Ortopedi ve Travmatoloji

Eklem Protezi (Artroplasti)

Artroplasti hasarlı eklemlerin protezle değiştirilmesi işlemidir. Koru Hastanesi olarak eklem protezi türlerini, kullanıldığı hastalıkları ve ameliyat sonrası beklentileri uzman kadromuzla sunuyoruz.

Eklem protezi (artroplasti), aşınmış, hasar görmüş veya işlevini kaybetmiş bir eklem yüzeyinin cerrahi operasyonla çıkarılarak yerine yapay malzemelerden üretilen mekanik parçaların yerleştirilmesi işlemidir. Bu cerrahi işlemde kullanılan yapay eklem parçalarına protez adı verilir ve bu parçalar genellikle titanyum, kobalt-krom alaşımları, özel medikal polimerler (polietilen) ve seramik malzemelerden imal edilir. Artroplasti operasyonunun temel amacı, eklem kıkırdağındaki aşınma nedeniyle ortaya çıkan şiddetli ağrıyı ortadan kaldırmak ve hastanın eklem hareket açıklığını (ROM) artırarak günlük yaşam aktivitelerini bağımsız şekilde sürdürmesini sağlamaktır. Eklem yüzeyindeki hasarın boyutuna göre parsiyel (yarım/kısmi) protez veya total (tam) protez uygulamaları tercih edilir. Parsiyel artroplastide eklemin sadece hasarlı olan tek bir kompartmanı (bölümü) değiştirilirken, total artroplastide eklemi oluşturan tüm karşılıklı yüzeyler yapay bileşenlerle kaplanır. Protez bileşenlerinin kemiğe tutunmasını sağlamak amacıyla polimetil metakrilat (PMMA) adı verilen kemik çimentosu kullanılabilir veya çimentosuz (pres-fit) biyolojik uyumlu pürüzlü yüzeyler tercih edilerek kemiğin protez üzerine büyümesi (osteointegrasyon) hedeflenir. Günümüzde ortopedi alanında en sık uygulanan artroplasti tipleri kalça ve diz eklemi protezleri olmakla birlikte, omuz, dirsek, ayak bileği ve parmak eklemlerine de bu operasyon başarıyla uygulanmaktadır. Bu operasyon, konservatif (cerrahi dışı) tedavi yöntemlerinden sonuç alınamayan ileri derece eklem harabiyetlerinde kalıcı bir hareketlilik çözümü sunar.

Eklem Protezi Hangi Durumlarda ve Kimlere Uygulanır?

Eklem protezi ameliyatı, konservatif tedavi yöntemleri olan ilaç tedavisi, fizik tedavi, eklem içi enjeksiyonlar (hastanın kendi kanından elde edilen PRP veya hiyalüronik asit) ve kilo kontrolüne rağmen eklem ağrısı geçmeyen hastalara uygulanır. En sık uygulama nedeni, halk arasında kireçlenme olarak bilinen ve eklem kıkırdağının kronik olarak aşındığı osteoartrit (kireçlenme) hastalığıdır. Romatoid artrit, ankilozan spondilit ve psöriatik artrit gibi inflamatuar (iltihabi) eklem hastalıkları sonucunda eklem yüzeylerinin geri dönüşümsüz şekilde tahrip olduğu durumlarda da artroplastiye başvurulur. Kalça ekleminde femur başı avasküler nekrozu (kemik dokusunun kanlanma bozukluğu nedeniyle ölmesi) geliştiğinde ve eklem yüzeyi çöktüğünde protez cerrahisi zorunlu hale gelir. Yaşlı hastalarda meydana gelen kalça kırıkları (femur boynu kırıkları) ve eklemi ilgilendiren parçalı eklem içi kırıklar, acil veya erken dönem protez uygulamalarının en önemli endikasyonları (tıbbi gerekçeleri) arasındadır. Genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde tercih edilmekle birlikte, juvenil romatoid artrit (çocukluk çağı romatizması) veya ağır travma gibi durumlarda genç yaş gruplarında da uygulanabilmektedir. Ameliyat kararında hastanın kronik ağrı düzeyi, gece uykudan uyandıran ağrıların varlığı ve yürüme mesafesinin 100-200 metrenin altına düşmesi gibi fonksiyonel kısıtlamalar belirleyici kriterlerdir. Hastanın anestezi almasına engel teşkil edecek aktif sistemik enfeksiyonu (vücut genelinde iltihap) veya ağır nörolojik defisitleri (felç durumları) bulunmamalıdır.

Eklem Harabiyetinin Nedenleri ve Risk Faktörleri

Eklem harabiyeti ve kıkırdak kaybının gelişiminde genetik yatkınlık, mekanik aşınma ve metabolik faktörler rol oynar. Obezite (aşırı kilo), özellikle yük taşıyan kalça ve diz eklemlerine binen mekanik stresi artırarak kıkırdak hücrelerinin (kondrosit) erken ölümüne yol açan en önemli değiştirilebilir risk faktörüdür. Vücut kitle indeksindeki (VKİ) her 5 birimlik artış, diz osteoartriti riskini yaklaşık %35 oranında artırmaktadır. Geçmişte geçirilmiş menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ yaralanmaları ve eklem içi kırıklar, eklem biyomekaniğini bozarak post-travmatik (yaralanma sonrası) artrit gelişimini hızlandırır. Ağır fiziksel güç gerektiren meslekler, sürekli diz çökerek çalışmayı gerektiren aktiviteler ve tekrarlayıcı mikro-travmalar eklem kıkırdağının yıpranma sürecini kısaltır. Yaşlanma ile birlikte kıkırdak dokusunun su içeriği azalır, elastikiyeti kaybolur ve hücre yenilenme hızı yavaşlayarak eklemi aşınmaya karşı savunmasız bırakır. Kadın cinsiyette, özellikle menopoz sonrası dönemde östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kıkırdak yıkım hızı erkeklere oranla daha yüksek seyreder. Diyabet (şeker hastalığı) ve gut gibi metabolik hastalıklar, eklem sıvısının kalitesini bozarak ve kıkırdakta mikrokristal birikimine yol açarak eklem hasarını tetikler. Eklem gelişim anomalileri olan gelişimsel kalça displazisi (doğuştan kalça çıkığı) ve bacak boyu eşitsizlikleri, eklem yüzeylerine asimetrik yük binmesine neden olarak erken yaşta ağır kıkırdak harabiyeti oluşturur.

