerini açıkça ifade edebilecekleri güvenli bir ortam oluşturulması önemlidir.
Ayırıcı Tanı
- Generalize anksiyete bozukluğu: Cerrahiden bağımsız olarak en az 6 aydır süren aşırı endişe ve fiziksel belirtiler. Preoperatif anksiyete bu tablonun üzerine eklenebilir.
- Panik bozukluk: Tekrarlayan spontan panik ataklar öyküsü. Preoperatif ortamda tetiklenmiş panik atak ile preoperatif anksiyete ayrımı yapılmalıdır.
- Depresyon: Umutsuzluk, ilgi kaybı, enerji azlığı ve uyku bozuklukları ile prezente olabilir. Anksiyete ile sıklıkla komorbiddir.
- Hipertiroidi: Taşikardi, terleme, tremor ve anksiyete benzeri semptomlar yaratabilir. Tiroid fonksiyon testleri ile dışlanır.
- Feokromositoma: Epizodik hipertansiyon, taşikardi, terleme ve anksiyete atakları. Plazma metanefrin düzeyi ile taranır.
- Madde yoksunluğu: Alkol, benzodiazepin veya opioid yoksunluğu anksiyete ve otonomik semptomlarla prezente olabilir. Detaylı madde kullanım öyküsü sorgulanmalıdır.
Tedavi
Preoperatif anksiyete yönetimi farmakolojik ve non-farmakolojik yaklaşımları kapsar. Bireyselleştirilmiş, multimodal bir strateji en etkili sonuçları verir.
Non-Farmakolojik Yaklaşımlar
- Preoperatif bilgilendirme: Prosedür hakkında hastanın anlayabileceği düzeyde, bireyselleştirilmiş bilgi verilmesi anksiyeteyi %20-30 azaltabilir. Yazılı broşürler, video materyaller ve sanal gerçeklik tur uygulamaları kullanılabilir.
- Preoperatif anestezi viziti: Anestezistin hastayı ameliyat öncesi ziyaret etmesi, anestezi planını açıklaması ve soruları yanıtlaması tek başına anksiyeteyi belirgin olarak azalttığı gösterilmiştir.
- Müzik terapi: Ameliyat öncesi ve sırasında müzik dinletilmesinin anksiyeteyi ve stres hormon düzeylerini azalttığı randomize kontrollü çalışmalarla desteklenmiştir.
- Bilişsel davranışçı teknikler: Bilişsel yeniden yapılandırma, progresif kas gevşemesi, diyafragmatik solunum egzersizleri ve guided imagery (yönlendirilmiş imgeleme) etkin non-farmakolojik yöntemlerdir.
- Hipnoz ve akupunktur: Bazı çalışmalarda preoperatif anksiyeteyi azalttığı gösterilmiştir.
- Ebeveyn varlığı (pediatrik): Anestezi indüksiyonunda ebeveynin bulunması çocuklardaki ayrılık anksiyetesini azaltabilir.
Farmakolojik Yaklaşımlar
- Midazolam: En sık kullanılan preoperatif anksiyolitiktir. Oral: 0,25-0,5 mg/kg (maksimum 20 mg) ameliyattan 30-60 dakika önce. IV: 0,02-0,05 mg/kg ameliyathaneye alınmadan kısa süre önce. Anterograd amnezi etkisi de anksiyete yönetiminde avantaj sağlar.
- Alprazolam: 0,25-0,5 mg oral, ameliyattan 60-90 dakika önce. Orta etkili benzodiazepin olarak midazolama alternatiftir.
- Gabapentin: 300-900 mg oral, ameliyattan 1-2 saat önce. Anksiyolitik ve analjezik etkileri nedeniyle multimodal analjezi protokollerinde de yer almaktadır.
- Pregabalin: 75-300 mg oral, ameliyattan 1-2 saat önce. Anksiyolitik, analjezik ve opioid koruyucu etkileri kanıtlanmıştır.
- Melatonin: 3-5 mg oral, gece yarısı ve ameliyattan 1-2 saat önce. Anksiyolitik ve sedatif etkileri ile uyku kalitesini artırır; solunum depresyonu riski yoktur.
- Deksmedetomidin: 0,5-1 μg/kg intranasal, ameliyattan 45-60 dakika önce (pediatrik). Sedatif, anksiyolitik ve analjezik etkileri ile ayrılık anksiyetesinde etkilidir.
