Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Akut Hepatit B

Akut hepatit B enfeksiyonunun klinik seyri, belirtileri ve yaklaşımları hakkında Koru Hastanesi enfeksiyon hastalıkları uzmanları olarak bilgi sunuyoruz.

Akut hepatit B, Hepatit B virüsü (HBV) tarafından oluşturulan ve karaciğerin akut iltihaplanması ile karakterize bir enfeksiyon hastalığıdır. Hepatit B virüsü, hepatosit adı verilen karaciğer hücrelerini hedef alır ve burada çoğalır. Vücudun bağışıklık sistemi virüse karşı yanıt oluştururken karaciğer hücrelerinde hasar oluşur; bu süreç akut hepatit klinik tablosunu yaratır. Akut hepatit B, virüsle karşılaşmadan sonraki ilk altı ay içindeki süreyi kapsar; bu süreden sonra enfeksiyonun devam etmesi durumu kronik hepatit B olarak tanımlanır.

Hepatit B dünya genelinde en yaygın viral enfeksiyonlardan biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 296 milyon kişi kronik hepatit B ile yaşamakta ve her yıl 820 bin kişi hepatit B ilişkili nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Akut hepatit B yetişkinlerde genellikle iyileşme ile sonuçlanırken çocuklarda ve bebeklerde kronikleşme riski belirgin biçimde yüksektir.

Hepatit B enfeksiyonunun seyri kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Yetişkinlerde akut enfeksiyonun yaklaşık yüzde 95'inde virüs vücut tarafından temizlenir ve kişi kalıcı bağışıklık geliştirir. Ancak yaklaşık yüzde 5 vakada enfeksiyon kronikleşir. Yeni doğanlarda anneden geçiş durumunda kronikleşme oranı yüzde 90'a yaklaşır; çocuklarda da yüksek kronikleşme oranı vardır. Kronik hepatit B yıllar veya on yıllar içinde siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine ilerleyebilir. Bu nedenle erken tanı, uygun yönetim ve özellikle hepatit B aşısı ile önleme büyük önem taşır.

Kimlerde Görülür?

Akut hepatit B virüsle temas eden ve daha önce hepatit B aşısı olmamış veya enfeksiyon geçirmemiş herkes için risk oluşturur. Bulaşma yollarına maruz kalan bireyler özellikle risk altındadır. Türkiye'de hepatit B'nin orta seviyede endemik olduğu bilinmekte ve toplumda taşıyıcılık oranı yaklaşık yüzde 2-7 arasında değişmektedir.

Hepatit B aşısı yaptırmamış kişiler virüsle karşılaştıklarında enfeksiyon kapma riski altındadır. Türkiye'de 1998 yılından bu yana yenidoğan bebeklere rutin hepatit B aşısı uygulanmaktadır; bu nedenle bu tarihten sonra doğan bireyler genellikle korunmuştur. Daha önce doğanlar aşı yaptırmamış olabilir ve risk altında kalabilir. Aşılama kampanyaları sayesinde yeni vaka sayıları azalmıştır.

Cinsel temas yoluyla bulaşma sık bir yoldur. Korunmasız cinsel ilişki, çoklu partner, yeni partner, anal cinsel ilişki, eşcinsel ilişki, eşlik eden cinsel yolla bulaşan hastalıkların varlığı (özellikle HIV) bulaşma riskini artırır. Seks işçileri ve müşterileri yüksek risk altındadır.

Damar yoluyla madde kullananlar ve ortak iğne, şırınga, madde kullanım malzemesi paylaşanlar yüksek risk grubudur. Bu kişilerde hepatit B, hepatit C ve HIV birlikte sıklıkla görülür. Tıbbi maruziyetler önemli bir bulaşma yoludur. Steril olmayan koşullarda yapılan tıbbi işlemler, diş tedavileri, cerrahi girişimler, hemodiyaliz, dövme, piercing, akupunktur, manikür-pedikür, jilet paylaşımı, diş fırçası paylaşımı gibi kanla kontamine olabilecek kişisel eşyaların paylaşımı risk yaratır.

Sağlık personeli mesleki maruziyet açısından risk altındadır. İğne batması, kesici alet yaralanmaları, kan ve vücut sıvıları teması ile bulaşma olabilir. Hepatit B'nin bulaşma riski iğne batması başına yüzde 30 civarındadır; bu HIV (yüzde 0.3) ve hepatit C'den (yüzde 1-2) çok daha yüksektir. Bu nedenle sağlık personeli için hepatit B aşısı zorunlu olmuştur.

HBsAg pozitif anneden doğan bebekler perinatal bulaşma riski taşır. Anne aktif enfekte ise doğum sırasında bebeğe geçiş riski yüksektir. Bu nedenle tüm gebe kadınlarda HBsAg taraması yapılır; pozitif annelerden doğan bebeklere doğumdan sonra ilk 12 saat içinde hepatit B immünglobulin (HBIG) ve hepatit B aşısı uygulanır. Bu önlem perinatal bulaşmayı yüzde 90 oranında önler.

Aile içi yakın temas önemli bir bulaşma kaynağıdır. HBsAg pozitif birey ile aynı evde yaşayanlar, özellikle ortak hijyen ürünleri (jilet, tırnak makası, diş fırçası gibi) paylaşan aile bireyleri risk altındadır. Bu kişilerin taranması ve aşılanması önemlidir.

Kan ve organ alıcıları, hemodiyaliz hastaları, çoklu transfüzyon gerektiren hastalar (talasemi, hemofili gibi) risk grubundadır. Günümüzde kan ve organ taraması nedeniyle bu yolla bulaşma çok nadirdir; ancak hemodiyaliz hastalarında nazokomial bulaşma riski hâlâ vardır.

Yüksek hepatit B prevalansı olan bölgelerden (Sahra altı Afrika, Doğu Asya, Pasifik Adaları, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri) göç eden veya bu bölgelere seyahat eden bireyler risk altındadır. Mahkumlar, kalabalık ortamlarda yaşayan bireyler, evsizler, mülteciler, madde bağımlıları için tarama önerilir.