Eklem Protezi Çeşitleri Nelerdir?

Eklem protezi uygulamaları, hasarın yerine ve eklemin anatomik yapısına göre farklı tiplere ve tasarımlara ayrılır. Protez çeşitleri ve kullanım alanları şu şekildedir:

  • Total Diz Protezi: Uyluk kemiğinin (femur) alt ucunu, kaval kemiğinin (tibia) üst ucunu ve bazen diz kapağının (patella) arka yüzeyini kaplayan üç bileşenli bir sistemdir.
  • Unikondiler (Yarım) Diz Protezi: Diz ekleminin sadece iç (medial) veya dış (lateral) bölmesindeki kıkırdak aşınmalarında, sağlam bağların korunduğu durumlarda uygulanan daha küçük boyutlu bir protez türüdür.
  • Total Kalça Protezi: Leğen kemiğindeki yuva (asetabulum) içerisine yerleştirilen bir kap ve uyluk kemiğinin içine yerleştirilen metal bir saptan (stem) oluşur; bu iki bileşen arasında seramik-seramik veya seramik-polietilen sürtünme yüzeyleri tercih edilir.
  • Omuz Protezi: Anatomik omuz protezi ve ters (reverse) omuz protezi olmak üzere ikiye ayrılır; rotator manşet (omuz çevresi döndürücü kas grubu) yırtığı olan hastalarda ters omuz protezi mekanik avantaj sağlar.
  • Dirsek Protezi: Genellikle romatoid artrit zemininde gelişen ağır eklem harabiyetlerinde veya parçalı dirsek kırıklarında eklem hareketini korumak amacıyla uygulanır.
  • Ayak Bileği Protezi (Tarsal Artroplasti): Ayak bileği ekleminin kireçlenmesinde eklem dondurma (artrodez) ameliyatına alternatif olarak geliştirilmiş, eklem hareketini koruyan bir yöntemdir.

Protezlerin kemiğe tespiti aşamasında kullanılan kemik çimentosu, osteoporotik (kemik erimesi olan) yaşlı kemiklerde hızlı stabilizasyon sağlarken, çimentosuz protezler daha genç ve kemik kalitesi iyi olan hastalarda kemik büyümesini uyararak uzun vadeli tutunma sağlar.

Eklem Protezi Ameliyatı Öncesi Hazırlık Süreci

Eklem protezi ameliyatı öncesinde hastanın sistemik durumunun değerlendirilmesi ve ameliyat sonrası enfeksiyon riskinin en aza indirilmesi amacıyla kapsamlı bir hazırlık protokolü uygulanır. Hastanın kardiyovasküler (kalp-damar) ve pulmoner (akciğer) sistemleri ayrıntılı olarak incelenir, elektrokardiyografi (EKG), akciğer grafisi ve geniş kapsamlı kan tahlilleri yapılır. Vücutta gizli bir enfeksiyon odağının bulunması protez enfeksiyonu açısından büyük risk oluşturduğundan, ameliyat öncesinde idrar tahlili, idrar kültürü ve mutlaka diş hekimi muayenesi yapılarak olası çürükler tedavi edilir. Kan sulandırıcı (antikoagülan ve antiagregan) ilaç kullanan hastaların tedavileri, ameliyat esnasında ve sonrasında kanama riskini azaltmak amacıyla kardiyoloji uzmanı danışmanlığında düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) ile değiştirilir veya geçici olarak durdurulur. Diyabet hastalarında kan şekeri regülasyonu sağlanmalı ve HbA1c (üç aylık ortalama şeker) değerinin %7-7.5 düzeyinin altında olması hedeflenmelidir. Ameliyattan önceki 30 gün boyunca hastanın sigarayı bırakması veya azaltması, yara iyileşmesini hızlandırmak ve solunum komplikasyonlarını önlemek açısından kritik önem taşır. Hastanın ev ortamı, ameliyat sonrasında düşme riskini azaltmak amacıyla halıların kaldırılması, banyoya tutunma barlarının eklenmesi ve yüksek klozet adaptörlerinin temin edilmesi gibi önlemlerle güvenli hale getirilir. Anestezi uzmanı tarafından hastanın genel anestezi mi yoksa epidural/spinal (belden uyuşturma) anestezi mi alacağı belirlenerek ameliyat sabahı için gerekli açlık süresi (genellikle en az 8 saat) hastaya bildirilir.

