Dünya Hipertansiyon Günü

Hipertansiyon,  erişkin populasyonda görülen en sık  kronik hastalıklardan biridir. Erişkinlerde (>18 yaş) hekim tarafından yapılan standart ölçüm ile sistolik KB ≥140 mmHg ve/ veya diyastolik KB ≥90 mmHg olması hipertansiyon (yüksek KB) olarak tanımlanmaktadır.Ölçülen kan basıncı düzeyine göre sınıflandırma aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

KATEGORİ

SİSTOLİK

 

DİYASTOLİK

Yüksek Normal

130-139

ve/veya

85-89

Evre 1 Hipertansiyon

140-159

ve/veya

90-99

Evre 2 Hipertansiyon

160-179

ve/veya

100-109

Evre 3 Hipertansiyon

>180

ve/veya

>110

İzole sistolik hipertansiyon

>140

ve

>90



Yüksek tansiyonu olan hastaların %95’i primer (esansiyel) hipertansiyon olup %5’inde  böbrek hastalıkları, böbrek atar damar darlıkları , böbrek üstü bezi anomalileri ve uyku apne sendromu gibi altta yatan nedenlere bağlı oluşabilmektedir.
Ülkemizde yapılan epidemiyolojik çalışmalarda   hipertansiyon prevalansı  %31.8 (kadınlarda %36.1, erkeklerde %27.5)  olarak saptanmıştır. Hipertansiyon; kalp hastalıkları, inme, böbrek hastalığı ve erken ölüm gibi kötü sonuçlarla yakından ilişkilidir. Bu nedenle hipertansiyon  tanısı ve kontrol altına alınması toplum  sağlığı ve ekonomi alanında  oluşturduğu yük açısından önem arz etmektedir. Bu anlamda hipertansiyon tanısının net olarak konulabilmesi amaçlı olarak ülkemizde önemli tıbbi derneklerin ortaklaşa hazırladıkları Türk Hipertansiyon Uzlaşı raporunda hipertansiyon tanımlaması açık olarak anlatılmıştır (Figür)

Hipertansiyon tanısı konulması ile beraber , altta yatan bir neden olup olmadığının araştırılması  ve hedef organ hasarı, ve kalpdamar hastalığı  risklerini değerlendirmek üzere her hastada temel bazı laboratuvar ve görüntüleme tetkikleri, iç hastalıkları uzmanları, nefroloji ya da kardiyoloji uzmanları tarafından mutlaka yapılması gereklidir. Hipertansiyon tedavisinde esas olan ise, hasta bireyesel olarak değerlendirilerek hedef kan basıncına ulaşabilmetir.  Hipertansiyon tedavisinin temelinde düzenli egzersiz, ideal kiloya ulaşmak, tuz alımın 5 gram ile kısıtlanmaı gibi  yaşam tarzı değişiklikleri yatar.Aynı zamanda hipertansiyon tedavisinin önemli bir bölümünü ilaç tedavisi oluşturur. Tüm tedavilere dirençli hipertansiyon durumunda,  altta yatabilecek olası nedenler hekim tarafından araştırılmalıdır.


İlaç tedavisinin başarısında hasta uyumu çok önem taşımaktadır. Kişiye uygun ilaç seçimi, kan basıncını kontrol altına almakla kalmayıp , hastanın kalp ve börek sağlığını da koruyacak nitelikte olup, hastaların bu ilaçlar bağımlılık yapar endişesiyle  tedavilerini doktorlarına danışmadan kesmeleri en önemli tedavi direnci nedenini oluşturmaktadır. Tedaviye uyum çok önemli olmakla birlikte hastaya uygun ilaç seçimi de çok önemlidir.


Hipertansiyon sık görülen ve tedavi edilebilen bir hastalık olmasına rağmen, farkındalığı ve kontrol altına alınma oranları tüm dünyada düşük seyretmektedir. Ükemizde 2003 yılında yapılan  bir çalışmada, toplumda tarama yapılan kişilerin %32.2’sinin daha önce hiç kan basıncı ölçümü yaptırmadığı saptanmıştır. 2012 yılında yapılan çalışmada ise bu oran %21.9 olarak bulunmuştur. 2003 yılında hipertansiyon vakalarının %40.7’si hastalığın farkında iken 2012 yılında bu oran %54.7 olarak saptanmıştır. İlaç tedavisi alanların oranı 2003’te %31.1 iken 2012’de %47.4’e ve KB kontrolü de %8.1’den %28.7’ye yükselmiştir. Her ne kadar farkındalık ve kontrol oranları yıllar içinde düzelme gösterse de bu oranlar hedeflenen düzeye ulaşamamıştır.
                                                                 
Sağlık bakanlığı' nın verilerine göre ülkemizde her dört ölümden biri hipertansiyona bağlı olarak gelişmektedir. Bu nedenle, toplum farkındalığını artırmak amaçlı olarak her yıl 17 mayıs günü Dünya Hipertansiyon Günü olarak kutlanmaktadır. Böbrek hastalıkları ve kalp-damar hastalıklarının tanı, tedavi ve kontrolünün her aşamasında hipertansiyonun muldisipliner yaklaşımla erken tanı ve tedavisi çok önemli olup, özellikle yaşam kalitesinin yüksek devam etmesi ve ölüm oranlarının azaltmada en önemli tedavi konusu olmaya devam edecektir.

Doç. Dr. Serpil Müge DEĞER
Yüksek İhtisas Üniversitesi Tıp Fakültesi
Koru Ankara Hastanesi İç Hastalıkları ABD/ Nefroloji BD

 

15.05.2018