PSA Testi Nedir ve Vücuttaki Fonksiyonu Nelerdir?
PSA (Prostat Spesifik Antijen), erkeklerde prostat bezinin duktal ve asiner epitel hücreleri tarafından üretilen, semen koagulumunun (meni pıhtısının) sıvılaşmasını sağlayan bir glikoproteindir. Kallikrein ailesine ait bir serin proteaz olan bu enzim, seminal veziküllerden (meni keseciklerinden) salgılanan proteinleri hidrolize ederek spermlerin serbestçe hareket etmesine olanak tanır. Sağlıklı bir prostat bezinde üretilen PSA'nın çok büyük bir kısmı semen (meni) sıvısı içine salgılanırken, son derece küçük bir miktarı kan dolaşımına sızmaktadır. Prostat dokusundaki bazal membran (taban zarı) ve vasküler (damarsal) bariyerlerin bütünlüğünün bozulması, bu enzimin sistemik dolaşıma geçişini artırmaktadır. Kanda dolaşan PSA, proteinlere bağlı olan ve serbest dolaşan olmak üzere iki ana formda bulunur. Toplam PSA değeri, bu iki formun laboratuvar ortamında ölçülen toplam miktarını ifade etmektedir. Kan dolaşımındaki yarılanma ömrü yaklaşık 2.2 ila 3.2 gün arasında değişen bu protein, prostat hastalıklarının taranmasında ve takibinde biyobelirteç (biyolojik belirteç) olarak kullanılmaktadır. Bu test, koldaki periferik venlerden (toplardamarlardan) alınan kan örneği üzerinde gerçekleştirilen biyokimyasal bir analizdir. Herhangi bir cerrahi girişim gerektirmeyen bu işlem, prostat hücrelerinin fizyolojik ve patolojik durumunu yansıtan en hassas parametrelerden biridir.
PSA Testi Hangi Durumlarda ve Neden Yapılır?
PSA testi, asemptomatik (belirti göstermeyen) erkeklerde prostat kanserinin erken evrede tespit edilmesi amacıyla tarama testi olarak uygulanmaktadır. Aile öyküsünde prostat kanseri bulunan veya 50 yaşını aşmış erkeklerde, klinik olarak anlamlı tümörlerin erken saptanması için bu analiz kritik öneme sahiptir. İdrar yapmada zorlanma, sık idrara çıkma, kesik kesik idrar yapma veya hematüri (idrarda kan görülmesi) gibi alt üriner sistem semptomları gösteren hastalarda ayırıcı tanı amacıyla bu test istenir. Benign prostat hiperplazisi (iyi huylu prostat büyümesi) tanısı almış hastaların takibinde ve tedavi etkinliğinin değerlendirilmesinde de bu parametre düzenli olarak izlenmektedir. Prostat kanseri tanısıyla radikal prostatektomi (prostatın ameliyatla tamamen alınması) geçiren hastalarda, cerrahi başarıyı doğrulamak ve nüksleri (tekrarlamaları) izlemek için bu testten yararlanılır. Radyoterapi (ışın tedavisi) alan kanser hastalarında ise tümörün tedaviye verdiği yanıtın ve lokal kontrolün değerlendirilmesi bu testin sonuçlarına göre yapılır. Hormon refrakter (hormon tedavisine dirençli) metastatik prostat kanseri olgularında, sistemik tedavilerin etkinliği yine bu proteinin kandaki seviyeleri üzerinden takip edilmektedir. Akut prostatit (ani gelişen prostat iltihabı) gibi enfeksiyöz durumların şiddetinin ve gerileme sürecinin izlenmesinde de bu biyokimyasal test yol göstericidir.
Yaşa Göre Normal PSA Değerleri ve Sınırları Nelerdir?