İmmün sistem zayıflığı olan bireyler (HIV pozitif, kemoterapi alan, organ nakli sonrası immün baskılayıcı tedavi alan, hemodiyaliz hastaları) hepatit B'nin daha ağır seyretmesi ve kronikleşmesi açısından risk altındadır. Bu gruplarda taranma ve aşılanma önemlidir. İmmün baskılanma sırasında daha önce iyileşmiş hepatit B reaktive olabilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Akut hepatit B'nin belirtileri virüsle karşılaşmadan sonraki 1-6 ay (ortalama 90 gün) içinde ortaya çıkmaya başlar. Belirtilerin şiddeti ve karakteri kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Hastaların yaklaşık üçte birinde belirgin klinik tablo gelişirken, diğerlerinde belirti olmaksızın (subklinik) enfeksiyon seyredebilir. Bu durum hastalığın tanısının gecikmesine veya hiç konulmamasına yol açabilir.

Akut hepatit B'nin klasik klinik seyri dört dönemden oluşur: inkübasyon (kuluçka) dönemi, prodromal (preikterik) dönem, ikterik dönem ve iyileşme dönemi. İnkübasyon dönemi virüs alımıyla belirtilerin başlangıcı arasındaki süredir ve genellikle 1-6 ay arasında değişir.

Prodromal dönem (preikterik dönem), belirtilerin ilk başladığı dönemdir ve genellikle 3-10 gün sürer. Bu dönemde hastalarda nonspesifik belirtiler ön plandadır. Belirgin halsizlik, sürekli yorgunluk, enerji kaybı çoğu hastada görülür. İştahsızlık, bulantı, kusma sık şikayetlerdir; bazı hastalar yiyeceklerden tiksinme şikayeti yaşar, özellikle sigara içen hastalar sigaradan tiksindiklerini söylerler.

Karın sağ üst kadrandaki rahatsızlık ve hassasiyet karaciğer büyümesi ve enflamasyonuna bağlıdır. Hafif ateş (genellikle 38-39°C), kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, döküntüler (özellikle ürtiker veya makülopapüler döküntü) eklenebilir. Bazı hastalarda serum hastalığı benzeri sendrom gelişir; eklem ağrıları, ürtiker, ateş üçlüsü görülür. Bu dönemde karaciğer enzimleri (ALT, AST) belirgin biçimde yükselir.

İkterik dönem belirtilerinin başlamasından sonraki 5-10 gün içinde başlar. Sarılık tipik bulgu olarak ortaya çıkar. Önce gözlerin beyaz kısımlarında (sklera) sarımsı renk fark edilir; sonrasında cildin tüm bölgelerinde sararma görülür. İdrar koyulaşır (çay rengi veya kola renginde), dışkı solgun veya beyazımsı renge bürünür. Cilt kaşıntısı bazı hastalarda belirgindir; safra tuzlarının deride birikimine bağlıdır.

İkterik dönem 2-12 hafta sürebilir. Bu dönemde paradoksal olarak hastaların prodromal döneme göre daha iyi hissettikleri olabilir; bulantı, kusma, halsizlik gibi belirtiler hafifleyebilir. Ancak karaciğer fonksiyon testlerinde belirgin bozulma devam eder; bilirubin yükselir, ALT/AST belirgin biçimde yüksektir, INR yükselebilir.

İyileşme dönemi haftalar veya aylar içinde gerçekleşir. Sarılık kademeli olarak azalır, karaciğer enzimleri normale döner, hasta kendini iyi hissetmeye başlar. Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 95'inde tam iyileşme ve kalıcı bağışıklık gelişir. Geri kalan vakalarda enfeksiyon kronikleşir.

Anikterik akut hepatit B, sarılık olmayan formdur. Hastalar nonspesifik belirtilerle (halsizlik, bulantı, hafif karın rahatsızlığı) başvurabilir; sarılık gelişmez. Klinik tanı zordur; tesadüfen yapılan kan testlerinde karaciğer enzimi yüksekliği saptanabilir. Bu durum hastaların önemli bir bölümünde söz konusudur ve fark edilmeyen enfeksiyonun toplum içindeki yayılımına katkıda bulunur.

Fulminan (akut karaciğer yetmezliği) hepatit B, akut vakaların yaklaşık yüzde 0.1-0.5'inde görülen ciddi ve hayati tehlikeli bir formdur. Hızla ilerleyen karaciğer yetmezliği, ileri sarılık, koagülopati (pıhtılaşma bozukluğu - INR yükselmesi), hepatik ensefalopati (karaciğer yetmezliğine bağlı beyin işlev bozukluğu - kişilik değişiklikleri, uyku düzeni bozulması, konfüzyon, asteriksis - elde çırpınma hareketleri, ileri evrede koma) ile karakterizedir. Fulminan hepatit B yüksek mortalite ile ilişkilidir ve genellikle karaciğer nakli gerektirir.

Karaciğer dışı belirtiler bazı hastalarda görülebilir. Membranöz glomerülonefrit (böbrek tutulumu), poliarteritis nodosa (sistemik vaskülit), aplastik anemi, dermatolojik belirtiler (papüler akrodermatit - özellikle çocuklarda), nörolojik belirtiler (Guillain-Barré sendromu, transvers miyelit) nadiren görülür.

Çocuklarda akut hepatit B genellikle subklinik veya hafif seyirlidir; sarılık nadiren görülür. Ancak çocuklarda kronikleşme riski çok daha yüksektir (bebeklerde yüzde 90'a kadar). Bebeklerde papüler akrodermatit (Gianotti-Crosti sendromu) hepatit B ile ilişkili olabilen bir cilt bulgusudur.

Tanı Nasıl Konulur?

Akut hepatit B tanısı klinik bulgular ve serolojik testlerin birlikte değerlendirilmesi ile konulur. Hepatit B tanısı için yapılan kan testleri son derece spesifiktir ve enfeksiyonun durumu, evresi, bulaşıcılığı ve prognozu hakkında detaylı bilgi sağlar.

