Çölyak hastalığı, vücudun glüten adı verilen ve buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan proteine karşı verdiği aşırı bağışıklık tepkisidir. Bu hastalık aslında bir glüten alerjisi değil, vücudun kendini korumaya çalışırken yanlışlıkla ince bağırsağa zarar verdiği bir otoimmün (bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırdığı) durumdur. Kişi glütenli gıdalar tükettiğinde, bağışıklık sistemi ince bağırsağın iç yüzeyindeki emilimi sağlayan küçük tüylü yapıları tahrip eder ve bu durum besinlerin kana karışmasını engeller.
Kimlerde Görülür?
Çölyak hastalığı her yaş grubunda ortaya çıkabilir; bebeklik döneminden ileri yaşlara kadar herkes bu durumu yaşayabilir. Genetik yatkınlık en önemli faktörlerden biridir. Eğer ailenizde, özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarınızda çölyak hastalığı varsa, sizin de bu hastalığa yakalanma riskiniz toplumun geri kalanına göre daha yüksektir. Bunun dışında Tip 1 şeker hastalığı (diyabet), tiroid hastalıkları veya bazı kromozom bozuklukları olan kişilerde çölyak görülme sıklığı diğer bireylere göre daha fazladır. Hastalık genellikle kadınlarda biraz daha sık fark edilmektedir ancak bu durum erkeklerde görülmediği anlamına gelmez. Genellikle çocukluk döneminde tanı konsa da, belirtilerin hafif seyretmesi nedeniyle birçok kişi hastalığını ancak yetişkinlik döneminde fark eder.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Çölyak hastalığının belirtileri kişiden kişiye çok büyük farklılıklar gösterir; bazı kişilerde hiçbir belirti görülmezken bazıları çok ağır şikayetler yaşayabilir. En yaygın görülen sindirim sistemi belirtileri arasında kronik ishal, şişkinlik, karın ağrısı, gaz ve dışkıda değişiklikler bulunur. Besin emilimi bozulduğu için kişilerde halsizlik, sürekli yorgunluk hissi ve açıklanamayan kilo kaybı ortaya çıkar. Çocuklarda ise büyüme geriliği, iştahsızlık ve karın bölgesinde belirgin şişlik sık karşılaşılan durumlardır. Sindirim sistemi dışındaki belirtiler de oldukça yaygındır. Demir eksikliğine bağlı kansızlık (anemi), nedeni bulunamayan kemik erimesi, diş minesinde bozukluklar, ciltte kaşıntılı döküntüler ve ağız içinde tekrarlayan yaralar çölyak hastalığının işareti olabilir. Bazı kişilerde ise sinir sistemi üzerinde etkiler görülerek depresyon, kaygı bozukluğu veya odaklanma sorunları yaşanabilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Çölyak hastalığının tanısı için öncelikle şüphelenmek gerekir. Eğer belirtilerden bir veya birkaçı sizde varsa, gastroenteroloji uzmanına başvurmanız önemlidir. Tanı süreci genellikle kan tahlili ile başlar. Kandaki bazı özel antikorların (bağışıklık sistemi tarafından üretilen savunma proteinleri) seviyesine bakılır. Eğer kan testleri pozitif sonuç verirse, doktorunuz kesin teşhis için endoskopi isteyebilir. Endoskopi sırasında ince bağırsaktan küçük bir doku parçası (biyopsi) alınır. Bu parça patoloji laboratuvarında incelenerek bağırsaktaki emilim tüylerinin zarar görüp görmediği kontrol edilir. Tanı aşamasında çok önemli bir kural vardır: Testlerin doğru sonuç vermesi için hastanın testlerden önce glütenli beslenmeye devam etmesi gerekir. Eğer glütensiz bir diyete erkenden başlarsanız, antikor seviyeleri düşeceği için testler hatalı bir şekilde negatif çıkabilir.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Çölyak hastalığı tedavi edilmediğinde veya glüten diyeti uygulanmadığında vücutta ciddi sorunlara yol açabilir. En sık görülen komplikasyon besin emilim bozukluğudur. İnce bağırsak zarar gördüğü için vücut kalsiyum, demir, B12 vitamini ve folik asit gibi temel maddeleri alamaz. Bu durum uzun vadede ciddi kemik zayıflığına ve kansızlığa neden olur. Çocuklarda gelişimin durması veya boy kısalığı kalıcı olabilir. Ayrıca bağırsak dokusunun sürekli hasar görmesi, bazı bağırsak kanseri türlerinin gelişme riskini artırabilir. Bazı hastalarda karaciğer değerlerinde bozulma, kısırlık veya düşük yapma gibi üreme sağlığı sorunları da gözlemlenmiştir. Tedavi edilmeyen çölyak, bağışıklık sistemini sürekli meşgul ettiği için diğer otoimmün hastalıkların ortaya çıkmasını da kolaylaştırabilir.
Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?
Çölyak hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir. Bu durum herhangi bir bakteri, virüs veya mantar kaynaklı olmadığı için kişiden kişiye geçmez. Hastalığın bulaşması söz konusu değildir; yani aynı ortamda bulunmakla, aynı kaptan yemekle veya temasla başkasına geçmesi imkansızdır. Çölyak hastalığı tamamen genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir sağlık durumudur. Aileden gelen genetik kodlarınız, vücudunuzun glüten proteinine karşı neden bu şekilde tepki verdiğini belirler. Kısacası, birinden kapmanız veya birine bulaştırmanız mümkün değildir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Eğer glütenli gıdalar tükettikten sonra sürekli şişkinlik, ishal veya karın ağrısı yaşıyorsanız bir doktora görünmeniz yerinde olur. Özellikle demir ilacı kullanmanıza rağmen geçmeyen bir kansızlığınız varsa, açıklanamayan bir yorgunluk ve kilo kaybı çekiyorsanız çölyak olasılığı değerlendirilmelidir. Ailenizde çölyak hastası biri varsa, hiçbir şikayetiniz olmasa bile düzenli kontrollerden geçmeniz önerilir. Çocuklarda büyüme duraklaması veya okul başarısında ani düşüş gibi durumlar da mutlaka dikkate alınmalıdır. Kendi başınıza glütensiz diyete başlamadan önce mutlaka bir uzman görüşü almalısınız; çünkü yanlış bir diyet uygulamak hem beslenme eksikliklerine yol açabilir hem de ileride yapılacak tanı testlerini yanıltabilir.
Son Değerlendirme
Çölyak hastalığı, yaşam boyu süren bir durumdur ancak yönetilmesi mümkündür. Günümüzde çölyak hastaları için glütensiz beslenme seçenekleri oldukça artmıştır. Temel tedavi yöntemi, ömür boyu glüten içeren buğday, arpa ve çavdardan uzak durmaktır. Doğru bir diyetle bağırsaklar kendini onarabilir, şikayetler büyük oranda azalır ve sağlıklı bir yaşam sürdürülebilir. Önemli olan, durumu erken fark etmek ve bir gastroenteroloji uzmanı ile birlikte takip sürecini yönetmektir. Kendi kendinize teşhis koymak veya kulaktan dolma bilgilerle beslenme düzeninizi değiştirmek yerine, bilimsel yöntemlerle takip edilmek her zaman en sağlıklı yoldur. Koru Hastanesi Gastroenteroloji bölümü, çölyak hastalığı deÄŸerlendirmesi ve takibinde uzman ekibiyle yanınızdadır.
Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.







