Tıbbi Onkoloji

Kolorektal Kanser

De erken evreden ileri evreye kadar tüm yaklaşım basamaklarını deneyimli onkoloji ekiple planlayarak hastalarımıza kapsamlı yaklaşım sağlanmaktadır.

Kolorektal kanser, kalın bağırsak (kolon) veya son bağırsak bölümü olan rektumda gelişen kötü huylu tümörleri kapsayan bir hastalık tablosudur. Genellikle bağırsak iç yüzeyindeki küçük poliplerden başlar, zaman içinde değişime uğrayarak kanser hücrelerine dönüşür. Bu süreç çoğunlukla yıllar içinde sessiz biçimde ilerlediği için kişi farkına varmadan önemli bir aşamaya gelebilir.

Dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer alan kolorektal kanser, erken aşamada saptandığında belirgin biçimde iyileşir. Modern görüntüleme yöntemleri, kolonoskopi taramaları ve güncel onkolojik yaklaşımlar sayesinde hastalığın seyri büyük ölçüde değişmiştir. Bu yazıda hastalığın kimlerde görüldüğüne, belirtilerine, nedenlerine, tanı yöntemlerine ve olası komplikasyonlarına dair kapsamlı bilgiler bulacaksınız.

Kimlerde Görülür?

Kolorektal kanser her yaşta görülebilmekle birlikte, en sık 50 yaş üzerindeki bireylerde karşımıza çıkar. Yaşın ilerlemesiyle birlikte bağırsak hücrelerinde biriken genetik değişiklikler, polip oluşumunu ve buna bağlı kanser riskini artırır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, 40 yaş altındaki bireylerde de hastalığın görülme sıklığının arttığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle yaş tek başına belirleyici unsur olarak ele alınmamalıdır.

Ailesinde kolorektal kanser ya da polip öyküsü bulunan bireyler, genel popülasyona kıyasla daha yüksek risk altındadır. Birinci derece akrabalarda hastalık öyküsü varsa, tarama yaşı genellikle daha erkene çekilir. Lynch sendromu (kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser) veya ailesel adenomatöz polipozis (FAP) gibi genetik yatkınlık tabloları da hastalığın çok daha genç yaşlarda ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

Uzun süreli iltihabi bağırsak hastalıkları, özellikle ülseratif kolit ve Crohn hastalığı taşıyanlarda risk artmış olarak kabul edilir. On yılı aşan bağırsak iltihabı, mukoza hücrelerinde sürekli bir yenilenme baskısı oluşturur ve bu da kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Aynı şekilde tip 2 diyabet, obezite ve hareketsiz yaşam tarzı olan bireylerde de görülme sıklığı belirgin biçimde yüksektir.

  • 50 yaş ve üzeri bireyler
  • Ailesinde kolorektal kanser veya polip öyküsü olanlar
  • Lynch sendromu veya FAP taşıyıcıları
  • Uzun süreli ülseratif kolit ya da Crohn hastaları
  • Obezite, tip 2 diyabet ve hareketsiz yaşam tarzına sahip kişiler

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Kolorektal kanser erken evrelerde çoğunlukla belirti vermeden ilerler. Bu da hastalığın geç fark edilmesinin başlıca nedenidir. Belirtiler ortaya çıktığında ise genellikle bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklerle kendini gösterir. Daha önce düzenli bir bağırsak ritmi olan kişide aniden başlayan kabızlık, ishal veya bu ikisinin nöbetler halinde değişmesi dikkat çekici bir bulgudur. Bu değişikliklerin birkaç haftadan uzun sürmesi hekime başvurmayı gerektirir.

Dışkıda kan görülmesi en sık karşılaşılan ve en önemli uyarı işaretlerinden biridir. Kanın rengi tümörün yerleşim yerine göre değişebilir; rektum kaynaklı kanamalar parlak kırmızı renkte görülürken, kolonun daha üst bölümlerinden gelen kanamalar koyu, katran gibi bir görünüm oluşturabilir. Kimi zaman kan çıplak gözle fark edilmez ve yalnızca laboratuvar testleri sırasında saptanır. Bu durum, gizli kanama olarak adlandırılır.

Karın bölgesinde süreklilik gösteren ağrı, şişkinlik, gaz ve dolgunluk hissi de hastalığın bulguları arasında yer alır. Tümör bağırsağın geçişini kısmen daraltırsa, krampla seyreden ağrılar ortaya çıkabilir. İlerleyen vakalarda bağırsağın tam tıkanmasına bağlı kusma ve karın gerginliği gelişebilir. Hastalar bazen tuvaletten kalktıktan sonra dışkılama hissinin geçmediğini, bağırsağın tam boşalmadığını ifade eder.

Açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve iştahsızlık ileri evrelerde sıklıkla görülen bulgulardır. Süregelen gizli kanamaya bağlı demir eksikliği anemisi, kişide nefes darlığı, çarpıntı, soluk cilt rengi ve yorgunluk gibi şikayetlere yol açabilir. Bazı hastalarda ilk tanı, kansızlık nedeniyle yapılan tetkikler sırasında konulur. Bu nedenle nedeni belirlenemeyen demir eksikliği anemisi her zaman bağırsak kaynaklı bir araştırmayı gerektirir.

Nedenleri Nelerdir?

Kolorektal kanserin oluşumunda genetik ve çevresel etkenler birlikte rol oynar. Bağırsak iç yüzeyinde önce iyi huylu polipler gelişir, zamanla bu yapıların bir kısmı genetik değişiklikler sonucu kötü huylu hücrelere dönüşür. Bu süreç ortalama 10-15 yıl gibi uzun bir zaman dilimini kapsadığı için düzenli taramalarla poliplerin erken aşamada saptanıp çıkarılması büyük önem taşır.

Beslenme alışkanlıkları, hastalığın gelişiminde belirleyici unsurdur. İşlenmiş et ürünlerinin (sosis, sucuk, salam) ve kırmızı etin aşırı tüketimi, bağırsak hücrelerinde hasar oluşturan bileşiklerin birikmesine yol açabilir. Lif bakımından yetersiz, sebze ve meyve içermeyen beslenme şekli, dışkının bağırsakta uzun süre kalmasına neden olur. Bu durum, zararlı maddelerin bağırsak mukozasıyla temas süresini uzatır ve hücre hasarını artırır.

Sigara ve alkol kullanımı kolorektal kanser riskini belirgin biçimde yükselten alışkanlıklar arasındadır. Sigaradaki kanserojen maddeler kan dolaşımıyla bağırsak mukozasına ulaşır, alkol ise hücre düzeyinde DNA hasarını artırır. Bunlara ek olarak fazla kilolu olmak ve hareketsiz yaşam tarzı, vücutta kronik düşük düzeyli iltihabi bir ortam yaratır ve kanser gelişimine zemin hazırlar.

Kalıtsal etkenler de göz ardı edilemeyecek bir paya sahiptir. Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis ve diğer bazı nadir sendromlar, bireyin yaşam boyu kolorektal kanser geliştirme olasılığını çok yüksek düzeylere taşır. Bu gruptaki bireylerin genetik danışmanlık alması, hangi yaşta hangi taramalara başlamaları gerektiğinin planlanması açısından gereklidir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinin temel adımı, ayrıntılı bir hasta öyküsü ve fizik muayenedir. Hekim, şikayetlerin ne zaman başladığını, bağırsak alışkanlıklarındaki değişimleri, aile öyküsünü ve eşlik eden hastalıkları sorgular. Karın muayenesi sırasında ele gelen kitle, hassasiyet veya karaciğer büyüklüğü gibi bulgular değerlendirilir. Rektumun son bölümünü değerlendirmek için parmakla rektal muayene yapılır; bu basit ancak bilgilendirici muayene, alt rektum yerleşimli tümörlerin önemli bir bölümünü saptayabilir.

Kolonoskopi, kolorektal kanser tanısında temel inceleme yöntemidir. Ucunda kamera bulunan esnek bir tüp aracılığıyla kalın bağırsağın tüm yüzeyi ayrıntılı şekilde görüntülenir. Şüpheli görünen alanlardan biyopsi alınır, polipler aynı işlem sırasında çıkarılabilir. Patolojik incelemenin sonucu, kesin tanı sağlar. Bu yöntem aynı zamanda taramada da kullanılır ve risk grubundaki bireylerde belirli aralıklarla yapılması önerilir.

Kanser tanısı konulduktan sonra hastalığın evresinin belirlenmesi gerekir. Bu amaçla bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve gerektiğinde PET-BT gibi ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Bu incelemeler, tümörün boyutunu, bağırsak duvarındaki yayılımını, komşu organlara ya da uzak bölgelere sıçrama olup olmadığını ortaya koyar. Kan tetkiklerinde tam kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri ve CEA (karsinoembriyonik antijen) gibi tümör belirteçleri değerlendirilir.

  • Ayrıntılı öykü, fizik muayene ve rektal muayene
  • Kolonoskopi ve biyopsi alımı
  • Bilgisayarlı tomografi, MR ve PET-BT
  • Tam kan sayımı, biyokimya ve CEA tümör belirteci
  • Gerekli durumlarda genetik testler

Komplikasyonlar Nelerdir?