Eklem Protezi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Eklem protezi ameliyatı, sterilizasyon şartlarının en üst düzeyde sağlandığı laminar akımlı (mikropsuz hava sirkülasyonlu) ameliyathanelerde gerçekleştirilir. Operasyon süresi, uygulanacak ekleme ve cerrahi tekniğe bağlı olarak ortalama 60 ile 120 dakika arasında değişiklik gösterir. Cerrahi işlem, ilgili eklem bölgesine yapılan cilt kesisi ile başlar; diz protezinde genellikle dizin önünden düz bir kesi, kalça protezinde ise yan veya arkadan yapılan kesiler tercih edilir. Eklem kapsülü açılarak aşınmış kıkırdak yüzeyleri ve osteofit adı verilen kemik çıkıntıları özel cerrahi kılavuzlar ve motorlu testereler yardımıyla hassas açılarla kesilerek temizlenir. Kemik uçları, yerleştirilecek protezin orijinal boyutlarına ve anatomik açısına tam uyum sağlayacak şekilde şekillendirilir. Gerçek protez bileşenleri yerleştirilmeden önce, eklem stabilitesini, bağ dengesini ve bacak boyu eşitliğini test etmek amacıyla prova (deneme) protezleri takılarak eklem hareketleri kontrol edilir. Prova aşamasında tam uyum sağlandıktan sonra, kalıcı metal ve polietilen protez bileşenleri kemik çimentosu yardımıyla veya sıkı sıkıya oturacak şekilde (pres-fit) kemiğe monte edilir. Ameliyat alanında birikebilecek kanı dışarı tahliye etmek ve hematom (kan birikmesi) oluşumunu engellemek amacıyla eklem içine geçici bir dren (hortum) yerleştirilebilir. Cilt altı dokular ve cilt, anatomik bütünlüğe uygun olarak emilebilen dikişler veya metal zımbalar yardımıyla kapatılarak steril pansuman ile örtülür.

Minimal İnvaziv Artroplasti ve Robotik Cerrahi Teknolojileri

Son yıllarda artroplasti cerrahisinde kas dokusunu koruyan minimal invaziv (küçük kesili) yöntemler ve robotik cerrahi teknolojileri ön plana çıkmaktadır. Minimal invaziv cerrahide, geleneksel 15-20 santimetrelik kesiler yerine 8-10 santimetrelik daha küçük kesiler kullanılarak kas ve tendon kesisi yapılmadan ekleme ulaşılır. Bu yöntem sayesinde ameliyat esnasında oluşan kan miktarı azalır ve ameliyat sonrası erken dönem ağrı düzeyi önemli ölçüde düşer. Robotik yardımlı eklem protezi cerrahisinde, ameliyat öncesinde hastanın bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri çekilerek eklemin üç boyutlu (3D) sanal modeli oluşturulur. Cerrah, bu dijital model üzerinde protez boyutlarını ve yerleşim açılarını milimetrik hassasiyetle planlayarak kişiye özel bir ameliyat haritası hazırlar. Ameliyat esnasında robotik kol, cerrahın planlanan sınırlar dışına çıkmasını engelleyerek sadece hasarlı kemik dokusunun güvenli sınırlar içinde kesilmesini sağlar. Robotik teknoloji, protezin eklem içine en ideal açıyla yerleştirilmesini sağlayarak protez içi aşınma hızını azaltır ve yapay eklemin mekanik ömrünü uzatır. Kas koruyucu yaklaşımlar ve robotik hassasiyet, hastaların ameliyat sonrasında daha doğal bir eklem hissi (propriyosepsiyon) yaşamasına katkıda bulunur. Bu ileri teknolojiler, özellikle anatomik varyasyonları olan veya revizyon cerrahisi planlanan karmaşık olgularda cerrahi başarı oranını ve hasta memnuniyetini artırmaktadır.

Ameliyat Sonrası Erken Dönem İyileşme ve Hastane Süreci

Ameliyat sonrasında hastanın servise alınmasıyla birlikte ağrı kontrolü, tromboemboli (pıhtı oluşumu) profilaksisi (koruyucu tedavi) ve erken mobilizasyon (hareketlendirme) süreçleri hemen başlatılır. Ağrı yönetiminde hasta kontrollü analjezi (PCA) cihazları, epidural kateterler veya lokal sinir blokları kullanılarak hastanın konforlu bir erken dönem geçirmesi sağlanır. Ameliyatın ertesi günü, hatta bazı uygun durumlarda ameliyattan 4-6 saat sonra, fizyoterapist eşliğinde hastanın ayağa kalkması ve yürüteç (walker) yardımıyla tam yük vererek yürümesi sağlanır. Erken dönemde yürümek ve bacak kaslarını çalıştırmak, derin ven trombozu (bacak damarlarında kan pıhtılaşması) riskini en aza indiren en etkili yöntemdir. Pıhtılaşmayı önlemek amacıyla hastaya ameliyat sonrasında ortalama 4-6 hafta boyunca kullanılacak düşük molekül ağırlıklı heparin veya oral antikoagülan tabletler reçete edilir. Hastanın bacaklarına kan dolaşımını hızlandırmak ve ödemi azaltmak amacıyla varis çorapları veya pnömatik kompresyon (hava basınçlı) cihazları uygulanır. Hastanede kalış süresi, hastanın genel durumuna ve eklem hareket açıklığına bağlı olarak genellikle 2 ila 4 gün arasında değişir. Hastanın taburcu edilebilmesi için kendi başına yataktan kalkabilmesi, yürüteçle bağımsız yürüyebilmesi, tuvalet ihtiyacını giderebilmesi ve merdiven inip çıkabilmesi gibi fonksiyonel kriterleri karşılaması gerekir. Ameliyat yarasının bakımı titizlikle yapılır; dikişler emilebilir değilse ameliyat sonrası 15-21. günler arasında poliklinik şartlarında alınır.

