Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (CTEPH), akciğer damarlarında oluşan pıhtıların zamanla vücut tarafından tam olarak temizlenememesi ve bu pıhtıların damar duvarına yapışarak sertleşmesi sonucu akciğer damar basıncının yükselmesi durumudur. Bu süreç, kalbin akciğere kan pompalamasını zorlaştırır ve zamanla kalp yetmezliğine kadar varabilen bir yük oluşturur. Genellikle daha önce bacaklarında veya akciğerlerinde pıhtı (pulmoner emboli) sorunu yaşamış kişilerde ortaya çıkan bu tablo, doğru yöntemlerle takip edilmediğinde günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir.
Kimlerde Görülür?
Bu hastalık genellikle daha önce akciğer embolisi geçirmiş olan kişilerde görülür. Ancak emboli geçirdiğini hatırlamayan veya fark etmeyen kişilerde de ortaya çıkabilir. Hastalık en çok 40 yaş üzerindeki yetişkinlerde karşımıza çıkar ancak nadir de olsa daha genç yaştaki bireylerde de görülebilir. Risk faktörleri arasında şunlar yer alır:
- Daha önce bacak damarlarında pıhtılaşma (derin ven trombozu) yaşamış olanlar.
- Uzun süre hareketsiz kalmayı gerektiren ameliyatlar veya ciddi yaralanmalar geçirenler.
- Kanın pıhtılaşmaya yatkın olmasına neden olan genetik veya sonradan kazanılmış bazı kan hastalıkları bulunanlar.
- Kalıcı damar içi cihazları (örneğin kalp pili telleri veya santral kateterler) olan kişiler.
- Uzun süre hormon tedavisi veya doğum kontrol hapı kullanan kadınlar.
- Kanser öyküsü olan veya aktif kanser tedavisi gören kişilerde pıhtılaşma riski daha yüksek olduğu için bu durum gelişebilir.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Hastalığın belirtileri genellikle çok sinsi ilerler ve çoğu zaman başka kalp veya akciğer hastalıklarıyla karıştırılır. En sık karşılaşılan şikayet, önceden rahatlıkla yapılan fiziksel aktiviteler sırasında oluşan nefes darlığıdır. Başlangıçta sadece yokuş çıkarken veya ağır bir şey taşırken hissedilen bu nefes darlığı, hastalık ilerledikçe düz yolda yürürken bile kişiyi zorlamaya başlar.
- Nefes darlığı: Eforla artan ve dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk hissi.
- Çabuk yorulma: Günlük basit işleri yaparken bile kişinin enerjisinin hızla tükenmesi.
- Göğüs ağrısı: Efor sırasında hissedilen baskı veya batma tarzında ağrılar.
- Çarpıntı: Kalbin çok hızlı veya düzensiz attığını hissetme.
- Bayılma hissi veya bayılma: Beyne giden kan akışının efor sırasında yeterli olmaması sonucu oluşan kısa süreli bilinç kayıpları.
- Bacaklarda şişlik: Kalbin akciğerdeki direnç nedeniyle kanı pompalamakta zorlanması sonucu vücutta sıvı birikmesi ve ayak bileklerinde oluşan şişlikler.
- Dudaklarda ve parmak uçlarında morarma: Kandaki oksijen seviyesinin düşmesine bağlı olarak görülen renk değişimleri.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanı süreci genellikle bir şüpheyle başlar. Eğer kişi daha önce pıhtı geçmişi olduğunu belirtiyorsa veya açıklanamayan bir nefes darlığı yaşıyorsa doktorlar detaylı bir inceleme başlatır. İlk aşamada genellikle Eko (Ekokardiyografi) denilen kalp ultrasonu ile akciğer damar basıncının yüksek olup olmadığına bakılır.
- Akciğer Sintigrafisi: Akciğerdeki kan akışını ve pıhtı izlerini görmek için kullanılan en temel tarama testidir.
- Bilgisayarlı Tomografi (BT) Anjiyografi: Damarların içindeki pıhtıların ve damar yapısının üç boyutlu görüntüsünü almamızı sağlar.
- Sağ Kalp Kateterizasyonu: Bu işlem, kesin tanı için altın değerindedir. Damara ince bir tüp girilerek akciğer damarlarındaki gerçek basınç ölçülür.
- Pulmoner Anjiyografi: Damarların içine kontrast madde verilerek çekilen detaylı röntgen görüntüsüdür.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Bu hastalık tedavi edilmediğinde vücudun genel dolaşımını olumsuz etkiler. Kalbin sağ tarafı, akciğerlerdeki yüksek basınca karşı kan pompalamaya çalışırken zamanla yorulur ve genişler. Bu durum sağ kalp yetmezliğine yol açar. Kalbin vücuda kan pompalaması zorlaştığı için diğer organların (karaciğer ve böbrek gibi) işleyişi de bozulabilir. Ayrıca, kan akışındaki yavaşlama yeni pıhtıların oluşmasına ve bu pıhtıların akciğere daha fazla zarar vermesine neden olabilir.
Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?
Bu hastalık bulaşıcı bir hastalık değildir. Mikroplar, virüsler veya bakteriler yoluyla insandan insana geçmez. Hastalık tamamen kişinin kendi damar yapısı, pıhtılaşma mekanizması ve daha önce geçirdiği pıhtı olayları ile ilişkilidir. Genetik yatkınlıklar veya yaşam tarzı faktörleri pıhtı oluşumunda rol oynasa da, bir ortamda bulunmak veya temas etmek yoluyla bu hastalığı kapmanız mümkün değildir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Eğer nefes darlığınız son birkaç ay içinde belirgin şekilde arttıysa, daha önce rahatça çıktığınız merdivenleri artık çıkamıyorsanız veya göğüs ağrısı ile çarpıntı gibi şikayetleriniz günlük hayatınızı kısıtlıyorsa bir Göğüs Hastalıkları uzmanına görünmelisiniz. Özellikle geçmişte bacak damarlarında pıhtı (derin ven trombozu) veya akciğer embolisi hikayeniz varsa, bu şikayetleri kesinlikle ciddiye almalı ve doktorunuzla paylaşmalısınız. Erken teşhis, kalbin üzerindeki yükün azaltılması ve yaşam kalitesinin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir.
Son Değerlendirme
Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon, doğru yönetildiğinde hastaların yaşam kalitesini artırabileceğimiz bir durumdur. Günümüzde bu tablo için uygulanan cerrahi yöntemler veya damar genişletici tedaviler, hastaların yeniden rahat nefes almasına yardımcı olmaktadır. Koru Hastanesi Göğüs Hastalıkları birimi olarak, bu tür karmaşık akciğer ve damar sorunlarının takibinde hastalarımıza kişiye özel bir yol haritası çizmekteyiz. Unutmayın, nefes darlığı kaderiniz değildir; altında yatan sebebi bulmak iyileşme sürecinin ilk adımıdır.
Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.








