Psikoloji


Psikoloji


Online Randevu





Psikoloji

KORU HASTANESİ PSİKOLOJİK DESTEK BİRİMİ

Hastanemizin psikolojik destek biriminde ergen, yetişkin, çift ve ailelere danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.

ÇİFT VE AİLE GÖRÜŞMELERİ

Aile Terapisi: Aile terapisi ailenin bir bütün, bir sistem olarak değerlendirildiği terapi yöntemidir. Aile terapisinde bireysel problemlere odaklanılmaz. Daha çok ilişkiye, ilişkiden kaynaklanan problemlere odaklanılır.

Aile terapisi yalnızca karı-kocanın katıldığı evlilik terapisi şeklinde yürütülebileceği gibi çocukların da eşlik edebileceği şekilde yürütülebilir.

Yardım alınabilecek başlıca aile ve evlilik terapisi alanları:

  • Aile içi iletişim problemleri

  • Boşanma süreci

  • Evliliğe hazırlık

  • İkinci evliliklerle birlikte yaşanan sorunlar

  • İlişkiyi geliştirme ve iyileştirme çalışmaları

  • Aldatma

  • Çocuklarla ilgili sorunlar

  • Şiddetli geçimsizlik

  • Kök aile problemleri

  • Cinsel sorunlar

Cinsel Terapi: Cinsel terapi, çeşitli cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde uygulanan bir terapi tekniğidir.

Cinsel terapi ile vajinismus, denetimsiz ejakülasyon (erken boşalma), erektil disfonksiyon (sertleşme bozukluğu), disparoni (kadında ağrılı cinsel ilişki), kadın ve erkekte cinsel istek bozukluğu, kadında uyarılma bozukluğu, kadın ve erkekte orgazm bozukluğu gibi sorunlar üzerinde çalışılır.

Terapide çiftlere cinsel anatomi ve fizyoloji, cinsel yanıt döngüsü, cinsellikle ilgili yanlış inanışlar ya da mitler ve cinsellik kavramı aktarılır. Daha sonra çeşitli ev ödevleri verilerek devam edilir. Cinsel terapi bu alanda eğitim almış psikiyatrist ve psikologlar tarafından yürütülür. Tedavide sanılanın aksine bedensel muayene yapılmaz; çiftlerin duygu, düşünce ve davranışları üzerine çalışılır. Fiziksel bir sorun olup olmadığını araştırmak adına ürolog ve kadın doğum uzmanlarına yönlendirme yapılır. Cinsel terapinin tedavi ilkeleri açıktır ve etik sınırlar dahilinde, uzman kişilerce yapılmalıdır.

Cinsellikle ilgili yaşanan sorunlar bir ilişki problemi olarak görüldüğü ve ele alındığı için terapiye çifterin birlikte eşlik etmeleri tedavinin başarısı açısından önemlidir.

 BİREYSEL GÖRÜŞMELER

Depresyon: Depresyon kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyen önemli psikolojik rahatsızlıklarından biridir. Her insan zaman zaman kendini üzgün, mutsuz, isteksiz hissedebilir. Ancak depresyonda durum uzun sürelidir ve kişinin günlük işlevselliğini olumsuz yönde etkiler. Tedavi edilmediği takdirde kişinin yaşamını olumsuz etkiler.

Aşağıda depresyonun belirtileri sıralanmıştır. Eğer bu belirtilerden birden çoğu aynı anda sizde bulunuyorsa depresyonda olabilirsiniz.

  • Üzüntülü, mutsuz hissetme

  • Başkalarından uzaklaşma isteği

  • Daha önce zevk alınan eylerden zevk almama, isteksizlik

  • Uyku problemleri (uykuya dalmakta, uykuyu sürdürmekte zorlanma, çok uyuma isteği

  • Yeme bozuklukları (iştahta azalma ya da artma)

  • Değersizlik, çaresizlik, umutsuzluk duyguları yaşama

  • Kişilerarası ilişkilerde sorunlar yaşama

  • Dikkatte zayıflama, bellekte bozulmalar

  • Yorgunluk, halsizlik hissi, çabuk sinirlenme

  • Sebepsiz bedensel yakınmaların başlaması (baş, boyun, mide vs ağrıları)

  • Kendine zarar verme, intihar planları yapma, intihar girişiminde bulunma gibi.