Eklem Protezi Sonrası Rehabilitasyon ve Fizik Tedavi

Eklem protezi ameliyatının başarısı, cerrahi teknik kadar ameliyat sonrasında uygulanan düzenli fizik tedavi ve rehabilitasyon programına bağlıdır. Rehabilitasyonun ilk aşaması hastanede başlar ve kuadriseps (ön uyluk kası) izometrik egzersizleri, ayak bileği pompalama hareketleri ve düz bacak kaldırma egzersizlerini içerir. Diz protezi uygulanan hastalarda, eklem hareket açıklığını artırmak amacıyla Continuous Passive Motion (CPM - sürekli pasif hareket) cihazı kullanılarak diz yavaşça bükülür. Ameliyat sonrası ilk 6 hafta içinde diz ekleminde en az 90 derece bükülme ve tam düzleşme (ekstansiyon) derecelerine ulaşılması hedeflenir. Kalça protezi olan hastalarda ise kalçanın aşırı bükülmesini (90 dereceden fazla fleksiyon) ve bacak bacak üstüne atılmasını engelleyen özel hareket kısıtlamaları ilk 6-12 hafta boyunca titizlikle uygulanır. Fizik tedavi seanslarında kas gücünü artırmaya yönelik dirençli egzersizler, denge koordinasyon çalışmaları ve propriyoseptif (konum algılama) eğitimler verilir. Ev egzersiz programı, hastanın günde en az 2-3 kez 20'şer dakika boyunca yapması gereken hareketlerden oluşur ve bu egzersizler iyileşme sürecinin ilk 3 ayında aksatılmadan sürdürülmelidir. Ameliyattan sonraki 3. ayın sonunda hastaların büyük çoğunluğu desteksiz, topallamadan ve ağrısız bir şekilde yürüyüş aktivitelerini gerçekleştirebilir hale gelir. Uzun vadede eklem çevresi kasların güçlü tutulması, proteze binen yükü azaltarak yapay eklemin aşınma sürecini geciktirir.

Eklem Protezi Ameliyatının Olası Riskleri ve Komplikasyonları

Her majör cerrahi işlemde olduğu gibi eklem protezi ameliyatlarında da bazı tıbbi riskler ve komplikasyon olasılıkları mevcuttur. En ciddi komplikasyonlardan biri olan protez enfeksiyonu (iltihaplanma), ameliyat sırasındaki sterilizasyon önlemleri ve koruyucu antibiyotik kullanımı sayesinde %1 ile %2'nin altındaki oranlarda görülür. Enfeksiyon gelişmesi durumunda, antibiyotik tedavisi, eklem yıkanması veya protezin değiştirilmesini gerektiren iki aşamalı revizyon cerrahileri gündeme gelebilir. Derin ven trombozu (DVT) ve akciğer embolisi (pıhtı atması), pıhtı önleyici ilaçlar ve erken yürütme protokolleri sayesinde günümüzde oldukça nadir görülen ancak hayati önem taşıyan komplikasyonlardandır. Kalça protezi sonrasında eklemin yuvasından çıkması (dislokasyon) riski, özellikle ameliyat sonrası erken dönemde hastanın bacak bacak üstüne atması veya alçak yerlere oturması gibi hatalı hareketler sonucu oluşabilir. Ameliyat esnasında eklem çevresindeki majör sinirlerin (örneğin dizde siyatik veya peroneal sinir) gerilmesi veya hasar görmesi geçici veya kalıcı his kayıplarına ve düşük ayak tablosuna yol açabilir. Protez bileşenlerinin zamanla kemikten ayrılması durumu olan aseptik gevşeme, uzun vadeli başarısızlıkların en yaygın mekanik nedenidir. Ameliyat sonrasında bacak boyu eşitsizliği hissi oluşebilir; bu durum genellikle leğen kemiğinin eğikliğinden kaynaklanır ve fizik tedavi ile kasların güçlenmesi sonucu 6 ay içinde kendiliğinden düzelir.

Protez Ömrünü Etkileyen Faktörler ve Revizyon (Yenileme) Cerrahisi

Günümüz teknolojisiyle üretilen eklem protezlerinin ortalama ömrü, hastanın biyolojik özelliklerine ve kullanım koşullarına bağlı olarak 15 ila 25 yıl arasında değişmektedir. Protez ömrünü etkileyen en önemli faktörlerin başında hastanın vücut ağırlığı gelir; aşırı kilolu hastalarda protez yüzeylerindeki sürtünme ve aşınma hızı doğrusal olarak artar. Hastanın aktivite düzeyi de belirleyici bir etkendir; koşma, zıplama gibi yüksek darbeli sporlar yerine yüzme, bisiklet ve tempolu yürüyüş gibi düşük darbeli aktiviteler protez ömrünü uzatır. Protez parçalarının arayüzeyinde kullanılan polietilen malzemenin aşınması sonucu oluşan mikroskobik partiküller, vücutta yabancı cisim reaksiyonuna ve osteoliz (kemik erimesi) tablosuna yol açabilir. Osteoliz geliştiğinde protez gevşer, ağrı başlar ve protezin çıkarılarak yerine yenisinin takıldığı revizyon (yenileme) cerrahisi gerekir. Revizyon cerrahisi, ilk ameliyata göre kemik kaybının fazla olması ve doku yapışıklıkları nedeniyle daha yüksek teknik beceri ve özel revizyon protez sistemleri gerektiren karmaşık bir operasyondur. Revizyon ameliyatlarında kaybedilen kemik dokusunu desteklemek amacıyla kemik greftleri (kemik tozları) veya titanyumdan üretilmiş özel metal takviye blokları (kamalar) kullanılır. Gelişen malzeme teknolojileri sayesinde çapraz bağlı polietilenler ve seramik yüzeyler aşınma oranını minimuma indirerek revizyon ihtiyacını önemli ölçüde azaltmıştır.