Geleneksel olarak toplam PSA düzeyi için genel kabul gören üst sınır 4.0 ng/mL (nanogram/mililitre) olarak kabul edilmekle birlikte, prostat hacminin yaşla birlikte artması nedeniyle yaşa özgü eşik değerler kullanılmaktadır. 40 ile 49 yaş aralığındaki erkekler için normal kabul edilen üst sınır 2.5 ng/mL seviyesindedir. 50 ile 59 yaş arasındaki bireylerde prostat bezinin fizyolojik büyümesine bağlı olarak bu sınır 3.5 ng/mL düzeyine yükselmektedir. 60 ile 69 yaş grubundaki erkek hastalarda normal kabul edilen üst limit 4.5 ng/mL olarak belirlenmiştir. 70 yaş ve üzerindeki erkeklerde ise prostat dokusundaki doğal hiperplazi (hücre sayısının artışı) sebebiyle 6.5 ng/mL seviyesine kadar olan değerler yaşa göre normal kabul edilebilmektedir. Bu yaşa özgü sınırların belirlenmesi, genç hastalarda erken evre kanserlerin gözden kaçmasını önlerken, yaşlı hastalarda gereksiz biyopsi işlemlerinin önüne geçmektedir. PSA seviyesinin 4.0 ng/mL ile 10.0 ng/mL arasında yer aldığı bölge üroloji literatüründe "gri alan" olarak adlandırılmaktadır. Gri alandaki değerler hem iyi huylu prostat büyümesinden hem de erken evre prostat kanserinden kaynaklanabileceğinden, ek parametrelerin değerlendirilmesini gerektirir. Tek bir yüksek test sonucu doğrudan kanser anlamına gelmediği gibi, normal sınırlardaki bir değer de kanser olasılığını tamamen dışlamamaktadır.
PSA Yüksekliği Hangi Hastalıkların Belirtisi Olabilir?
PSA yüksekliği, prostat bezinin hücresel bütünlüğünü bozan malign (kötü huylu) veya benign (iyi huylu) birçok farklı patolojiden kaynaklanabilmektedir. Bu durumun en sık karşılaşılan nedenlerinden biri, yaşlanan erkek nüfusta yaygın görülen benign prostat hiperplazisidir (iyi huylu prostat büyümesi). Akut veya kronik prostatit (prostat bezinin iltihabı), prostat dokusunda inflamasyona (yangıya) yol açarak kandaki antijen seviyesini hızla ve belirgin şekilde yükseltir. Üriner sistem enfeksiyonları (idrar yolu enfeksiyonları), mesane ve prostat mukozasını irite ederek geçici yüksekliğe neden olan bir diğer önemli faktördür. Akut idrar retansiyonu (idrarı hiç yapamama ve mesanede birikmesi) durumunda, prostat üzerindeki mekanik basınç artışı nedeniyle kandaki PSA konsantrasyonu ani bir yükseliş gösterir. Prostat kanseri, bezin epitel yapısını bozarak ve bazal membranı istila ederek bu proteinin sistemik dolaşıma kontrolsüzce sızmasına yol açan en kritik patolojidir. Prostat dokusunda meydana gelen enfarktüsler (doku beslenme bozukluğu ve lokal ölüm) de hücre içi proteinlerin kana karışmasına ve geçici yüksekliğe yol açar. Nadir durumlarda, prostat içi taşlar veya ejakülatör kanal tıkanıklıkları da bu proteinin salınım dinamiklerini bozarak yüksek değerlere neden olabilmektedir.
PSA Değerini Geçici Olarak Yükselten Fiziksel Etkenler
PSA seviyeleri sadece patolojik durumlardan değil, prostat bezine yönelik yapılan mekanik müdahalelerden ve fiziksel aktivitelerden de doğrudan etkilenmektedir. Test öncesindeki 48 saat içerisinde gerçekleşen ejakülasyon (boşalma), seminal veziküllerdeki yoğun antijenin dolaşıma katılmasına yol açarak değeri geçici olarak yükseltmektedir. Rektal tuşe (parmakla prostat muayenesi), prostat bezi üzerinde mekanik bir kompresyon (baskı) oluşturduğundan, testten en az 48 saat önce yapılmalıdır. Bisiklete binme, motosiklet kullanma veya ata binme gibi pelvik tabana doğrudan ve sürekli baskı uygulayan aktiviteler, prostatı irite ederek kandaki antijen düzeyini artırır. Üretral kateterizasyon (idrar sondası takılması) veya sistoskopi (idrar kesesinin kameralı aletle incelenmesi) gibi ürolojik girişimler, mukozal bütünlüğü bozarak değerleri haftalarca yüksek tutabilir. Prostat biyopsisi (prostat doku örneği alınması) sonrasında, bezin doku bütünlüğü ciddi şekilde hasar gördüğü için PSA seviyesinin bazal değerine dönmesi 4 ila 6 hafta sürmektedir. Akut kabızlık veya rektal bölgeye yönelik sert müdahaleler de prostat üzerindeki basıyı artırarak hafif düzeyde geçici yükselmelere zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, kan örneği verilmeden önce bu tür fiziksel ve mekanik faktörlerin varlığı mutlaka sorgulanmalı ve gerekirse test ertelenmelidir.