Kaygı Bozuklukları: Her insan kendini zaman zaman kaygılı ve stres altında hisseder. Kaygı kişinin dış dünyaya uyum sağlayabilmesini, kendini tehlikelere karşı koruyabilmesini sağlar. Bu nedenle aslında belirli düzeyde kaygı yaşamımızı sürdürebilmemiz adına gereklidir. Ancak bu kaygı çok yoğun ve sürekli yaşanmaya başladıysa, denetim dışına çıktıysa ve kişinin günlük işlevselliğini bozmaya başladıysa sorun olarak ele alınır.

Farklı özellikleri bulunan kaygı bozuklukları vardır. Bunlar:

  • Fobiler: Bir nesne ya da durumla ilgili tehlikeyle orantılı olmayan ve onu yaşayan kişi tarafından anlamsız olarak tanımlanan engelleyici, korkunun aracılık ettiği kaçınmadır.Sosyal fobiler ve özgül fobiler bunlara örnektir.

  • Panik Bozukluk: Aniden başlayan ve çoğunlukla tekrarlayan, insanı yoğun sıkıntı ya da korku nöbetlerinde bırakan bir rahatsızlıktır. Kişiler çoğunlukla gelecek panik atakların da sıkıntısını yaşarlar. Buna bağlı olarak, gündelik aktivitelerini aksatırlar.

  • Genellenmiş Kaygı Bozukluğunda kişi sürekli kaygı içerisindedir. Her konuda kronik ve kontrol edilemez kaygı bu bozukluğun temel özelliğidir.

  • Obsesif Kompulsif Bozukluk kişiye oldukça sıkıntı yaratan, günlük işlevselliğini bozan, zihnin ısrarlı ve kontrol edilemeyen düşüncelerle dolduğu ya da kişinin bazı davranışları tekrar tekrar yapmaya zorunlu hissettiği kaygı bozukluğudur.

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Yaşanan büyük bir stres karşısında artmış kaygı, travmayla ilgili uyarıcılardan kaçınma ve duygusal tepkilerin azalması gibi aşırı tepkileri yansıtır.


 Stresle Başa Çıkma Becerilerini Geliştirme: Stres, çeşitli olaylar karşısında verilen tepkilerin tümüdür. Stres içsel ya da dışsal kaynaklı olabilir. Stres her zaman olumsuz değildir. Stres organizmanın harekete geçmesini sağlar. Ancak stresin uzun süre ve yoğun şekilde yaşanması kişinin hem psikolojik hem de fizyolojik olarak olumsuz olarak etkilenmesine sebep olur. Günümüzde astım, kanser, kalp damar hastalıkları gibi pek çok fiziksel rahatsızlığın nedenleri arasında stres önemli bir rol almaktadır. Bu nedenle stresi tanımak ve yönetmek kişinin beden ve ruh sağlığı için önemlidir. Aşağıdaki belirtiler sizde mevcutsa stresinizi yönetemiyor olabilirsiniz:

  • Fiziksel Belirtiler: Uyku düzeninde bozulmalar, baş ağrısı, sırt ağrısı gibi ağrılar, iştahta bozulmalar, yorgunluk, halsizlik, çarpıntı…

  • Duygusal Belirtiler: Sinirlilik, huzursuzluk, tahammülsüzlük, kafa karışıklığı, takıntılı düşünceler, olumsuz düşünceler, karamsarlık, kızgınlık, öfke duyguları, değersizlik hissi…

  • Zihinsel Belirtiler: Konsantrasyonda azalma, unutkanlık, hata yapmada artış, dalgınlık …

  • Davranışsal Belirtiler: Sigara alkol kullanımında artış, kişilerarası ilişkilerde bozulmalar, karar vermede zorlanma, dişleri sıkma…

Öfke Kontrolü: Günlük yaşantımız içerisinde pek çok duygulanım yaşarız. Olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldığımızda bir takım tepkiler veririz. Öfke de bu duygulardan biridir. Öfke, herhangi bir durum, olay karşısında verilen duygusal, düşünsel ve davranışsal tepkiler bütünüdür. Öfke kontrolü ise yaşanan bu normal duygulanımın uygun şekilde ifade edilmesidir. Öfke uygun şekilde ifade edildiğinde kişi için olumlu çıktıları olur. Ancak öfke kontrolü sağlanamazsa kişiye hem ruhsal hem de bedensel olarak olumsuz geri dönüşleri olur. Öfke kontrolü öğrenilebilen bir süreçtir.
 

Yas Süreci: Yas, kişi için önemli bir kişinin ya da önemli herhangi bir şeyin kaybından sonra yaşanan psikolojik tepkiler sürecidir. Kaybın ardından yaşanan yas tepkisi kişiden kişiye değişir. Yas aşamalı bir süreçtir. Kişi aşama aşama farklı duygusal süreçlerden geçer. Bu aşamaları sağlıklı bir şekilde yaşamak, atlatmak kişinin durumu kabullenişinde ve sonraki süreçteki psikolojik iyi oluşunda önemli bir yer tutar.