Eklem Protezi Sonrası Günlük Yaşam ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Eklem protezi ameliyatı sonrasında hastaların büyük çoğunluğu ağrısız ve aktif bir günlük yaşama geri dönerek yaşam kalitelerini artırırlar. Ameliyattan sonraki süreçte yüzme, düz yol bisikleti, golf, masa tenisi ve hafif tempolu doğa yürüyüşleri gibi ekleme aşırı yük bindirmeyen sporlar güvenle yapılabilir. Ancak futbol, basketbol, tenis, kayak ve uzun mesafeli koşular gibi ani duruş-kalkış ve darbe içeren sporlardan protezin erken gevşemesini önlemek amacıyla kaçınılmalıdır. Kalça protezi olan hastaların ilk 6 ay boyunca alçak koltuklara oturmaması, klozet yükseltici kullanması ve namaz kılarken sandalyede oturmayı tercih etmesi önerilir. Vücudun herhangi bir yerinde yapılacak diş çekimi, kanal tedavisi veya endoskopi gibi invaziv tıbbi işlemlerde, kana karışabilecek bakterilerin proteze tutunmasını önlemek için işlemden 1 saat önce koruyucu antibiyotik (profilaksi) alınması zorunludur. Ev içinde kaygan zeminlerin ortadan kaldırılması, banyo paspaslarının kaymaz malzemeden seçilmesi ve merdivenlerde tırabzan kullanılması düşme riskini azaltmak için alınması gereken basit ama hayati önlemlerdir. Aşırı kilo alımından kaçınmak, dengeli beslenmek ve kalsiyum ile D vitamini düzeylerini ideal sınırlarda tutarak kemik kalitesini korumak protezin ömrünü doğrudan uzatır. Yılda en az bir kez yapılacak düzenli ortopedik kontroller ve röntgen çekimleri, protezde oluşabilecek sessiz gevşemelerin erken dönemde tespit edilmesini sağlar.

Hangi Durumlarda Acilen Hekime Başvurulmalıdır?

Eklem protezi ameliyatı sonrasında iyileşme süreci genellikle sorunsuz ilerlese de bazı acil durum belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Dikkat edilmesi gereken acil durum belirtileri şunlardır:

  • Enfeksiyon Belirtileri: Ameliyat yarasından aktif, kötü kokulu, sarı veya yeşil renkli akıntı gelmesi, dikiş hattında giderek artan kızarıklık, sıcaklık artışı ve vücut sıcaklığının 38.5 derece ve üzerine çıkması.
  • Damar Tıkanıklığı (DVT) Belirtileri: Bacakta, özellikle baldır bölgesinde aniden gelişen tek taraflı şişlik, şiddetli ağrı, hassasiyet ve dokunmakla belirgin sıcaklık hissi.
  • Akciğer Embolisi Belirtileri: Ameliyatlı bacakta ani gelişen nefes darlığı, batıcı göğüs ağrısı, açıklanamayan öksürük veya kanlı balgam çıkarma durumu.
  • Protez Çıkığı (Dislokasyon) Belirtileri: Eklem bölgesinde ani bir ses duyulması, şiddetli ağrı oluşması, bacağın dışa doğru dönmesi ve bacak üzerine kesinlikle basılamaması.
  • Travma ve Kırık Şüphesi: Düşme, çarpma gibi travmalar sonrasında eklem üzerine basamama, şiddetli şişlik ve eklem çevresinde şekil bozukluğu gelişmesi.
  • Nörolojik Belirtiler: Ameliyat sonrasında bacakta veya ayak parmaklarında yeni gelişen uyuşukluk, karıncalanma veya ayak bileğini yukarı kaldıramama (düşük ayak) durumu.

Bu belirtilerin herhangi biri ortaya çıktığında, hastanın eklem sağlığının korunması ve olası hayati risklerin önlenmesi adına zaman kaybetmeden ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurulması kritik önem taşır.

Bilgilendirme: Bu makalede yer alan içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir uzman hekime danışınız.

Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, Eklem Protezi (Artroplasti) ile ilgili kişiye özel değerlendirme yapmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Diz ve kalça eklem protezi (artroplasti) ameliyatı gerektiren ileri derece kireçlenme (osteoartrit) belirtileri en sık hangi yaş grubunda ve ne şekilde ortaya çıkar?
Eklem protezi ihtiyacına yol açan ileri derece kireçlenme (osteoartrit) belirtileri sıklıkla 60 ila 80 yaş aralığındaki bireylerde gözlenir. Hastalar genellikle ilk olarak yol yürüme mesafesinde kısalma, merdiven inip çıkarken şiddetli ağrı ve sabahları eklemlerde 30 dakikadan kısa süren tutukluk hissettiklerini belirtirler. Zamanla bu ağrılara gece uykudan uyandıran istirahat ağrıları da eşlik edebilir.
Kalça veya diz eklem protezi (artroplasti) ameliyatının tıbbi olarak gerekli olduğu durumlarda uzun süre ertelenmesi ne gibi kalıcı kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açabilir?
Ameliyatın ertelenmesi, eklem çevresindeki kaslarda erime (atrofi), bağlarda gevşeklik (laksite) ve kalıcı hareket kısıtlılığına yol açabilir. Ayrıca, ağrıyı hafifletmek için geliştirilen yanlış yürüme paterni sebebiyle karşı taraftaki sağlıklı eklemlerde ve omurgada erken aşınma (dejenerasyon) gelişme riski %30 ila %40 oranında artabilir. Bu durum sonraki süreçte yapılacak cerrahinin teknik başarısını da olumsuz etkileyebilir.
Güncel diz ve kalça eklem protezi (artroplasti) materyallerinin ortalama ömrü ne kadardır ve bu süreyi kısaltan biyomekanik faktörler nelerdir?
Yapılan klinik takip çalışmalarına göre, güncel eklem protezlerinin yaklaşık %90 ila %95'i 15 ila 20 yıl boyunca işlevselliğini korumaktadır. Protez ömrünü kısaltan en önemli biyomekanik faktörler arasında aşırı vücut ağırlığı (obezite), yüksek etkili fiziksel aktiviteler ve protez parçalarının birbirine sürtünmesi sonucu oluşan mikroskobik aşınma partikülleri yer alır. Genç yaşta yapılan ameliyatlarda da aktif yaşama bağlı olarak aşınma hızı daha yüksek seyredebilir.
Her iki dizinde de ileri derece kireçlenme olan hastalarda çift taraflı (bilateral) eş zamanlı diz protezi ameliyatı kararı hangi tıbbi kriterlere göre verilir?
Çift taraflı eş zamanlı diz protezi kararı, hastanın genellikle 75 yaşın altında olması, aktif kalp-damar (kardiyovasküler) hastalığının bulunmaması ve anestezi risk skorunun düşük olması durumunda değerlendirilir. Eşlik eden kronik akciğer veya böbrek yetmezliği gibi durumlar varsa, komplikasyon riskini azaltmak amacıyla iki ameliyat arasında genellikle 3 ila 6 ay süre bırakılması önerilir. Tedavi planlaması tamamen hastanın genel sağlık durumuna göre bireysel olarak yapılır.
Eklem protezi (artroplasti) kararı verilmeden önce hastanın eklem hasarını ve kemik kalitesini değerlendirmek için hangi radyolojik ve laboratuvar tetkikleri istenir?
Tanı ve cerrahi planlama sürecinde öncelikle yük altında (ayakta) çekilen direkt radyografi (röntgen) ile eklem aralığındaki daralma ve kemik çıkıntıları (osteofit) değerlendirilir. Gerekli durumlarda kemik yoğunluğu ölçümü (DEXA) ve yumuşak dokuların durumunu görmek için manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tetkiklerinden faydalanılır. Ameliyat öncesinde enfeksiyon odağı olmadığından emin olmak için tam kan sayımı, idrar tahlili ve böbrek-karaciğer fonksiyon testleri de rutin olarak istenir.
Diz veya kalça protezi ameliyatından sonra hastaların ilk kez ayağa kalkma (mobilizasyon) süresi nedir ve bu erken hareketin iyileşme sürecine etkisi nasıldır?
Hastalar genellikle ameliyat sonrasındaki ilk 12 ila 24 saat içinde, bir yürüteç (walker) yardımıyla ve fizyoterapist eşliğinde ayağa kaldırılır. Erken mobilizasyon, damar içi kan pıhtılaşması (derin ven trombozu) riskini %50'ye varan oranda azaltırken, eklem hareket açıklığının daha hızlı kazanılmasına yardımcı olur. Ayrıca hastanın hastanede kalış süresini kısaltarak psikolojik olarak da iyileşme sürecini destekler.
Eklem protezi (artroplasti) cerrahisi sonrasında en çekinilen komplikasyonlardan biri olan derin ven trombozu (pıhtı oluşumu) riskini azaltmak için hangi tıbbi protokoller uygulanır?
Pıhtı riskini önlemek amacıyla ameliyat sonrasında hastaya bireysel durumuna göre 10 ila 35 gün süreyle kan sulandırıcı (antikoagülan) ilaç tedavisi uygulanır. Bu medikal tedaviye ek olarak, hastaların varis çorabı kullanması ve erken dönemde aktif ayak bileği egzersizlerine başlaması istenir. Ameliyat sonrası dönemde hastanın yeterli düzeyde hidrasyonunun (sıvı alımının) sağlanması da pıhtı önleme protokolünün önemli bir parçasıdır.
Diz protezi ameliyatı sonrasında fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci ne kadar sürer ve hastanın evde yapması gereken egzersizlerin sıklığı ne olmalıdır?
Ameliyat sonrası profesyonel fizik tedavi süreci genellikle 4 ila 6 hafta devam eder ve bu süreçte eklem hareket açıklığının en az 110-120 dereceye ulaştırılması hedeflenir. Hastaların taburculuk sonrasında evde günde 3 veya 4 kez, her biri 15-20 dakika süren özel kas güçlendirme ve germe egzersizlerini yapması önerilir. kapsamlı iyileşme ve kas gücünün maksimum seviyeye ulaşması genellikle ilk 6 ay ile 1 yıl arasındaki süreci bulabilir.