Tanı süreci hekimin yaptığı detaylı bir öykü alma ile başlar. Doktor şikayetlerin ne zaman başladığını, son altı ay içinde olası maruziyet öyküsünü (riskli temaslar, tıbbi işlemler, dövme/piercing, yeni cinsel partner, seyahat öyküsü), aşı durumunu, daha önce hepatit B öyküsünü, aile öyküsünü, eşlik eden hastalıkları sorgular. Fizik muayenede genel sağlık durumu, sarılık, karın muayenesi (karaciğer büyüklüğü, dalak büyüklüğü, asit), cilt bulguları, ödem değerlendirilir.

Hepatit B serolojik testleri tanı için temeldir. HBsAg (Hepatit B yüzey antijeni), vücutta aktif viral replikasyon ve enfeksiyon göstergesidir. Akut enfeksiyonun erken döneminde pozitifleşir ve genellikle 6 ay içinde kaybolur; 6 aydan uzun süre pozitif kalması kronikleşmeyi gösterir.

Anti-HBs (Hepatit B yüzey antikoru), iyileşme veya başarılı aşılanmanın göstergesidir. Akut enfeksiyondan iyileştikten sonra pozitifleşir ve kalıcı bağışıklık sağlar. Aşılanmış kişilerde tek başına anti-HBs pozitiftir; doğal enfeksiyondan iyileşenlerde anti-HBs ile birlikte anti-HBc pozitiftir.

Anti-HBc IgM (Hepatit B kor antikoru IgM), akut hepatit B tanısı için kritik testtir. Enfeksiyonun başlangıcından itibaren pozitiftir ve 6-12 ay sonra kaybolur. Pozitif Anti-HBc IgM ve pozitif HBsAg akut hepatit B tanısı koyduran kombinasyondur.

Anti-HBc IgG (total), geçmiş veya devam eden enfeksiyonun göstergesidir. Doğal enfeksiyondan iyileşmiş kişilerde yaşam boyu pozitif kalır. Aşılanmış kişilerde negatiftir; bu özellik aşılı kişileri doğal enfeksiyon geçirenlerden ayırt etmeye yarar.

HBeAg (Hepatit B e antijeni), aktif viral replikasyonun ve yüksek bulaşıcılığın göstergesidir. Akut enfeksiyonun erken döneminde pozitiftir; iyileşme sürecinde kaybolur. Pozitif HBeAg yüksek viral yük ve yüksek bulaşıcılığı gösterir. Anti-HBe (Hepatit B e antikoru), HBeAg'nin kaybolması ile pozitifleşir; viral replikasyonun azaldığını ve bulaşıcılığın düştüğünü gösterir.

HBV-DNA (viral yük), PCR yöntemiyle kandaki virüs miktarını ölçer. Akut enfeksiyonda çok yüksek seviyelerde bulunur (10^7-10^9 IU/mL). Tanı doğrulama, prognoz değerlendirmesi ve antiviral tedavi yanıtının takibinde değerlidir.

Karaciğer fonksiyon testleri akut hepatit B tanısında önemli rol oynar. ALT (alanin aminotransferaz) ve AST (aspartat aminotransferaz) akut hepatit B'de belirgin biçimde yükselir; sıklıkla normal sınırların 10-100 katına çıkar. ALT genellikle AST'den daha yüksektir. Karaciğer enzimleri sarılık başlamadan önce yükselmeye başlar.

Total ve direkt bilirubin yükselir; konjuge bilirubin baskındır. Alkalen fosfataz hafif yükselebilir. GGT (gama glutamil transferaz) yükselebilir. Albumin başlangıçta normaldir; uzayan vakalarda azalabilir. Protrombin zamanı (INR), karaciğerin sentez fonksiyonunu yansıtır; akut hepatit B'de hafif uzama olabilir, fulminan vakalarda belirgin uzar. INR uzaması (1.5 ve üzeri) fulminan hepatit B uyarı işaretidir.

Tam kan sayımı bazı vakalarda hafif lökopeni, atipik lenfositoz, hafif trombositopeni gösterebilir. Hemoliz şüphesi varsa hemoglobin, retikülosit, haptoglobin değerlendirilir.

Görüntüleme tetkikleri rutin değildir; ancak karaciğer ultrasonu özellikle ileri vakalarda yapılır. Karaciğer büyüklüğü, parankim yapısı, safra yolları, dalak değerlendirilir. Asit varlığı veya karaciğer kanseri taraması yapılabilir.

Eşlik eden enfeksiyon taraması yapılır. Hepatit C, hepatit D (HBV ile koenfeksiyon veya süperenfeksiyon olarak görülebilir; daha ciddi seyir yaratabilir), HIV, hepatit A serolojisi değerlendirilir. Diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (sifiliz, gonore, klamidya) gerektiğinde test edilir.

Karaciğer biyopsisi akut hepatit B'de rutin yapılmaz. Sadece atipik vakalarda, tanı belirsizliğinde veya başka karaciğer hastalığı şüphesinde düşünülebilir.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Akut hepatit B'nin tedavisi büyük ölçüde destekleyici nitelikte olup, hastaların büyük çoğunluğunda spesifik antiviral tedavi gerektirmez. Çünkü yetişkinlerin yaklaşık yüzde 95'i bağışıklık sistemleri sayesinde virüsü kendiliğinden temizleyebilir. Tedavi yaklaşımı hastalığın şiddetine ve klinik tabloya göre kişiselleştirilir.

Destekleyici tedavi yaklaşımları temeldir. Yatak istirahati genellikle gerekmez; hasta tolere ettiği kadar aktif olabilir. Aşırı fiziksel aktivite ve yorgunluktan kaçınmak önerilir. Yeterli sıvı tüketimi (özellikle bulantı-kusma varsa) önemlidir; dehidratasyon önlenmelidir. Bulantı-kusma şiddetli ise antiemetik ilaçlar verilir; ancak karaciğerden metabolize edilen ilaçlar dikkatli kullanılmalıdır.

Beslenme önerileri arasında küçük ve sık öğünler yer alır. Aşırı yağlı, baharatlı, kızartılmış yiyeceklerden kaçınılması önerilir; bunlar bulantıyı artırabilir. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme genellikle iyi tolere edilir. Yeterli protein alımı önemlidir. Hepatik ensefalopati belirtileri olan hastalarda protein kısıtlaması düşünülebilir; ancak günümüzde rutin protein kısıtlaması önerilmez.