Yeme Bozuklukları: Yeme bozuklukları diğer psikolojik bozukluklarda olduğu biyopsikososyal bir bakış açısıyla ele alınmalıdır. Yemek yemeyle ilgili, beden imgesiyle ilgili sorunları bozukluk haline gelmeden fark etmek ve bunun için hem diyet hem de psikolojik destek almak önemlidir. Aşağıdaki belirtiler sizde de mevcutsa uzman yardımı almanız önemlidir.

Anoreksiya Nervozada kişi normal vücut ağırlığında olmayı reddeder. Kişi kilo almaktan çok korkar ve kilo kaybetse de bu korkusu azalmaz. Kadınlarda menstürasyon dönemlerinde bozulmalar oluşur. Hastalar beden biçimlerini çarpık bir biçimde algılarlar.

Bulimia Nervozada ise kişi çok miktarda yiyecği tüketmesinin ardından kilo almayı engellemek için kusma, hiç yememe ya da aşırı egzersiz gibi sağlıklı olmayan yollara başvurur.

Obezite: Günümüzün en önemli sağlık problemleri arasında obezite başı çekmektedir. Psikolojik açıdan ele alındığında obezitenin depresyon, kaygı bozukluğu, düşük benlik saygısı, olumsuz beden algısı gibi pek çok psikolojik problemle ilgili olduğu düşünülmektedir. Yeme davranışı problem çözme mekanizması ile ilişkilidir ve bu mekanizma stres altındayken, mutsuzken, zorlu yaşam olaylarıyla karşı karşıyayken devreye girer. Bu nedenle bu mekanizmanın güçlendirilmesi gerekmektedir. Obezite ile mücade var olan ruhsal sıkıntıları çözmek, uygun yeme davranışlarını oturtmak tedavinin başarısı için yaşamsaldır.
 

Kanserde Psikolojik Destek: Ülkemizde pek çok kanser hastası ve bu hastaların yakınları çeşitli psikolojik sıkıntılarla mücadele etmektedir. Bu nedenle hem hastanın hem de hasta yakınlarının psikolojik ve sosyal desteğe ihtiyaçları artmaktadır. Hastalığın ilk öğrenildiği süreçten başlayarak tedavi boyunca psikolojik destek almak hastanın başa çıkma becerilerini artırmakta, duygu dışavurumunu sağlamakta, kaygısı ve depresyonuyla baş etmesini kolaylaştırmakta, kişinin psikolojik iyi oluşunu ve hayat kalitesini artırmaktadır.

 Sınav Kaygısı: Sınav kaygısı, kişinin sınavda öğrendiği bilgisini kullanmasına engel olan, dolayısıyla başarısının düşmesine sebep olan yoğun kaygıdır. Sınav kaygısı yaşayan kişi sınavdan günler hatta haftalar önce kaygı yaşamaya başlar. Kişi başarısızlık korkusu, huzursuzluk, uyku problemleri, aşırı sinirlilik, mide bulantısı, titreme, konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, değersizlik, yetersizlik gibi pek çok sıkıntı yaşamaya başlar.

Sınav kaygısı yaşayan kişi öğrendiklerini aktaramama, okuduğunu anlayamama, zihninin bomboş kalması gibi durumlarla karşı karşıyadır. Sınav kaygısı gerçekdışı beklentiler ve yorumlamalara dayanır. Kişinin kendi davranışları üzerindeki denetiminin kaybolmasına sebep olur. Sınav kaygısı kişinin ders başarısının düşmesinin yanı sıra kişiyi hem psikolojik hem de fizyolojik olarak olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle eğer kişi bu belirtileri yaşıyorsa psikolojik destek almalıdır.

 Ergenlik Dönemi Sorunları: Ergenlik dönemi 11-12 yaşlarından itibaren başlayıp 20li yaşlara kadar süren önemli bir gelişim evresidir. Birey, çocukluktan yetişkinliğe geçiş aşaması olan bu evrede hem bedenen hem de ruhen hızla değişmektedir. Dolayısıyla birey bu dönemde bir uyum sürecine girer. Her gelişim evresinde olduğu gibi bu evreye uyum da beraberinde bir takım krizleri getirebilir. Bu krizlerin sağlıklı bir biçimde aşılması yetişkinlik sürecine de daha sağlam girebilmeyi sağlar.