Serbest PSA (Free PSA) Nedir ve Ne Zaman Ölçülür?
Kanda dolaşan prostat spesifik antijen, alfa-1-antichymotrypsin ve alfa-2-macroglobulin gibi taşıyıcı proteinlere bağlı olarak veya hiçbir proteine bağlanmadan serbest halde bulunur. Serbest PSA (fPSA), kanda herhangi bir proteine bağlı olmayan, serbestçe dolaşan antijen fraksiyonunu ifade etmektedir. Toplam PSA değerinin 4.0 ng/mL ile 10.0 ng/mL arasında (gri alan) saptandığı durumlarda, kanser ile iyi huylu büyümeyi ayırt etmek için serbest PSA ölçümüne başvurulur. Bu analizde, serbest PSA değerinin toplam PSA değerine olan oranı (f/t PSA oranı) hesaplanarak yüzde olarak ifade edilir. Prostat kanseri hücreleri, serbest formdan ziyade proteinlere bağlı formu daha fazla ürettiği için, kanser olgularında serbest/toplam oranı daha düşük çıkmaktadır. Benign prostat hiperplazisinde (iyi huylu prostat büyümesi) ise serbest formun oranı genellikle daha yüksek seviyelerde seyretmektedir. Klinik çalışmalarda, serbest/toplam PSA oranının %15 ila %20'nin altında olması prostat kanseri riskinin arttığına işaret ederken, %25'in üzerindeki oranlar iyi huylu durumları desteklemektedir. Bu oran, gereksiz prostat biyopsisi oranını yaklaşık %20 ila %30 oranında azaltarak tanı sürecine katkı sağlamaktadır. Ancak serbest PSA ölçümünün anlamlı olabilmesi için toplam PSA düzeyinin mutlaka gri alanda bulunması ve kan örneğinin laboratuvarda uygun soğuk zincir koşullarında saklanması gerekmektedir.
PSA Hızı (PSA Velocity) ve PSA Yoğunluğu (PSA Density) Nedir?
PSA hızı (PSA velocity), bu biyobelirtecin kandaki seviyesinin zaman içerisindeki yıllık artış oranını ifade eden kinetik bir parametredir. Bir yıllık süre zarfında PSA değerinde 0.75 ng/mL veya daha fazla bir artış saptanması, toplam değer normal sınırlarda olsa dahi prostat kanseri şüphesini artırmaktadır. Bu hızın doğru hesaplanabilmesi için, en az 18 aylık bir süre diliminde, aynı laboratuvarda ve benzer koşullarda yapılmış en az üç farklı ölçümün değerlendirilmesi önerilir. PSA yoğunluğu (PSA density) ise, toplam PSA değerinin transrektal ultrasonografi (TRUS) ile ölçülen prostat hacmine (santimetreküp cinsinden) bölünmesiyle elde edilen bir orandır. Büyük prostat hacmine sahip hastalarda PSA'nın yüksek çıkması beklenirken, küçük hacimli bir prostatta yüksek değerlerin görülmesi kanser riskini kuvvetlendirir. Klinik pratikte, PSA yoğunluğunun 0.15 ng/mL/cc değerinin üzerinde olması, biyopsi kararının verilmesinde önemli bir eşik kriteri olarak kabul edilmektedir. Bu iki dinamik parametre, statik tek bir ölçüme kıyasla prostat kanserinin agresifliğini ve biyopsi gerekliliğini tahmin etmede daha yüksek bir duyarlılığa sahiptir. Özellikle aktif izlem (tedavi uygulamadan yakın takip) altındaki prostat kanseri hastalarında hastalık seyrini izlemek için bu kinetik ölçümlerden yoğun şekilde yararlanılır.
