İNME NEDİR? NASIL TEDAVİ EDİLİR?

İnme , beynin ani damar tıkanıklığı veya kanamasına bağlı olarak gelişen fonksiyon kaybıyla seyreden bir durumdur.

Akut inme; Nörolojik aciller arasında en sık görülen hastalıklar grubundadır.Aynen kalp krizi gibi acil ve dikkatli bir şekilde tedavisi gerekmektedir. Aksi takdirde ciddi özürleyici sekel, hatta ölümle sonuçlanabilir. Tüm inmelerin 3/4 ü iskemik dediğimiz damar sertliği sonucu damar tıkanıklığına bağlı olarak veya damarın pıhtı ile tıkanması sonucu gelişir. 1/4 ü ise beyin kanamalarına bağlı olarak gelişir. İnme kalp damar hastalıkları ve kanserden sonra en sık 3. ölüm nedenidir. Ayrıca özürlülük yaratan hastalıklar arasında birinci sırada yer almaktadır.


İnmede ani gelişen bir beden yarısında güç kaybı veya duyu kaybı olabilir.Hasta aniden konuşma becerisini kaybedebilir. Aniden görme bozukluğu, çift görme veya gözlerde şaşılık şeklinde kaymalar olabilir.Ani gelişen baş dönmesi ve denge kaybı oluşabilir. Bazen de hastanın tamamıyla bilincinin kapanması şeklinde seyredebilir.


İnme hastalarında altta yatan nedenler vardır.Bunlardan en önemlileri sigara,hipertansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, genetik yatkınlık, sedanter yaşam, obezite, kolesterol yüksekliğidir. Risk faktörleri tesbit edilen hastaların inme geçirmeden önce bunların düzeltilmeye çalışılması  koruyucu hekimliğin en önemli görevi olmalıdır.


Beyin kanamalarında eğer acil cerrahi müdahale düşünülmüyorsa , hasta Yoğun bakım ünitesinde izleme alınır ve hayati fonksiyonları stabilize edilmeye çalışılır. Kanamanın sıkı takibi yapılır. Uzun dönemde ise hastanın beyin kanamasına neden olan hastalığının tedavisi ve fizik tedavisi yapılır.


Damar tıkanıklığına bağlı inmelerde beyni besleyen damar tıkanınca beynin oksijen ve glukoz akımının kesilmesine bağlı beyin hücresi hasarı  gerçekleşir.Çabuk müdahale edilmediği takdirde bu hücre hasarı geri dönüşsüz hale gelir ve hücre ölümü olabilir. Bu hücreler hasarlanınca sorumlu oldukları görevleri yerine getiremezler ve hastalar bazen hayatlarının geri kalan kısmını felçli olarak yürüyemez, konuşamaz, oturamaz halde bir başkasının bakımına muhtaç şekilde sürdürmek zorunda kalırlar.Bu nedenle  damar tıkanıklığına bağlı inme nedeni ile hastaneye başvuran hastalarda  zamanla yarışılır , eğer hasta ilk 3 saatte hastaneye ulaşabilmişse son yıllarda uygulanmaya başlanan damar açıcı tedavi( Trombolitik tedavi) uygulanması için hastanın uygun olup olmadığı araştırılmaya başlanır. Acil olarak beyin tomografisi veya beyin MRG si çekilir, hastanın rutin kan tetkikleri yapılır. Tıkanan damarın açılması hayatta kalım oranını  arttırıcı ve sekel oranını azaltıcı etkisi bulunmaktadır. İlk 6 saatte hastaneye getirilen hastalarda endovasküler rekanalizasyon ve reperfüzyon tedavisi denen ve anjio ile yapılan tedavi seçeneği de bulunmaktadır. Ancak çok deneyimli nörogirişimsel uzmanları bu tedaviyi yapabilmektedir.Maalesef ülkemizde sayılı merkezlerde bu tedavi yapılabildiği için çoğu hasta bu tedavi seçeneğine sahip olamamaktadırlar. İnme eğer uykudan uyanınca fark edilmişse veya kesin oluş zamanı bilinmiyorsa ya da hastanın hastaneye geliş süresi gecikmişse damar açıcı tedaviler uygulanamaz. Bu durumda Yoğun bakım ünitelerinde hastanın hayatta kalımı sağlamaya yönelik yaşamsal fonksiyonlarının takibi, beyin ödemi takip ve tedavisi yapılır. Tehlikeli dönemi atlatıp hayatta kalabilen hastalara ise Fizik tedavi programları ile kaybettikleri fonksiyonları geri kazandırılmaya çalışılır. Zamanında hastaneye getirilen ve damar açıcı tedaviye uygun hastalara damar yolundan ilaçları verilir ve yoğun bakım ünitesinde takipi yapılır. Çoğunlukla bu tedaviyi alma şansına erişen hastaların sekel oranında ciddi bir azalma görülür. Ancak bazı hastalarda bu tedavinin bir komplikasyonu olarak beyin kanaması tabloya eklenir. Bu durumda beyindeki basıncı azaltmaya yönelik olarak operasyon gündeme gelir. Bu hastalarda ölüm oranı ,kanama olmayan hastalarla karşılaştırıldığında anlamlı olarak yüksektir.


Her  inme hastasının  geniş donanıma sahip hastanelere acil olarak ulaştırılması ve damar açıcı tedavi uygulama imkanının hastaların elinden alınmaması gerekmektedir. Türkiyedeki her hastanenin bu donanıma sahip olması dileğiyle...

 

25.06.2018