Prostat Kanserinin Erken Teşhisinde PSA'nın Önemini Biliyor Musunuz?

PSA, İngilizce adıyla Prostate Specific Antigen kelimesinin baş harflerinin kısaltılmasıdır ve Türkçe prostata özgün madde anlamına .PSA erkelere özgüdür. Yani bayanlarda bulunmaz. Kandan bakılan bir testtir. Prostat bezinden salınır ve sperm içerisine salınır ancak bir miktar kan dolaşımına geçer. Prostat bezi hücrelerinin tahribatı genellikle prostat kanserinde meydana geldiği için Prostat kanserli hastaların kanlarında ölçülen PSA değerleri yüksek olarak ölçülmektedir.


PSA testi ilk olarak 1986 yılında prostat kanserinin ilerleyişini takip etme amaçlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1994 yılında FDA kurumu tarafından prostat kanseri için parmakla rektal muayene ile birleştirilmiş şekilde bir prostat kanseri için tarama testi olarak kabul edilmiştir.


Prostat kanserinde yükselen PSA değerleri kanser dışında; iyi huylu prostat büyümesi, prostatit denilen prostat bezinin iltihabı, meni boşalması (ejekülasyon), prostat biyopsisi, parmakla rektal muayene, idrar yolu enfeksiyonu ve idrar yolu ameliyatları sebebiyle artabilir. Bu nedenle PSA nın yükselmesini doğru bir şekilde değerlendirebilmek için; ejekülasyondan   48 saat sonra, prostat masajından 3 gün geçtikten sonra, transrektal ultrasondan 7 gün ve prostat biyopsisinden 6 hafta geçtikten sonra PSA ölçümü tekrarlanmalıdır.


PSA düzeyleri için özel bir normal ya da anormal değer aslında yoktur. Geçmişte bu düzey 4.0 ng/ml olarak kabul edilirdi. Bu düzeyin üstündeki değerlerde sıklıkla prostat biyopsisi önerilirdi. Ancak son zamanlarda değeri 2.5’a kadar indiren yayınlarda bulunmaktadır. Bunun sebebi PSA düzeyi 2.5 ile 4 arasında çıkanların %25’inde prostat kanseri tespit edilmesidir.
Hatta bu sebeple yaşa göre PSA normal değerleri belirlenmeye başlamıştır. Buna göre
✓ 40-49 yaş 0 – 2.5 ng/ml
✓ 50-59 yaş 0 – 3.5 ng/ml
✓ 60-69 yaş 0 – 4.5 ng/ml
✓ 70 üzeri    0 – 6.5 ng/ml olarak belirlenmiştir.


Genelde 50 yaşını geçen her erkeğin yılda en az bir defa PSA testi yaptırması önerilmekte. Ancak 1. derece aile üyeleri arasında prostat kanseri hikayesi varsa, 45 yaşından itibaren PSA taraması gerektiği vurgulanmakta. PSA düzeyleri yaşla beraber doğal bir yükseliş gösterir fakat bu oran yılda 2 ng/ml ya da daha fazlasına ulaşırsa prostat kanseri riski oluşur. Bunun dışında 4-10 ng/ml arasındaki değerler, şüpheli sınır değerlerdir. 10 ng/ml üzerinde çıkan değerler ise yüksek olarak değerlendirilir.


PSA kanda düşük olarak da tespit edilebilir. Bu durum bazı yayınlarda testosteron düşüklüğü ile ilişkilendirilmektedir. Ayrıca prostat küçültücü bazı ilaçlar (finasteride, dutasteride) PSA düzeylerini yalancı olarak düşük gösterebilmektedir.
 
PSA değerinin normalden yüksek ancak 10’un altında çıkması durumunda prostat kanserinden başka birçok sebep olabileceği için PSA testinin prostat kanserine daha özgü olmasına yönelik çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi; PSA’nın proteinlere bağlanmamış serbest şeklinin (Free PSA) toplam PSA miktarına bölünmesi ile elde edilen orandır. Prostat kanseri olmayan erkeklerde PSA’nın %75’i bağlı, %25’i serbest haldeyken, prostat kanserlilerde ise PSA’nın %90 bağlı, %10’u serbest haldedir.


Bir diğer değerlendirme PSA velositesidir. Kandaki PSA değerinin belirli bir süre içerisindeki artış hızı demektir. Yıllık 0.75 ng/ml’nin üzerindeki artışlarda kanser saptama spesifikliği %90 ve sensitivitesi %80 olarak bildirilmiştir.
PSA dansitesi de PSA değerinin, prostat hacmine bölünmesi ile elde edilir. PSA seviyesi 4-10 ng/ml arasında olanlarda 0.15 veya daha yüksek PSA dansite değeri olan hastalarda prostat kanseri olma ihtimali yüksek olduğu bildirilmiş ve bu hastalara prostat biyopsisi önerilmiştir.


Ayrıca PSA düzeyi ne olursa olsun rektal muayenede şüpheli nodül varlığında da biyopsi önerilmektedir.
PSA değerinin yüksek çıkması kanser şüphesi taşımakla birlikte kesin tanı için yeterli değildir. Sadece prostattan alınan bir örnek (Prostat biyopsisi) sayesinde kanser teşhisi konulabilir.
 
Prostat biyopsisi, makatta rektum denilen kalın bağırsağın son kısmına yerleştirilen bir ultrasonografi cihazı ve cihazın içinden geçirilen bir iğne vasıtası ile prostat bezinin belirli bölgelerinden 12 veya daha fazla sayıda örnek alınması ile gerçekleştirilir. İşlem öncesinde yapılan lokal anestezi ile biyopsi sırasında ağrı oluşmamaktadır. İşlem yaklaşık 10 dakika sürmekte ve hastanede yatışa gerek kalmadan biyopsi sonrasında hasta günlük hayatına hemen dönebilmektedir. Alınan parçalar patolojik inceleme maksatlı patoloji laboratuvarına gönderilir ve birkaç gün içerisinde sonuçlanır.
Biyopsi için kullanılan bölgenin temiz bir bölge olmaması nedeni ile çok düşük oranda enfeksiyon riski bulunmaktadır. Enfeksiyon riskini daha fazla düşürmek amacıyla işlem öncesi makatın temizlenebilmesi için lavman uygulaması ve antibiyotik uygulaması yapılmaktadır.

 

Prof. Dr. Hasan Biri "Özel Koru Hastaneleri Üroloji Kliniği Bölüm Başkanı"

 

15.05.2017