PSA Testi Öncesinde Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Kurallar
PSA testinin klinik olarak doğru ve yanıltıcı olmayan sonuçlar vermesi için, hastaların kan vermeden önce belirli hazırlık kurallarına uyması gerekmektedir. Kan alımından önceki en az 48 saat boyunca cinsel ilişkiden ve ejakülasyondan (boşalma) kesinlikle kaçınılması gerekmektedir. Yoğun bisiklet sürme, ata binme, kürek çekme veya pelvik bölgeyi sarsan ağır spor aktivitelerine testten önceki 3 gün boyunca ara verilmelidir. Rektal muayene, prostat masajı veya transrektal ultrasonografi gibi ürolojik işlemler yapıldıysa, kan testi için en az 48 ila 72 saat beklenmesi şarttır. İdrar yolu enfeksiyonu geçirmekte olan veya yeni iyileşen hastaların, enfeksiyon tedavisinin tamamlanmasından en az 4 hafta sonra test yaptırması önerilir. İdrar yapamama nedeniyle sonda takılan hastalarda, sondanın çıkarılmasından veya takılmasından sonra test için en az 2 hafta beklenmelidir. Hastaların kullanmakta olduğu ilaçlar, özellikle 5-alfa redüktaz inhibitörleri (finasterid, dutasterid) gibi prostat boyutunu küçülten ajanlar, PSA değerini yapay olarak yarı yarıya (%50) düşürdüğü için hekime mutlaka bildirilmelidir. Test günü açlık veya tokluk durumu bu biyokimyasal parametreyi doğrudan etkilemediğinden, günün herhangi bir saatinde kan örneği verilebilmektedir.
PSA Testi Nasıl Yapılır ve Süreç Nasıl İşler?
PSA testi, hastanın kolundaki antekubital ven (dirsek önü toplardamarı) kullanılarak gerçekleştirilen standart bir venöz kan alımı işlemidir. Alınan kan örneği, özel olarak tasarlanmış jelli tüplere konularak biyokimya laboratuvarına gönderilir ve burada pıhtılaşması beklendikten sonra santrifüj edilir. Santrifüj işlemi, kanın hücresel elemanları ile serum kısmını birbirinden ayırarak antijen analizinin yapılacağı berrak sıvıyı ortaya çıkarır. Serumdaki toplam ve serbest PSA miktarları, kemilüminesans mikropartikül immünolojik test (CMIA) veya ELISA (enzime bağlı immünosorbent analiz) yöntemleri kullanılarak ölçülmektedir. Laboratuvarın iş yoğunluğuna ve kullanılan teknolojik altyapıya bağlı olarak, test sonuçları genellikle aynı gün veya ertesi iş gününde raporlanmaktadır. Testin hassasiyeti son derece yüksek olup, mililitrede nanogram (ng/mL) düzeyindeki en küçük protein değişimlerini bile tespit edebilecek kapasitedir. Test sonuçlarının güvenilirliği için, laboratuvarın iç ve dış kalite kontrol standartlarına düzenli olarak uyması ve kalibrasyon işlemlerini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Elde edilen sayısal veriler, hastanın yaşı, prostat hacmi, önceki test sonuçları ve klinik semptomları ile birlikte uzman ürolog tarafından bütüncül bir şekilde analiz edilir.
PSA Yüksekliği Saptanan Hastalarda İleri Tetkik Yöntemleri
Klinik değerlendirme sonucunda PSA yüksekliği kalıcı olan veya şüpheli rektal muayene bulgusu saptanan hastalarda ileri tanı yöntemlerine başvurulur. İlk aşamada, prostat bezinin anatomik yapısını, iç yapısını ve olası tümör odaklarını değerlendirmek amacıyla multiparametrik prostat MRG (manyetik rezonans görüntüleme) çekilir. Multiparametrik MRG, prostat içindeki şüpheli alanları PI-RADS (Prostat Görüntüleme Raporlama ve Veri Sistemi) skorlamasına göre 1 ile 5 arasında derecelendirir. PI-RADS skoru 3, 4 veya 5 olan hastalarda, kanser şüphesi yüksek olan odaklardan biyopsi yapılması kararlaştırılır. Günümüzde en gelişmiş biyopsi yöntemi, multiparametrik MR görüntüleri ile gerçek zamanlı transrektal ultrason görüntülerinin üst üste çakıştırılmasıyla yapılan MR-TRUS füzyon biyopsisidir. Bu yöntem, standart sistematik biyopsilere kıyasla, kanserli dokuların tam isabetle hedeflenmesini sağlayarak tanı doğruluğunu artırır. Biyopsi işlemi, lokal anestezi veya hafif sedasyon (uyku hali) altında, transrektal veya transperineal (apış arası) yolla gerçekleştirilen günübirlik bir işlemdir. Alınan doku örnekleri, patoloji laboratuvarında mikroskop altında incelenerek hücrelerin Gleason skoru (hücresel anomali derecesi) belirlenir ve kesin tanı konur.