Alkol tüketimi mutlaka kesilmelidir. Alkol karaciğer hasarını ciddi şekilde artırır ve iyileşmeyi geciktirir. Karaciğerden metabolize edilen ilaçlar (parasetamol dahil yüksek dozda, statinler, antikonvülsanlar, bazı antibiyotikler) dikkatli kullanılmalı veya kesilmelidir. Doktor önerisi olmadan herhangi bir ilaç (özellikle bitkisel ilaçlar, sözde "karaciğer destekleyiciler") kullanılmamalıdır; bunlar karaciğeri daha çok zorlayabilir.

Akut hepatit B'de antiviral tedavi rutin önerilmez; çünkü pek çok vaka kendiliğinden iyileşir. Ancak belirli durumlarda antiviral tedavi düşünülmelidir. Fulminan akut hepatit B (akut karaciğer yetmezliği) durumunda nükleozid/nükleotid analogları (tenofovir alafenamid, tenofovir disoproksil, entekavir) başlanmalıdır. Bu durum acil bir tıbbi olay olup karaciğer nakli ünitesi olan merkezlerde takip gerektirir.

Ciddi koagülopati (INR 1.5 ve üzeri), hepatik ensefalopati, ileri yaş, eşlik eden hastalıklar (immün baskılanma, organ nakli alıcısı), iki hafta üzeri süren şiddetli klinik tablo gibi durumlarda da antiviral tedavi düşünülebilir. Antiviral tedavi mortaliteyi azaltır ve kronikleşmeyi önlemeye katkıda bulunur.

Fulminan vakalarda yoğun bakım desteği gerekir. Sıvı-elektrolit dengesi, asit-baz dengesi, hipoglisemi takibi, koagülopati yönetimi, hepatik ensefalopati tedavisi (laktuloz, rifaximin), beyin ödemi önlemleri yapılır. Karaciğer nakli için değerlendirme erkenden başlatılır; King's College kriterleri veya MELD skoru karar verme sürecinde kullanılır. Acil karaciğer nakli hayat kurtarıcı olabilir.

Akut hepatit B'den iyileşen hastaların takibi önemlidir. Klinik bulgular, karaciğer enzimleri, HBsAg, anti-HBs takip edilir. HBsAg'nin altı ay içinde negatifleşmesi iyileşmeyi gösterir; pozitif kalması kronikleşmeyi düşündürür. Anti-HBs pozitifleşmesi kalıcı bağışıklığı gösterir.

Maruziyet sonrası profilaksi (post-exposure prophylaxis) önemli bir konudur. Hepatit B'ye maruz kalan aşısız bireylere mümkün olduğunca erken (ideal olarak 24 saat içinde, en geç 7 gün içinde) hepatit B immünglobulin (HBIG) ve aşı uygulanır. HBIG pasif bağışıklık sağlar; aşı aktif bağışıklık geliştirir.

HBsAg pozitif anneden doğan bebeklere doğumdan sonraki ilk 12 saat içinde HBIG ve hepatit B aşısı uygulanır; bu önlem perinatal bulaşma riskini yüzde 90 oranında önler. Tüm yenidoğanlar rutin hepatit B aşılaması alır.

Önleme stratejileri akut hepatit B'nin tedavisinden çok daha önemlidir. Hepatit B aşısı son derece etkili (yüzde 95 üzeri koruma oranı) ve güvenlidir; standart üç doz şemada (0, 1, 6 ay) uygulanır. Tüm yenidoğanlar, aşılanmamış çocuklar, sağlık personeli, risk grupları, yüksek prevalanslı bölgelere seyahat edenler için önerilir. Türkiye'de 1998'den itibaren rutin yenidoğan aşılaması uygulanmaktadır.

Diğer önleyici stratejiler arasında güvenli cinsel pratikler (kondom kullanımı), güvenli enjeksiyon uygulamaları, kan-organ taraması, sterilizasyon kurallarına uyum (tıbbi, kozmetik işlemler), kişisel hijyen ürünlerinin paylaşılmaması yer alır. Çoklu cinsel partneri olan, madde kullanıcıları için harm reduction (zarar azaltma) programları önemlidir.

Hasta yakınlarının (özellikle eş, partner, aile bireyleri) taranması ve aşılanması mutlaka önerilir. Aşılanmamış aile bireyleri için aşı şeması başlatılır; risk yüksekse HBIG eklenebilir. Hepatit B taşıyıcı bir bireyin aile bireylerinin de düzenli takibi (yıllık) önemlidir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Akut hepatit B çoğunlukla kendiliğinden iyileşen bir hastalık olmakla birlikte, bazı vakalarda ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu komplikasyonların farkında olmak ve uygun yönetim sağlamak yaşam kalitesini ve yaşam süresini korumak için kritiktir.

Kronikleşme akut hepatit B'nin en önemli ve uzun vadeli komplikasyonudur. HBsAg pozitifliği altı ay üzeri devam ederse kronik hepatit B tanısı konulur. Yetişkinlerde kronikleşme oranı yaklaşık yüzde 5 iken, çocuklarda ve özellikle perinatal enfeksiyon geçirenlerde yüzde 90'a kadar yüksek olabilir. İmmün baskılanmış hastalarda da kronikleşme riski artmıştır.

Kronik hepatit B uzun vadede siroz, karaciğer yetmezliği ve hepatosellüler karsinoma (karaciğer kanseri) ilerleyebilir. Kronik hepatit B hastalarının yaşam boyu yüzde 20-30'unda siroz gelişir; sirozlu hastaların yıllık yüzde 1-5'inde karaciğer kanseri görülür. Bu nedenle kronik hepatit B tanısı alan hastaların düzenli takibi ve gerektiğinde antiviral tedavi alması büyük önem taşır.