Tedavi edilmeyen ya da geç dönemde fark edilen kolorektal kanser, çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Tümörün büyümesiyle bağırsak içindeki geçiş daralabilir ve bağırsak tıkanıklığı gelişebilir. Bu durum şiddetli karın ağrısı, kusma, gaz ve dışkı çıkışının durması ile kendini gösterir ve acil cerrahi girişim gerektirir. Tümörün bağırsak duvarını delmesi sonucu peritonit (karın zarı iltihabı) gelişebilir; bu da hayatı tehdit eden bir tablodur.

Süregelen gizli kanamalar zaman içinde belirgin demir eksikliği anemisine yol açar. Hasta giderek artan halsizlik, çarpıntı ve nefes darlığı şikayetiyle başvurabilir. Kimi olgularda ise tümör, komşu organlarla yapışıklıklar oluşturarak idrar yolları veya kadın üreme organlarına basınç uygulayabilir. Bu durum, idrar yolu tıkanıklığı, böbrek fonksiyon bozukluğu ya da pelvik bölgede ağrı gibi ek sorunlara yol açabilir.

Kanserin uzak organlara yayılması en ciddi komplikasyon grubunu oluşturur. Karaciğer, kolorektal kanserin en sık metastaz yaptığı organdır. Akciğer, kemikler ve daha az sıklıkla beyin de etkilenebilir. Karaciğer metastazları sarılık, karın şişliği ve iştahsızlığa neden olabilirken, akciğer tutulumu öksürük ve nefes darlığıyla seyredebilir. Bu noktada hastalık çok bölümlü bir yaklaşımla yönetilir ve onkoloji, cerrahi, radyoloji ve radyasyon onkolojisi bölümleri eş zamanlı çalışır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Bağırsak alışkanlıklarınızda birkaç haftadan uzun süren değişiklikler fark ediyorsanız bir hekime başvurmanız önerilir. Daha önce düzenli bir rutininiz varken, nedenini açıklayamadığınız kabızlık, ishal ya da bu ikisinin sırayla devam etmesi önemli bir uyarı işaretidir. Dışkılama sonrasında bağırsağınızın tam boşalmadığı hissi süreklilik kazandıysa, bu durumu önemsemeli ve gerekli incelemeleri yaptırmalısınız.

Dışkıda kan görmek, parlak kırmızı veya koyu renkte olsun, asla göz ardı edilmemesi gereken bir bulgudur. Hemoroide bağlı kanamalar sık görülse de, kanamanın gerçek kaynağını yalnızca uzman bir hekim değerlendirebilir. Aynı şekilde nedeni anlaşılamayan kilo kaybı, sürekli yorgunluk, açıklanamayan halsizlik veya iştahsızlık yaşıyorsanız zaman kaybetmeden değerlendirilmelisiniz. Ailesinde kolorektal kanser ya da polip öyküsü olanların, belirti olmasa da düzenli tarama programına dahil olması büyük önem taşır.

50 yaşını geçtiyseniz ve daha önce hiç kolonoskopi yaptırmadıysanız, şikayetiniz olmasa da bir hekimle görüşerek tarama planı oluşturmanız uygun olacaktır. Belirtilerin şiddetli olduğu, karın ağrısının dayanılmaz hale geldiği, kusmanın eşlik ettiği ya da bağırsak hareketlerinin tamamen durduğu durumlarda acil servise başvurmanız gerekir. Erken değerlendirme, hem tanı sürecini hızlandırır hem de yaklaşımın başarısını belirgin biçimde artırır.

Son Değerlendirme

Kolorektal kanser, sessiz başlangıcı ve uzun süre belirti vermeyen seyriyle dikkat edilmesi gereken bir hastalık tablosudur. Risk faktörlerinin farkında olmak, beslenme ve yaşam tarzına dair sağlıklı tercihler yapmak, düzenli tarama programlarına dahil olmak hastalıktan korunmada önemli bir yere sahiptir. Erken evrede saptandığında yaklaşımın başarısı oldukça yüksektir; bu nedenle bağırsakla ilgili şikayetleri ihmal etmemek ve uzman değerlendirmesinden kaçınmamak büyük önem taşır.

Kolorektal kanser gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NIH) — Colorectal Cancer Treatment (PDQ)www.cancer.gov/types/colorectal/patient/colon-treatment-pdq
  2. Mayo Clinic — Colon cancer: Symptoms and causeswww.mayoclinic.org/diseases-conditions/colon-cancer/symptoms-causes/syc-20353669
  3. MedlinePlus — Colorectal Cancermedlineplus.gov/colorectalcancer.html
  4. CDC — Colorectal (Colon) Cancerwww.cdc.gov/colorectal-cancer/about/index.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Tıbbi Onkoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

20 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.