Prostat Kanseri Tedavisi Gören Hastalarda PSA Takibi
Prostat kanseri tanısıyla tedavi alan hastalarda PSA, hastalığın kontrol altında olup olmadığını gösteren en hassas takip parametresidir. Radikal prostatektomi (prostatın tamamen çıkarılması) sonrasında, vücutta prostat dokusu kalmadığı için PSA seviyesinin cerrahiden sonraki 4 ila 6 hafta içinde saptanamayacak düzeye (0.2 ng/mL'nin altına) düşmesi beklenir. Cerrahi sonrası takiplerde, PSA değerinin ardışık iki ölçümde 0.2 ng/mL veya üzerinde saptanması "biyokimyasal nüks" (hastalığın tekrarlaması) olarak tanımlanır. Eksternal radyoterapi (dışarıdan ışın tedavisi) veya brakiterapi (prostat içine radyasyon kaynağı yerleştirilmesi) alan hastalarda ise PSA sıfırlanmaz, ancak "nadir değer" (en düşük seviye) adı verilen bir noktaya geriler. Radyoterapi sonrası takiplerde, ulaşılan en düşük PSA değerinin üzerine 2.0 ng/mL veya daha fazla bir artış gerçekleşmesi Phoenix kriterlerine göre nüks olarak kabul edilir. Metastatik prostat kanseri olan ve androjen baskılama tedavisi (hormon tedavisi) alan hastalarda, PSA düzeyinin düşüş hızı ve ulaşılan en düşük seviye, tedavinin etkinliğini ve prognozu (hastalık seyrini) doğrudan gösterir. Takip sıklığı genellikle tedaviyi takip eden ilk iki yıl boyunca her 3 ayda bir, sonraki üç yıl boyunca 6 ayda bir ve ardından yıllık olarak planlanır.
PSA Testinin Sınırlandırmaları ve Yanıltıcı Durumlar
PSA testi, prostata özgü bir biyobelirteç olmakla birlikte, sadece prostat kanserine özgü (kanser spesifik) bir belirteç değildir. Bu durum, testin yalancı pozitiflik (kanser olmadığı halde yüksek çıkma) oranının yüksek olmasına ve gereksiz endişeye yol açabilmektedir. Örneğin, benign prostat hiperplazisi olan bir erkekte PSA yüksek çıkabilir ve bu durum hastanın gereksiz yere biyopsi sürecine girmesine neden olabilir. Diğer taraftan, "yalancı negatiflik" (kanser olduğu halde normal çıkma) durumu da klinik olarak gözlenebilen bir diğer sınırlamadır. Prostat kanserlerinin yaklaşık %15'inde, tümör hücrelerinin az diferansiye (farklılaşmamış) olması nedeniyle PSA değerleri tamamen normal sınırlarda kalabilmektedir. Ayrıca, saç dökülmesi veya prostat büyümesi için kullanılan ve 5-alfa redüktaz enzimini inhibe eden ilaçlar, kandaki PSA seviyesini gerçek değerinin yarısına indirmektedir. Bu tür ilaçları kullanan hastaların test sonuçları değerlendirilirken, ölçülen değerin mutlaka ikiyle çarpılarak düzeltilmesi gerekmektedir. Bitkisel takviyeler veya bazı hormon preparatları da laboratuvar analiz yöntemlerini etkileyerek yanıltıcı düşük veya yüksek sonuçlara yol açabilmektedir.
PSA Taraması İçin Hangi Yaşta ve Ne Sıklıkla Hekime Başvurulmalıdır?
Uluslararası üroloji kılavuzları, prostat kanseri taraması için PSA testinin başlatılma yaşını ve sıklığını hastanın risk faktörlerine göre belirlemektedir. Birinci derece akrabasında (baba, erkek kardeş) prostat kanseri öyküsü bulunan yüksek riskli erkeklerin 40 veya 45 yaşından itibaren tarama programına girmesi önerilmektedir. Herhangi bir aile öyküsü ve risk faktörü bulunmayan sağlıklı erkeklerde ise tarama başlangıç yaşı genellikle 50 olarak kabul edilmektedir. İlk yapılan PSA ölçümünün sonucu 1.0 ng/mL'nin altında olan düşük riskli hastalarda, tarama sıklığı her 2 yılda bir olacak şekilde esnetilebilir. İlk ölçüm değeri 1.0 ila 3.0 ng/mL arasında olan erkeklerde taramanın her yıl düzenli olarak tekrarlanması önerilmektedir. Genel olarak, yaşam beklentisi 10-15 yılın altında olan veya 75 yaşın üzerindeki erkeklerde rutin kitlesel PSA taraması yapılması önerilmemektedir, çünkü bu yaş grubunda saptanacak yavaş seyirli tümörlerin tedavisi hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Tarama kararı, her hastanın kendi risk profili, genel sağlık durumu ve kişisel tercihleri göz önünde bulundurularak, uzman ürolog ile yapılacak ortak karar alma süreciyle belirlenmelidir.