- Klonidin: 2-4 μg/kg oral, ameliyattan 60-90 dakika önce. Anksiyolitik, sedatif ve sempatolitik etkileri mevcuttur.
Komplikasyonlar
Tedavi edilmemiş preoperatif anksiyetenin perioperatif döneme etkileri çok boyutludur:
- Artmış anestezik gereksinim: Anksiyöz hastaların indüksiyon ve idame dozları daha yüksek olabilir.
- Hemodinamik instabilite: Sempatik aktivasyona bağlı hipertansiyon ve taşikardi, özellikle kardiyak risk taşıyan hastalarda perioperatif miyokardiyal iskemi riskini artırır.
- Artmış postoperatif ağrı: Anksiyetenin ağrı algısını artırması, postoperatif opioid tüketimini ve ağrı skorlarını yükseltir.
- Postoperatif bulantı ve kusma (POBK): Anksiyete, POBK için bağımsız bir risk faktörüdür.
- Uzamış derlenme: Yoğun bakım ve hastanede yatış süresi artabilir.
- Yara iyileşmesinde gecikme: Kortizol yüksekliği ve immün supresyon yara iyileşmesini olumsuz etkiler.
- Postoperatif psikolojik morbidite: Posttravmatik stres bozukluğu, kronik ağrı ve depresyon riski artabilir.
- Ameliyatın iptali: Şiddetli anksiyete nedeniyle hastaların bir kısmı ameliyatı son dakikada iptal edebilir.
Korunma ve Önleme
- Preoperatif eğitim programları: Hastaların cerrahi ve anestezi süreci hakkında yapılandırılmış bilgilendirme alması anksiyeteyi önleyici etkiye sahiptir.
- Ameliyathane oryantasyonu: Hastaların ameliyathane ortamını önceden görmesi (sanal veya fiziksel tur) bilinmezlik kaygısını azaltır.
- Empati ve iletişim: Sağlık ekibinin empatik, saygılı ve bilgilendirici iletişimi güven duygusunu güçlendirir.
- Bekleme süresinin minimizasyonu: Ameliyat günü bekleme süresinin kısa tutulması anksiyetenin artmasını önler.
- Aile katılımı: Özellikle pediatrik ve geriatrik hastalarda aile bireyleriyle birlikte bilgilendirme yapılması destekleyici bir ortam oluşturur.
- Risk taraması: Preoperatif değerlendirmede sistematik anksiyete taraması yapılarak yüksek riskli hastalar erken dönemde belirlenmeli ve bireyselleştirilmiş müdahale planlanmalıdır.
- Multimodal yaklaşım: Non-farmakolojik ve farmakolojik yöntemlerin kombine edilmesi en etkili sonuçları verir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalı
Cerrahi planlanan hastalarda aşağıdaki durumlarda profesyonel destek alınması önerilir:
- Ameliyat düşüncesiyle günlük yaşamı etkileyen şiddetli endişe, uyku bozukluğu veya iştah kaybı yaşanması
- Panik atak benzeri semptomlar (çarpıntı, nefes darlığı, göğüste sıkışma, kontrol kaybı hissi) gelişmesi
- Anksiyete nedeniyle ameliyatı erteleme veya iptal etme düşüncesinin oluşması
- Daha önce anksiyete bozukluğu, depresyon veya panik bozukluk tanısı alınmış olması
- Önceki cerrahi veya anestezi deneyimlerinden kaynaklanan travmatik anıların tetiklenmesi
- Çocuklarda aşırı ağlama, direnme ve ayrılık güçlüğünün belirgin olması
Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Bölümü Olarak Yaklaşımımız
Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, preoperatif anksiyetenin hastalarımızın cerrahi deneyimini olumsuz etkilememesi için kapsamlı bir yaklaşım benimsemektedir. Ameliyat öncesi anestezi vizitimizde her hastanın endişelerini dinliyor, bireyselleştirilmiş bilgilendirme yapıyor ve gerektiğinde non-farmakolojik ve farmakolojik anksiyete yönetimi stratejilerini devreye alıyoruz. Hasta merkezli yaklaşımımız, empatik iletişimimiz ve kanıta dayalı premedikasyon protokollerimizle hastalarımızın cerrahi süreçlerini en az kaygıyla geçirmelerini sağlamaktayız.