Fulminan hepatit (akut karaciğer yetmezliği), akut vakaların yüzde 0.1-0.5'inde görülen ciddi ve hayati tehlikeli bir komplikasyondur. Hızla ilerleyen karaciğer yetmezliği, koagülopati (INR yüksek), hepatik ensefalopati (kişilik değişiklikleri, bilinç değişiklikleri, koma), beyin ödemi, çoklu organ yetmezliği ile karakterizedir. Mortalite oranı yüksektir (yüzde 60-80); karaciğer nakli olmadan sağkalım oranı düşüktür. Fulminan hepatit B daha çok hepatit D koenfeksiyonu, ileri yaş, eşlik eden hastalıklar, immün baskılanma durumlarında görülür.

Hepatit D virüsü ile koenfeksiyon önemli bir komplikasyondur. Hepatit D virüsü HBV'ye bağımlı bir virüstür; sadece HBV pozitif kişilerde aktif olabilir. HBV ile aynı anda alınma (koenfeksiyon) veya sonradan alınma (süperenfeksiyon) söz konusu olabilir. Koenfeksiyon daha şiddetli akut hepatit ve daha yüksek fulminan hepatit riski yaratır. Süperenfeksiyon ise kronik karaciğer hastalığını ciddi şekilde kötüleştirir ve hızlandırır.

Karaciğer dışı komplikasyonlar bazı hastalarda görülebilir. Hepatit B ile ilişkili glomerülonefrit (membranöz, membranoproliferatif), idrarda protein kaybı, ödem, böbrek yetmezliği ile başvurabilir. Poliarteritis nodosa, sistemik vaskülit olarak çeşitli organları etkileyebilir; deri, sinir, böbrek, kalp, sindirim sistemi tutulumu görülür. Bu hastalık ciddi sistemik bulgular yaratır ve immün baskılayıcı tedavi gerektirebilir.

Krioglobulinemi (özellikle tip II), kandaki anormal proteinlerin soğukta çökelmesi ile karakterize bir durumdur. Deri belirtileri (purpura, ülserasyonlar), eklem ağrıları, sinir tutulumu, böbrek tutulumu görülür. Aplastik anemi, otoimmün hemolitik anemi, trombositopeni gibi hematolojik komplikasyonlar gelişebilir.

Dermatolojik komplikasyonlar arasında papüler akrodermatit (Gianotti-Crosti sendromu - özellikle çocuklarda), ürtikeryal vaskülit, eritema nodosum yer alır. Nörolojik komplikasyonlar nadir ancak ciddidir: Guillain-Barré sendromu, transvers miyelit, periferik nöropati görülebilir.

İmmün baskılanma durumunda hepatit B reaktivasyonu önemli bir konudur. Kemoterapi, rituksimab gibi B hücre tükenmesi sağlayan tedaviler, organ nakli sonrası immün baskılayıcı tedavi, HIV ile koenfeksiyon, anti-TNF tedavisi, kortikosteroid kullanımı sırasında daha önce iyileşmiş veya gizli hepatit B reaktive olabilir. Bu durum ciddi akut hepatit, fulminan hepatit ve ölümcül seyirle sonuçlanabilir. Bu nedenle bağışıklık baskılayıcı tedavi öncesi mutlaka HBsAg ve anti-HBc taraması yapılmalı; gerektiğinde profilaktik antiviral tedavi başlanmalıdır.

Gebelik komplikasyonları açısından akut hepatit B gebeliği erken doğum, düşük doğum ağırlığı riski açısından artırabilir. Anneden bebeğe perinatal geçiş riski yüksektir; uygun önlemlerle (HBIG ve aşı) bu risk yüzde 90 önlenir.

Yaşam kalitesi etkileri arasında sürekli yorgunluk, depresyon, anksiyete, sosyal damgalanma yer alır. Akut hepatit B'nin uzayan iyileşme dönemi (bazı hastalarda haftalar-aylar sürebilir) yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir.

Tedaviye bağlı komplikasyonlar (antiviral kullanım durumunda) genellikle hafiftir. Tenofovir uzun süreli kullanımda böbrek ve kemik üzerinde yan etkilere neden olabilir; entekavir nadiren laktik asidoz yapabilir. İlaç direnci, antiviral tedavinin uzun süreli kullanımı sırasında gelişebilir.

Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?

Hepatit B virüsü kan ve vücut sıvıları yoluyla bulaşan bir virüstür. Bulaşma yollarının doğru anlaşılması hem korunma hem de yaygın yanlış inançların önlenmesi açısından önemlidir. Hepatit B, HIV'den yaklaşık 100 kat daha bulaşıcıdır; bu nedenle güvenli pratikler büyük önem taşır.

Cinsel temas yoluyla bulaşma sık bir yoldur. Korunmasız cinsel ilişki, çoklu partner, yeni partner, anal cinsel ilişki, eşlik eden cinsel yolla bulaşan hastalıklar bulaşma riskini artırır. Hepatit B virüsü semen, vajinal sıvı ve diğer cinsel sıvılarda bulunur. Kondom kullanımı bulaşma riskini büyük ölçüde azaltır.

Perinatal bulaşma (anneden bebeğe geçiş) önemli bir bulaşma yoludur. HBsAg pozitif anne, gebelik veya doğum sırasında bebeğe virüsü geçirebilir. Anne aynı zamanda HBeAg pozitif ise bulaşma riski yüzde 70-90'a yükselir; HBeAg negatif annelerde risk yüzde 10-40 arasındadır. Bebeğe doğumdan sonraki ilk 12 saat içinde HBIG ve hepatit B aşısı uygulanması bu bulaşmayı yüzde 90 oranında önler.

Kan ve kan ürünleri yoluyla bulaşma, hepatit B'nin önemli bir bulaşma yoludur. Damar yoluyla madde kullananlar, ortak iğne, şırınga, madde kullanım malzemesi paylaşanlar yüksek risk altındadır. Modern kan tarama sistemleri sayesinde transfüzyon yoluyla bulaşma günümüzde çok nadirdir; ancak hâlâ minimal risk vardır.

Tıbbi maruziyetler önemli bulaşma yollarındandır. Steril olmayan koşullarda yapılan tıbbi işlemler, diş tedavileri, cerrahi girişimler, hemodiyaliz, akupunktur, dövme, piercing risk yaratabilir. Çok küçük miktarlarda kanla bile bulaşma mümkündür. Yetersiz sterilize edilmiş tıbbi aletler önemli bir bulaşma kaynağıdır.