PSA Testi Sonuçlarının Değerlendirilmesinde Klinik Yaklaşım
Laboratuvardan elde edilen PSA verileri, tek başına bir tanı kriteri olmayıp, hastanın kapsamlı klinik tablosu ile birlikte anlam kazanmaktadır. Ürologlar, test sonuçlarını değerlendirirken hastanın işeme semptomlarını, geçirilmiş idrar yolu enfeksiyonlarını ve kullandığı ilaçları detaylıca sorgular. Fiziksel muayenenin ayrılmaz bir parçası olan rektal tuşe (parmakla prostat muayenesi), PSA değeri normal olsa bile şüpheli nodül varlığını saptamak için mutlaka yapılmalıdır. Muayenede şüpheli bir sertlik saptanması durumunda, PSA değeri hangi seviyede olursa olsun ileri tetkik aşamasına geçilmesi klinik bir zorunluluktur. PSA değerinde ani yükseliş saptanan hastalarda, hemen biyopsi kararı almak yerine, olası bir enfeksiyon ihtimaline karşı antibiyotik tedavisi uygulanıp testin 4-6 hafta sonra tekrarlanması sık başvurulan bir yaklaşımdır. Tekrarlanan testlerde değerin düşme eğiliminde olması enfeksiyöz bir süreci desteklerken, yüksekliğin sebat etmesi tümöral oluşum şüphesini kuvvetlendirir. Hastanın genel sağlık durumu, ek hastalıkları ve anestezi almasına engel teşkil edecek durumlar da tanı ve tedavi algoritmasının belirlenmesinde rol oynar. Bu nedenle, test sonuçlarının yorumlanması ve sonraki adımların planlanması tamamen kişiselleştirilmiş bir yaklaşımla gerçekleştirilmektedir.
Prostat Sağlığını Korumak ve PSA Düzeylerini Dengede Tutmak İçin Öneriler
Prostat sağlığını korumak ve hücre bütünlüğünü destekleyerek PSA dalgalanmalarını en aza indirmek için bilimsel olarak kanıtlanmış yaşam tarzı değişiklikleri önerilmektedir. Akdeniz tipi beslenme modelinin benimsenmesi, doymuş yağlardan fakir, lifli gıdalardan zengin beslenmek prostat kanseri riskini azaltmada önemli rol oynar. Özellikle domateste yüksek miktarda bulunan ve güçlü bir antioksidan olan likopen maddesinin düzenli tüketimi, prostat hücre hasarını önlemeye yardımcı olur. Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz yapmak, pelvik bölgedeki kan dolaşımını düzenleyerek inflamatuar (iltihabi) süreçlerin gerilemesine katkı sağlar. Selenyum ve çinko gibi mineraller ile E ve D vitaminlerinin vücutta yeterli seviyelerde bulunması, prostat dokusunun fizyolojik fonksiyonlarını destekler. Günlük su tüketiminin 2 litrenin üzerinde tutulması, mesane ve prostatın düzenli yıkanmasını sağlayarak idrar yolu enfeksiyonu riskini ve buna bağlı PSA yüksekliklerini azaltır. Alkol ve kafein gibi mesane ile prostatı irite eden maddelerin tüketiminin sınırlandırılması, alt üriner sistem semptomlarının kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Aşırı soğuğa maruz kalmaktan kaçınmak ve uzun süre oturarak çalışmamak, prostat salgılarının birikmesini önleyerek kronik prostatit gelişimini engeller.
Bilgilendirme: Bu makalede yer alan içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir uzman hekime danışınız.
Koru Hastanesi Üroloji bölümünde uzman hekimlerimiz, PSA Testi ile ilgili kişiye özel değerlendirme yapmaktadır.