Kalça protezi (artroplasti) ameliyatı geçiren bir hasta ameliyattan ne kadar süre sonra araba kullanabilir ve iş hayatına geri dönebilir?
Sağ kalça protezi ameliyatı olan hastaların refleks ve pedal kontrolünü tam kazanabilmesi için genellikle 6 hafta süreyle araç kullanmaması önerilir; sol kalça ameliyatlarında otomatik vitesli araçlar için bu süre 3 ila 4 haftaya inebilir. Masa başı işlerde çalışan hastalar 4-6 hafta içinde işe dönebilirken, ayakta kalmayı ve fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanlar için bu süre 3 ayı bulabilir. İşe dönüş zamanlaması hastanın kas gücü seviyesine göre hekim tarafından belirlenir.
Şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve obezite gibi sistemik rahatsızlıkları olan hastalarda eklem protezi cerrahisinin riskleri nelerdir ve bu riskler nasıl yönetilir?
Kontrolsüz şeker hastalarında ameliyat sonrası enfeksiyon riski normal popülasyona göre 2 ila 3 kat daha yüksek seyredebilir; bu nedenle HbA1c değerinin ameliyat öncesinde %7.5'in altında olması istenir. Vücut kitle indeksi (VKİ) 40'ın üzerinde olan obez hastalarda ise protez gevşemesi ve yara yeri iyileşme sorunlarını önlemek için ameliyat öncesi kontrollü kilo kaybı önerilebilir. Ameliyat öncesi dönemde ilgili branş hekimlerinin katılımıyla multidisipliner bir risk analizi yapılır.
Eklem protezi ameliyatı sonrasında gelişebilecek bir protez enfeksiyonunun (periprostetik enfeksiyon) erken ve geç dönem belirtileri nelerdir?
Erken dönem enfeksiyon belirtileri arasında ameliyatı takip eden ilk 3-4 haftada yara yerinden akıntı gelmesi, eklemde ani gelişen kızarıklık, ısı artışı ve 38 derecenin üzerindeki yüksek ateş yer alır. Geç dönem enfeksiyonlar ise ameliyattan aylar veya yıllar sonra eklemde sinsi başlayan, istirahat halindeyken bile geçmeyen kronik ağrı ve hareket kısıtlılığı ile kendini gösterir. Her iki durumda da vakit kaybetmeden cerrahi ekibe başvurulması gerekir.
Başarılı bir eklem protezi (artroplasti) ameliyatından yıllar sonra protez yenileme (revizyon) cerrahisine ihtiyaç duyulmasının en yaygın nedenleri nelerdir?
Revizyon cerrahisinin en yaygın nedeni, protez parçalarının kemikten ayrılması anlamına gelen aseptik gevşemedir ve bu durum vakaların yaklaşık %50-60'ını oluşturur. Diğer önemli nedenler arasında protezin mikrobik enfeksiyonu (periprostetik enfeksiyon), eklem çevresi kemik kırıkları ve protez ara parçalarının mekanik olarak aşınması yer alır. Revizyon ameliyatları, ilk ameliyata göre daha karmaşık kemik grefti ve özel tasarım protez kullanımını gerektirebilir.
Kalça veya diz protezi ameliyatı olmuş kişilerin yaşam kalitesini korumak adına yapabileceği ve proteze zarar vermemek için kaçınması gereken spor aktiviteleri nelerdir?
Hastaların yüzme, tempolu yürüyüş, sabit bisiklet ve hafif şiddette düz zemin yürüyüşleri gibi ekleme aşırı yük bindirmeyen sporları yapmaları önerilir. Buna karşın futbol, basketbol, koşu, tenis ve squash gibi yüksek darbe içeren, ani yön değiştirmeyi gerektiren ve protezde erken aşınmaya yol açabilecek aktivitelerden kaçınılmalıdır. Doğru aktivite seçimi, protezin mekanik ömrünü doğrudan uzatan en önemli faktörlerden biridir.
Kalça protezi (artroplasti) ameliyatı sonrasında protezin yerinden çıkmasını (dislokasyon) önlemek için ilk 3 ay boyunca hangi hareketlerden kesinlikle kaçınılmalıdır?
Hastaların bacak bacak üstüne atmaktan, otururken öne doğru 90 dereceden fazla eğilmekten ve dizlerini kalça seviyesinden daha yukarıya kaldıracak alçak koltuklara oturmaktan kaçınmaları gerekir. Ayrıca uyurken bacakların arasına üçgen bir yastık (abdüksiyon yastığı) koyarak bacakların birbirine yaklaşmasını engellemek dislokasyon riskini azaltır. Alaturka tuvalet kullanımı ve yer sofrasına oturmak gibi hareketler de ilk aylarda tamamen kısıtlanır.
Eklem protezlerindeki metal bileşenlere karşı alerjisi (özellikle nikel hassasiyeti) olan hastalarda ne tür alternatif protez materyalleri tercih edilir?
Metal alerjisi olduğu yama testiyle (patch test) kanıtlanan hastalarda, standart kobalt-krom alaşımları yerine titanyum bazlı protezler tercih edilir. Ayrıca yüzeyi seramik veya özel zirkonyum kaplama (oksidize zirkonyum) olan hipoalerjenik protez bileşenleri de aşırı duyarlılık reaksiyonu riskini minimize etmek için kullanılır. Bu özel materyaller, vücudun yabancı cisim reaksiyonu gösterme olasılığını önemli ölçüde düşürür.
Yarım (unikondiler) diz protezi ile tam (total) diz protezi arasındaki farklar nelerdir ve hangi hasta grubu yarım diz protezi için uygundur?
Yarım diz protezi, diz ekleminin sadece iç veya dış tek bir bölmesinin hasar gördüğü, bağların (özellikle ön çapraz bağın) sağlam olduğu durumlarda uygulanır; total diz protezinde ise eklemin tüm yüzeyleri değiştirilir. Yarım protez uygulanan hastalarda ameliyat sonrası iyileşme süresi daha kısa olup, diz bükme açısı daha doğal kalabilmektedir. Ancak eklemde yaygın kireçlenme ve ciddi şekil bozukluğu varsa total diz protezi tek seçenek haline gelir.
İleri derece eklem kireçlenmesi olan ancak ameliyat olmak istemeyen hastalarda protez dışı ameliyatsız tedavi seçeneklerinin sınırları nelerdir?