Kişisel hijyen ürünlerinin paylaşımı bulaşma riski yaratır. Jilet, tırnak makası, diş fırçası, manikür-pedikür aletleri, kanla kontamine olabilecek herhangi bir kişisel eşyanın paylaşımı dikkatle kaçınılması gereken bir durumdur. Hepatit B virüsü vücut dışında yedi gün ve daha uzun süre canlı kalabilir; bu nedenle kontamine yüzeyler ve eşyalar bulaşma kaynağı olabilir.

Aile içi yakın temas önemli bir bulaşma yoludur. HBsAg pozitif birey ile aynı evde yaşayanlarda bulaşma riski vardır; özellikle çocuklar yüksek risk altındadır. Bu nedenle aile bireylerinin taranması ve aşılanması önemlidir.

Mesleki maruziyet sağlık personelinde önemli bir bulaşma yoludur. İğne batması, kesici alet yaralanmaları, kan ve vücut sıvıları teması ile bulaşma olabilir. Hepatit B'nin iğne batması başına bulaşma riski yüzde 30 civarındadır (HIV için yüzde 0.3, hepatit C için yüzde 1-2). Bu nedenle tüm sağlık personeli için hepatit B aşısı zorunludur.

Hepatit B virüsünün bulaşmadığı yollar konusunda yaygın yanlış inançlar vardır. HBV günlük sosyal temasla bulaşmaz. El sıkışma, sarılma, öpüşme (yara veya kanama yoksa), aynı yemek kabını paylaşma, aynı tuvalete oturma, aynı havuza girme, hapşırma, öksürme, hava yoluyla, böcek ısırıkları yoluyla bulaşmaz. Tükürük, gözyaşı, idrar, ter (yara yoksa) hepatit B bulaştırmaz.

Emzirme genel olarak güvenli kabul edilir; bebek doğumda HBIG ve aşı aldıysa emzirme yasak değildir. Meme uçlarında çatlak veya kanama varsa geçici olarak dikkat edilebilir; ancak rutin olarak emzirmenin kesilmesi gerekmez. Yiyecek, su, içecekler ile bulaşma söz konusu değildir.

Virüsün çevresel stabilitesi yüksek olduğu için kontamine yüzeylerden bulaşma teorik olarak mümkündür. Kuru kan damlaları üzerindeki HBV en az 7 gün canlı kalabilir. Yüzeylerin yüzde 0.5 sodyum hipoklorit (çamaşır suyu) ile temizlenmesi virüsü inaktive eder.

"İdeal vurus konsantrasyonu" anlamında, hepatit B virüsü kanda en yüksek konsantrasyonda bulunur. Vücut sıvılarındaki HBV konsantrasyonları azalan sıralarla: kan > semen > vajinal sıvı > tükürük (eğer ağız içi kanama varsa) > diğer vücut sıvıları.

HBeAg pozitif kişiler en yüksek bulaşıcılığa sahiptir; viral yük çok yüksektir. HBeAg negatif kişilerde bulaşıcılık daha düşüktür. Antiviral tedavi alan ve viral yükü baskılı kronik hepatit B hastalarında bulaşıcılık önemli ölçüde azalır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Akut hepatit B belirtileri ortaya çıktığında veya risk faktörleri varsa uygun zamanda tıbbi destek almak hem hızlı tanı hem de bulaşmanın önlenmesi açısından kritiktir. Belirtilerin tanınması ve risk değerlendirmesi büyük önem taşır. Vücudunuzun verdiği sinyalleri görmezden gelmemek ve şüpheli durumlarda profesyonel destekten çekinmemek erken tanı için kritiktir.

Sarılık belirtileri (gözlerde ve ciltte sararma, idrar renginde koyulaşma, dışkı renginde solgunlaşma) mutlaka acil değerlendirme gerektirir. Sarılık her zaman ciddi bir karaciğer durumunun göstergesi olabilir ve akut hepatit B dahil pek çok karaciğer hastalığının belirtisidir. Şiddetli karın ağrısı (özellikle sağ üst kadran), bulantı-kusma, açıklanamayan halsizlik, eklem ağrıları, ateş gibi belirtiler bir arada görüldüğünde değerlendirme yapılmalıdır.

Riskli temas sonrası bir an önce başvuru yapılmalıdır. Korunmasız cinsel ilişki, kondomun yırtılması, ortak iğne kullanımı, HBsAg pozitif olduğunu sonradan öğrendiğiniz partnerle ilişki, cinsel saldırı, mesleki maruziyet (iğne batması, kan teması), steril olmayan dövme/piercing işlemleri sonrası mutlaka değerlendirme alınmalıdır. Maruziyet sonrası ilk 24 saat içinde, en geç 7 gün içinde HBIG ve aşı uygulanması bulaşmayı önleyebilir.

Hepatit B aşısı olmayan veya aşı durumu bilinmeyen bireyler özellikle dikkatli olmalıdır. 1998 öncesi doğanlar (Türkiye'de rutin aşılama bu tarihte başlamıştır) aşılanmamış olabilir; risk durumlarında veya planlı tıbbi işlemler öncesi aşı durumu kontrol edilmelidir. Aşı durumu net olmayan kişiler kolayca anti-HBs testi ile değerlendirilebilir.

Acil değerlendirme gerektiren ciddi belirtiler: ileri sarılık, kusmaktan dolayı sıvı alamama, dehidratasyon, ciddi karın ağrısı, kanama eğilimi (burun kanaması, diş eti kanaması, ciltte morluklar), bilinç değişiklikleri, konfüzyon, uyku düzensizliği, kişilik değişiklikleri (hepatik ensefalopati belirtileri), karında şişlik (asit), yaygın ödem, şiddetli halsizlik.

Yüksek risk gruplarındaki bireyler periyodik tarama yaptırmalıdır. Madde kullanım öyküsü olanlar, çoklu partneri olanlar, sağlık personeli, yüksek prevalanslı bölgelerden gelenler, hemodiyaliz hastaları, kronik karaciğer hastalığı olanlar, HIV pozitifler, HBsAg pozitif kişilerle aile içi temas olanlar, hapishane sakinleri, mülteciler tarama yaptırmalıdır.