Cerrahi dışı yöntemler arasında kilo kaybı, eklem çevresi kasları güçlendirici fizik tedavi, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar ve eklem içi enjeksiyonlar (hyaluronik asit veya PRP) yer alır. Bu yöntemler kıkırdak dokuyu yeniden üretemez, sadece hafif ve orta derece kireçlenmelerde semptomatik (ağrı odaklı) geçici rahatlama sağlayabilir. İleri derece kireçlenmede eklem anatomisi tamamen bozulduğu için cerrahi dışı yöntemlerin etkinliği oldukça sınırlıdır.
Çocukluk çağı romatizması (juvenil idiyopatik artrit) veya avasküler nekroz nedeniyle genç yaşta eklem protezi ameliyatı yapılması durumunda karşılaşılan en büyük zorluklar nelerdir?
Genç hastalarda yüksek aktivite düzeyine bağlı olarak protezde erken aşınma ve gevşeme riski yaşlı hastalara göre belirgin şekilde daha yüksektir. Bu durum, hastanın yaşamı boyunca birden fazla kez revizyon (yenileme) ameliyatı geçirmek zorunda kalması riskini beraberinde getirir. Ayrıca genç yaşta kemik kalitesinin korunması zor olabileceğinden, cerrahide kemik stokunu koruyan özel mini tasarımlı protezler tercih edilmeye çalışılır.
Eklem protezi (artroplasti) ameliyatı geçirmiş kişilerin diş tedavisi veya diğer cerrahi girişimler öncesinde antibiyotik kullanması (profilaksi) neden gereklidir?
Diş çekimi veya kanal tedavisi gibi işlemler sırasında ağız içindeki bakteriler kan dolaşımına karışarak (bakteriyemi) vücuttaki yapay proteze ulaşabilir ve burada ciddi enfeksiyonlara yol açabilir. Bu riski önlemek amacıyla, uluslararası ortopedi kılavuzlarına göre riskli hastalarda işlemden 1 saat önce koruyucu tek doz antibiyotik kullanımı önerilir. Bu uygulama, protezin kan yoluyla enfekte olma riskini azaltmak için kritik bir önlemdir.
Eklem protezi ameliyatından sonra bazı hastaların soğuk ve nemli havalarda eklemlerinde sızı veya ağrı hissetmesinin tıbbi açıklaması nedir?
Soğuk ve nemli havalarda atmosfer basıncındaki (barometrik basınç) değişimler, eklem çevresindeki yumuşak dokuların ve ameliyat bölgesindeki skatris (yara) dokusunun gerilmesine neden olur. Metal protez bileşenlerinin ısıyı çevre dokulardan farklı hızda iletmesi de bu geçici hassasiyet ve sızı hissini tetikleyebilir. Bu durum genellikle protezin gevşediği anlamına gelmez ve ameliyat sonrasındaki ilk 1-2 yılda doku uyumu tamamlandıkça azalma eğilimi gösterir.
Kalça ve diz protezi cerrahisinde hangi anestezi yöntemleri tercih edilir ve bölgesel (epidural/spinal) anestezinin genel anesteziye göre avantajları nelerdir?
Eklem protezi ameliyatlarında sıklıkla spinal veya epidural (bölgesel) anestezi yöntemleri tercih edilir. Bölgesel anestezi, genel anesteziye kıyasla ameliyat sırasındaki kan kaybını azaltır, ameliyat sonrası erken dönemde daha iyi ağrı kontrolü sağlar ve derin ven trombozu riskini düşürür. Ayrıca hastanın ameliyat sonrasında daha hızlı kendine gelmesine ve erken dönemde beslenmeye başlamasına olanak tanır.
Kalça ekleminde avasküler nekroz (kemik dokusunun kanlanamaması) teşhisi konulan hastalarda hangi aşamada kalça protezi ameliyatı kaçınılmaz hale gelir?
Avasküler nekrozun erken evrelerinde kemik içi basıncı azaltma (foraj) gibi koruyucu cerrahiler denense de, hastalık ilerleyip uyluk kemiği başı çöktüğünde (Ficat Evre 3 ve 4) eklem yüzeyi tamamen bozulur. Bu aşamada hastanın şiddetli ağrı hissetmesi ve yürüme yeteneğini kaybetmesi üzerine total kalça protezi ameliyatı planlanır. Erken evrede müdahale edilemeyen ve kemik çökmesi gelişen hastalarda protez cerrahisi işlevselliği geri kazandırmak için birincil seçenektir.
Eklem protezi ameliyatı sonrasında evde iyileşme döneminde olan bir hastanın vakit kaybetmeden acil servise veya cerrahına başvurmasını gerektiren tehlike işaretleri nelerdir?
Ameliyat edilen bacakta ani gelişen şiddetli şişlik, baldır bölgesinde hassasiyet ve sıcaklık artışı, göğüs ağrısı veya nefes darlığı (akciğer embolisi şüphesi) durumunda acilen hekime başvurulmalıdır. Ayrıca cerrahi yaradan kötü kokulu akıntı gelmesi, dikiş hattında açılma olması ve düşmeyen yüksek ateş de acil tıbbi değerlendirme gerektiren önemli enfeksiyon belirtileridir.
Bilgisayar destekli ve robotik yardımlı eklem protezi cerrahisinin geleneksel yöntemlerle yapılan ameliyatlara göre protez yerleşimi açısından farkı nedir?
Robotik cerrahide, ameliyat öncesi çekilen üç boyutlu bilgisayarlı tomografi (BT) verileri kullanılarak hastanın eklem anatomisi hassas bir şekilde haritalandırılır. Bu yöntem, cerrahın kemik kesilerini milimetrik doğrulukla yapmasına ve protez bileşenlerini hastanın doğal anatomik açısına en uygun şekilde yerleştirmesine olanak tanır. Böylece ameliyat sırasında yumuşak doku hasarı minimumda tutulurken, protezin uzun dönemdeki aşınma riski azaltılabilir.
Kalça protezi (artroplasti) ameliyatı geçiren hastaların cinsel yaşamlarına geri dönerken dikkat etmesi gereken süreler ve mekanik kısıtlamalar nelerdir?
Hastaların büyük çoğunluğunda ameliyattan yaklaşık 6 ila 8 hafta sonra, yumuşak dokular ve eklem kapsülü yeterince iyileştiğinde cinsel yaşama geri dönülebilir. Bu süreçte kalçanın aşırı bükülmesini (90 dereceden fazla fleksiyon) ve bacakların içe doğru dönmesini engelleyen, ekleme aşırı yük bindirmeyen güvenli pozisyonların tercih edilmesi protez çıkığı riskini önlemek açısından önemlidir. İlk 3 ay boyunca limitlerin aşılmaması ve kontrollü olunması önerilir.
WhatsApp Online Randevu