Tüm gebe kadınlar HBsAg açısından mutlaka taranmalıdır. Pozitif bulunanlarda HBeAg, HBV-DNA, anti-HDV gibi ek testler yapılır. Pozitif anneden doğacak bebek için özel önlemler (doğumdan sonra ilk 12 saatte HBIG ve hepatit B aşısı) planlanır.

İmmün baskılayıcı tedavi alacak hastalar mutlaka HBsAg ve anti-HBc açısından taranmalıdır. Kemoterapi, rituksimab, anti-TNF tedavi, organ nakli sonrası tedaviler, uzun süreli kortikosteroid kullanımı öncesi tarama hayati önem taşır. Aktif veya gizli hepatit B saptanırsa reaktivasyon önleme için profilaktik antiviral tedavi başlanmalıdır.

Hepatit B tanısı alan kişilerin partnerleri, ev içi yakın temaslıları, çocukları mutlaka taranmalı ve aşılanmalıdır. Aile bireylerinin durumu netleştirilmelidir.

Akut hepatit B tanısı alan hastaların düzenli takipte olması büyük önem taşır. Klinik takip, karaciğer enzimleri, HBsAg, anti-HBs altı ay süreyle izlenir. HBsAg'nin altı ay sonunda negatifleşmesi iyileşmeyi gösterir; pozitif kalması kronikleşmeyi düşündürür ve daha uzun süreli takip gerektirir.

Akut hepatit B'den iyileşen kişiler anti-HBs pozitif olduktan sonra ömür boyu bağışıklığa sahiptir; aşıya gerek yoktur. Anti-HBc pozitif olan hastalarda immün baskılayıcı tedavi planlanıyorsa mutlaka dikkat edilmelidir; reaktivasyon riski vardır.

Son Değerlendirme

Akut hepatit B, ciddi bir enfeksiyon hastalığı olmakla birlikte, çoğu yetişkinde kendiliğinden iyileşen bir durumdur. Modern tıp ve özellikle etkili aşı sayesinde hepatit B önemli ölçüde önlenebilir bir hastalık haline gelmiştir. Türkiye'de 1998'den itibaren rutin yenidoğan aşılaması yapılmakta ve aşı kampanyalarıyla toplum bağışıklığı sağlanmaktadır. Hepatit B aşısı son derece etkili (yüzde 95 üzeri koruma oranı) ve güvenlidir; tüm yeni doğanlar, aşılanmamış çocuklar, sağlık personeli, risk grupları için önerilir. Erken tanı ve uygun yönetim, akut hepatit B'nin başarılı sonuçlanması ve komplikasyonlardan kaçınılması için önemlidir. Yetişkin hastalarda büyük çoğunluğu antiviral tedavi gerektirmeden kendiliğinden iyileşse de, fulminan hepatit B gibi ciddi vakalarda antiviral tedavi ve hatta karaciğer nakli gerekebilir. Akut hepatit B'nin kronikleşmesi (özellikle bebek ve çocuklarda) önemli bir uzun vadeli komplikasyondur; kronik hepatit B siroz ve karaciğer kanserine ilerleyebilir. Bu nedenle altı ay süreli takip kritiktir. Hepatit B virüsü HIV'den çok daha bulaşıcıdır; bu nedenle güvenli cinsel pratikler, güvenli enjeksiyon uygulamaları, sterilizasyona dikkat etmek, kişisel hijyen ürünlerinin paylaşılmaması önemli önleyici stratejilerdir. Maruziyet sonrası profilaksi (HBIG ve aşı kombinasyonu) zamanında uygulandığında bulaşmayı yüksek oranda önler. Tüm gebelerin HBsAg taraması ve pozitif annelerden doğan bebeklere doğumdan sonra hızlı immünprofilaksi uygulanması perinatal bulaşmayı dramatik şekilde azaltır. İmmün baskılayıcı tedavi alacak hastalarda hepatit B taraması ve gerektiğinde profilaktik antiviral tedavi hayati önem taşır. Multidisipliner ekip yaklaşımı (enfeksiyon hastalıkları uzmanı, gastroenteroloji, hepatoloji, eczacı, beslenme uzmanı) optimum tedavi sonuçları için kritik öneme sahiptir. Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümü, hepatit B tanısı, tedavisi, takibi ve önleme stratejilerinde uzman ekibiyle hastalara destek sunar. Bu yolculukta yalnız olmadığınızı, deneyimli bir ekiple birlikte ilerlediğinizi unutmamak hem siz hem de yakınlarınız için önemli bir moral kaynağıdır. Erken tanı, doğru yönetim, etkili önleyici stratejiler ve aşılama ile akut hepatit B günümüzde başarıyla yönetilebilen ve önlenebilen bir hastalık haline gelmiştir.

Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Akut Hepatit B nasıl bir hastalık, vücudumda ne yapıyor?
Akut Hepatit B, karaciğerin virüs yüzünden aniden iltihaplanmasıdır. Vücudun bu virüsle ilk kez karşılaşmasıyla ortaya çıkar ve genellikle karaciğerde geçici bir hasara yol açar.
Bende Akut Hepatit B mi var, nasıl anlarım?
Genellikle aşırı halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı ve göz aklarında sararma gibi belirtilerle kendini gösterir. Eğer idrar rengin koyulaştıysa veya karnının sağ üst kısmında ağrı hissediyorsan bir kan testi yaptırman en iyisidir.
Akut Hepatit B bulaşıcı mı, nasıl geçer?
Evet, bulaşıcıdır. Temel olarak kan yoluyla, korunmasız cinsel ilişkiyle veya virüslü bir kişinin kişisel eşyalarının (diş fırçası, tıraş bıçağı gibi) ortak kullanımıyla bulaşabilir.
Akut Hepatit B ölümcül mü, korkmalı mıyım?
Çoğu yetişkin vücudu bu virüsü kendi kendine yener ve iyileşir. Çok nadir durumlarda ağır karaciğer yetmezliğine yol açabilir, bu yüzden doktor takibi altında olmak önemlidir.
Akut Hepatit B geçer mi, yoksa ömür boyu sürer mi?
Akut formu genellikle 6 ay içinde vücuttan temizlenir. Ancak bazen virüs vücuttan atılamaz ve hastalık kronikleşerek ömür boyu süren bir duruma dönüşebilir.
Akut Hepatit B olduğumu öğrenirsem normal hayatıma devam edebilir miyim?
İyileşme sürecinde vücudun dinlenmeye ihtiyaç duyar, bu yüzden bir süre iş ve spor temposunu azaltman gerekebilir. Kendini iyi hissettikçe doktorunun onayıyla yavaş yavaş eski düzenine dönebilirsin.
Akut Hepatit B olunca ne yememeli, özel bir diyet var mı?
Karaciğeri yormamak için alkolden kesinlikle uzak durmalısın. Ayrıca yağlı, ağır ve çok baharatlı yiyecekler yerine sindirimi kolay, dengeli ve sağlıklı besinler tüketmek iyileşmeni hızlandırır.
Bu hastalıktan nasıl korunurum?
En etkili korunma yöntemi Hepatit B aşısıdır. Ayrıca cinsel ilişkide korunmak ve başkalarıyla kişisel hijyen ürünlerini (diş fırçası, jilet gibi) ortak kullanmamak riski büyük oranda düşürür.
Hangi durumda acile gitmem gerekir?
Eğer bilincin bulanıklaşırsa, aşırı derecede kusuyorsan veya gözlerindeki sararma çok hızlı bir şekilde artarsa vakit kaybetmeden acil servise gitmelisin.
Doğal yöntemler veya bitkisel çaylar Hepatit B'yi olumlu etkiler mi?
Tıbbi tedavi yerine geçen bir bitkisel yöntem yoktur. Bazı bitkiler karaciğeri daha fazla yorabileceği için, doktoruna danışmadan hiçbir bitkisel takviye veya karışım kullanmamalısın.
Hamilelikte Akut Hepatit B kaparsam ne olur?
Hamilelik sırasında bu virüsü kapmak hem anne hem de bebek için yakın takip gerektirir. Bebeğe geçişi önlemek için doğumdan hemen sonra bebeğe özel koruyucu aşı ve serum uygulanması gerekir.
Çocuklarda Akut Hepatit B belirtileri farklı mı?
Çocuklarda belirtiler yetişkinlere göre daha hafif seyredebilir veya hiç fark edilmeyebilir. Genellikle iştahsızlık ve karın ağrısı gibi basit şikayetlerle kendini gösterebilir.
Yaşlılarda bu hastalık daha mı ağır seyreder?
Yaşlılarda bağışıklık sistemi daha zayıf olabileceği için hastalık biraz daha yavaş iyileşebilir veya vücudu daha çok yorabilir. Bu yüzden yaşlı hastaların daha dikkatli takip edilmesi gerekir.
Akut Hepatit B cinsel hayatımı etkiler mi?
Hastalık aktifken ve virüs vücudundayken partnerine bulaştırma riskin yüksektir. İyileşene ve virüs vücuttan atılana kadar cinsel temastan kaçınmak veya mutlaka korunmak gerekir.
Akut Hepatit B stresle veya yorgunlukla mı tetiklenir?
Stres ve yoğun yorgunluk hastalığı başlatmaz, sadece vücut direncin düştüğünde virüsle savaşmanı zorlaştırabilir. Hastalığın ana nedeni virüsün vücuda girmesidir.
Vitamin veya mineral eksikliği Hepatit B yapar mı?
Hayır, vitamin eksikliği doğrudan Hepatit B yapmaz. Ancak vücudun genel direnci düşükse, virüsle karşılaştığında hastalığı daha ağır hissetmene neden olabilir.
Hepatit B olduğumu öğrendim, evdeki aile bireylerine bulaştırır mıyım?
Kan yoluyla bulaşan bir hastalık olduğu için evde jilet, diş fırçası gibi eşyaları ayırman yeterlidir. Aile bireylerinin aşı durumlarını kontrol ettirerek aşı olmalarını sağlamak en güvenli yoldur.
İyileştiğimi nasıl anlarım, tekrar test yaptırmalı mıyım?
Doktorun belirli aralıklarla kan testleri yaparak karaciğer enzimlerine ve virüs yüküne bakar. Test sonuçların normale döndüğünde ve virüs temizlendiğinde iyileşmiş sayılırsın.
Akut Hepatit B aşı ile geçer mi?
Aşı, hastalığı kapmadan önce seni korumak içindir. Zaten hasta olduysan aşı hastalığı tedavi etmez, iyileşme süreci vücudun virüsle mücadelesine bağlıdır.
Hastalık sırasında neden çok halsizim?
Vücudun virüsle savaşmak için tüm enerjisini kullanıyor ve karaciğerin kendini onarmaya çalışıyor. Bu yüzden normalden çok daha fazla yorgun hissetmen oldukça doğaldır.
Akut Hepatit B kalıtsal mı, çocuğuma geçer mi?
Hayır, kalıtsal bir hastalık değildir; genetik olarak geçmez. Ancak hamilelik sırasında veya doğum anında anneden bebeğe bulaşma riski vardır.
Hastalık süresince neden gözlerim sararıyor?
Karaciğerin işlevleri bozulduğunda, vücuttaki 'bilirubin' maddesi kanda birikir. Bu da göz aklarının ve cildin sarımtırak bir renk almasına neden olur.
Akut Hepatit B vücudumda ne kadar süre kalır?
Virüsün vücuda girmesi ile belirtilerin başlaması arasında genellikle 1 ila 4 ay sürer. İyileşme süreci ise kişiden kişiye değişmekle birlikte birkaç haftadan birkaç aya kadar uzayabilir.
İyileştikten sonra tekrar Hepatit B olabilir miyim?
Hastalığı geçirip iyileştiysen vücudun genellikle bağışıklık kazanır ve aynı virüsü tekrar kapmazsın. Ancak başka tür hepatit virüsleri kapma riskin her zaman devam eder.
WhatsApp Online Randevu